22 Haziran 2017

Handan'ın filmleri ♥


Günaydın diye söze başlayayım ama ben bu yazıyı yayınladığımda saat kaç olur bilemem...
Sabah serinliğinde güzel bir günaydın dediğimi varsayın olur mu ♥

Bu aralar çok uğrayamadım buralara, sizleri de okuyamadım... Bayram öncesi iş yoğunluğu sadece... Rutine döneriz 3-5 güne...  Fazla aksiyona gerek yok, kalbim dayanmıyor....

Hazır fırsat bulmuşken son izlediğim filmleri yazayım dedim sıcağı sıcağına... Hepsi birbirinden güzel ve özeldi çünkü. Benim güzel arkadaşım Handan tavsiye eder de hiç kötü olabilir mi zaten...

Handanım bu arada hemen bir teşekkür edeyim sana, galiba hayatımda izleyebileceğim en güzel filmlerden birisini izlettin bana ki ne geç kalmışım ben bu filmi seyretmek için... Keşke dedim daha önce izleseymişim, şimdiye kadar 5-10 kez izlemiş olurdum... Hangi filmi dediğimi anladın değil mi? Tooowwwaaaannndaaaaa  :))))) Allahım duygular şelale bende; nerede ağladım, nerede kahkaha attım karıştırdım gitti film boyunca... Büyüksün mirim :))))

Handancığımın filmlerini en sevdiğimden başlayarak anlatmaya başlayayım ben en iyisi ;)




KIZARMIŞ YEŞİL DOMATESLER (1991)

İlk önce kısaca filmin konusundan bahsedeyim size;

Evelyn (Kathy Bates) evliliğin rutininde iyice sıkışmış, kendinden hoşnut olmayan, evliliği ile ilgili çözümler bulmak için çeşitli toplantılara katılıp çözümlemeye çalışan orta yaş üstü bir kadındır. Bir gün huzur evi ziyareti sırasında tesadüfen tanıştığı Ninny (Jessica Tandy) ile yapmış olduğu sohbetlerde Ninny ona geçmişten güzel anılar anlatmaya başlar. Ruth ( Mary Louise Parker) ve Idgie ( Mary Stuart Masterson) nin büyüleyici hikayesini... Evelyn,  Ruth ve Idgie'nin hikayesinden o kadar çok etkilenir ki huzurevi ziyaretleri sıklaşmaya başlar... Aralarında güzel bir dostluk oluşur...

Özete bakınca film çok sıradanmış gibi geliyor değil mi? Ama değil işte...
İçinde çok sıcak dostluklar var, 1920 li senelere aykırı gelebilecek derecede feminizm var, ırkçılık var, kahkaha var, gözyaşı var, umut var... Ne ararsan var yani....

Idgie zaten tek başına şahsına münhasır bir karakter... Onun o erkeksi, güçlü karakterinin içindeki şefkati hissetmek içini yumuşatıyor insanın....

Ruth, allahım sen nasıl kibar bir kızsın.... Bakışlarının sadeliği ve masumluğu beni derinden etkiledi her sahnesinde...

Ninny'nin 80 li vücut yaşında iken nasıl da 20 li yaşlarının ruhunu taşıyor hayretle izledim... Deli doluluğu yaşanmışlıklarla birleşince nasıl da bilgeleştirmiş onu... Muazzam bir karakter ♥ Hoş ben onun Ninny olduğundan da çok emin değilim gerçi ama şimdi hissiyatımı yazıp spoiler vermeyeyim :)))

Evelyn katıldığı toplantılarda gülmekten öldürdü beni mesela... Kıyamam aydınlanacak aydınlanmasına da bir kal geliyordu kuzuma :))) Ama bir towaaandaaa sı vardı ki Idgie'den etkilenmesinin eseri olarak, kaç gündür dilime pelesenk oldu hatırlamıyorum... Uzun süre de geçmez artık....

" Yaşlı olmak için çok gencim, genç olmak için çok yaşlı "
Nasıl güzel bir cümledir mesela..... Geçtiği sahneyi kaç defa izledim bak sayamadım :))))

Film çift zamanlı ilerlemeyi çok güzel geçişlerle kotarmış, her karakterini ince ince işlemiş ve öyle farklı özellikler koymuş ki her birine ekranın arkasına geçip sarılmak istiyorsunuz emin olabilirsiniz.

Yer yer güleceğiniz, yer yer kendinizden birşeyler bulabileceğiniz, yer yer kahkaha atıp hemen akabinde gözyaşlarına boğulabileceğiniz çok etkileyici bir film... Aman haaaa ben şimdi böyle yazdım diye çok büyük beklentiyle ekran karşısına geçip hmm orası da olmamış, burası da olmamış, şunun enerjisi tutmamış demeyin. Vallahi çok haksızlık yaparsınız... Beklentisiz oturun ama seveceğinizden de emin olun gibi bir şey benim dediğim :)

İnanın her sahnesini ayrı ayrı anlatmak istiyorum size ama fazlaca spoiler vermiş olurum ve filmin zevkini kaçırırım....

Sonuç olarak ben bu filmi ÇÇÇÇOOOOOOOOOOOOOKKKKKK SEEEVVVVVVVVDDDDİMMMMMMM ♥  İzlemeyenleri Handan'la birleşip dövebiliriz :))) Şaka şaka, ama mutlaka izleyin dediğim bir filmdir kendisi ;)




THE GOOD LIE / İYİ BİR YALAN (2014)

Yine bir dostluk hikayesi....
Sudan'da 80'li yıllarda çıkan iç savaş neticesinde Amerika'ya yerleşen 3600 mülteci Sudanlının yaşam hikayelerinden yola çıkılarak hazırlanmış bir film. Gerçek hayat hikayelerinden yola çıkılarak filmin çekilmiş olması sahnelerde daha da etkilenmenizi sağlıyor...

Köylerinin gerillalar tarafından yağmalanmasından sonra bir grup çocuk tamamen kendi iç güdüleri ve o ana kadar öğrendikleri bilgileri kullanarak bir yaşam savaşı verirler. Güvenli bir bölgeye ulaşabilmek için açlık ve susuzlukla mücadele ederek binlerce mil yürümek zorunda kalırlar. Kakuma mülteci kampına ulaştıklarında ise 7 çocuktan sadece 4 çocuk kalmıştır; Mamere (Arnold Oceng), Jeremiah (Ger Duany), Paul (Emmanuel Jal) ve Abital (Kuoth Wiel).

Kakuma mülteci kampında uzun seneler geçirdikten sonra Amerika ile ortaklaşa hazırlanan bir göçmen programı ile 4 genç Amerika'ya giderler. Fakat Abital onlardan ayrılmak zorunda kalmıştır, o eyalette kalacak bir aile ayarlanamayınca farklı bir eyalete gönderilmek zorunda kalmıştır.  Artık yola Mamere, Jeremiah ve Paul birlikte devam edeceklerdir... Bir de tabiki kendilerini iş bulmak ve düzen sağlamalarına yardımcı olmakla görevlendirilen Carrie (Reese Witherspoon)....

Filmi bu şekilde özetleyebilirim, çarpıcı bir hikayesi var.

Amerika'ya geldikten sonra bizler için çok doğal olan şeylerin onlar için önemli bir öğrenme ve deneyimleme süreci haline gelmesi filmin bir yandan komik bir yandan da düşündürücü öğeleriydi... Yataklarını ilk geldiklerinde yere serip öyle yatmaları mesela, telefon çaldığında ilk tepkileri gibi gibi...

Carrie rolüyle Reese Witherspoon çok sevimliydi. Sanırım sevmeye başlıyorum bu kadının oyunculuğunu. Yaban ve Big little Lies film/dizilerinde de iyi iş çıkartmıştı...  Bu filmde de gayet başarılı bir performans sergilemişti...  Yardit lakabı bu filmde ayrı bir şirinlik katmıştı sanki :))) Büyük beyaz inekmiş anlamı da :)

Filmde en sevdiğim karakter sanırım Mamere'ydi... Onun o doğruluğu, dürüstlüğü, olaylara bakış açısı, idealleri ve hesaplaşmaları oldukça etkileyiciydi...

