16 Eylül 2019

Şebonun Gevezelikleri #11


Selamlar efenim ♥

Malum geçen hafta okullar açıldı. Ve biz hala okul düzenine alışamadık.
Bir insan her sabah okula geç kalır mı?
Biz bunu başardık hahahaaa :)
Ve dolayısıyla işe de geç kaldım...
Trafik yoğunluğundan ilk haftadan bezdim hatta.
Allah sonumu hayır etsin.


Uzun süredir Cumartesi günleri çalışmıyordum. Bu hafta çalışmak zorunda kalınca psikolojim bozuldu. Bana bir gün tatil yetmiyor, bir kez daha bunu anladım. Zira Cumartesi çalışınca yemek-alışveriş-temizlik gibi bilumum işler bir güne kalıyor ve benim pertim çıkıyor.. Bu hafta olduğu gibi...
Ortalık toparlamaktan yemek yapmaya bile fırsat bulamadım dün. Bizim mutfağa şu aralar fare düşse başı yarılır zaten.


Yaklaşık olarak 6-7 aydır saçlarımı boyatmıyorum. Neden yaptığımı bilmiyorum ama beyazlarımla yaşamak istediğime karar vermiştim. Şimdilerde ise feci halde boyatma isteği var ve akıllı uslu renklere değil. Mesela mor yapmak istiyorum hahahaaa :))) Bir de kısacık kestirip ablak suratımla başbaşa kalmak. Savaşıyorum hala içimde ve kim galip gelecek hiçbir fikrim yok :/


30 Sayfa kitap okuma kararımıza bu hafta ikimizde uyamadık. Mazeretimiz çoktu ama geçerliliği yoktu. Bu haftaki kalkınma planlarımız arasına yeniden konumlandırdık bakalım ;)

Ama bak bu hafta tüm yaz ara verdiğim yoğurt mayalama işine yeniden başladım. Ve olurdu olmazdı derken taş gibi oldu taş ♥ Annemin evinde tutturamadığım yoğurt kendi evimde tutuyor ya bir de buna şaşırıyorum... Neyse nazar etmeyeyim şimdi kendi kendime...





Şimdi yapılacaklar listemi buraya da koyup kaçarım. Yoksa ben salaklanmaya devam edip hiçbir şey halledemeyeceğim 👍

* 30 sayfa kitap her gece. Bu hafta rutine bağlamalısın bunu.

* Çiçeklik için cam fanus ya da cam kase bakın ucuzundan. O çiçeklik orada sana batmaya devam edecek yoksa.

* Evde bir kutu buldun ya, onu boyasan da ojelerini yada ıvır zıvırını koysan nasıl şukella olur.

* Oytun'un yemek parası yatacak.

* Kredi kartlarını öde.

* Ayakkabıcıya tamire gidecek ayakkabılar var.

* Bu hafta biraz yemek yapıp kavanozlasan da azıcık rahatlasan hafta içleri.

* Ütüsüz hafta geçer mi hiç Şebo. Bugün hatta hemen onu hallet. Yoksa kalır gider...


10 Eylül 2019

İnsta Seçmeceleri Ağustos


Kaldığımız yerden devam ediyoruz madem rutinimize dönmek lazım.
O zaman gelsin Ağustos ayının seçmeceleri ♥


Ahhh o ayrılık vakti 😢



4. sünü gerçekleştirdiğimize göre artık geleneksel diyebiliriz fotoğraf çekimlerimize ♥

Takım takım giyindirdik yine
Bayılıyorum bu şapşik hallerine


Günaydın ♥ 😊😊


Biraz sessizlik 🙏


Bayılırım incir reçeline ♥


İstersen ikisi de ♥


Evet evet şu anda çok eğleniyorum 😂😂😂


Şerefe 😅😅😅


Seviyorum mutfak denemelerini :)

9 Eylül 2019

Şebonun Gevezelikleri #10



Bir kaybolup bir daha gözükemeyen Şebodan selamlar efenim :)
Klasik bahanelerimi anlatıp sizi sıkmayacağım bu sefer söz...

Malum okullar açıldı. Tüm çocuklarımız okullarına başladı. Bir liseli gerçek ergen anası olarak ne kadar keyifli olduğumu tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde :) Tüm çocuklarımızın yolu açık olsun, keyifli ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçirsinler inşallah 🙏

Bu aralar ben ne yaptım peki... Bak madde madde sayayım heheeee :))

1- Malum LGS sınavı vardı Oytun'un. Şükür atlattık. 2. tercihine yerleşti. Bugün de başladı artık okuluna. Hazırlık okumak istiyordu ancak şimdiki okulunda hazırlık yok. O sebeple ay sonuna kadar nakil tercihlerini deneyeceğiz. Kısmet diyoruz artık.

2- Arden kuşum ve kardeşim buradaydı tüm yaz boyunca. Onlarla keyifli vakitler geçirmeye çalıştım.

3- İşler malum piyasa şartları gereği çok keyifsiz. Angaryalarımızı arttırdık mevcut düzenimizi korumak için. Her şey güzel olacak dedik ya o sebeple biraz daha ümitliyim kendimce. Düzelecek piyasalar da inşallah zamanla. daha çok yolumuz var ama...

