22 Mart 2019

Yapabilirsin / Müjdat Gezen


Yazıyorum yazıyorum taslağa atıyorum bu aralar...
Kimine eklenecek bir şeyler var, kimi bitmiş ama adam sende demişim...
Kitaplarda altıçizililerimi yazmışım da hissiyatım eksik kalmış... Ya da hissiyat sıcağı sıcağına abartılmış :))

Ama bir yerlerden başlamam lazım yeniden yazmaya... Şu bahar yorgunluğu mudur, miskinliği midir atmam lazım artık...

Kendime böyle gaz vermeye çalışırken manidar ismiyle göz kırpan bir kitap anlatayım bari dedim bugün size; Yapabilirsin...



İlk önce bu kitabı neden seçtiğimi anlatmak istiyorum...
Biliyorsunuz çok değerli sanatçılarımızı kaybediyoruz birer birer... Çocukluğumun anıları onlar benim, sevdiklerim... Ve her yeni sanatçıyı kaybettiğimde hep aynı hissiyat doğuyor bende; yaşarken, hâlâ hayattayken kendimce kıymetini anlamış mıydım? Ya da hakkını vermiş miydim güzel  eserlerinin... Filmlerini izlemiş miydim, kitaplarını okumuş muydum, imkanlar dahilinde takip etmiş miydim.. Yoksa kör ölünce mi badem gözlü olmuştu...

İşte bu düşünceler aklımdan geçerken bu kitabı gördüm. Tabi ki Müjdat Gezen'in kitap yazdığını biliyordum. Ama hiç okumaya meyl etmemiştim... Hemen birkaç kitabını aldım... Okumayı bekleyenler arasında da uzunca bir süre bekledi... En nihayetinde geçenlerde sıra geldi çocukluğumun darbukatör Baryamına :)

Darbukatör Baryam deyince Müjdat Gezen'in "Azmi" diye bir dizisi vardı eskilerde... Asıl orada hayran olmuşumdur kendisine.. Güzel diziydi... Belki hatırlayanınız vardır... Sezen'in Düş Bahçeleri şarkısı jeneriğiydi ve ben o eve bayılırdım... Tabi ki Azmi'ye de ♥

Kitabı anlatacaktım ama bakın nerelere geldim yine... Aklımın dağınıklığı bu yazıya da geçti :)

Bu kitap her yerde motivasyon kitabı olarak geçiyor. Bu konu biraz göreceli bence... Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir.
Kendi deneyimlerinden, yaşamındaki insanların deneyimlerinden, okuduklarından, izlediklerinden yola çıkarak bakın bu iş böyle demiş... Yapabiliriz, yapabilirsin demiş... Kendince ipuçları vermiş..
Sevdiği yazarlardan alıntılar yapmış...

Kimler yok ki kitapta; Nazım Hikmet'den Aziz Nesin'e, Üstün Dökmen'den tiyatro öğrencilerine, Osho'dan Oscar Wilde'a... Geniş bir yelpaze... Kiminin yaşamından, kiminin yazdıklarından...

Çok büyük bir beklenti içine girmeden okunursa keyifli ve kısa bir okuma süreci.. Evet ara ara tekrara düşmüş... Ara ara cümleler düşmüş... Ama yazar olduğu iddiasında olmayan bir adam sonuçta... Bildiklerini, öğrendiklerini aktarmak derdinde... Takılmadım o sebeple...

Hâlâ hayattalarken değerlerimize sahip çıkalım der, altıçizililerime geçerim ;)
Mutlu hafta sonu diliyorum herkese ♥



* Geçmişte başarısız işler yapmış olabilir insan. Olmalı da... Başarısızlıklar yaşam deneyimleridir. Onlar köpüktür. Geçer gider. Amaç, bu durumdan ders çıkarmayı başarabilmektir. O nedenle, geminin gittiği yöne bakacağız. Orada engin malzemeler var.

* İyi dinliyorsanız iyi anlarsınız, iyi anlarsanız iyi iletişim kurarsınız.