Diyorum ya içinizi ısıtacak, gerçekliğinin çarpıcılığıyla bazen içinizi acıtacak, gülümseten ama bir o kadar da ağlatan bir film....

Sonuç olarak ben bu filmi de ÇOOOOKKKK SEEEEVDDİİİMMMM :) İzleyiniz efenim ;)



TRASH (2014)

Raphael (Rickson Tevez) ve Gardo (Eduardo Luis)  Rio'nun arka sokaklarında çöp toplayıcılığı yapmaktadır. Bir gün yine çöp toplarken Raphael bir cüzdan bulur ve onu Gardo ile saklar. İçinde paranın haricinde siyasi bir kariyeri olan Santos'un gizli bilgilerinin bulunduğu bazı şifreler bulunmaktadır. Çok kısa bir süre sonra çocukların peşine de düşerler zaten. Bu sırada Raphael ve Gardo kendilerini saklamayacaklarını anlayınca  Rato (Gabriel Weinstein)'dan yardım isterler. Muhteşem üçlü işte :))

3 arkadaş dürüstlük ve doğruluğun hikayesini yazarken bir yandan da ülkenin kaderini değiştirmektedirler aslında...

Bir an bile gerilimi ve temposu düşmeyen filmde yemin ediyorum tırnaklarımı yedim. Bir ara koltuğun tepesine tünemiş oğlum kaçsana diye bağırmaktaydım ki kendime geldim ahahaaaa :)))

Filmde en sevdiğim karakter Rato'ydu ♥ Onun o itilmişlik, dışlanmışlıkla birlikte diğer çocuklarla duygusal bağ kurması, kıvraklığı, sevimli üçkağıtçılığı şahaneydi.

Planlarına hiçbir zaman uyamamaları ve hep bir spontone B planı ile gitmelerini izlemek hem keyifli hem de heyecanlıydı.

Bir sahnede döküntü bir bilgisayar oyunu üzerine kurdukları hayaller çok sevilesi ve iç ısıtıcıydı....

Olivia karakteriyle Rooney Mara,  Peder Juilliard karakteriyle Martin Sheen filmin bonuslardandı.

Doğruluk her zaman kazanır mı bilinmez ama bu çocuklar gerçeğin peşinde çok büyük bir yol aldılar, küçücük boylarına inat güzel işler başardılar.

Oldukça heyecanlı ilerleyen bu filmi ben SEEEEVVVVVVDDDİİİİMMMMM ve izlemenizi tavsiye ediyorum efenim.

Yazının başını günaydınla, sonunu da iyi akşamlarla bitirerek bir rekora daha imzamı atmaktan mutluyum :))))
Hatta işi biraz daha abartıyım, başka bir yazı hazırlayamayacağımı düşünerek bayramınızı da kutluyum efenim...

Mutlu bayramlar ♥ Küçüklerimin gözlerinden, büyüklerimin ellerinden en kocamanından öperim.
Bayramdan sonra görüşürüz ;)

14 Haziran 2017

Bugünlerde...



Bizimkileri hafta sonu yazlığa götürüp bıraktım...
Pazartesi sabah boynumu büküp döndüm tabiki.. Ama aklım onlarda :)
15 dakikada bir taciz ediyorum ne yapıyorsunuz, beni özlediniz mi diye...


Oğluşla her yaz aynı şeyi yaşarız aslında, ben hafta sonu anneliğine terfi ederim.
Ama bu sene feci koydu :(
Evdeki sessizlik iki günde feci sinirlerimi bozuyor...
Anladım ki hırgür içinde bu sene bana iyice bir yoldaş olmuş oğluş...
Sana yat demeyi özledim dedim bugün sabah telefonda.
Bana telefon açta söyle yat diye çok özlediysen dedi...
Ruhsuz oğlum benim...


Arden Paşayla tam alışmıştık, kaynaşmıştık...
Nasıl bir iletişim zincirim varsa çocukla bir haftada zor kaynaşmıştık...
Şimdi kafamda deli sorular, acaba hafta sonu gittiğimde yine aramıza elektrikli tel mi döşeyeceğiz diye....


İki gündür ne iş yaptım evde, ne kitap okudum, ne film izledim....
Boş boş oturup telefonumla oynadım...
Kafamı kaldırmadan hemde....
Ergenusumun boşluğunu doldurmaya çalışıyorum galiba...


Bakalım bugün akşam ne bahane bulacağım çakılıp kaldığım o koltuktan kalkmamak için.....

Öpüldünüz şimdilik ;)

9 Haziran 2017

Adam ve Kız / Deniz Erbulak


Nihayet kitap okumaya yeniden başlayabildim...
Az az gerçi, dar alanda kısa paslaşmalar gibi...
Her gün 20-30 sayfa kadar, o kadar az yani...
Ama olsun hiç olmamasından çok çok iyi bence...
Zaman sorunumu atlattıktan sonrasına hazırlık gibi :)

Şimdi size anlatacağım kitap yaklaşık bir aydır elimde.... Benimle her daim gidip geliyor her yere....
İşe, gezmeye, yatağa... Hep elimde ama hiç sayfasını açmadan... Okurum umuduyla hep...

Hafta başında şeytanın bacağını kırdım ve sayfalarını çevirmeye başladım...
Diyorum ya az az...
Sonra dün akşam artık o kadar çekmişti ve meraklandırmıştı ki kitap beni, dayanamadım...
Kapanan gözlerimi inatla açık tutmaya çalışarak, gidip iki de bir yüzümü yıkayıp uykumu açarak, hatta en sonunda gecenin bir yarısı kahvemi yudumlayarak nihayet bitirdim kitabı :)
Mutluyum ♥



Okuduğum ilk Deniz Erbulak kitabı....
Aslında tesadüfi biraz da :) Ayşe Erbulak kitabı alacaktım, yanlışlıkla bu kitabı almışım... Bu kitabın ismi çekmiş beni... Siparişim geldiğinde fark ettim hata yaptığımı... Ama şimdi diyorum ki iyi ki hata yapmışım 💞

Kitap bir adam ve bir kızın hikayesini anlatıyor... Birbirine çok zıt iki insanın "birdenbire" gelişen hikayesini anlatıyor... "Birdenbire".... Orhan Veli'nin "Birdenbire" şiiri gibi...
Yazar araya şiirden cümleleri ustaca serpiştirmiş zaten... Daha da sıcacık yapmış hikayesini böylelikle...

Karakterlerin ismini öğrenemediğimiz herhengi bir adam ve herhangi bir kız... Farklı uç noktalarda nefes alan iki insan...
Adam internet ve oyun bağımlısı... Hayatını, geçmişini silmiş, unutmuş, boşvermiş... Hayatı kahve ve oyun... Kuralları yıktım diyor kendince....
Kız ise özgürlüğünün peşinde bir yalnız... Ailesinden kaçmış kendince... Alışılagelmişe uymak istemiyor, kendi doğrularıyla kendi hayatını yaşamak istiyor... Dramatik ailenin umursamayan, aldırmayan cılız ve hatta galiba biraz da çirkin kızı...

İşte bu iki insan aynı apartmanın altlı üstlü iki dairesini paylaşıyorlar.. Birbirlerini hiç tanımadan, umursamadan hatta tanımak bile istemeden... Ama yolları kesişiyor işte... Ama ne kesişme...

Aslında iki karakter de o kadar çok bizden ki... Bağımlılıklarıyla, korkularıyla, kaçışlarıyla ve aradıklarıyla... Ve Deniz Erbulak adam ve kızın hikayesini o kadar yalın bir dille anlatmış ki... Hiç uzatmadan, detaya boğmadan... Adamın evindeki yeşil kanepenin ucuna ilişmişim de onları izliyormuşum gibi hissettim kitap boyunca kendimi... İç sesleri büyülenmiş gibi dinledim sanki o yeşil kanepede....

Bu kadar ayrı nefes alıyorken, bu kadar farklı alışkanlıklarından ve beklentilerinden feragat edebilecekler miydi birbirleri için.... Merakla gidiyorsunuz işte peşlerinden... Ne derdiniz var diye diye bazen de...

