13 Nisan 2018

Hayriye Hanım'ı Kim Çaldı? / Figen Şakacı




Bitirgen'le başladık...

Pala Hayriye ile devam ettik yolculuğa...

Bizim Pala Hayriye artık Hayriye Hanımlığa terfi etmiş... Sonucunda hepimiz er ya da geç bu mertebeye ulaşıyoruz işte... Hanım olmuş olmasına da geçmişle hesaplaşma bitmemiş bizim Hayriye hanımın... Ununu eleyip eleğini asamamış henüz...

Kitapta bunu farklı bir yolla yapıyor sevgili Figen Şakacı... Hayriye Hanım'ı kaybediyor... Öyle böyle değil hem de; bir gün ansızın yok oluyor... Abra kadabra "puffff".... Geçmişten gelen bir dost Rüya arıyor bizim deli bozuk karakterimizi...

Kokulardan, yazılardan, eşyalardan, geçmişten, şimdiden izler bula bula.... Hayriye hanımın notlarını, yazılarını okuya okuya... Hem kendi hesabını kapatıyor, hem de arkadaşını yeniden tanıyor...

Bu kitapta ben ne düşündüm en çok biliyor musunuz; Acaba dedim en yakınlarımıza ne kadar kendimizi gösteriyoruz, açıyoruz içimizi çırılçıplak... Tüm endişelerimizden haberdarlar mı? Tüm sevinçlerimizden? Tüm korkularımızdan? Tüm sırlarımızdan?
Ne kadarına izin veriyorsak o kadarına işte...

Rüya can arkadaşı Hayriye'yi ararken bir yandan da bunları soruyor, sorguluyor... Sanki başka bir gözle daha görüyor yaşananları... Ve size de aktarıyor o ikinci gözü...

Çift karakterli, şahsına münhasır bir kitap olmuş anlayacağınız bu kitap...

Bir ara  geçirdikleri dönemin yaş almışlığı ile geziye atıfta bulunması ise ayrıca bir güzel olmuş kitapta bence...

" Memleket kumaşı iyiden iyiye eprimiş, birileri yamayla birileri orasından burasından çekiştire çekiştire uydurmuştu işte kendine. Oysa, daha dün gibiydi şu yokuştan aşağı can havliyle polisten kaçtıkları o meşum gün. Belki bir şeyler değişir umuduyla hemen uçağa atlayıp gelmiş, duyarsızlıkla suçlayıp burun kıvırdıkları gençlerin şanlı direnişine Hayriye'yle birlikte omuz vermek için kendini helak etmişti. O günlerde yediği gazdan astımı azmış, Hayriye'nin evden çıkmaması için yaptığı uyarıları dinlememiş, her gece ağaçların altında, gençlerin yanında, kendi geçmişlerini de temize çekmişlerdi."

Serinin en sevdiğim kitabıydı sanırım bu kitap... Diz ağrısı, kalp ağrısı, kuyruğu dik tutma çabaları derken bizim tevellüte hissiyat olarak pek bir yakın ;)

Denk getirin de okuyun diyorum o sebeple ♥



Altıçizililerim ;


* Zaman acelesi olanların uydurması. Sabrı yeni öğrendim ben, telaşa pabuç bırakır mıyım öyle hemen. Sessizliğe, ıssızlığa yeni vardım, öfkemin tasmasını yeni çözdüm, bağrımı yeni açtım kendime.

* Koku bizim en suskun duyumuz, beraberinde getirdiği davetli davetsiz her misafiri aklımızın, kalbimizin bir yerinde mutlaka ağırlamışızdır.

* Birbirlerine benzememe, özenmeme maharetleri sayesinde düğümü sıkı atmışlardı arkadaşlıklarına.

* Kırk yıllık kuaförlerin yerine böyle pavyon gibi yerler açıldı, kapıya da eşşek kadar tabelalar astılar, neymiş efendim saç tasarım merkeziymiş. Lan Allah'ın verdiği üç tel saçın neyini tasarlayacan, bunun kısası, uzunu, dalgalısı, düzü var. Ne yapıyorsunuz, kuş mu konduruyorsunuz karıların kafasına? Hele vitrinine boyum kadar çizmeler, taşlı tokalı ayakkabılar koyanlara ne demeli? Kunduracı da yok artık, şuuuz sentır'cılar bastı buraları. Ne oldu bizim milli değerlerimize, ne oldu ha?