4- Kitap okuma konusunda çok başarılı değildim. Film desen evin balkonunu yazlık sinema modunda kullanmaya başlayınca biraz bişeyler izledim. Fırsat bulursam onları da zaman içerisinde anlatırım. Dizi izleyemiyordum hiç, öğlen aralarımda artık işyerinde fırsat buldukça izliyorum. Bölüm bölüm fena gitmiyor dizi izleme seanslarım :)

5- Çok gezdiğimi söyleyemem bu yaz ama yazlık her zamanki gibi hayatımızı kurtarmaya devam ediyor. 2 günlük hafta sonu kaçamakları bazen eziyet olsa da deniz-kum-güneş enerjisi her daim makbul ♥

Bak madde madde sayınca hiçbir halt yapmamışım gibi geldi ama sanki zaman benimle oyun oynadı, koskoca yazı düşe kalka bitirdim gitti işte :)


Bu hafta okul düzenine alışmaya çalışacağız sanırım. Klasik alışveriş turları... Bu sene ergenle karar verdik ilk önce evdekileri değerlendirmeye alacağız. Yoksa ikimizin de kırtasiye aşkı devreye giriyor ve hem evde kalabalık yaratıyoruz hem de cebimize zarar :/ Bakalım becerebilecek miyiz 🙆

Bu yaz tam bir göçebe hayatı yaşadığımdan dolayı özellikle mutfak düzenim tamamen kaçmış durumda. Bu hafta öncelikli işim mutfak düzenimi sağlamak.

Bir de ergenimle kitap okuma alışkanlığımızı yeniden kazanmamız lazım. Her gece yatmadan 30+ sayfa gibi bir düzen dedik. 30 sayfası kesin de bölüm bitene kadar artısı ne olur bilmiyorum. Haftaya sonuçları yazarım 😉

Şimdi yavaş yavaş sizleri okuma zamanı :)
Görüşürüz ♥


6 Eylül 2019

4 yaş bebesine ♥




Teyzesinin minik kuzusu 4 oldun sen artık...
Her yaşa geçişin önemli senin için, her yaşına özgü hayallerin var...
Mesela bu sene ilk sorduğun soru "artık arabanın önüne oturabilir miyim" oldu... Hayalindeki 4 yaş ne kadar büyükse artık :))) Bunun için daha çok doğumgünü kutlaman gerektiğini öğrendiğinde biraz hayal kırıklığına uğrasan da eminim yeni hayaller kurmaya başlamıştın 😏 Hoş biz erken erken kutladığımız için sen o an 4 olmamıştın bile o ayrı mesele :))

Evet bebeğim bu sene yine seninle nasıl koca bir yaz geçirdiğimi anlatacağım... Balık hafızalarımıza bu yazılar hem iyi geliyor hem de seninle anılarımı kayıt altına almış oluyorum...

Bu sene avunun (abinin) pabucunu dama attırdım nihayet ve teyzesine düşkün bir kuzu yapmayı becerebildim. Bu benim için bir mucizeydi :) Teyzeeee teyzeee diye peşimden koşturdun çoğunlukla...

Pancake benden her sabah istediğin yegane yiyeceğindi... Arada abartıp arabalı pancake gibi absürt isteklerini de gerçekleştirdik. Çıtır tavukla tanıştırdım seni, mmmmm çok güzelmiş diyerek afiyetle yedin... Hatta bir ara evin tek yemek pişiricisi benmişim gibi davrandın... Teyzem yapsın, teyzem pişirsin, teyze ne yemek var gibi gibi... Hele siz yapamazsınız teyzem yapar dedin ya Şebonun yağlarını erittin heheeee :))

Bu sene ilk defa seni havaalanında karşılayamadık. Ama evde sizi hazır ve nazır bekliyorduk. Gecenin bir yarısında çok uykun olmasına rağmen full enerji kucaklaştık, öpüştük hatta azıcık da kudurduk.

Bu sene avunun sınavı olduğu için ilk zamanlar sizinle çok sarmalanamadık, o sebeple  avu okula gitmesin artık diye mızıldandın...  Avunun mezuniyet töreninde avunu gördükçe Oytuuun, Oytuuunn diye seslendin sürekli. Gülümsememize sebep oldun şapşiriğim ♥

Çok temkinli bir çocuksun. Ve bu sene buna yine devam ettin. Denizde seni nasıl yüzdüreceğiz diye kara kara düşündük çokça o sebeple. Fakat anneciğinle çok güzel bir oyun oynadık sana, hep terliğimizi denize düşürdük. Terlik kurtarıcı kahramanımız yaptık seni :) Ve sen her terliği kurtaracağım diye can hıraş debelenirken kimse olmadan denizde yüzebileceğini fark ettin. O andan sonra da seni tutabilene aşkolsun... "Teyze tutma, tutma ben kendim yüzebiliyorum" diye diye gittin denizde. Tabi hala destek kullanıyorsun, köpüklü deniz mayon var üzerinde... Ama olsun biz buna da razıydık. Seneye onu da atacağız inşallah bitanem ;)

Bu enerjini nerden buluyorsun bilmiyorum ama sürekli kıpır kıpırsın.  Hem de çenesi düşüksün hahahaaaa :))) Sürekli anlatıyorsun, sürekli hareket halindesin ve evet sürekli muzurluk peşindesin... Her şeye söyleyecek bir lafın var, azıcık çok bilmişsin... Ben senin yaşlarındayken abini çok güzel kandırırdım ama seni kandırmakta güçlük çekmek bir yana çoğunlukla kandıramadım. Ama teyze hayır bu böyle değil diye oturup sen açıkladın bana çoğunlukla. Pes etmiştim artık yazın sonlarına doğru :)))

Evde sürekli anneannen tabak çanak kırdı sen terliğini giy diye :)) Şaka tabi ki... Anneannen o kadar sakar bir kadın değil. Bak bu konuda seni kandırdık işte :))) Ohhh canıma değsin hahahaaaa :) Ama seneye bunu da çözersin.

Bir keresinde arabada giderken benzinimin biteceğini söyledim annene. Endişe küpüm bizden çok endişelendin. Teyze benzinlik bulalım yolda kalmayalım diye bıdır bıdır söylendin. Hele arabayı sana ittireceğimizi söyleyince daha da çok endişelendin. Şimdilerde her arabaya bindiğinde benzinimiz var mı arabada diye soruyorsun. Travma yarattım sende sanırım :))))

Bu sene en sevdiğin oyuncak Thomas trenlerdi. Hatta sana thomaslı yaş pasta yaptırınca deli gibi sevindin.

