26 Şubat 2013

nasılda geçiyor seneler....



Her kare senin bir senen...
Senin uzun yolunun başlangıcı....
Benim yeniden doğuşum....



Hadi bir dilek tut dedim sana....
Düşündün, gözlerini kapadın....
O kadar içten diledin ki...
Merak ettim....
Ne diledin dedim...
"Sizinle hep hep hepppp böyle mutlu olmayı diledim" dedin....
İşte o anda binlerce kez şükür ettim...
Sana sahip olduğum için....
İyi ki doğmuşsun dedim....
İyi ki benim çocuğum olmuşsun...
İyi ki, iyi ki dedim....

İstediğin gibi büyüyorsun oğlum...
8 bitti dolu dolu... 9 başladı....
Senin için ne büyük bi yaş değil mi :)
Biliyorum ki sen bikaç ay sonra 10 demeye başlayacaksın....
Acelen neyse....

Acele etme oğlum...
Doya doya yaşa her yaşını benimle, bizimle, sevdiklerinle....

Bu sene kendinle birlikte bana yaşattıkların yine o kadar çok ki...
Yine geleneğimizi bozmayacağım ve sana bu senenin en önemlilerini anlatacağım...
Kimisi sevinçli, kimisi hüzünlü anlarımızı....
Geçen 1 senemizin renklerini....

İlk bisikletine bu yaşında sahip oldun. Ama hala korkuyorsun binmeye... Canın çok tatlı... Ya yine düşersem diyorsun... O düşüşünü unutamıyorsun hala... Ama geçecek biliyorum.... Bu yaz çalışacağız üstünde seninle... Korkunu atman için...

Okul krizimizi bu sene biraz daha aştık. Evet hala ödev yapmak bir işkence ama nispeten daha az zorluyorsun bizi... İlerleyen günlerden daha ümitliyiz :))

Yaşlanmaktan korkar oldun... Yaşlanmayı, yaşlanmamızı hiç istemiyorsun...  Sağlıklı yaşam sihirli cümlen ;)

İlk kez ciddi boyutlarda hastalandın sen bu sene... İlk defa hastaneye yattın. Ömrümüzden ömür gitti bekleme sürecimizde.. Şükür iyisin şimdi... Ama dikkatliyiz yine de... Kısmi diyete devam hala... Ucundan, ucundan...

Sünnet oldun bu sene :)) Adam oldun... Güzel ve kolay bi süreç oldu şükür :) Atlattık...

Anılara bağlılığın bana benzedi iyice... Kimi zaman bir broşür, kimi zaman bir kağıt, kimi zaman bir şeker saklıyorsun itina ile... O anları unutmak istemiyorsun... Yakında senle ben bir çöp ev yaratacağız haberin olsun :) Hele o taşlar... Koyacak yer kalmadı be oğlum :)))

Aşk hayatın aynı hala... Artık çok fazla görüşemediğin Yağmur çıkmadı hayatımızdan, kalbinden... İleriye yönelik endişeler yaşamaya başladım bu konuda.... Evet sadakat, bağlılık güzel şeydir de oğlum, bu kadar abartma istersen :)))) Unut artık biten şeyleri, takılı kalma ;)

Sevgi böcüklüğün hiç geçmedi. Dokunmak, öpmek, sarılmak hala en güzel sevgi işaretlerin.... Keşke hiç bitmese diyorum ama bunlar bitecek biliyorum... Bikaç sene sonra dokunma, öpme, sarılma diyeceksin :)) O yüzden bu anları tadına vararak yaşamaya çalışıyorum bir erkek annesi olarak :))

İlgi alanların yine değişmedi.... Yeni şeyler katmak istiyorsun farkındayım. Bol bol maymun iştahlılık yapıyorsun hatta yeni şeyler denemek için.... Hayatına yeni giren ve çok zevk aldığın şey ise futbol. Genlerinle geçmiş futbol merakın dedenden... Okuldan anneannene gelirken aşağıdaki berberin televizyonunda maç gördüğün zaman ağzın açık izliyorsun. Anneannen aramaya koyuluyor seni :))) Fenerbahçelilik bu sene daha yakıştı sana :)))

