18 Eylül 2020

Bu ayın şarkısı ♥ #9

 

Ayça Özefe / Yıkılmam Asla

Önüme rastgele düşen şarkılara tutunuyorum bazen ve çıkamıyorum bir süre
İşte o şarkılardan biri daha

Mutlu hafta sonları diliyorum herkese ♥


10 Eylül 2020

Mürebbiye / Stefan Zweig


İş Bankası Kültür Yayınlarının Modern Klasikler serisini seviyorum... Çevirileri, kapak dizaynları oldukça güzel... Şimdiye kadar kaç tanesini okuduğumu bilmiyorum ama bitirmeye daha çok var... Seçmece olarak kolay ve sevdiğim yazarları alıyorum öncelikli olarak... Kendime böylece daha çok gaz veriyorum 😉

Mürebbiye kitabı 4 novalledan oluşuyor... Her biri şahsına münhasır tatda...

1- Mürebbiye

2- Yaz Novellası

3- Geç Ödenen Borç

4- Kadın ve Yeryüzü

En sevdiklerim Mürebbiye ve Geç Ödenen Borç oldu...  

Kadın ve Yeryüzü ise en sevmediğimdi... İlk defa Zweig'in tasvirlerini bu novellada tarzından uzak buldum ve çok sıkıldım okurken... Sonuncu bölüm hariç oldukça keyifli bir okumaydı diyebilirim...

Zweig'in sevdiğim hikayelerini okuyup bitirdikten sonra keşke daha uzun, roman tarzında yazsaymış diye düşünüyorum ama belki de kısa ve öz olması insanın zihninde daha şahane bir iz bırakıyor... O sebeple belki de seviyorum kitaplarını...

Keyifli okumalar diliyorum herkese ♥


Altıçizililerim;

* Güzelliği teşekkürle karşılayan yalnızca gençliktir.

* Yürek her zaman kendini kandırmaya eğilimli olduğundan.....

* İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir.



4 Eylül 2020

Ağustos bitti bile...

Günler, haftalar hatta aylar çok hızlı geçiyor... Bırak bu ayı ben yazın bile nasıl geçtiğini anlamadım... Çok meşgalem olduğu da yok aslında... Zamanın işlerle bir ilişkisi olmadığı böylece kanıtlanmış oldu 😉

Bu ay mutlu mutlu paylaşımların peşindeydim ben sevgili Özlem sayesinde... 100 mutlu gün için... Yapar mıyım yapamaz mıyım derken 1/3 ü bitti bile.... O zaman haydi insta seçmecelerine :)



Uzaktan eğitim için hazırmış 😂😂😂 
Anlaşmamızı imzaladık, kurallarımızı koyduk, inşallah kavga gürültü çıkmayacak 
Hadi hayırlısı 🙈

Bu dönemi tüm çocuklarımız en hayırlı şekilde atlatır inşallah, her şeyden önce sağlık ❤️

Geçen dönem uzaktan uzaktan Oytun'a işlememişti
Çünkü izlemek istememişti
Bu sefer istek arttı mı tabiki hayır
Sorumluluklarını yerine getirmesi konusunda uzlaştık sadece
Sanırım yani


“Teyzeeeee nasılsın, Şakir’i çağırsanaaa” diye başladık 😂😂 
Amaç Şakir olabilir ama olsun bıcır bıcır sesini duydum ya 😍

Evde bir baykuş kuklam var, ismi Şakir. 
Arden’in ilgisini çekmek için çıkmıştı ortaya, şimdi baki oldu 😂😂 
Şakir’le konuşunca çocuğumun gülleri açıyor. 
Teyzesinin evde baykuş beslediğini inanmıştı, bu yaz kukla olduğunu ortaya çıkartacaktık ama kısmet olmadı. 
O da hafiften çakıyor artık ama bozmuyor eğlenceyi. 
Geçenlerde bir ağaçta baykuş görmüşler, Şakir’in arkadaşı Şakira demişler. 
Onu anlattı bıcır bıcır. Bizde selam söyledik Şakira’ya 😂😂😂