"Felaket" diye bir şarkıyı biz sevip dinlerken bizimle birlikte sende sevdin. Arabaya bindiğinde felaketi aç teyze, sesini çok aç diye diye bizi felaketten yıldırdın hahahahaaa :) İleride dinlemek istersen Zeynep Bastık söylüyordu unutma ;)

Yazın sonlarına doğru sana birşeyi yaptırmak için sakın yapma Arden demeye başladık. Bizimle inatlaşacaksın ya sende inadına yaptın. Faka bastın Arden hahahahaaaaa :)) Biz kazandık işte :)))

Nerede güzel bir kız görsen hemen arkadaş olmaya çalıştın. Biraz çapkın mı olacaksın ne? Ama azıcıkta maymun iştahlısın ben söyleyeyim sana. Neyse geçer bu zamanlarda oğluşum sen merak etme ;)

Senin yanında kaldığım her sabah bizi öpücüklerle uyandırdın, uyanmayınca da gözümüze parmak sokmaya kalktın haahahaaaa :) Ben seni ısırdım sen beni cimcikledin...

Gaddar anan hala sana şekerli ürünler yedirmiyor ama bu sene sana dondurma yedirmeyi başardım. Ama sadece sade dondurmayı seviyorsun. Teyze sütlü dondurma alalım mı diye gezdin peşimde :))) Doğumgünü pastandan da ısırttırdım kocaman bu sene sana ama "ıııhıhhh hiç güzel değilmiş" deyip poponu çevirdin hahahaaaa :))) Seneye anneni kızdırıp onun sütlüsünü de yediririz artık :)))

Kitapları bu sene de sevmeye devam ediyorsun. İnşallah ömrün boyunca da bu devam eder. Sürekli bana kitaplar okuttun. Arada senin kitaplarından yanımızda olmayınca kendi kitaplarımdan okudum. Ona bile hayır demedin. Uslu uslu dinledin. Ben tabi mest ♥

Avunla bu sene azıcık didiştiniz. Birbirinizi çok seviyorsunuz ama bir hakimiyet savaşınız başladı aranızda. O sözünü dinletmek istedi ama sen özgür ruh... Sen istediğin olsun istedin ama o ergen ruh... Böyle inişli çıkışlı bir yaz oldu sizin için... Ama biz seninle ballı kaymaktık aşkım bu sene heheheee :))))

Gideceğine yakın ben Orlando'yu hiç sevmiyorum, buraya taşınalım diye gezindin. Ama gitme vakti geldiğinde bizi öpücüklere boğa boğa, size bilet alacağız diye diye gittin kuşum :)

Eve gittiğinde ise muhtemelen nereye saracağını bilemediğinden ben Afrika'ya gitmek istiyordum diye ağlamışsın. Bizi hem güldürdün burada hem de hüzünlendirdin...

Bir yılımızı daha böyle tamamladık işte minik böceğim. Evimizin neşesi kaçtı sanki sen gidince. Kimsesiz kaldık... Bu özlem duygusunu sen de bizimle birlikte çok erken yaşta tadıyorsun ama yapacak bir şey yok. Gelecek yaza kadar uzaktan uzaktan hasret gidermeye devam edeceğiz. Sen sağlıklı ol, mutlu ol bize yeter ♥

İyi ki doğdun böceğim yeniden...
Çok güzel bir yaşın olsun, yeni hayaller kuralım seninle, yeni şeyler keşfedelim bu sene de...
Bol bol sarılacağımız, öpüşüp koklaşacağımız  bir yıl olsun...
Sevgiyle sarmalansın her yerin...
Hepidebörtdey Arden :)))

Seni seviyorum güzel oğlum ♥

Teyzen





4 Nisan 2019

Mart İnsta Seçmeceleri


İki ileri bir geriyim blog konusunda farkındayım...
Hadi yazayım diyorum başına geçiyorum, elim gitmiyor...
Okuyayım bari diyorum, okusam da yorum yazamıyorum...
Yazma problemim var sanırım bu aralar...
Neyse geçecek yakında biliyorum...
İnsta seçmecelerini kaç aydır yapmıyordum, bari burdan başlayayım dedim... Devamı gelir mi meçhul ama...
Buralardayım, iyiyim, geleceğim ♥


Fallarımda bile tatil çıkıyorsa hakikaten benim tatilim çok gelmiş demektir ;)

Neyse halim çıksın falim
Şebonun tatili gelmiş, hatta çok gelmiş
Bu sene benimse neden hala hikmetini göstermiyor acaba
Gece gece aklıma düştü ;)


Vidilolu yani görüntülü konuşmazsa konuştuğunu hissetmeyen bir  oğluşum var benim. 
Bir de kibar :)))
İlk önce arayıp "tiyze seni vidilolu alayabiliy miyim" diye soruyor hhahahaaa :))
Hiç teyzesine çekmemiş kibarlıkta :))


Bir an 4 çocuğum olsaydı ne olurdu diye düşündüm de...... 
Siz anladınız beni 😉 😂😂 

Yakışıklı Oytunum, güzel Zeynebim, ikizlerin en tatlıları Dinçer ve İlayda
Kısır partisi yaptık en şahanesinden
Hepsinin eli değince pek güzel oldu
Gençlik güzel şey ♥


Test çözerken level atladık 😂😂😂


Bu çocuklar yüzünden sınav gözetmeni de oldum ya başka da bir şey demiyorum 😂😂😂😂

LGS deneme
Çok ciddiler kıyamam
Burda şımardığıma bakmayın
Ben de çok ciddiyim vallahi
Gülsem mi ağlasam mı halleri bunlar


Spor ayakkabı sezonunu açtıysam bahar gelmiş demektir 🌈🌺🌼🌸🌿

Şebo halleri
Botlara ölüm
Yaşasın bahar geldi
Isınsın kemiklerimiz azıcık


Biri delikanlı biri genç kız oldu artık... 
Yalnız bir tiyatro oyununa gidecek kadar hem de 😇 
Sanat yolunuzdan hiç eksik olmasın çocuklar 😉