Erken ergen halleri başladı bu sene sende... Bol kapris... Bol kırılganlık... Tehditkar cümleler... Şükür çabuk ayar yapabiliyorum hala sana :)) Tek düğme fabrika ayarlarına geri döndürüyor hahahaaa :)) Şimdilik idare ediyoruz... Bakalım önümüzdeki günler ne getirecek... Ama sabırlı bir anne değilim haberin olsun ;)

Farklı olmak, ilgi çekmek hala en sevdiğin şey... Kaşif olmak istiyorsun bu sıralarda... Fotoğrafçılığa da sarmaya başlıyorsun sanki yeni yeni ;) Galiba sanat dalları hayatının vazgeçilmezi olacak... İzlemediyim hala bu konuda seni ;)

Canımın içi, bitanem, yaşama sebebim....
İşte böyle yuvarlanarak bir yıl daha geçirdik seninle...
Yine mutlu, umutlarla dolu bir yıl bizi bekliyor seninle...
Yine iyi ki diyorum sana...
iyi ki, iyi ki....
Öpüyorum seni minik böcüğüm...

Annen...





21 Şubat 2013

tavuklu milföy


Bu sıralarda dukandayım... Haliyle mutfakta protein hesabındayım... Hiç sevmediğim şeylere aş ermelerdeyim mesela.... Hamileliğimde bile bu kadar aş ermemiştim :))

İçimden gıt gıt sesler çıkmaya başladı bile 1 haftanın sonunda :)))
Tavukdan bıkmaya başlayınca sevdiğim bir tarifle kendimi mmmm pozisyonuna sokmaya çalışıyorum....
Bu postta bu duyguyla hazırlanmıştır :)))

Tarifimiz çok basit... Bagetleri derilerinden sıyırıp haşlıyoruz. Milföy hamurunu hafif açıp tavukları bohçalıyoruz ve üzerine yumurta sarısı sürülmüş şekilde böreğimiz fırında :))
Çok basit dimi ;)

Özellikle yemekli misafirim olduğu zamanlarda ara sıcak niyetine çok sık tercih ettiğim bir tariftir bu... Erol taş misali yemekde benim paşam için oldukça zevklidir hatta....


Kendimi gaza getirdim bak şimdi blogcum :) Akşama bu tarif yulaf kepeği ile mayalı hamur hazırlanarak dukana uydurulacak ve afiyetle yenecek :)))
Beceririm inşallah :)

20 Şubat 2013

3 film birden


İlk filmimiz LARRY CROWN...
Başrollerini Tom Hanks (Larry) ve Julia Roberts (Mercedes Tainot) paylaşıyorlar.


Larry uzun süre donanmada ahçı olarak çalıştıktan sonra bir şirkette ekip lideri olarak çalışmaktadır. Üniversite mezunu olmaması sebebi ile işten atılır ve hikayede böyle başlar.
Ev borcuyla başbaşa kalan Larry ani bir kararla üniversiteye başlar. Yeni bir hayatı vardır artık ... Bu sırada hayatına giren Talia Larry'nin hayatını renklendirmiştir. Ve hitabet hocası Mercedes Tainot'a yakınlık duyması ile birlikte filmimiz romantikleşmeye başlar...
Filmde Talia karakterini çok sevdim. Her insanın hayatında olmasını isteyeceği cıvıl cıvıl pozitif bir karakter... Larry sıradan bir karakter olmakla birlikte sevimli bir orta yaş adamı. Mercedes Tainot ise kötü giden evliliğinden dolayı hırçın bir karakterde.
Hayatın durma noktasına geldiği anda tekrar başlayabileceğinizi anlatan bir film...
Boş vaktinizde oturup izleyebileceğiniz bir film. Muhteşem değil ama izlenebilir boyutta ;)

...................................................................................................................................................................