* Bir ayna tut kendine, bak. Ama iyi bak (ayrıca kendine iyi bak, lazımsın). Kendinle ne denli barışık olursan işler o denli kolaylaşıyor.

* "Evet" ve "Hayır" lara sıkıştırılmış bir yaşam zor geçer. Ara yanıtları aramak yaşama zenginlik katar.

* Yaşam boyu ikilemlerden kurtulmalıyız. Hayatta başka cevaplar da var.

* Yüzdeki çizgiler mi? Onlar benim umutlarım. Her bir çizgi yüz öğretmendir.

* "Sui misal, misal değildir" dedi. Yani örnek kötü şeyden değil iyi şeyden verilir.

* İnanmak: Yapabilmenin "A" harfidir. İnanırsanız yaparsınız. Yeter ki "Yapabilirim" deyin.

* Aktör 40 derece ateşli ama oynuyor. Çünkü oynadığı rolün ateşi yok.

* İyi şeyler düşünürken insanın kendini kötü hissetmesi olanaksızdır. Israrla düşünerek isteyerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşantınıza giremez.

* Ayıya orkide vermişler, yemiş 😂😂😂

* Hiç hata yapmamak için hiçbir şey yapmamış olmak gerekir.

* Hiçbir donanımı yeterli olmadan kış ortasında Rusya'ya saldırırsan faturasını ödersin. Ayrıca yazın da saldırmanın gereği yok (!)

* Değişimi gelişmek yönünde kullanırsanız yenilikçi olursunuz.

* Ne ile mutlu olacağını biliyorsan işin yarısını çözdük demektir.



18 Mart 2019

Şebonun Gevezelikleri #8




Soğuk bir haftanın ardından misler gibi bir haftaya başladık sanırım... Ama hala güvenemiyorum ve bahar moduna tam bürünemiyorum... Sağ gösterip sol vuruyor malum...  Tam hasta olunacak bir hava, aman dikkat edin...


Mağrur, gururlu ve ağlak bir ergen var bu aralar bizim evde...
Saf ergen hali bile beni canımdan bezdirirken tam 3 mod yüklenmiş komplike bir evrim beni benden aldı diyebilirim.
Seviyorum ağlıyor, kızıyorum küsüyor, işine gelince cıstakcıstak işine gelmeyince "beni anlamıyorsun" diye böğürmeler hahahahaaaa :)) Bak siz abarttığımı zannediyor olabilirsiniz ama bizim evde aynen durum böyle.... Bizim ev 2. kat, camdan atsam kendimi sakat kalırım diye korkuyorum, yoksa kesin atlayacağım böyle anlarda...
Bahar vurdu, platoniklik vurdu, testler vurdu, yorgunluk vurdu... Ne bahane bulursak artık, seç beğen al reyonu mübarek...


Ben de ne yapayım savaş baltalarım hazır geziniyorum evin içinde...
Oldum olası dengeli bir hatun değildim zaten, iyice dengesiz oldum çıktım işte...
Yakında kafama bir huni takıp gezersem şaşırmayın...

Evde hal böyle iken işyerinde bari huzurlu olsam... Bu aralar onun da tadı kaçık...
Ayaklarım geri geri gidiyor o sebeple ama yapacak birşey yok...
Geçecek, geçecek, geçmeli diye kendimi telkin etmecelere devam...
Ah şu parayı icat edenin diyorum ve saydırıyorum... Siz anladınız beni 😉

Şişirdim sizi di mi :)))
Yaşasın, dağılabiliriz o zaman 😂😂😂😂




11 Mart 2019

Şebonun Gevezelikleri #7


Şubat ayında dolu dolu yazdıktan sonra Mart ayının ilk yazısını yazıyorum ya pes bana... Metazori olmadan yazamıyorum demek ki ben... Buradan bu sonuç çıkıyor...

Bu iki haftada ben neler yaptım peki ben...

Çalıştım, koşturdum, misafir ağırladım... Gezmedim, tozmadım, sadece mecburi görevlerimi yerine getirdim de diyebilirim...