Gençler tiyatroda, analar gıybette
Benim öksürük krizlerim engel
Diğer anne izlemişti zaten
Yoksa kusur kalmazdık bizde
Pınar Ayhan / Orada Duruverseydi Zaman


Bu yaz hummalı bir çalışmayla bu çadırı dikmişlerdi bizimkiler ama bu kadar güzel durabileceğini tahmin etmemiştim. 
Azıcık fesat mıyım neyim 😂😂😂
 Neyse efenim çadır ⛺️ bahane, mutluluk şahane... 
Herkese içindeki çocukla mutlu kahkahalar atacağı bir Pazar diliyorum, mutlu pazarlar 🌈 ☀️ 😘😘 

Teyzesinin kuzusu
Sevdiceğim, özlediğim
İnsanın maharetli bir anneannesi olması güzel şey tabi
I love my çadır diye tepindirir mutluluktan
Aney bize de teraslı verandalı çift kat bir çadır diksene 😂😂😂


Evin ergenlerini çiftledik bugün :))


Güzel bir gecenin anısı olarak burada kalsın bu fotoğraf bence ;)


Kuzucuklar, sevgi pıtırcıkları ♥
Tazeleniyorum her defasında enerjileriyle
İyi ki varsınız


Bulma Şebo emi 😂😂😂

25 Mart 2019

Şebonun Gevezelikleri #9


En sendromlu bir Pazartesiden merhabalar efenim...
Sabah yine sürüne sürüne geldim işe...
Hoş bu aralar hep aynı moddayım gerçi..
Havalardan mı benim ruh halimden mi tam emin olamıyorum ama sonuç değişmiyor nasıl olsa... Her halükarda sürünüyorum :D

Rutin dışına çıkmamak miskinleştiriyor mu beni acaba diye de düşünmüyor değilim...

Sabah kalk 07:30
Oytun'u okula bırak 08:30
İşe gel 09:00
İşte bilgisayarın kalkmadan debelen...
En büyük lüksün internette gezinmece ve öğle kahven olsun...
Akşam işten çık 19:00
Yemek hazırla ye derken 20:30
Oytun'la test mücadelesi ver, doğrularına yanlışlarına bak, ehhh bu arada fırsat bulursan biraz kitap oku...
Saat olmuş bu arada 23:00-23:30
Gün biterken senin yapacakların aklına gelsin...
Bir soğuk su iç düşüncelerinin üzerine sonra da ayaklarını uzatıp şeker patlat...
Aaaaa saat geç olmuş 01:00-02:00... Allah ne verdiyse artık...
Sonra yat zıbar...

Ne güzel bir döngü değil mi 😂😂😂
Sonra da sürünüyorum de...



Son haftalarda bir de Pazar gününü deneme sınavlarıyla geçiriyorum, iyice haftayı öldürüyorum...
Okula kızıp kendimi yakıyorum vallahi :)))
Ama işin bir de "elimizden geleni yapalım" modu var ki bu da vicdanımızı rahatlatıyor işte...

Okul bu sene bizi çok üzdü... Hepi topu bir avuç çocuk aslında... Ama koordinasyon ve empati gücü olmamanın üzerine beceriksizlik de eklenince bu bir avuç çocuğu rezil ediyorlar... Onlara göre şahane şeyler yapıyorlar... Bana göre hiçbir şey... Deneme sınavlarını bile eciş bücüç toplama fotokopilerle yapıyorlar ve dolayısıyla bize de kendi göbeğimizi kesmek kalıyor... Ama sağ olsunlar bana sınav gözetmenliği deneyimi kazandırıyorlar böylece 😂😂😂 Ağlanacak halimize gülüyoruz anlayacağınız...



Ne zamandır Oytun'dan inciler yazmıyorum değil mi size...
Ergen de olsa hâlâ inciler dizmeyi başarıyor...

Cuma akşamı yemek yiyoruz bu arada TV açık.. İstanbullu Gelin özetinden izlemediğim bölümleri yakalamaya çalışıyorum bir yandan da...

Bizimki başladı inci dizmeye...

O- Ben bir gün evlenirsem ve oğlum olursa ismini Garip koymayı düşünüyorum...
A- ???? (Nasıl yani)
O- Tepene taş düşmüş gibi bakmasana anne suratıma Garip diyorum, oğlumun adını Garip koyacağım diyorum...
A- Tamam onu anladım Oytun'da niye ???
O- (Dizideki Garip Beyi işaret ederek) Baksana adamın ismi öyle ya, kulağıma çok hoş geldi Garip Bey, Garip... Güzel işte...
A- Hııııı, iyi, peki... (Şebo gülme, gülmemelisin, aklına gelmiş işte, dayanamıyorum puhahahaaa)

Oytun oğlum ne içiyorsan bana da ver arada :))))


Bu haftaya bir de gezmece sıkıştırdım... Dursunbey bize malum 1-1,5 saat uzaklıkta bir yer... Daha önce gitmiştim gerçi ama Su Çıktı diye bir yerden bahsederler, hiç gitmemiştim. Ya da şöyle diyeyim gitmediğimi sanıyordum.

Hayallerimde şehir merkezinden uzak, ağaçların içinde bir su kaynağı diye düşünüyordum. Hatta şelale bile hayal etmiş olabilirim :)))
Meğersem bu Su Çıktı denilen yer gayet merkezde bir parkmış :)) Evet bir su kaynağı mevcut, yalan değil... Ama gayet küçük bir parkla şekillendirilmiş, bir kaç alabalık yeri, akan su, ördekler, ördek evleri, birkaç çay evi gibi birşeymiş işte :))


Tüm hayaller ve gerçeklerime rağmen gezindik, havalandık...
Güveçte kaşarlı alabalığı lezzetliydi hakikaten... O konuda hayal kırıklığına uğramadım en azından...
Hava değişikliği nispeten enerji verdi...