İkinci filmimiz KUKLA...
Başrollerini Mel Gibson ve Jodie Foster paylaşmışlar. Jodie Foster aynı zamanda filmin yönetmenliğini de yapmış. Yönetmenlik yapmaya başladığını bilmiyordum, şaşırdım hatta...


Walter hayatında dibe batmış obsesif bozukluğu olan bir adam olarak çıkıyor karşımıza... Ailesi tarafından istenmeyen adam olmuş ruhsal bozukluğu sebebi ile... İş yaşamı da aynı şekilde haliyle...
Bir gün eski eşyalarının arasından çıkan kunduz kuklasını sağ eline geçirmesi ile birlikte Walter yeniden yaşama dönmüştür. Kunduz kukla Walter olmuştur artık...

Psikolojik bir dram... Çocukların babalarının dengesizliğinden etkilenmeleri çok iyi işlenmiş... Mel Gibson harika bir oyunculuk sergilemiş. Jodie Foster rolü gereği biraz daha geri planda ancak onun olması bile benim için yeterli  bu filmi sevmem için... Ara ara hareketlenen durağan bir film... Ama ben çok etkilendim bu filmden... Acaba dediğim çok sahne oldu...
Eğer psikolojik filmlerden hoşlanmıyorsanız izlemeyin...

...................................................................................................................................................................

Üçüncü filmimiz ise komedi; KELİMELER YETMEZ....
Başrolde Eddie Murphy var.... Ve yine çok iyi....



Film trajikomik bir hikayeden oluşuyor. Jack ağzı çok laf hatta çok vede iyi laf yapan bir temsilcidir. Birgün aynısını ruhani bir lidere yapmaya kalkar ve film ya bu bir Bodhi ağacı evinin bahçesinde bitiverir. Bu kocaman ağacın sadece 1000 yaprağı vardır ve Jack'in ağzından çıkan her kelime ile ağacın yaprakları dökülmektedir. Ağaç ölünce Jack'da ölecektir......
Çokca güleceğiniz ama aynı zamanda düşüneceğiniz bir film... Kesinlikle tavsiye ediyorum izlemenizi.....
Boş cümlelerle hayatı geçiştirmemek lazım....

Bu haftalık bu kadar film yeter :))



18 Şubat 2013

sünnet şekerlerimizde gelsin ve bu konuda kapansın :)



Çok uzun zamandır aklımdaydı bu lolipopları yapmak. Kısmet oğluşumun sünnetineymiş :)



Sepetin içinde rengarenk çok eğlenceli durdular :)



30*30 ebatlarında havlu kullandım yaparken.
Puantiyeli kurdelelerle birleşince çok sevimli oldu :)


Lolipop havlulara ilave olarak yine tülle paketlediğim lokumları dağıttık.
Ağzımız tatlansın :)


Bunlarda teyzeannelerimize hazırladığım bohçalar :)
Bizde adettir sünnetde aile büyüklerine bohça hazırlanıp verilir...
Bizde bu adetimizi bozmayalım dedik...


13 Şubat 2013

oda süslememiz


Paşamın sünnetini yapmaya karar verince hadi yatağını da yapalım dedik. Sade olsun, çocukça olsun istedim.... Ama oda, buda, şuda derken ortaya bu görüntü çıktı...

Bakalım siz beğenecekmisiniz :))


Cibinlik daha uygun olur dedik....


Cibinliğimizi İ.k.e.a dan aldık...
Üstüne top ışıkları dikerek ekledim.
Cibinliği tavana tutturmak için daha önce anlattığım şu plastik aparatı kullandım...



Yastıklarımızı geçtiğimiz yaz teyzemiz yaptırıp göndermişti.
Yatağına da çok yakıştı :))
Planlasak bu kadar olmazdı...