Mutlaka okuyun diyebileceğim kitaplardan oldu Adam ve Kız... Tadı hala ruhumda dolanıyor, öyle güzel bir his ♥
Sanki bizim mahallenin adam ve kızı gibi... Kim bilir belki sizin mahallede de vardır :)

Bu kitabı anlatıp da Orhan Veli'nin Birdenbire şiirini yazmadan olmaz tabi ki... Sanki bu şiirin kitabı gibi zaten... Ne biliyim... Belki de yazarın çıkış noktasıdır... Bilemiyorum tabiki tamamen varsayım benimkisi ;)



Her şey birdenbire oldu. 

Birdenbire vurdu gün ışığı yere; 
Gökyüzü birdenbire oldu; 
Mavi birdenbire. 
Her şey birdenbire oldu; 
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; 
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. 
Yemiş birdenbire oldu. 

Birdenbire, 
Birdenbire; 
Her şey birdenbire oldu. 
Kız birdenbire, oğlan birdenbire; 
Yollar, kırlar, kediler, insanlar... 
Aşk birdenbire oldu, 
Sevinç birdenbire.

ORHAN VELİ KANIK


Olmazsa olmazım altı çizili cümlelerimi de bırakayım buraya ve sonra da kaçıyım...
Malum bugün karne günü, Oytun'un tatil başlangıcı...
Mutlu hafta sonlarımız olsun hepimizin, çocuklarımıza da iyi tatiller...
Hepinizi kucaklıyorum kocaman ♥


* Hayat, kız için; bir mıknatısın, üzerine hücum etmiş onlarca topluiğneyi taşıması gibi, bütün olması beklenenleri taşımaktaydı. O kadar kaçınılmaz şeylerdi ki bunlar, onları tatlı ve tatsız; iyi ve kötü, olumlu ve olumsuz diye ayırmak anlamsızdı.

* Doğruların ve kuralların değişkenliğini fark edeli çok olmuştu. Her durum kendi şartlarını da yanında getirir, her durumda yapılması gerekenler değişirdi.

* İnsanlar anlamadıkları şeyler için kalıplar yaratıyor, sonra da başka anlamayanları bunlara inandırıyorlardı. Bir tek anlayanlar biliyordu nasıl olabileceğini ve neden zannedildiği gibi olmadığını.

Her şey birdenbire oldu.” Kız yalnızdı. Adam da öyle. Kız, adamı gördüğünde ne hissettiğini bilemedi. Adamsa kızı gördüğünden bile emin değildi. Belki üst katta yaşayan bir hayaldi. Belki de kentteki yüz binlerce kaybolmuş insandan biri.

* Adama öyle geldi ki, sanki masalsı bir uykuya daldı, bin yıllar geçti hatta milyon. Dünya yandı, yıkıldı, değişti, başkalaştı, tekrar ve tekrar yaratıldı, her seferinde en baştan... Ve kendisi de uyudu, uyudu... Sonra bir açtı gözünü ki, aynı yere basıyor ama başka yere bakıyor. Her şey gitmiş, başka şeyler gelmiş. Bir kendisi kalmış eskisi gibi. Yenilediği o eski haliyle. Değiştiğini ilan edip gözlerini yumduğu o haliyle. Başkaları onun değişimini görsün diye gözlerini kapamış ve asıl kendisi değişimi görmeyi kaçırmıştı.

* Ruhsuzdu sesi adama göre.  Çünkü nazikti. Bu kadar nazikse eğer, ruhsuz demekti. Ruhsuzluk seviyesinde nazik. Üzüldü adam. Kendisi henüz üzülmeyecek kadar nazik olamıyordu.

* Fakat bir ütüsü olmamasından memnundu. Bu ona, fakirliğini değil, arkada bırakmayı becerebildiğini düşündürüyordu.

* Keyfi şeyler nadiren oluyordu ve bazen fazladan bir bardak çay, fazladan daha uzun bir kahvaltı, fazladan bir insan daha, masada hoşa gidecek şeylerdi kız için.

* Hayat, kıyaslamalarla çözülemeyecek şekilde kadere bağlıydı kızın gözünde.

* Yeniliklerin mevcut düzeni bozmayışından hem şaşkınlık hem sevinç duyulmalıydı.

Döndü,adama baktı. Adam da ona.
   Neden? 
   Sen mi? 
   Başını salladı kız.
   Alıştım, değişik geldin, dedi adam. Sessizsin. Başkaları gibi değil. Geliş gidişine falan alıştım çok.



Güzelse çeker ki insanın canı, başka niye çeksin? 
   Hayır, canı çektiği için güzel gelir ona. 
   İyi. Tamam. Peki, nasıl canı çeker madem? Güzel değilse nasıl çeker durup dururken? 
   Kendisine iyi geldiğini anlar. Hoşuna gider. Dokunmak ister. Yanında olsun ister. Değsin. Tutsun. Öpsün.
   Duysun, hissetsin. Anladın mı? Bunları isteyince de canı çeker işte. Artık güzel odur. Hep odur.


* Ve kız yine de, hayatındaki belirsizliklerden o kadar emniyet duyuyordu ki hala. Boşluktan ve hiçbir şey olmamasından. Hiçbir şart, hiçbir kural.

* "Kokusu mu ağır geldi? Soğan kavurmam bir daha istemiyorsan" dedi kız.
   Bir daha! Adam gergin bekledi. Kıza patlayıp patlamayacağını tarttı. Bakalım bu geleceğe dair kelimelerin nasıl bir etkisi oluyordu üzerinde? Sayıları arttıkça yaratacakları tehlike de artacak mıydı?

* Herkes kendi bildiğini arkada bırakmıştı hayatında. Ancak sahip olduklarını terk edebiliyordu insan.



6 Haziran 2017

30 şarkı meydan okuması #4 ve soooonnn ♥

Eveeettttt
Bir çelınçın daha sonuna geldik :)))
Yapımda, yayında emeği geçen herkese kucak kucak kalp gönderdim.
Yine çok eğlendik :)))
Darısı diğerlerinin başına....


22- Seni ileriye taşıyan bir şarkı....

Beni ileriye taşıyor mu çok emin değilim ama bu şarkı beni güzel bir yolculuğa hazırlıyor sanki...
Hoşgeldin diyerek sonuna kadar sevgiyle açılan kapılara....

Yeni güne, yeni bir umuda, yeni insanlara, sevgiye, dostluğa...
Tüm güzelliklere "hoşgeldin"




23- Herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüğün bir şarkı...

Şarkıyı dinlediğinizde neden bu şarkıyı paylaştığımı çok iyi anlayacaksınız...
Hatırlamayanlara bir hatırlatma olsun bu şarkı...
Üzerine çok söz söylemeye gerek yok...



24- Dağılmamış olmasını dilediğin bir gruptan bir şarkı...

İlhan Şeşen'i severim ama Grup Gündoğarken hallerini daha çok severim...
Her dinlediğimde de yazık ettiler ayrılarak derim...
Amca ve yeğenleri sevmiştik hepimiz... Herkes kendi yoluna gitmeseydi keşke...




25- Artık hayatta olmayan sanatçıdan bir şarkı....

Tüm kaybettiklerimize elbette çok üzüldük... Ama bu çocuğun ölümüne gerçekten çok üzülmüştüm...
Çok genç yaşta olmasından mı hayallerine yeni kavuştuğundan mı bilmem çok burkulmuştu içim... Hala da aklıma geldikçe üzülürüm...

Kerim Tekin'den bahsediyorum, sonra da aynı sebeplerden Barış Akarsu eklendi bu duyguma...
İkisini de ayırmayacağım bu sebeple birbirlerinden....







26-  Aşık olmak istemene yol açan bir şarkı....


"Sevince durma, durma koş ardından
Zaman yoktur git aşkı sen ondan...
Sevince tüm insanlar bir başka...
Durma dostum sen de yer ver aşka..."

demiş Erkin Koray :) Dinlememek olmaz di mi ama ;)




27- Kalbini kıran bir şarkı...

Öyle kalbimi kıran bir şarkı yok benim... Ama kalp kırıklığını anlatan güzel şarkılar var....
İlk aklıma geleni paylaşıyorum bu sebeple; "Can Kırıkları"





28- Sesini çok sevdiğin şarkıcıdan bir şarkı...