Oytun Efendi bu aralar feci saldı... Anlıyorum, yoruldu aslında...
Ama bu kadar yüzüp yüzüp sona yaklaştığımız anda pes etmesine gönlüm razı olamıyor. Zorluyorum...
Ben zorladıkça o atarlanıyor...
Atarlandıkça geriliyoruz...
Gerildikçe yiyoruz birbirimizi 😃😂😂
Ne kadar tanıdık bir senaryo değil mi?


Bu kış malum sebze çorbaları ağırlıklıydı yaşamımız... Brokoli, kabak, karnabahar derken döndüm döndüm yaptım... Arada mercimek de girdi bu sıralamaya... Geçenlerde evde yoğurdum fazla olunca hadi dedim bir yoğurt çorbası yapayım... Demez olaydım 😂😂
Kesildi, pirinçlerinin yarısı lapa yarısı diri oldu, nanesini fazla kaçırmışım rengi şimdi neye benzediğini demeyeyim hadi ama bir tuhaf renk oldu... Kendimi çok zorladım ama ben içemediysem o çorbayı kimse içemez dedim döktüm... Ama inat ettim yapacağım yoğurt çorbası... Tekrar koydum ocağa ve yine kesildi hahahaaaa :) En azından bu sefer tadı iyiydi...
Geçenlerde de Balıkesir'in bir düğün çorbası vardır, tavuklu - nohutlu, ondan pişireyim dedim. Terbiyesine yoğurt konur onunda... Ve ben yine kestirdim çorbayı... El alışkanlığımı mı yitirdim yoksa bende mi abukluk var bilmiyorum ama inat ettim ev ahalisine bu aralar yoğurt terbiyeli kesik çorbalar içire içire doğru yolunu bulacağım bu işin ;)



Aaa bak size bir sır vereceğim bu arada... Aman kimseye söylemeyin 😉
Bizimki platonik takılmaya başladı 😂😂
Zamanı gelmiş miydi bilmem ama pek komik geliyor bu durumu bana... Hem cool takılıyor hem de reddedilme korkusuyla açılmaya korkuyor... Bu işin sonu nereye varacak bakalım :)))



Nermin Yıldırım'ın "Misafir" kitabını ve M.Caner Alper'in "Temiz Aile Çocuğu" kitaplarını bitirdim bu arada... Şimdi sanırım Can Kozanoğlu'nun "Acemi Eğitimi" kitabına başlayacağım. Bekleyen kitapların arasında o göz kırpıyor bana  😉

Bu aralar yine bir şeyler  izlemeye fırsatım olmadı. Oytun'u geçen sene birlikte gittiğimiz Orada Duruverseydi Zaman oyununun ilk bölümüne gönderdim. Ben de gitmek isterdim ama hastalıktan geriye feci halde öksürük krizleri kaldı. Oyun sırasında kimseyi rahatsız etmek istemedim.

Ben de başka da bir havadis yok...
Herkese mutlu haftalar diliyorum ♥




28 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #28 The End


Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim...

Dolu dolu bir ay geçti hepimiz için.
Yazma disiplini olarak son günlerde aksattım sadece. Oytun'un doğumgünü koşturmacası sonra da hastalık vurdu beni. Birkaç gün aksattım ama günlük olarak bir kaç yazıyı birleştirince yetiştim ♥

Okuma disiplinime gelince bak o konuda çok zorlandım. Hatta ve hatta yetişemedim diyebilirim. Bloglar o kadar neşeli ve güzeldi ki... Hepsinin hakkını verebilmek için yarım günümü ayırdım çoğunlukla. Ama bazen de imkan olmadı tabiki...

Çok yeni şeyler öğrendim ♥
Yeni güzel insanlar tanıdım ♥
Çok kahkaha attım ♥
Bazen hüzünlendim ♥
Bir çok ortak noktamızın olduğunu yeniden yeniden keşfettim ♥

Bunlar meydan okumanın en güzel bonuslarıydı :)

Meydan okuma bitti bitmesine de benim için okuma halleri devam edecek bir süre daha. Özellikle son hafta feci dipteydim çünkü... Biraz daha güzel etkileşimi sürdürmek niyetindeyim.