Bunun dışında şu anda Oya Baydar'ın O Muhteşem Hayatınız kitabını okuyorum...
Film izleme konusu yine nanay...

Uzun zamandır yoğurt mayalamayı ihmal ediyordum, bu hafta onu da becerdim...
O kadar çok yemek kavanozlamışım ki, geçen haftayı onlarla idare ettim... Bu hafta birkaç eklemeyle yine kavanoz beslenmesine devam :P Haftaya tekrar pişirmeye başlarım, tabi ki pazara çıkmam lazım bir de...

Bizden havadisler şimdilik bu kadar...
Mutlu bir hafta diliyorum herkese ♥

22 Mart 2019

Yapabilirsin / Müjdat Gezen


Yazıyorum yazıyorum taslağa atıyorum bu aralar...
Kimine eklenecek bir şeyler var, kimi bitmiş ama adam sende demişim...
Kitaplarda altıçizililerimi yazmışım da hissiyatım eksik kalmış... Ya da hissiyat sıcağı sıcağına abartılmış :))

Ama bir yerlerden başlamam lazım yeniden yazmaya... Şu bahar yorgunluğu mudur, miskinliği midir atmam lazım artık...

Kendime böyle gaz vermeye çalışırken manidar ismiyle göz kırpan bir kitap anlatayım bari dedim bugün size; Yapabilirsin...



İlk önce bu kitabı neden seçtiğimi anlatmak istiyorum...
Biliyorsunuz çok değerli sanatçılarımızı kaybediyoruz birer birer... Çocukluğumun anıları onlar benim, sevdiklerim... Ve her yeni sanatçıyı kaybettiğimde hep aynı hissiyat doğuyor bende; yaşarken, hâlâ hayattayken kendimce kıymetini anlamış mıydım? Ya da hakkını vermiş miydim güzel  eserlerinin... Filmlerini izlemiş miydim, kitaplarını okumuş muydum, imkanlar dahilinde takip etmiş miydim.. Yoksa kör ölünce mi badem gözlü olmuştu...

İşte bu düşünceler aklımdan geçerken bu kitabı gördüm. Tabi ki Müjdat Gezen'in kitap yazdığını biliyordum. Ama hiç okumaya meyl etmemiştim... Hemen birkaç kitabını aldım... Okumayı bekleyenler arasında da uzunca bir süre bekledi... En nihayetinde geçenlerde sıra geldi çocukluğumun darbukatör Baryamına :)

Darbukatör Baryam deyince Müjdat Gezen'in "Azmi" diye bir dizisi vardı eskilerde... Asıl orada hayran olmuşumdur kendisine.. Güzel diziydi... Belki hatırlayanınız vardır... Sezen'in Düş Bahçeleri şarkısı jeneriğiydi ve ben o eve bayılırdım... Tabi ki Azmi'ye de ♥

Kitabı anlatacaktım ama bakın nerelere geldim yine... Aklımın dağınıklığı bu yazıya da geçti :)

Bu kitap her yerde motivasyon kitabı olarak geçiyor. Bu konu biraz göreceli bence... Nereden baktığınıza bağlı olarak değişir.
Kendi deneyimlerinden, yaşamındaki insanların deneyimlerinden, okuduklarından, izlediklerinden yola çıkarak bakın bu iş böyle demiş... Yapabiliriz, yapabilirsin demiş... Kendince ipuçları vermiş..
Sevdiği yazarlardan alıntılar yapmış...

Kimler yok ki kitapta; Nazım Hikmet'den Aziz Nesin'e, Üstün Dökmen'den tiyatro öğrencilerine, Osho'dan Oscar Wilde'a... Geniş bir yelpaze... Kiminin yaşamından, kiminin yazdıklarından...

Çok büyük bir beklenti içine girmeden okunursa keyifli ve kısa bir okuma süreci.. Evet ara ara tekrara düşmüş... Ara ara cümleler düşmüş... Ama yazar olduğu iddiasında olmayan bir adam sonuçta... Bildiklerini, öğrendiklerini aktarmak derdinde... Takılmadım o sebeple...

Hâlâ hayattalarken değerlerimize sahip çıkalım der, altıçizililerime geçerim ;)
Mutlu hafta sonu diliyorum herkese ♥



* Geçmişte başarısız işler yapmış olabilir insan. Olmalı da... Başarısızlıklar yaşam deneyimleridir. Onlar köpüktür. Geçer gider. Amaç, bu durumdan ders çıkarmayı başarabilmektir. O nedenle, geminin gittiği yöne bakacağız. Orada engin malzemeler var.

* İyi dinliyorsanız iyi anlarsınız, iyi anlarsanız iyi iletişim kurarsınız.

* Bir ayna tut kendine, bak. Ama iyi bak (ayrıca kendine iyi bak, lazımsın). Kendinle ne denli barışık olursan işler o denli kolaylaşıyor.

* "Evet" ve "Hayır" lara sıkıştırılmış bir yaşam zor geçer. Ara yanıtları aramak yaşama zenginlik katar.

* Yaşam boyu ikilemlerden kurtulmalıyız. Hayatta başka cevaplar da var.

* Yüzdeki çizgiler mi? Onlar benim umutlarım. Her bir çizgi yüz öğretmendir.

* "Sui misal, misal değildir" dedi. Yani örnek kötü şeyden değil iyi şeyden verilir.

* İnanmak: Yapabilmenin "A" harfidir. İnanırsanız yaparsınız. Yeter ki "Yapabilirim" deyin.

* Aktör 40 derece ateşli ama oynuyor. Çünkü oynadığı rolün ateşi yok.

* İyi şeyler düşünürken insanın kendini kötü hissetmesi olanaksızdır. Israrla düşünerek isteyerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşantınıza giremez.