Bu kadının sesini çok seviyorum... Tavrını, işvesini, kanun çalışını da....
Daha bir sürü sevdiğim ses var ama bu aralar Birsen Tezer ♥




29- Çocukluğundan hatırladığın bir şarkı....

Hahahaayytttt :))) Bak beni nerelere götürdü şimdi bu soru....
Bana eskiden akşam gölgesi derlerdi...
Evde TV açılmaya görsün, hemen önüne geçer şarkı söyler oynarmışım :)))
Millet kaçak izleyek Şebnem kaçak önü ilgi çekecek :))
Şimdi olsa döverler adamı :)))
Benimkiler vallahi sabırlılarmış :)))

İşte o zamanlardan bir şarkı gelsin....

Delisin!!!!



30- Sana seni anlatan bir şarkı...

Bu madde çok zor işte... Ne anlatır bilmem ki beni...
Beni değil ama bizi anlatan bir şarkı gelsin... Geçenlerde de paylaşmıştım hatta...
Biz böyleyiz dedik ya hani, işte o ;)
Tüm asi ruhlara gelsin bu şarkı o sebeple...


5 Haziran 2017

instagramdan seçmeceler volume kaç hatırlamıyorum :)))


Bu ay seçmece meçmece değil vallahi...
Bildiğin hepi topu bu kadar....
Koskoca ayda bu kadar mı anı biriktirilir Şebo dedim kendime ve esefle kınadım...
Gelecek ay telafi edeceğiz inşallah 😉

Mutlu haftalar diliyorum hepinize ♥




Arden Paşayı beklerken herkes dikkat çekici malzemesini seçti, tabi ki bende turuncu köpek kutu var, içine de krik krak koydum :))) 
Kendini uyanık zanneden Oytun ise cebine gizli araba koydu ahahaaa :)) 
Elinde kitap cebinde araba Arden cepte diyor :))) 
En masumumuz kıyamam annem, muza tav edeceğini düşünüyor 😁😁😁 
Çok hırçın bir çekişme yaşayacağız anlayacağınız.. 
Galip gelemezsem arabaya almayacağım onları, haberleri yok 😂😂😂

Arden kavuşmasına beş kala
Analı kızlı oğullu feci heyecanlıyız
Uleyn Arden maymun ettin bizi :)




Bugün çok eğlendiğimiz doğrudur ✌✌✌

Kendime kocaman bir beyin ekledim
Sanki saçı azmış gibi oğluş da saç...
Maymunlukta üstümüze yoktur ;)





Gelincik tarlası vardı eskiden evimizin arkasında, her bahar kıpkırmızı olurdu. 
Nazeninliğine inat nasıl da güçlü bir rengi vardır aslında... 
Sabah günaydın diyecektim fotoyu çekip kısmet tünaydınaymış :))) 
Renkli günlerimiz olsun 💕💕💕💕

Oytun halleri 
Yakışıklım benim 
Ne zaman kızgın olsam çiçekle çözüyor bu çocuk işi 
Oldun oğlum sen artık

Bu sabah etüt yolunda...




Biraz dikkat çekmek bu gece fena olmaz dedim hani 😃😃😃 
Umudumuz, hayalllerimiz hiç eksik olmasın ❤❤❤ 
Ve de dileklerimizi gerçekleştirebilecek gücümüz olsun her zaman 💪💪💪 
Mutlu geceler, mutlu hafta sonları efenim 😘😘


Hıdırellez 
Sabah umutla alacağım keselerimi
Huzur, sağlık, mutluluk...
En güzel dilekler 
Azıcık meta eklemiş de olabilirim
Hatta oldukça abartmış da olabilirim
Tüm dileklerimiz, tüm dualarımız gerçek olsun







Bu #tbt anne demesinin üzerine birde annenne diyen ama hala ağzından Şebonun şşşşşş 'si çıkmayan Arden paşayı esefle kınamamın şerefine gelsin... 
Oğlum bak sana diyorum azıcık akıllı ol, teyzen azıcık deli 
📣📣📣 demedi deme ☝☝ 
ısıra ısıra öperim seni bak 😂😂😂


Arden Mert
Teyzesinin kuzusu
Analı oğullu kuzulu
Foto Eylülden, bir yaş partimizden
Şapşirik bakışlı çocuklarım benim
Bu teyze ne yapıyor böyle diyor muhtemelen
Teyze delirdi çoccuğum


29 Mayıs 2017

30 şarkı meydan okuması #3


Peşpeşe geliyor bu çelınç... Zamanlamayı tutturamayıp haftalık yapamadım çünkü...
İdare edin artık beni :))
Az laf çok şarkı yapalım bugün...

15- Yeniden yorumlanan cover bir şarkı...

Can Gox coverlarını seviyorum ben... Daha önce Unutama Beni şarkısını paylaşmıştım, takıntılıyım diye... Ses tonuna uyan parçaları seçiyor, bu da güzel bir sonuç çıkartıyor...
Ağır abi sesini sevdiğim der, Neredesin Sen? eklerim bu sefer de ♥




16- Klasik müzikten çok sevdiğin bir şarkı....

Bak bu şarkıyı tek geçerim....
Nedenini sorma hiç, sebepsiz sevdiklerimden "Caruso"



17- Karaokede düet yapabileceğin bir şarkı...

Ben düet yaparsam yıkılır buralar ben size diyim...
Kargalar uçar, duvarlar çatlar, kulaklarınızın bilumum yerleri sonsuza kadar sessizliğe bürünmek ister :)))
Bak bu şarkıya eşlik edebilirim ama cırtlamadan :))




Karaoke değil ama oğluşumun bu hafta sonu bir nostalji yapası gelmişti de bizi videoya çekmişti, onu da koyayım ben buraya hazır şarkı demişken :)))
Kendisi Oytun'un zamanında günde 68761321 kere dinletip beni aaaaayyyy komasına soktuğu şarkıdır :))


video


18-  Doğduğun yıl çıkan bir şarkı....

Bu maddeyi ben de çok merak ettim... Tabi ki hemen google amcaya müracat etmek lazımdı... Pervaneyi mesela ilk Esin Engin çıkartmış 1972 yılında, öğrenmiş oldum... Daha önce aynı şarkıyı paylaştığım için koymadım...

Hümeyra'yı gördüm bir de... Adım Kadın 45liğini o sene çıkartmış... Hah tam buraya yakışır dedim :)





19- Sana yaşamı düşündüren bir şarkı...

"Öyle Bir Geçer Zaman ki"
Bugünlerdeki hissiyatım budur...




20- Senin için anlamı büyük olan bir şarkı...

Rahmetlik babamın sesi çok güzeldi... Sonradan sigaradan bozuldu gerçi ama yine de o yanık nağmelerini severdim ben...
Keyifli olduğu zamanlarda söylerdi en çok...
Bir de efkarlandığı anlar...
Ama bir şarkı vardı...
Henüz küçüktüm...
Ezberletmişti bana... Sonradan kardeşime de...
Her efkarlandığında istisnasız söylerdi bu şarkıyı...
Benim için anlamı büyüktür o sebeple bu şarkının...




21- Adında isim geçen bir şarkı....

İlk aklıma gelen bu şarkı oldu; Firuze...





26 Mayıs 2017

itiraf ediyorum, sizi aldatıyordum :)


Bu sıralarda kesik kesik yazıyorum. Sizleri de çok ziyaret edemedim...
Biliyorsunuz benim evde internetim yok (bilmeyenleriniz de haberdar oldu). Telefonumdan da okuyamıyorum, yazamıyorum... Göremiyorum çünkü. Yaşlılık falan değil abartmayın, göz bozukluğu tamamen :))

İşyerimde boşluklar da yazıp, okuyorum sizi... Sabah 8:00 - akşam 19:00 olunca mesai saatlerim illa boş vaktim oluyor... İşte o arada berede yazıyorum, dum yani...
Ama bu sıralarda sizi aldattım, itiraf ediyorum...
O boşluklara başka şeyler soktum :))

Ben yabancı dizi izleyen biri değilimdir, hastalığım filmdir biliyorsunuz...
Ama bloglarda sizler o kadar ballandıra ballandıra anlattınız ki dur yahu bir deneyeyim dedim...
Özellikle iki dizi vardı mini boyutta. Bir bakınıyım derken müptelası oluverdim :)))
İşe gelmek için hiç sabırsızlandığımı hatırlamıyorum bugüne dek.. Sağolsunlar ayaklarımı popoma çarptıra çarptıra işe gelmemi sağladılar...
Ve bugün itibariyle dizi sezonumu da tamamlamanın keyfi ile yazıyorum buraya...
Farklı birisine başlamazsam tabi :)))

Madem bu kadar çok beğendim buraya da not etmem lazımdı tabi ki ;)
Başlıyorum o zaman....