Uçmayan ama uçan balonlarımız :)))


Kapı süslememiz...
Kapı yazımız sevgili Tuba 'nın elinden çıktı :)
Canım sağolsun çok kısa bir sürede süper bir iş çıkarttı...
Çokta güzel oldu :))

Sade ve sevimli olsun diye yola çıktığımız oda süslemeleri böyle birşeye dönüştü işte :))
Beğendik diyenler el kaldırsın ;)

11 Şubat 2013

mutfakta birimi var :))


Baba izinli evde... Oğluşda onunla evde...
İlk iki saatten sonra kavgaları diz boyu....
Telefonfaki oğluş sürekli şikayette...
Anne işte debelenedursun kimin umrunda :))

Ama anne kişisi baba kişisine de kızgındır bu arada...
Sebep çok dinleyen yok :))

Akşam vakti çantasını sürüye sürüye yorgun eve giden anne mutfakta yemek yapan baba-oğul ikilisini görünce biraz sakinleşmiştir ama sakinleşmek istememektedir.... Bari kapris yapıyım der... Yemek işi de üzerine yıkılmasın diye beynindeki tilkilerin kuyruklarını hemen kıpraştırır :))

Usulca oğlunu sever okşar, başım ağrıyor ben yatıyım biraz olur mu der ve işlemi tamamlar kendince :))

Sonrası yatakta gülmece diyalogları dinlemektir :))

Oğul: Durrrr kızartma köfteleri...
Baba: ????
O: Şekillerini değiştirmem lazım, anneme süpriz yapıcam...
B: Köfte pişiriyoruz ya o süpriz işte annene...
O: Yok yok bekle...
B: Hadi ama... Aaaaaaa ne yaptın öyle onlar pişmez bak....
O: Annemin ismini yazıyorum yardım etsene....
B: Onlar öyle pişmez dağılır, dur yapma oğlum offffffffffff :(
O: Bence bana inat etme babaaaaaaa....
B: Olmaz diyorum, kurur o köfteler güzel pişmez....
O: Offfff baba kadın ruhundan hiç anlamıyorsun.... Annem bunlara bayılacak sen hala olmaz diyorsun... Ben karıma hergün böyle şeyler yapıcam biliyomusun....
B: ............................... (muhtemelen o anda dumura uğramaktadır)
O: Hadi ama çabuk ol.....

Bu böyle uzar gider uzun bir süre :))

Sonra mı?

Oğluş öpe koklaya anneyi kaldırır ve gözleri kapalı masaya götürür...

Tatatatttaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa süprizzzzzzzzzzzzzzzzzz :))))


Yüzünüzdeki tebessümün eksik olmayacağı, bol süprizli, su gibi akan bir hafta diliyorum hepinize....

7 Şubat 2013

gönlümün paşasına



İlerleyen günlerde bu olay senin için ne kadar önemli olacak bilmiyorum ancak erkek evladı olan her ebeveyn için bu an çok önemlidir paşacım....  Elimizden geldiğince de sana hoş bir anı olarak kalmasını arzuladık hepimiz :)

Bugüne kadar sünnet olayını hiç algılamadın annecim sen. Konuyla ilgili karşımıza alıp seni uzun uzun konuşmadık, anlatmadık... Gününü bekledik... Ufacık bir yaranda dahi ortalığı ayağa kaldıran bir yapın olduğu için bunu sana nasıl anlatacağımızı bilemedik belki de :) Birçok sünnet cemiyetine katıldın bizimle ama her nedense sünnet = kına yakmak denklemini kurdun kafanda... Ona bile ben kına yaktırmam haberiniz olsun diye ince ince pazarlık yaptın bizimle :) Kınanın bile tenine zarar vereceğini düşündün :)))) Hal böyleyken bizim seninle paylaşımımıza da  kalın  duvarlar ördün haliyle...  Ufak çaplı  bir  operasyon bu durumda sana nasıl anlatılabilirdi ki :)))

Bugüne kadar beklememizin bir sebebi de buydu aslında...
Bekledikçe de yılan hikayesine dönüşmeye başlamıştı ki ani bir kararla bu şubat tatilinde yapmaya karar verdik bitanem...