* Ayıya orkide vermişler, yemiş 😂😂😂

* Hiç hata yapmamak için hiçbir şey yapmamış olmak gerekir.

* Hiçbir donanımı yeterli olmadan kış ortasında Rusya'ya saldırırsan faturasını ödersin. Ayrıca yazın da saldırmanın gereği yok (!)

* Değişimi gelişmek yönünde kullanırsanız yenilikçi olursunuz.

* Ne ile mutlu olacağını biliyorsan işin yarısını çözdük demektir.



18 Mart 2019

Şebonun Gevezelikleri #8




Soğuk bir haftanın ardından misler gibi bir haftaya başladık sanırım... Ama hala güvenemiyorum ve bahar moduna tam bürünemiyorum... Sağ gösterip sol vuruyor malum...  Tam hasta olunacak bir hava, aman dikkat edin...


Mağrur, gururlu ve ağlak bir ergen var bu aralar bizim evde...
Saf ergen hali bile beni canımdan bezdirirken tam 3 mod yüklenmiş komplike bir evrim beni benden aldı diyebilirim.
Seviyorum ağlıyor, kızıyorum küsüyor, işine gelince cıstakcıstak işine gelmeyince "beni anlamıyorsun" diye böğürmeler hahahahaaaa :)) Bak siz abarttığımı zannediyor olabilirsiniz ama bizim evde aynen durum böyle.... Bizim ev 2. kat, camdan atsam kendimi sakat kalırım diye korkuyorum, yoksa kesin atlayacağım böyle anlarda...
Bahar vurdu, platoniklik vurdu, testler vurdu, yorgunluk vurdu... Ne bahane bulursak artık, seç beğen al reyonu mübarek...


Ben de ne yapayım savaş baltalarım hazır geziniyorum evin içinde...
Oldum olası dengeli bir hatun değildim zaten, iyice dengesiz oldum çıktım işte...
Yakında kafama bir huni takıp gezersem şaşırmayın...

Evde hal böyle iken işyerinde bari huzurlu olsam... Bu aralar onun da tadı kaçık...
Ayaklarım geri geri gidiyor o sebeple ama yapacak birşey yok...
Geçecek, geçecek, geçmeli diye kendimi telkin etmecelere devam...
Ah şu parayı icat edenin diyorum ve saydırıyorum... Siz anladınız beni 😉

Şişirdim sizi di mi :)))
Yaşasın, dağılabiliriz o zaman 😂😂😂😂




11 Mart 2019

Şebonun Gevezelikleri #7


Şubat ayında dolu dolu yazdıktan sonra Mart ayının ilk yazısını yazıyorum ya pes bana... Metazori olmadan yazamıyorum demek ki ben... Buradan bu sonuç çıkıyor...

Bu iki haftada ben neler yaptım peki ben...

Çalıştım, koşturdum, misafir ağırladım... Gezmedim, tozmadım, sadece mecburi görevlerimi yerine getirdim de diyebilirim...

Oytun Efendi bu aralar feci saldı... Anlıyorum, yoruldu aslında...
Ama bu kadar yüzüp yüzüp sona yaklaştığımız anda pes etmesine gönlüm razı olamıyor. Zorluyorum...
Ben zorladıkça o atarlanıyor...
Atarlandıkça geriliyoruz...
Gerildikçe yiyoruz birbirimizi 😃😂😂
Ne kadar tanıdık bir senaryo değil mi?


Bu kış malum sebze çorbaları ağırlıklıydı yaşamımız... Brokoli, kabak, karnabahar derken döndüm döndüm yaptım... Arada mercimek de girdi bu sıralamaya... Geçenlerde evde yoğurdum fazla olunca hadi dedim bir yoğurt çorbası yapayım... Demez olaydım 😂😂
Kesildi, pirinçlerinin yarısı lapa yarısı diri oldu, nanesini fazla kaçırmışım rengi şimdi neye benzediğini demeyeyim hadi ama bir tuhaf renk oldu... Kendimi çok zorladım ama ben içemediysem o çorbayı kimse içemez dedim döktüm... Ama inat ettim yapacağım yoğurt çorbası... Tekrar koydum ocağa ve yine kesildi hahahaaaa :) En azından bu sefer tadı iyiydi...
Geçenlerde de Balıkesir'in bir düğün çorbası vardır, tavuklu - nohutlu, ondan pişireyim dedim. Terbiyesine yoğurt konur onunda... Ve ben yine kestirdim çorbayı... El alışkanlığımı mı yitirdim yoksa bende mi abukluk var bilmiyorum ama inat ettim ev ahalisine bu aralar yoğurt terbiyeli kesik çorbalar içire içire doğru yolunu bulacağım bu işin ;)



Aaa bak size bir sır vereceğim bu arada... Aman kimseye söylemeyin 😉
Bizimki platonik takılmaya başladı 😂😂
Zamanı gelmiş miydi bilmem ama pek komik geliyor bu durumu bana... Hem cool takılıyor hem de reddedilme korkusuyla açılmaya korkuyor... Bu işin sonu nereye varacak bakalım :)))



Nermin Yıldırım'ın "Misafir" kitabını ve M.Caner Alper'in "Temiz Aile Çocuğu" kitaplarını bitirdim bu arada... Şimdi sanırım Can Kozanoğlu'nun "Acemi Eğitimi" kitabına başlayacağım. Bekleyen kitapların arasında o göz kırpıyor bana  😉

Bu aralar yine bir şeyler  izlemeye fırsatım olmadı. Oytun'u geçen sene birlikte gittiğimiz Orada Duruverseydi Zaman oyununun ilk bölümüne gönderdim. Ben de gitmek isterdim ama hastalıktan geriye feci halde öksürük krizleri kaldı. Oyun sırasında kimseyi rahatsız etmek istemedim.

Ben de başka da bir havadis yok...
Herkese mutlu haftalar diliyorum ♥




28 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #28 The End


Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim...