BIG LITTLE LIES (2017)

7 bölüm ve tek sezon... Devamı yok şimdilik...
Ama çok beğeni alınca belki devam edebiliriz sinyalleri gelmeye başlamış... Çekin 3-5 sezon daha ama lütfen batırmayın diyorum... Bizde keyifli keyifli izleyelim :))

Nicole Kidman (Celeste), Reese Witherspoon (Madeline), Shailene Woodley  (Jane) başrollerde... Yan kadro da oldukça iyi... Hele çocuklar tam sevilesi...

Oldukça popüler bir sahil kabasında geçiyor hikayemiz... Güzel evler, bakımlı kadınlar, çekici erkekler... Bir nevi sosyete kasabası da diyebiliriz... Okyanus manzaralı evler tam iç geçirmelik ahahahaaaa :)))

Her işe maydanoz, çok konuşan, çok bilen, eşinden boşanmış ve yeni kocasıyla bir hayat sürmeye çalışan Madeline....
Çok çekici, aşkı için mesleğini bırakmış, yaşamına gıptayla bakılan ve kendinden yaşça küçük bir adamla evli olan Celeste...
Kasabaya yeni taşınmış, geçmişinde gizemler olan, hayatı oğlu olan Jane....

Bu 3 kadının dostluğu temelinde ilerleyen, kocaları ve çocuklarıyla hikayelerini anlatan, çevresel faktörlere bolca el atan, sürükleyici, merak uyandırıcı ve keyifli bir dizi...

Sonunu söylemeyeceğim tabi ki ama tahmin edemeyeceğim derecede şaşırtıcı bir sonla final yapması dizinin performansına ayrı bir hava katmış diyebilirim...

Ne diziydi beeee diye diye gezdim bir kaç gün hatta...

Kasaba gıybetleri de en şahanesinden, tam bize göre :)))

Sonuç olarak ben bu diziyi ÇOOOKKKKKK SEEEVVVDDDİİİMMMMMM, bir vakit ayırın ve bu diziyi izleyin diyorum ben... Pişman olmayacaksınız ;)




OLIVE KITTERIDGE ( 2014)

4 bölüm ve tek sezon bu dizimiz de...
Biraz durağan bir dizi olmakla birlikte karakterlerin muhteşem olduğunu söyleyebilirim...
Frances McDormand (Olive) ve Richard Jenkins (Henry) başrollerde...

Hikayemiz baş karakterimiz Olive'in ailesi ile birlikte yaşamını anlatıyor... Dizinin kısa olmasına rağmen uzun bir yaşam aralığı var... 25 yıl gibi bir süre içeriyor... Zaman atlamaları gayet başarılı yapılmış...

Olive huysuz, diline hakim olamayan, herşeyi ben bilirim edalarında, uyumsuz bir matematik öğretmeni... Bu görünen yüzü tabi ki... Karakteri katman katman ve zamanla çözülüyor... İstekleri, hayalleri, yaşadıkları, geçmişi... Kadına bir anda sinir olurken diğer bir anda sarılasınız geliyor... Ve Frances McDormand muhteşem bir oyunculuk sergiliyor...

Henry ise karısının aksine oldukça müşfik, uysal ve sevgi dolu bir eczacı... Karısının tüm huysuzluklarına rağmen tavrını, duruşunu hiç bozmuyor... Çevresinde Olive ne kadar sevilmiyorsa, Henry de bir o kadar çok seviliyor...

Evlilik olgusunu işlerken yan karakterlerden, yan olaylardan o kadar iyi beslenmiş ki durağan yapısına rağmen hiç sıkılmıyorsunuz... Çocuklarını yetiştirme tavırları, sonuçları çok net koyulmuş... Ve tabi ki yaşlılıkları ve geçmişle hesaplaşmaları da....

Olive ne kadar katmanlıysa karakter olarak dizi de aynı oran da katmanlı... Her tabakayı kaldırdığınızda dizinin içine daha çok giriyorsunuz ve 4 bölüm bittiğinde neden bitti sanki diye boşluğa düşüyorsunuz... Yani ben öyle oldum :)))

O kadar isabetli bir dizi ki tam onikiden vuruyor...
Tadının damağınızda kalacağından emin olabilirsiniz....

Sonuç olarak ben bu diziyi de ÇOOOOOKKKK SEEEEVVVVDDDİİİİMMMMM ve mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum... Durağan bir yapısı olduğuna aldırmayın, ete kemiğe bürünen o karakterler içinize işleyecek ;)



Mutlu hafta sonları diliyorum hepinize...
Ben koşuşturmalı bir döneme giriyorum artık, kardeşim ve Ardenim geliyor haftaya...
Onlar gelmeden tamamlanacak işlerimi halledeyim ki onlarla daha güzel vakitler geçirebiliyim...
Öpüldünüz dostlar ♥

25 Mayıs 2017

30 şarkı meydan okuması #2


Sus olma hali yeter, kaldığımız yerden devam edelim :)

En son nerede kalmıştık, evet haftalık yapıyorduk :) Duk yani :)

8- Bağımlılıklar hakkında bir şarkı...

Bağımlılık deyince aklıma bir şarkı gelmedi... Halil Sezai'den ya da Teoman'dan olabilirdi belki ama yok onları istemedim şimdi :)
En büyük bağımlılığımız AŞK olsun demek geldi içimden...

Aşk olsun da, düş olsun
İster sonunda yaş olsun
Günler, gecelerde yaşananlara
Kim unuttuysa taş olsun
Aşk olsun güzelim, aşk olsun ♥

Diyelim biz, o zaman gelsin Ezginin Günlüğü :)




9- Seni mutlu eden bir şarkı...

Neden bilmiyorum ama bu şarkıyı her duyduğumda bir mutlu oluyorum... Enerji veriyor bana :)))
Deniz-kum-güneş üçlüsünden galiba...
Uzanmışım kumsala :)))




10- Seni üzen bir şarkı...

Üzen demiyim de hüzünlendiren diyebilirim bu şarkı için...
Hücrelerime işliyor bu şarkı her dinlediğimde...

Sussam dilime yazık,
Uçmamak kanatlarıma,
Gün yine acıya çaldı bir yerde
Ve zaman akışta...

Vedat Sakman / Usulca...



11- Dinlemekten asla bıkmayacağın bir şarkı...

Bu adamın ben de farklı bir yeri vardır her zaman... Gençliğimin sesi gibidir sesi...
Ne zaman eski günlere özlem duysam hemen açarım şarkılarını...
Onun sakin sesi benim için ömre bedeldir...
Şebonun en'idir yani bu adam :)
Canlı kanlı birkaç defa izlemiş olmam da iyikilerimdendir ♥

Değirmenler desem anlamışsınızdır herhalde kim olduğunu...




12- Gençliğinden (ergenliğinden) bir şarkı....

Hahhhaaaaayttttt :)))
Ergenliğimde deli bir Michael Jackson hayranıydım ben.. Çıldırırdım resmen adama :)
Ne söylemiş, ne yemiş takip etmek için deli gibi dergi alırdım... O zaman internet denilen meret yoktu henüz... Olaydı ordinaryus profesör olabilirdim bu konuda :))

Lisedeyim adamın bir klibi çıktı, mavi converse giymiş.... Tutturdum o ayakkabı benim olacak diye... Tırım tırım arattırmıştım bizimkilere... Bir spor mağazası anamın haline acımış da getirtmişti... Ben nasıl mutlu, ben nasıl bahtiyar :) Utanmasam ayakkabılarla yatağa girecektim ki bütün sene o ayakkabı ayağıma yapışmıştı zaten :)

Google amcaya müracat ettim o klibi bulmak için ama yok bulamadım, şarkının ismini de hatırlamıyorum üstelik :( Çatlayacağım 1 saattir onu aramaktan... Bilen söyleyiversin lütfen de ekleyeyim buraya...