* Gençken nerde olsa yatar, ne bulsam yer, üstüme kimin neyi olsa giyerdim. Evmiş, mülkmüş, benim eşyalarımmış, hiç böyle takıntılarım yoktu. Demek ki o zamanlar bir şeye sahip olmadığımızdan kaybetme korkusunu da bilmezmişiz. Şimdi öyle mi ya, bana ait her şeyi muhafaza edeceğim diye kendi kendime bile muhafızlık ediyorum bir görsen. On kere çantam yanımda mı diye kontrol etmeler, evde bardak kırılsa ahlanmalar... Çok ayıp biliyorum ama elimde değil, yapıyorum gene.

* Ya burnunun diki ya dibin dibi!

* Ben gittiğim için değil, sen buna boyun eğmek zorunda olduğun için üzülmüştün.

* Bütün özürlerimi diledim de geldim ben bu yaşa. Kimseye borçlu kalmadım. Çoktan öğrendim; insan kardeşten, arkadaştan, sevgiliden, bu hayattan gider. Veda dediğin bir kereye mahsustur; veda eden mağluptur belki ama mahcup değildir.

* Sen kötümsersin ben karamsarım derdi Hayriye. Canım, ne farkı var diye çıkıştığında lafını keser, sen kötülüğü biliyorsun ben karanlığı, sen iyiyi ayırt etmek için kötüye ihtiyaç duyuyorsun, ben tünelin ucunda en ufak bir ışık görsem kıçın kıçın kendi karanlığıma kaçıyorum. Aynı yere mi çıkıyoruz sonunda bilmem, ikimizin de içini kemiren kurt aynı elmadan besleniyor orası kesin derdi.

* Yıllardır uzakta olmak paylaşılacak acılara da yabancılaştırıyordu demek insanı. Sözün yetmediği, yetişemediği yerlerde boy veren şeftali dokunmaları, yanaktan süzülen bir damla yaşı usulca silmenin, uzun sessizliklerin, birlikte yürüyüşlerle kafalarda dolanan bin türlü düşünceyi gezdirmenin tadını telefon konuşmaları verebilir miydi?

* En çok aşk söz konusu olduğunda bazı sözcükler yazıldığı gibi okunmuyor. Ben sana yarim dedim sen onu yarım diye oku...

* Yaraları sevme huyundan vazgeç Hayriye. İnsan yaralı bir hayvan, sen ne yapsan iyileşmez, sevsen de geçmez sövsen de.

* Ben anamdan ne gördüysem tersini yapmak için ömrümü heba ettim. O feda et demişti, heba da aynı kapıya çıkar, takma bu kadar dedim, genlerimle oynadım resmen... O tarhanayı suda mı eritiyor, ben kavururdum. Telefon açıp suda niye eritiyorsun dememek için kaç paket tarhanayı mundar ettim. Bamyaya ince ince değil, parmak kalınlığında soğanlar doğradım, pilava tereyağı koklatmadım, domates rendelemedim. Bir adama var, hep onunla ol diye tembihledi. Onlarca adam sevdim, hepsine gönül verdim de elim boş döndüm. Demek ki önce anamı yanlış anladım, sonra dünyaya amud açısından baktım. Beynime giden onca kan da böylece heba oldu.


10 yorum:

  1. Hayriye Hanımı Kim Çaldı? Ne kadar ilginç bir kitap ismi. Bir kitapta beni ilk önce ismi cezbeder, daha doğrusu isim çok önemli benim için, kimi kitaba sırf ismi yüzünden ısınamam bunu çok sevdim ve merak ettim. Eline sağlık Şebo'cuğum, okumak isterim.:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kitap ismi evet farklı ve ben bu kitap isimlerini çok seviyorum senin gibi Müjde ♥

      Sil
  2. Hoşuma gitti konusu, okuyacağım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oku Handancım bu üçlemeyi sen... Çok kısa sürede de okuyacağından eminim ;)

      Sil
  3. Ne kadar samimi bir anlatım ile dile getirmişsin kitabı-kendimizi-dünü ve yarını.
    "Bu kitapta ben ne düşündüm en çok biliyor musunuz; Acaba dedim en yakınlarımıza ne kadar kendimizi gösteriyoruz, açıyoruz içimizi çırılçıplak"

    hiç :-)

    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  4. Bütün özürlerimi diledim de geldim ben bu yaşa.Kkimseye borçlu değilim...
    He valla....
    Okumalıyım en kısa zamanda Kuzu tam benlik.
    Emeğine -okuduğun içinde gözlerine sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 40 yaş üstünün kesin okuması gereken bir kitap... O kadar benzeşiyoruzki çoğu yerde...
      Canımsın, senin de yorumuna sağlık güzelliğim benim ♥

      Sil
  5. Ben ser veririm sir vermem 😂😂😂. Bana özelseyler mutlaka kalir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. hahahahaaaa :))
      Ben bu konuda yarı yarıyayım galiba Derya :))

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)