Dolu dolu bir ay geçti hepimiz için.
Yazma disiplini olarak son günlerde aksattım sadece. Oytun'un doğumgünü koşturmacası sonra da hastalık vurdu beni. Birkaç gün aksattım ama günlük olarak bir kaç yazıyı birleştirince yetiştim ♥

Okuma disiplinime gelince bak o konuda çok zorlandım. Hatta ve hatta yetişemedim diyebilirim. Bloglar o kadar neşeli ve güzeldi ki... Hepsinin hakkını verebilmek için yarım günümü ayırdım çoğunlukla. Ama bazen de imkan olmadı tabiki...

Çok yeni şeyler öğrendim ♥
Yeni güzel insanlar tanıdım ♥
Çok kahkaha attım ♥
Bazen hüzünlendim ♥
Bir çok ortak noktamızın olduğunu yeniden yeniden keşfettim ♥

Bunlar meydan okumanın en güzel bonuslarıydı :)

Meydan okuma bitti bitmesine de benim için okuma halleri devam edecek bir süre daha. Özellikle son hafta feci dipteydim çünkü... Biraz daha güzel etkileşimi sürdürmek niyetindeyim.

Ve Ezgi'cim blogosferi bu meydan okumayla şenlendirdiğin ve bizi de gaza getirdiğin için çok teşekkürler.
Yorumlarını, güzel düşüncelerini eksik etmeyen sevgili arkadaşlarım size de kocaman öpücüklerimi yolluyorum.

Ben her zaman derim "Biz birlikte güzeliz" diye ya bunu boşu boşuna demiyorum ben ♥




27 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #27


Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli bir kaç önerin?



Bu aralar bu bana o kadar sık olmaya başladı ki... Hoş havalara bahane buluyorum hep ;)

Bizim aile cümbür cuma banyo yapmanın sihirli bir gücü olduğuna inanır.
Hasta mısın? Banyoya...
Yorgun musun? Banyoya...
Sıkkın mısın? Banyoya...
İnandığımız için belki de banyo yaptığımızda rahatlarız...

İkinci sihirli inancımız güzel bir uyku.... Hatta banyo sonrası güzel bir uyku :)) Dertlerimizi, tasamızı uykuya yüklemeyi severiz ;)

Bunlar tutmadı mı? Pozitif enerjili sevdiğin bir arkadaşını ara derim ben. Ya olanı biteni anlat rahatla ya da onun pozitifliğini içine çekene kadar gevezelik yap... Ben susangillerden değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ben anlatmalıyım, konuşmalıyım...

Alışveriş ♥ Bak bu da benim modumu değiştiren şeylerden. Çok büyük bişey olmasına gerek yok çorap alsam mutlu olurum ben :)

Saç baş meselesi de beni rahatlatır bak. Ağır depresyondaysam saçım da radikal değişimlere gidebilirim. Beni tanıyan bir kuaförümün olması müthiş bir şey o sebeple. En son yeşile boyasak teklifimi abla hadi gel ben sana fön çekeyim hem de kahve içip falına bakayım diye geçiştirmişti 😂😂

İlk aklıma gelenler bunlar... Bunlar da çözmüyorsa zaten halim harap demektir ;)


26 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #25 / #26


Son 2 gün kaldı... Hafta sonu yazamama aksaklığımı bugün rutine döndürüyorum artık. O sebeple iki günü birleştirdim :)

Geçelim konulara;

Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.



A - Ailem, arkadaşlarım
B - Baykuş, balon, bal
C - Ceylan Ertem
Ç - Çekirdek, çay, çikolata
D - Deniz
E - Elmalı tart
F - Fal, film, fotoğraf
G -Gezmek ♥
H - Hediye almak/vermek
I - Ihlamur misss miss
İ - İzmir ♥
J - Jelibon şekeri
K - Kestane, kavun, kıvırcık saç, kahkaha
L - Latin dansları, leylek (kendisi değil yalnız görmeyi severim)
M - Meyve, mavi
N - Nakış, not tutmak
O - Oytun ♥
Ö - Özgürlük, öpücük
P - Puding, pasta, piknik
R - Roman, radyo tiyatrosu
S - Sinema, salep
Ş - Şebnem kişisi ♥
T - Tiyatro, tembellik, tahinli çörek
U - Ufuk
Ü - Üzümlü kurabiye
V - Vatan,vicdan
Y - Yaz, yüzmek
Z -  Zevzeklik yapmayı dermişim hahahaaaa :) Bunu bulamadığımdan salladım :)))


Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var?

Paraya kimseye hayır demez bugün şartlarında sanırım ve ben de hayır demem tabi ki :)
Ama zamanı kısıtlayıp şu ana odaklanırsak ben yatağımı istiyorum. Feci hastayız analı oğullu o sebeple uyuyup dinlenmekten başka bir şeye odaklanamıyorum. Yatağıma yatıp uyuyayım ben, bir de sıcak çorba olsun yeter vallahi...





25 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #24


Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehirle ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var neler yapabilirim orada? Nerede leziz birşeyler yiyebilirim bir düşün bakalım?

Ben Balıkesir'de yaşıyorum biliyorsunuz.
Planım uzun uzun özellikle bizim körfez dediğimiz Akçay-Altınoluk-Kaz Dağları ile ilgili bir yazı yazmaktı bu maddeyi ilk gördüğümde.
Günü gününe yazma temposunu kaçırdığımdan mütevellit yazma işini hızlandırmam lazım. Az önce de okuldan aradılar, hastalığımı Oytun'a geçirdim galiba. Başı ağrıyormuş, kendini iyi hissetmiyormuş. Onu okuldan erken alıp eve geçeceğim. O sebeple size eskiden yazdığım; Altınoluk'a çok yakın ama il haritasına göre Çanakkale'ye bağlı olan Küçükkuyu/ Adatepe Köyüne ait bir gezi yazımı buraya taşıyacağım.
Söz bir ara Balıkesir ile ilgili bir yazı yazıp bu açığımı kapatırım ;)

Eski yazım burada. Aynı yazıyı buraya da kopyalıyorum ;)

...............................