Arden seni çoookkk seviyorum paşam 😍😍

Mutluluğun en güzeli hasret gidermek sevdiklerimizle 
100 happy days / volume 27 
Şakir de seni çok seviyor Arden


Bir pestil işine sardım ki sormayın :)))
Elime yüzüme de bulaştırmadım üstelik ♥


Bu biiirrr göz hakkı 😂
Bu biiirrrr yürüyüş ganimeti 😉
Bu biirrr vergi dönüşümü 🤪
Bu biirrrr mutluluk sebebi 🥰

100 happy days / volume 26
Yürüdüğümüz parkta gözümüzü dikmiştik
Bugün nihayete erdik
Biz bu ağaçtan daha çok göz hakkı alırız
Kızaranlar itina ile toplanır


Uzun süre sonra cağnımm blogları okudum, ne iyi geldi.. 
Yine notlar aldım, yine kıkırdadım, azıcık hüzünlendim... 
İyi ki varsınız ve iyi ki paylaşıyorsunuz dedim yine çokça 
❤️ Biz birlikte çok güzeliz 💪🏻

100 happy days volume 25
Bloglar candır
Kitaplar, filmler, yaşanmışlıklar
Deneyimlerine güvendiğim ne kadar çok insan var ♥


Olmuş incirin reçelini daha çok seviyorum ben. 
Şekeri karamelize edip tarçın kabuğuyla kaynatıyorum. 
Sonuç missss 😋

100 happy days / volume 23 
İncir reçeli mutluluğu 
Filmi de ne güzeldir
Aklıma geldi birden


Mutluluk için bazen bir patlıcanlı börek, bazen kuşlu bir tabak, bazen de çekme beni çekmeeee diye bağırmak lazım gelebilir. 
Ya da hepsiiii bir arada o anı süsleyebilir  
İyi ki 😍😍

100 happy days / volume 22 
En kötü günümüz böyle olsun


King mutluluğu, hele bir de 1,5 porsiyon çıkmışsan misss vallahi 😂😂😂

100 happy days  / volume 
21
Aman sinek ikiye dikkat 
Maça da katıldı aramıza
Güldürme güldürme 😂😂


Bir dilim mutluluk 🙈

100 happy days / volume 12 
Yemek yemek aşktır 
Bir de kilo yapmasa
Lop lop et olsun demiyoruz asla
Yerine ne diyoruz bilmiyorum ama 
Aklım sütlü baklavada şu an


Huzur ❤️

100 happy days / volume 8 
Yorgun ve bitkin vücuduma ne iyi geldi bu sakinlik
Gerçi aşağıdaki balkonda bir baklava tepsisi mevzuu vardı sakız gibi uzatılan 
Bir süre sonra kulaklarım sağırlaştı şükür onlara 
Neymiş, balkonlarda son ses konuşmamak gerekiyormuş
Herkese iyi geceler


Kahve ❤️ Mozaik Pasta
Mutluluk sebebi değildir de nedir 😉

100 happy days  / volume 4
Bayram boyunca kahve içmeyi unuttuk desem 
Bayram kahvesi son güne kaldı
Mozaik pasta şahane olmuş yalnız
Ellerime sağlık


Bugünün misss kokulusu olur kendisi 😋 
Bıyık altından gülen arkadaşın konumuzla alakası yok 😂😂😂

100 happy days / volume 3 
Kokusu ruhuma şifa, tadı damağıma 
Mide de bayram


Elma görünümlü armuta da eyvallah ♥


Tadı enfes mi enfesti ♥


Herkese mutlu hafta sonları ♥

25 Ağustos 2020

hamarat Şebo bildiriyor :))

Kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş ya benimki de o hesap :)) 
İki dürttüm diye kendimi hamarat yaptım :))) 
Yarım işler kraliçesi olarak elimdeki işi bitirince kendimi çok mutlu hissediyorum ne yapayım ♥


Öncelikle battaniyemi göstereyim size... Mini bir bebe battaniyesi ördüm... 
Ege'mizin haberini alır almaz başlamıştım, iyi ki hemen başlamışım ancak bitirdim... 
Çoccuğumun doğumuna yetiştirdim... 
Hoş bu yaz sıcaklarında kullanılmaz ama olsun, içim rahat en azından.