Ve Ezgi'cim blogosferi bu meydan okumayla şenlendirdiğin ve bizi de gaza getirdiğin için çok teşekkürler.
Yorumlarını, güzel düşüncelerini eksik etmeyen sevgili arkadaşlarım size de kocaman öpücüklerimi yolluyorum.

Ben her zaman derim "Biz birlikte güzeliz" diye ya bunu boşu boşuna demiyorum ben ♥




27 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #27


Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli bir kaç önerin?



Bu aralar bu bana o kadar sık olmaya başladı ki... Hoş havalara bahane buluyorum hep ;)

Bizim aile cümbür cuma banyo yapmanın sihirli bir gücü olduğuna inanır.
Hasta mısın? Banyoya...
Yorgun musun? Banyoya...
Sıkkın mısın? Banyoya...
İnandığımız için belki de banyo yaptığımızda rahatlarız...

İkinci sihirli inancımız güzel bir uyku.... Hatta banyo sonrası güzel bir uyku :)) Dertlerimizi, tasamızı uykuya yüklemeyi severiz ;)

Bunlar tutmadı mı? Pozitif enerjili sevdiğin bir arkadaşını ara derim ben. Ya olanı biteni anlat rahatla ya da onun pozitifliğini içine çekene kadar gevezelik yap... Ben susangillerden değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ben anlatmalıyım, konuşmalıyım...

Alışveriş ♥ Bak bu da benim modumu değiştiren şeylerden. Çok büyük bişey olmasına gerek yok çorap alsam mutlu olurum ben :)

Saç baş meselesi de beni rahatlatır bak. Ağır depresyondaysam saçım da radikal değişimlere gidebilirim. Beni tanıyan bir kuaförümün olması müthiş bir şey o sebeple. En son yeşile boyasak teklifimi abla hadi gel ben sana fön çekeyim hem de kahve içip falına bakayım diye geçiştirmişti 😂😂

İlk aklıma gelenler bunlar... Bunlar da çözmüyorsa zaten halim harap demektir ;)


26 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #25 / #26


Son 2 gün kaldı... Hafta sonu yazamama aksaklığımı bugün rutine döndürüyorum artık. O sebeple iki günü birleştirdim :)

Geçelim konulara;

Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.



A - Ailem, arkadaşlarım
B - Baykuş, balon, bal
C - Ceylan Ertem
Ç - Çekirdek, çay, çikolata
D - Deniz
E - Elmalı tart
F - Fal, film, fotoğraf
G -Gezmek ♥
H - Hediye almak/vermek
I - Ihlamur misss miss
İ - İzmir ♥
J - Jelibon şekeri
K - Kestane, kavun, kıvırcık saç, kahkaha
L - Latin dansları, leylek (kendisi değil yalnız görmeyi severim)
M - Meyve, mavi
N - Nakış, not tutmak
O - Oytun ♥
Ö - Özgürlük, öpücük
P - Puding, pasta, piknik
R - Roman, radyo tiyatrosu
S - Sinema, salep
Ş - Şebnem kişisi ♥
T - Tiyatro, tembellik, tahinli çörek
U - Ufuk
Ü - Üzümlü kurabiye
V - Vatan,vicdan
Y - Yaz, yüzmek
Z -  Zevzeklik yapmayı dermişim hahahaaaa :) Bunu bulamadığımdan salladım :)))


Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var?

Paraya kimseye hayır demez bugün şartlarında sanırım ve ben de hayır demem tabi ki :)
Ama zamanı kısıtlayıp şu ana odaklanırsak ben yatağımı istiyorum. Feci hastayız analı oğullu o sebeple uyuyup dinlenmekten başka bir şeye odaklanamıyorum. Yatağıma yatıp uyuyayım ben, bir de sıcak çorba olsun yeter vallahi...