Çanakkale ilçesi olan Küçükkuyu'nun bir köyü Adatepe... Ama Edremit - Altınoluk'a yol olarak daha yakın...
Küçükkuyu merkezden dağlara doğru bir yol göreceksin gidersen, koskocaman Zeus Altarı, Adatepe Köyü yazıyor tabelasında....

İşte o yoldan dön hemen... Kıvrım kıvrım yollardan tırmanmaya başla... Pencereni açmayı unutma ama... Zeytin kokusunu içine çek bol bol...

4-5 km çıktıktan sonra ilk durak yeri Zeus Altarı...


Park et şimdi arabanı...
Hareket zamanı :)
Gözün korkmasın ama...
Hepi topu 790 m. yürüyeceksin...


Keyifli bir yol....
Kozalak toplayabilirsin çıkarken...
Çekirgeler zıplayacak önünde....
Doğaya odaklan istersen...
Sesini dinle...
Tenha bir zamana denk geldiysen çok şanslısın aslında :)


Ağaçların güzelliğini seyret bol bol....


Bak ulaştın Zeus Altar'ına....
Yunan mitolojisine göre en yüce Tanrıları Zeus'a kurban adadıkları yermiş burası...
İlyada destanında Zeus'un burada yaşadığı bile söylenmektedir.....

Bak ben size söylemeyi unuttum, imkanınız varsa termosunuza çay/kahve koyun diyecektim...
Manzara şahane çünkü burada...
Taşların üzerine oturup belki keyif yapmak isterdiniz...
Aklınızda bulunsun mutlaka ama...


Manzara şahane olunca bizim gibi çok çok fotoğraf çektirin hatta :))
Doğa ayrı bir güzel, taşlar ayrı bir güzel...


Altar'ın hemen yanında Çanakkale Savaşlarına katılan bir dedenin yatırı var....
Fotoğrafta güzel göründüğüne bakmayın, kirlilik tamamıyla...
Genelde ıslak mendil ve su şişelerinin etiketleri bağlanmış...
Ben muhtarın yerinde olsam madem bu bizim geleneklerimizde var; çeşit çeşit , renk renk kumaşlar bağlarım buraya... Renk cümbüşüne çeviririm... Kirlilik göze batmaz hiç olmazsa....
Hatta 1 liraya kumaş parçaları bile satarım, köyü güzelleştirmek için :)
Hem insanlar dilek dileyerek umutlarını, hayallerini perçinlerler hem de köye katkıda bulunurlar...


Şimdi Adatepe Köyü'nün sokaklarındayız...
Daracık sokaklar...
Taş binalar....

Köye girişte meydanda hemen bir çay bahçesi var, çınar ağaçlarının altında...
Fotoğrafını çekmeyi unutmuşum... Aslında çektiğimi de hatırlıyorum ama telefonumla çektim galiba. Üzerinden çok zaman geçti... Ağustos'ta gitmiştik biz... Bulursam eklerim meydanı da...

Hemen çay bahçesinin yanında dondurmacı var. Otlu dondurma satıyor...
Kekikli, naneli, zeytinli :)
Kekikliyi sevdim ben, gidersen dene mutlaka...

Sit alanı ilan edilmiş bu köy... O yüzden betonarme bina görmek neredeyse imkansız...
Eski binalar orjinaline sadık kalınarak onarılmış...


Mesela şu sağdaki ev...
Terkedilmiş belli...
Sürtündüm duvarlarına, belki bana verirler diye :))
Ama nerdeeee...

Bu arada burada yeni inşa ev olmadığı için ev fiyatları çok yüksekmiş...
Duyunca hayalini bile kuramadım ahahaaaa :)
Yalanmakla kaldım :)))


Köyün çeşmelerinden bir kaçı...
Bazılarından su akmıyordu...
Kaz dağlarının eteğindeki bir köy için ne üzücü...


Eskiden zeytinyağı çıkartmak için kullandıkları taş düzenekler....
Zeytin ve zeytin yağı satan bir dükkanın önünde rastlıyoruz...
Küçükkuyu'nun içinde Adatepe Zeytinyağı Müzesi açılmış aslında...
Vakit olmadı dönüşte uğramak için..
Bir başka zamana artık...


Ara sokaklarından birinde Sabun Kayfe'ye rastlayacaksınız...
İlk önce kahve içmeye niyetlendik ama taze limonata hazırladığını duyunca limonataya bir dönüş yaptık...
Uzun zamandır içtiğim (kendi yaptıklarım da dahil) en iyi limonatalardan biriydi...
Sıcak, samimi bir ortamı var...
Dikiş makinası ayağından yapılan masalara bayıldım :)
Şahsına münhasır insanlar işletmecileri...
Mutlaka uğrayın dediğim yerlerden...


Taş binaya ben maviyi çok yakıştırıyorum....
Sanki masalsı bir hava katıyor evlere...
Şimdi kim yaşamak istemez ki bu evde :)


Güzelim evlerden bir tanesi daha...


İrili ufaklı konaklar var köyde konaklamak için... Buda o konaklardan biri...
Köyün en üstüne konumlanmış...
Geniş bahçeli, tam dinlenmelik bir yer...


Fotoğraflarda bu kadar boş göründüğüne aldanmayın...
Biz hafta içi gitmiştik...
Hafta sonu akın akın insan seli olabiliyor bu sokaklarda...


İşleme ne kadar da yakışmış değil mi...
Seviyorum ben böyle işleri...
Yeniyle eskiyi bir araya getiren o ruhu...

yine bir gezimizin sonuna geldik...
Size yazdan kalma birkaç yer daha anlatacağım vakit bulduğumda...
Benim iki böcüğümle size kocaman öpücükler gönderiyorum..
Hoşça ve dostça kalın  ♥