Seni normal muayeneye götürme kısmına ikna ettik anneannenle ilk önce. Doktorun pipine tıbbi aletler değdirebileceğini anlattık uzun uzun... Steril olması için farklı bir odada muayene olacağını da tabi ki :)) İlk sorun acıyacak mı oldu. Belki biraz acıyabileceğini ama senin bunu hissetmeyeceğini izah etmeye çalıştık... Böylelikle gamlı baykuş bünyene yeni bir endişeyi de sokmuş olduk :))) Gamlı baykuşluk konusunda yalnız değildin ama anneannende sana eşlik ederek uzun süre şekeri tavan yapmış bi şekilde gezdi...

Günlerce uyuyamadın bitanem... Bişey de soramadın bize... Her yaptığımızı, kendi aramızdaki konuşmalarımızı bir dedektif edasıyla takip etmeye çalıştın :))

Gün geldi çattı... Sabahın kör saatinde hastanenin yolunu tuttuk... Doktorun geldi bizim yanımızdan seni alarak içeriye geçti... uzun süre içeriden çığlık sesi bekledim itiraf ediyorum :)) Hatta hemşirenin yanımıza gelip sizi yanına istiyor demesini de bekledim... Ama bunların hiç birisi olmadı :))) Yürüyerek girdiğin ameliyathaneden pergel gibi açılmış bacaklarınla yine yürüyerek çıktın gülerek.... Bizi şaşırttın annecim :))
Lokal anestezi uyguladıkları için sen hiçbirşeyin farkında değildin...

Seni dinlenmen için yatırdığımızda merakla bekliyorduk aslında ne söyleyeceğini... Ama senin hiç umrunda değildi bizim meraklı bakışlarımız... Neler oldu anlat bakalım dediğimizde bile kerpetenle aldık cümleleri ağzından... Sadece iğne yaparlarken biraz acıdığını ama sonra hiç acımadığını anlattın.... Üstüne kocaman yeşil örtü örttüklerini ama tepedeki ışıkların aynasından ne yaptıklarını gördüğünü söylediğinde paniğimizi anlatamam sana.... Makas değdirdiler hatta ama anlamadım dedin... İşte o zaman sana söyledik sünnet olduğunu, sünnetin böyle birşey olduğunu... Fazlalık bir deri olduğunu ve onu aldıklarını... Pipini görmek istedin hemen... Bakmak istedin, incelemek istedin... Kısalmış mı diye endişelendin uzun uzun ve beni çok güldürdün :))

Sakın oh ne güzel atlatmışım deme hiç... Asıl eziyetin, nazın, niyazın öğleden sonra iğnenin etkisi geçince başladı :)) Tam 5 gün hiç kıpırdamadan yattın annecim... Sağından soluna bile dönmedin.... Bu kadar dikkat etmene rağmen ufak tefek kanamaların oldu. Kimse yokken etrafta pipini incelemeye başladın hemen... Kucakta taşıttın kendini hep... Allahtan biz yokken anneannene bu kadar eziyet etmemişsin :)) 1 haftayı geçmesine rağmen o bacaklar yürürken hala birleşemedi :))) Biz yokken etrafta her ne hikmetse düzeliverdin hemen... Fark etmedik zannetme :)))

Bir sünnet hikayemizde böyle bitanem işte... Birçok ayrıntıyı hatırlayamayacağın için ileride, uzun uzun anlatmak istedim sana... Merak etme öyle boy boy pipili resimlerin yok :)) Özeline saygı duyduk ve teşhircilik yapmadık :)) Göster bakalım da demedik hiç :))) Gayet edepliydik yani :)) Bi ara sünnet videosu çekilirmi acaba diye düşünsem de bu düşüncenin kısa sürdüğüne emin olabilirsin ;)

Evet büyüdün... Boyun büyüdü, aklın büyüdü evet.... Ama benim gözlerimle bir baksan kendine... İlk kucağıma aldığım halinden bir farkın yok hala... Yüzünden gülücüklerin eksik olmasın paşam...

Seni çok seviyorum...

Annen...