Bu dalga motifini çok seviyorum ben. 
Hem yapımı çok kolay hem de renklerin birbirine geçişini seviyorum. 
Genelde bu tarz işlerde soft renkler daha güzel duruyor. 


İkinci işim ne istersen kılıfları :)))



Ne istersen kılıfı neden dedim peki :))
Ben genelde bu kılıfları kitap kılıfı olarak kullanıyorum. Ceplerine kalemimi, post-it lerimi koyuyorum. Çantamda kitaplar yıpranmıyor böylelikle
Ama pekala makyaj çantası olabilir, ıvırzıvır koyulabilir.


Aslında dikeli çok olmuştu... Amerikan bezini bu tarz işlerde çok seviyorum ben...
Fakat çok sade olunca kullanmak içimden gelmemişti, bir kenarda öylece bekliyordu.
Birkaç motif birleştirerek üzerine diktim.
Bu hali daha sevimli oldu.


Hele ayıcıklı olan...
Şimdi yine bu tarzda çantalar örüyorum... Küçük küçük bitirmesi kolay...
Hediye için elimin altında olması da ayrıca güzel oluyor....

Kucak dolusu sevgiler herkese ♥


17 Ağustos 2020

Haw / Kemal Varol

 

Bu kitabı çok uzun zamandır görüp merak ediyordum,  Lokum Okuma Listesinde anlatıcısı bir hayvan olan kitap denince ilk aklıma bu kitap geldi... Hooop hemen attım sepete 😉

Ne okuyacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu... Bir çok yerde görmeme rağmen konusu ile ilgili bir şey ya okumamışım ya da hatırlamıyorum. Sadece anlatıcısının bir köpek olduğunu biliyordum ki Mikasa ile tanıştırdı beni...

"Dedem, rüzgarın bir masaldan kopmuş gibi uğuldadığı, yağmurun olanca hızıyla boşaldığı bir sonbahar gecesi barınağa kan revan içinde getirilmiş."

 diyerek başladığı kitaba kâh torunu Mikasa'nın barınaktaki hikayesini anlatıyor... Kâh Mikasa geçmişe dönüp anılarına yolculuk yaptırıyor... Aslında hep barınakta geçen hikaye bizi hatıralarla dışarıda gezdiriyor.

Hayali bir kasaba Arkanya bilmediğimiz bir coğrafyada... Kuzeylilerin ve Güneylilerin savaşı... Aşk.. Özlem... Acı... Umut... Bu şekilde kurgulamış Kemal Varol... Ne kadar farklı semboller kurgulasa da tanıdığımız bir coğrafya da bildiğimiz bir savaşı anlatıyor aslında... Eğer buraya takılırsam hoşuma gitmeyecek bir takım kavramlar da çıkıyor karşıma... Takılmamaya çalışıyorum ve Mikasa'ya odaklanıyorum... 

Yalın anlatımıyla Mikasa'ya sarılıyorum bolca kitap boyunca... Hayata tutunma çabası içimi burkuyor... Neden öyle kan revan içinde barınağa getirildiğini çok çok önceden anlıyorum aslında ama yine de içime çeke çeke yutuyorum sayfaları... Melsa'ya olan aşkı evet güzel ama ondan büyük dertleri var Mikasa'nın...

Benim için en vurucu yer barınaktaki platonik ve vefalı aşık Adıgüzel'in hayalleriydi... Kitabın kahramanları adına en güzel hayali kurar aslında tek başına... Şahane bir gelecek hayalidir bu...

Sonuç olarak ben Mikasa'nın hikayesini sevdim... Hoşlanmadığım bazı siyasi anlatımları geri plana attım ve takılmamaya çalıştım. Anlatımı hoş bir kitaptı... Farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere tavsiye edebileceğim kitaplardan...


Gelelim altıçizililerime ;


* Barınakta bütün tehlikeler gündüze aitmiş. Gece uyku demekmiş barınakta. Uzun uzun esneyip zamanı dinlemek demekmiş. Eğer iki köpeğin kavgası geceye de taşmamışsa güvenlik demekmiş. Hatıralara sarılmak ve beklemek demekmiş gece.