Siz şimdilik bununla idare edin ama ben öğrenene kadar :) Bu da sevdiklerimdendi o zamanlar... Asi gençlik işte ahahaaa :)))




13-  80'lerden favorin olan bir şarkı...

Bak bu şarkı da ergenliğime denk gelir... Lisedeyken özellikle Türkçe şarkı dinleyeni döverdik biz ahahaaaa :))) Ne o öyle alaturkalık canım :)




14- Düğününde çalmasını istediğin bir şarkı...

Ben hiç düğün hayali kurmadım ahahaaaa :) Ki düğünde yapmadık zaten... Sade bir nikah...
Oldu bitti işte...
Oluk oluk para akıtılan düğünler bana anlamsız geliyor, tabi ki bu benim fikrim... Ben de böyle bir çeşit işte...

Ama bak bu şarkıda dans etmesini severim :)
Özdemir Erdoğan / Pervane



Kendinize iyi bakın ♥

19 Mayıs 2017

And içtik biz; açtığın yolda , gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize...




Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!



17 Mayıs 2017

film arşivime eklenenler...


Ne zamandır film yazmadığımı fark ettim...
Hoş bir süredir de izleyemiyorum gerçi ama en azından geçen ay içerisinde izlediklerimi yazayım dedim...
İzlediğim filmlere ait düşüncelerimle birlikte arşiv oluşturma olayını seviyorum...
Bu sebeple mümkün olduğu kadar filmleri buraya aktarmaya çalışıyorum ama arada unuttuklarım da oluyor tabi... O sebeple izledikten sonra not etmeye başladım artık :)
Geriye dönüp bakmak zevkli oluyor, size de tavsiye ederim ;)




HELLO, MY NAME IS DORIS / BENİM ADIM DORİS (2015)

Doris ( Sally Field) hatıralarına oldukça bağlı hatta oldukça da istifçi bir kadın olarak çıkıyor karşımıza... Sevimli bir orta yaş üstü kadını (dikkatinizi çekerim yaşlı demiyorum) ahahahaaa :)))
Evi, arkadaşları, işi arasında gayet rutin bir hayatı olan Doris işyerine gelen çıtır yönetici John (Max Greenfield) sebebi ile rutinini değiştirmekle kalmayıp hayatını değiştiriyor bir nevi... Aşık olmanın pozitif yansıması...

Eski oyuncuların tadı bir başka, bunu her zaman söylemişimdir. Sally Field 'te bir nevi tek başına götürüyor filmi... Öyle çok bütçeli, çok ince işlenmiş bir film değil ama eğlenceli....

Kadının istifçiliğinde bir an kendimi gördüm yalnız, bu kötüydü :) Uleyn dedim bir gün fazla eşyalarımdan ayrılmak için ya benim de bir psikolojik desteğe ihtiyacım olursa... Eşyalara bakış açım değişti yeminle :))) İstifçilikten kurtulmaya çalışması ve evini boşaltmaya çalışması komik olmakla birlikte eğer kendinizden iz bulursanız şayet, benim gibi soru işaretli bakışlarla izleyebilirsiniz o sahneleri...

Filmden çıkardığım ikinci sonuç; hayatı ertelemeyin anacım... Sonra hayaller/hayatlar ikileminde öyle gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalakalırsınız... Anladınız siz beni ;)

Eğlenceli bir film olmasına rağmen benim için EEEEHHHH İŞTEEEE kategorisindeydi bu film... Ama kendisinden iyi bir ütü filmi olur emin olun...
Demedi demeyin :)



AMY (2015)

Ütü yaparken bir film arıyordum ki ne zamandır izlemek istediğim bu belgesel geldi aklıma... Şarkıları da iyi gelir hem dedim... Tabi ki çok yanlış bir kararmış... Ütü mü beni yaptı, ben mi ütüyü yaptım anlamadığım gibi işimi bitirdikten sonra bir çok yerini kaçırdığım düşüncesiyle sil baştan yapıp yeniden izledim...

Gayet medyatik bir kadın... Paparazzileriyle, kılığı kıyafetiyle, sıradışı yaşantısıyla ve de tabi ki ölümü ile... Bana yansımasını gördüğüm iki dakikalık haberlerle sağladığım... Sesi efsane dediğim amayı hemen eklediğim... Ne büyük bir yanılgı hali... Doygunluk, çokluk dediğimin aslında tamamen yokluk olduğunu bilmeden....

Tam bir trajedi hikayesi bu belgesel... Amy 'nin 13-14 yaş hallerinden ölümüne kadar olan kısmı gerçek kamera kayıtlarıyla ve gerçek dialoglarla sıralanmış, dış sesi olmayan ama çok sesi olan bir belgesel...

"Ünlü olacağıma ölürüm" diyen genç bir kadın... Yeteneğinin keşfedilmesiyle istemsizce bir yükseliş.... Bocalama halleri... Hayatının en büyük şanssızlıklarından biri kocası Blake Fielder... Tabi annesinin ve babasının etkilerini saymazsak...

Hani bir laf vardır ya "kör ölür badem gözlü olur" diye... Bu kadın için "badem gözlüyü zorla kör etmişler" demek en doğrusu olur sanırım...

Bir dönem toparlanmış aslında... Uzun bir inziva dönemi... Enerjik, neşeli hallerini görüyoruz.... Yeniden o kaos ortamına dönmek istemiyor... O son turneye çıkmak istemiyor, savaşıyor hatta... Ama bir gün uykusunda bindiriliyor araca... Sonun başlangıcı... Ölüm denemez tam bir cinayet...

Ruhum kaldırmıyor diye bağıran kadını para uğruna, çıkarlar uğruna sürükledikleri bir son....

İbret verici bir yaşam hikayesi....

Sonuç olarak ben bu belgeseli SEEEVDDDİİİMMMMM ve izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Ve yine diyorum ki ilerleyen bir dönemde bu yaşam öyküsünün film olarak yeniden karşımıza çıkacağından eminim...



THE AGE OF ADALINE / ÖLÜMSÜZ AŞK (2015)

Şimdi hayal etmeni istiyorum senden; 29 yaşındasın bir kaza geçiriyorsun ve bu kazanın sonucunda hiç yaşlanmıyorsun... Aynı güzelliğinle, aynı zekanla ama çokça birikmişliğinle yaşamın aynen devam ediyor... Hepimizin zaman zaman hayalini en azından bir kere kurduğu birşey yaşlanmamak... Ne kadar güzel değil mi?
Bu filmi izledikten sonra "sen öyle san" yanıtını verdim ben kendime :))))

Adaline (Blake Lively)  işte bu yaşlanmayan kadın olarak çıkıyor karşımıza... Yıllar geçiyor arkadaşları yaşlanıyor, kızı büyüyor ama kendisi hala yerinde sayıyor... Kırışıklık yok, sarkma yok, beyaz yok... Zamanla sorular artıyor, bakışlar çoğalıyor... Sadece kızının bildiği bu olayı saklamakta zorlanıyor artık ve kaçıyor Adeline... Farklı şehirler, farklı kimlikler, farklı zamanlar...  Sadece ara ara kızıyla buluşuyor...

Fakat çok seneler sonra karşısına çıkan Ellis (Michiel Huisman) ' e aşık olmasıyla hayatını da sorgulamaya başlıyor... Daha ne kadar, ne zamana kadar kaçacaktır ve sevdiklerini arkada bırakacaktır....

Film hoş bir romantiklikte ilerliyor... Kıyafetler şahane, dekorlar yılları çok iyi yansıtmış....

Beni en etkileyen sahnelerden biri kızıyla bir araya geldiği  sahneydi... Bembeyaz saçlı, iyice yaşlanmış kızının aksine hala taş gibi Adeline... Bir nevi anne kızın yer değiştirmesi gibi...  Zamanın sadece kendisi için donduğu ama sevdikleri için acımasızca ilerlediğinin sarsıcı duygusu...