* Zaman çok garip bir şeydir. Geriye doğru saydığında başka, ileriye doğru sardığında başka geçer.

* Aşk istediğini istediğine benzetmekten başka bir şey değildi belki de.

* Zaten aşk, bir öçmür geçtiğini sanırken olduğu yerde kalakalmaktı belki de.

* Aç susuz kalma, dayak yeme korkusundan özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu unuttum.

* İt de yaza çıkardı ama yediği ayazı Allah bilirdi.

* Çünkü ağlarken, gözyaşı değil, aslında hatıra döker herkes!

* Savaş, onlara dokunmadığı sürece ehemmiyetsiz bir şeymiş, hatta hiç yaşanmamış bile sayılabilirmiş.

* Eğer bir yeriniz acıyorsa, onu dindirmenin yegâne yolu o acıyı başka bir acıyla değiştirmekti belki de.

* Savaşın en kötü tarafı, bir zaman sonra kimin haklı olduğunu unutturmasıydı.

* Hayat, her âşığa ayrıldıktan yıllar sonra bir kez daha karşılaşma imkânı vermezmiş her zaman.



13 Ağustos 2020

Yolda / Buket Uzuner




Seyahat etmeyi özledim... 
Yeni tatlar keşfetmeyi... Yeni insanlar tanımayı....
Hoş eskisini buldun da yenisini mi arıyorsun da demiyor değilim kendime... 
Rutinimi kırmayı özledim sanırım... 
Haydaaa eller havaya moduna geçmeyeli sanki yıllar olmuş gibi...

Böyle özlemli bir haldeyken bu kitap bana nasıl ilaç gibi geldi anlatamam... Buket Uzuner ile düştüm yollara....

7 yol hikayesi... Ve bu 7 yol hikayesinde şahsına münhasır 7 karakter ve yaşamlarından önemli bir kesit.... Her hikayeden alınacak bir yaşam dersi...

Tam da zamanına denk gelmiş bir okuma halinin ruhumda bıraktığı inanılmaz keyif...

Bu kitapla ilgili hissiyatım budur efenim, lafı uzatmaya gerek yok.... 



Altıçizililerim size biraz daha fikir verecektir kitapla ilgili. Hoş ve sağlıklı kalın ♥


* Seyahat, seksten ve dans etmekten sonra insanların hayatta en fazla zevk aldıkları fiziksel aktivitedir.

* Yazarlar kadın kılığında bir esin perisinin kötü bir erkek efsanesi olduğunu iyi bilirler, çünkü yazarlara en parlak fikirler genellikle başka iyi bir yazarın kitabını okurken, bir ressamın, bir sinemacının, fotoğrafçı veya bestecinin eserini izlerken, dinlerken geliverir.

* Yol, ancak çıkıldığında hükmü sürülen bir taht,bittiğinde yenisini arzulatan hayati bir bağımlılık, kahve ve kitap kadar keyifli bir tiryakilik.

* Ve maalesef insanların, çocuk yapabilecekleri en verimli yaşlarında onlara ayıracak zamanı olmuyor.

* Herkes ancak kendi hayatını yaşarsa varoluşunun bir anlamı olabilir.

* Bir kadının sapık ya da meczup olmadığı sürece sevdiği erkeği terk etmesi her zaman çok acı vericidir.

* Öyle olaylar vardır ki, çok uzun süre beklendiklerinden, bir gün gelip gerçekleştiklerinde insanda artık hiçbir gerçeklik izlenimi uyandırmazlar.

* İnsan başına gelen bütün felaketlere rağmen hâlâ umut edebilmelidir, çünkü umut ettiğin sürece hayatta kalırsın.

* Gülmenin insana verilmiş en güzel armağan oluşunu kutlayarak dolu dolu, gevrek gevrek güldük.

* Öz-nefretin insanın kendi ruhunda yarattığı yangının eritip yok ettiği özgüven duygusunu, hiçbir düşman yok edemez!