Filmde mantık hatası demiyim ama şu geçirdiği kaza sırasında nasıl bir şey olduğunun açıklaması tabi ki yok... Bilimsel bir açıklama kurgusal da olsa bekledim ama çok da rahatsız etmedi işin gerçek tarafı... Yağmurda mümkünse ağacın altında durup yıldırım düşmesini bekliyoruz ve yaşlanmıyoruz gibi bir formülize geliştirebiliriz belki ahahaaaa :)) Yanma garantili olduğu kesin de zamanı durduracağınızın garantisini veremiyorum :)))

Sonuç olarak çok şey beklemeden izlediğinizde keyif alabileceğiniz ve benim SEEEEVVVVDDİİİMMMM kategorisine yerleştirdiğim bir film oldu kendisi :)




AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR (2016)


Fransız filmlerini severim ben, özellikle romantik filmlerini... Farklı bir kimyası vardır sanki aşklarının... Bana buradan bakınca öyle gözüküyor da diyebilirim :))) Özellikle alt yazılı izliyorsam o genizden gelen konuşmaları kulağımda hoş bir tını yaratır...
Bu filmi seçmemin yegane sebepleridir bu saydıklarım... Ha birde Jean Dujardin etkeni de var tabi :)))

Şimdi gelelim filmimize ;
Diane (Virginie Efira) eşinden yeni boşanmış başarılı bir avukattır. Bir gün telefonunu bir cafede unutur ve bulan kişi Alexandre (Jean Dujardin) dir.... Birbirleriyle irtibata geçtiklerinde Diane'nin karşısındaki ses oldukça kibar hatta çekicidir..  Onunla buluşacak ve telefonunu alacaktır sadece ama Alexandre 'yi gördüğünde ufak bir şok geçirir. Adam çok yakışıklı, çok kibar, oldukça donanımlıdır ama boyu çocuk gibidir. Nasıl diyeyim bir ortaokul çocuğu uzunluğunda...

Tabi ki bu bir aşk yaşamalarına engel olmaz... Yalnız bir sorun vardır, Diane yalnızlarken Alexandre ile çok mutlu olmasına rağmen dışarıda insanların yanında bu farklılıktan rahatsız olmaktadır....

Jean Dujardin filmde oldukça iyiydi... Kısa boyuna rağmen karizmasını iyi konuşturmuş :) Ben bu adamın tek kaşını kaldırarak bakışına hastayım bu arada :))) Filmi tamamen o götürmüş diyebilirim... Bu filmde Virginie Efira çok iyi değildi maalesef, oldukça yapay mimiklerle ısınamadım kadına... Sevemedim...

Efektlerden çok anlamam ama filmde kısa boyu oluşturabilmek için sanırım çok zorlanmışlar... Yer yer gerçekçilikten görüntüsel olarak uzaklaştılar...  Adam sanki havada yürüyor ya da tepesinde bir boşluk var hissiyatı geldi ara ara...

Sonuç olarak benim için EEEEEEHHHHH İŞŞŞTTEEEEE kategorisinde yer alan film aslında yer yer güldüren ve sıkmayan bir film ama nedense benim ummamla bulmam arasında bir sorun oluştu :) Siz bana bakmayın o sebeple... Hafif çıtır kategorisiyle sıkıcı zamanınızı doldurabilir... Çok şey beklemeyin ama yine de...




Kendinize iyi bakın, ben şimdi biraz yağmurda yürümeye çıkacağım...
Ufak bir işten kaçış operasyonu da diyebiliriz...






12 Mayıs 2017

karındaş aşkına ♥


Sevgili mükemmel kardeş;

Bizimkiler bana çok büyük bir yalan söyledi senelerce... İtiraf ettirmeye çalıştırdım annemi ama yok kadın mühürledi ağzını bu konuda... Neymiş efenim istemiyorlarmışmışlar da sırf ben istediğim için dayanamamışlarmışmış...
Pehhhhhh :))



Ama ben biliyorum gerçek sebebini.... Benim mükemmelliyetçi başak burcu anne sultanım bende acemilik yıllarını atlattıktan sonra mükemmeli yakalamak istedi :))) Beni kendine benzetme çalışmalarında tip konusunda başarılı olmasına rağmen karakter analizi konusunda sınıfta kaldı... Hoş senin de tipini benzetememişler, ne anneme ne babama benziyorsun ama kadın azim konusundaki tutarlılığını sana geçirmeyi başarmış işte... Allahtan üçüncü bir deneme yapmamışlar da hep tip hem karakter geçişini sağlayamamışlar. Verilmiş sadakam varmış ahahaaaaaa :))))

Aslında küçükken mütemadiyyen ağlaman dışında bir sorun yoktu aramızda :))) Hatta seni çokça da eziklediğim doğrudur. Yaşattığım travmalar sebebi ile hakikaten üzgünüm.. Biraz vicdan yapıyorum bu konuda, ama birazcık :)))

Eminim sen de vicdan yapıyorsundur bana yaşattıkların konusunda. Bak özür dilemek istersen kesinlikle kabul edebilirim... Senelerce yarmagüllükten aluuuu arkadaşlığına vallahi psikolojim bozuldu... Tahta eksikliğim bak bu yaşlarda demir eksikliğine doğru gidiyor... Mağdurum sevgili karındaşım :)))

Karnımdaki kımıl kımıl kurtlarımı döktüm oooohhh rahatladım....

Neyse gelelim şimdi konuyu toparlamaya....

Bu kadar mükemmel olmak zorunda mıydın sanki... Bu kadar güzel kardeşlik yapıp beni ezmek mecburiyetinde de değildin üstelik... Niye yaptın bana bunu.... Niyeeeeeeee :)))
Ben bir tepsi böreği bile açamazken sen baklava yapmak zorunda mıydın, soruyorum sana... Ben atarlı atarlı gezinirken boynuma dolanıp amanııınnnn benim ablamı kim kafa üstü yere düşürdü diye boynuma atlamak zorunda mıydın sanki...

Ahhh benim sarı keçim, ahhhh nazlı bebeğim...
İyi ki genlerinle bana tam zıt olmuşsun da tamamlayanım olmuşsun....
Kahkahalarıma ortak olup, gözyaşlarımı silenim,  omuzuma omuz olmuşsun....
İyi ki psikolojimle oynamışsın diyeceğim aklıma gelmezdi, zaten gelmesin de :)))
İyi ki doğmuşsun karındaşım, canım, ciğerim...
İyi ki seninle biz daha büyük bir aile olmuşuz.....
Seni koskocaman öpmüyorum şimdi ama geldiğinde ben de büyüklüğüyle orantılı ıslak bir öpücüğün bekliyor haberin ola :)

Seni seviyorum kardeşlerin en güzeli ♥
İyi ki doğdun, iyi ki varsın :)

10 Mayıs 2017

30 şarkı meydan okuması #1


Geçen haftalarda sevgili Öneri Makinası haydi diye seslenmişti bana sağolsun....
Yeni bir meydan okuma :))
Şarkılı falan, oh missss ♥
30 güne yayılan bir meydan okumasını her gün yapmak şu sıralarda benim için zor olacağından aklını sevdiğim Handanımın izini birebir takip edip haftalık yapmaya karar verdim ben de :)))

Bu meydan okuma da neymiş diyen olursa işte burada
Dileyen yapsın diyerek başlıyorum ilk bölümüne...


1- Adında renk olan sevdiğin bir şarkı...

Madem bahar aylarındayız o zaman ben de yeşili seçtim...
Hem bahar temalı, hem yeşil temalı sıcacık bir Yeni Türkü kucaklasın o zaman bizi dedim :)



2-  Adında sayı olan ve sevdiğin bir şarkı...

İlk aklıma gelen Yoncimik'in şarkısı... İlk çıktığı zamanlarda ben üniversitedeydim, ne eğlenirdik bu şarkıyla :))) O yaz dizime kadar geçirip gezdiğim çoraplara sebeptir hem kendisi... Ay şimdi hatırladım da palyaçoymuşum yahu... Yeşil-lacivert dizime kadar çorap, üstünde kot etek... Çıtı pıtı bir kız olsam hadi kaldırır diyeceğim ama dev anasıydım yahu :)))

Kendimi batırmıyım daha fazla, siz 8.15 vapurunu dinleyin en iyisi :)))))






3- Sana yazı hatırlatan bir şarkı...

ahahahaaaa :)))
Yaz deyince vallahi bu şarkı aklıma geldi şimdi... Lise yıllarımdı sanırım, sahilde ateş moda, gitar moda... Ne dediğimi anladınız dimi...
Biz akşamları plaja haydi "Akdeniz Akşamları" yapalım diye giderdik :))))




4- Sana unutmak istediğin birini hatırlatan bir şarkı....

Hayatımda kimseyi unutmak için çaba sarfettiğim olmadı benim... Şöyle bir uğramıştım deyip giden insanlar oldu elbette... Enerjimiz tutmamıştır muhtemelen... Senelerdir görüşmediğim, görüşemediğim dostlarım var elbetteki.. Bir şekilde hep kalbimde olan... Görüştüğümüzde kaldığımız yerden hiç ara vermemişiz gibi devam edebildiğim...

O zaman bir Melika Demirağ yakışır buraya ♥ Arkadaş...



5- Yüksek sesle dinlenmesi gereken bir şarkı....

Kesinlikle bu şarkı... Her duyduğumda son ses açmak gelir içimden çünkü; Delilah
Ben buraya hem ilk versiyonunu hem de Tom Jones'un Pavarotti ile yaptığı düeti koyacağım... Hangisini isterseniz onu dinleyin :) Ben ikisini de ayrı bir severim çünkü...






6- Sana dans etme isteği uyandıran bir şarkı....

Bu şarkıyı nerede dinlersem dinleyeyim nedense hep kıpır kıpır olurum :)) Öyle çok cıstak cıstak değildir ama olsun ben tercihimi R.E.M den yana kullanıyorum ♥



7- Yolculukta dinlenilecek bir şarkı...

Yolculuklarda eğer uykum yoksa sakin şarkılar dinlemeyi tercih ediyorum ben... Bu sıralarda da Tuna Kiremitçi ve arkadaşları eşlik ediyor bana genelde...



Mutlu akşamlar :)

8 Mayıs 2017

nisan seçmeceleri


İşe bu hafta itibariyle başladım...
Azıcık yarım yamalak çalışıyorum hala ama olsun :)
Gezme hallerinde olsaydım emin olun hiç işi özlemezdim ama sebep hastalık olunca çalışır olma hallerini mumla aradım vallahi :)
 Bugünümüze de şükür 🙏🙏



Oğlumu şahane yetiştiriyorum gelecekteki sevgili gelin adaylarım 😂😂 
Sebepsiz yere çiçekle anneyi şımartma eylemini çok güzel başarıyor bugünlerde 🌹🌹🌹. 
İleride bana teşekkür edersiniz herhalde 🙆🙆🙆

Yarın seni çok sevindireceğim diyordu akşamdan
Bu güzel güllerle geldi bugün
Ay bu çocuk sevilmez mi?
Sevilip sevilip turşusu kurulmaz mı?
Sebepsiz çiçek alan erkek baş tacıdır
Adı sevgi olsun yeter :)
Şımarmış anne bildiriyor



Ben diyeyim 25, sen de 30 sene... 
Ama ilk kullanım 😂😂 
Anam sağolsun çok meraklıydı eskiden, neyin makinası çıksa alırdı. 
Ama kullanmadı işte... 
Herhalde kullanmadan köşede beklettiği tek alettir kendisi... 
Ben kullanayım bari dedim ama 3-5 senede bende bekledi 😊😊 
Hazır yoğurt mayalamaya merak salmışken kurdelesini kesip kullanıma açtım bakalım...
Sabırla bekliyorum yoğurt mu mayalanacak, ben mi mayalanacağım 😂😂😂 
Tutarsa bu alışkanlık sürer, tutmazsa yaaa nasip :)

Şebo mutfakta
Yoğurt mayalama serüveni bölüm bir
Yanına bir de sütlü kahve yaptım
Cuma neşesi yaptım kendime 
Tedavülden kalkan bir aletle hem de



Güüünnnaaayyyddddııınnn 😘😘😘😘
Anacık oğulcuk bugün çiçek aşırdık bahçeden, sabah sabah aksiyonun dibine vurduk.
Oytunun çiçeği kopardıktan sonra arabaya bir koşuşu vardı ki, sanırsın arkasından birileri kovalıyor. 
Hele bir de bas gaza dedi ki kendimi soygunda zannettim yeminle ahahaaaa :)))) 
O refleksle basmışım gaza 😂😂😂😂 
Neymiş hepi topu bir dal leylak almışız 💪💪💪🏃🏃🏃🏃

Leylak aşkına
Bas gaza
Oytun Oytun olalı bu kadar hızlı koşmamıştır
Nasıl da yakıştı ama masama
Göz hakkı derler buna
Bu da eylemin yumuşamış hali :)




Aybüşüme göre yatsılık, 
Bana göre yat geber aşı,
Tülüşüme göre bişeycik değil, çünkü bu saatte bu yemeği yapan o .... 
Bir kemirdik ki sormayın 😄😄😄 
Ennngiinaaarrr ahhh enginaaaarrr ❤❤❤

Gece gece bu ne demeyin
Yaptık oldu
Ahhh tülüşüm ahhh 
Yaktın bizi
Aybüşümde sütlaç yapmış
Yemesem mi diyorum ama biliyorum ki yiyeceğim 
Allahım sana geliyorum




Seviyorum ofis penceremden bakmayı... 
Müzeyyenim çiçek açtı mesela... 
Ediyle büdü menekşelerim yine renklendi.. 
Dikenlilerim saltanatta.. 
Çizmeli kurdelam baş köşede 😘😘😘 
Sevmeyeyim de ne yapayım söyler misiniz ❤❤❤

Şebonun çiçekleri
Hazır cam silinmişken bir arzı endam etsinler dedim
Bahar sen ne güzelsin
En iyi akşamlar olsun
Sevgi böcüğü halleri



video

O zamanlar arabamız yoktu... 
Her sabah otobüs beklerdik durakta... 
Canımız sıkılmasın diye de şarkılar söyler, oyunlar oynardık 😄
Sabahları enerjisi de keyfi de yerinde olduğundan video çekmeme izin verirdi, 
yoksa çekme çekmeee diye poposunu kıvırttıra kıvırttıra giderdi kaprisli assolistim :)
Özledim o günleri ❤❤ 
Öyleyse bugünkü #tbt mizde özlem konulu olsun 😘

Oytun halleri
Sabah eğlencelerimiz
En sevdiğimiz şarkı
Bir aslan miyav dedi
Şimdilerde Arden'in de en sevdiği şarkı bu
Geç konuşan ama pir konuşan oğluşum benim ♥





İyi ki doğdun güzel kızım, 
iyi ki oğlumun arkadaşı olmuşsun ve iyi ki birlikte büyümüşsünüz 😘😘😘 
Yumuşak mumy Özlem ve bendeniz huysuz mumy Şebo sizi çok seviyoruz 💜💜
Mor ve baykuş aşkımız da daim olsun hem 😎😎😎 
Bu arada baykuş kutuna hasta olduğumu da belirtiyim, iyi sakla her an kaçırabilirim 😂😂😂

Bugün günlerden Zeynep
Oğlumun ilk arkadaşı
Küçücük sıpalar oldular şimdi ergen
Boyumuzu aşmalarını izlemek çok keyifliydi
Dostluğunuz, dostluğumuz ömür boyu




Bazen sadece onun sende bıraktığı izleri özlersin, 
her şarkıda ayrı bir hatıra saklıdır sanki; 
istesende silemezsin....

Bugün burada tbt değil özlem günü
Gidene...
Kalana...
Bıraktığı yansımalara...
Minicik bir adamın ellerine konan hatıralara...
Teyzesinin kuzusu;  Arden Mert

Turgut Uyar'dan bir alıntı
Tam da hislerime tercüman



Sevmediğin bir işi, sevdiğin bir eylemle birleştirirsen biraz daha çekilir zamanlar geçirebiliyormuşsun 👍👍
Şebo kişisi öyle yapıyor en azından 💪💪💪✌✌✌

Şebonun ütüyle imtihanı
Üç sepet dolusu çamaşır bir filmle tükenir mi bakacağız
Amy Winehouse / Amy belgeseli
Trajik ama bir o kadar da ezgili ütü seansı olacak