13 Kasım 2019

Acemi Eğitimi / Can Kozanoğlu



Geçmiş kitapları anlatmaya devam ;)

Bu kitabı bir internet alışverişimde kampanyalı diye almıştım. İtiraf ediyorum ki ne yazarla ne de kitapla ilgili hiçbir fikrim yoktu... Bazen böyle alışverişler yapıyorum, yeni yazarlarla tanışma şansı veriyorum kendime :)

Kitabı ilk bitirdiğimdeki izlenimim için; "Yaşananlar gerçek miydi, kurgu muydu, bir ailenin bütün fertleri bu kadar sıradışı olabilir miydi derken bir bakmışım kitap bitmiş♥" yazmışım.. Hâlâ da hissiyatım değişmedi :))

Kitapta ailesini;
 "Yalanların, kaçamakların, kavgaların eksik olmadığı bir burjuva ailesiydik. Ahlâk ve erdem abidesi dikecek halimiz yoktu. Sık sık dengesizleşirdik. Ama dayımın evliliği, dengesizliklerin de dahil olduğu dengeyi tamamen yıkmıştı. Biz, küfürcü ve kavgacı üç kardeş, sık sık sarhoş olan babamız, haylaz ve seks düşkünü Kıvanç Abi, hayallerdeki evlat tipine hiç uymayan Arınç Abla, tüm saflığı içinde vukuatlar işleyen Muammer Enişte... Baba tarafına geçersek; halamı her fırsatta aldatan Yaşar Enişte, aldatılmayı pahalı hediyeler karşılığında affeden halam, ömrünün son gününe kadar gariban kızları taciz etmekten vazgeçmemiş dedemizin hâlâ taze olan anıları... Bunlar çevreye anlatılabilir şeylerdi, çevremizdeki insanlar da böyle yaşıyordu, herkes birbirini anlıyordu. Ama genelevde çalışan bir gelin... Çevremizde böyle bir şey yoktu."
diye anlatıyor Can Kozanoğlu... Hissiyatımın sebebini şimdi anlamışsınızdır herhalde ;)

Ailesinden, çocukluğundan ve anılarından yola çıkarak yazdığı bu kitapta tarih sırasına göre değil de hani konuşurken oradan oraya atlarız ya, tam ifade verecek olursam daldan dala gitmiş. Olaylar çok da bağlantılı değil, kişiler olaylardan bile bağımsız bazen :))) Bu karmada sürekli gülümsetiyor, bu kadarı da yok yani diye kendi kendine konuşturuyor...

Ara ara bu karmaşada sıkıldığım zamanlar da oldu tabi... Ama kısa sürdü ve bir bombayla kitaba geri döndüm...

Sonuç olarak okuması eğlenceli, çıtır çerez bir kitap... Çok beklenti içine girmeden okursanız keyifli olacaktır eminim 😉


Altıçizililerim

* Şebeğin şah olduğu yerde aslan, eşeğin padişah olduğu yerde insan durmazmış!

* O kapının ötesi var ya da yok ama ölümün yumuşacık bir kapısı var. Nasıl ölmüş olursanız olun, kapının eşiğinde, bir yumuşaklığın, bir rahatlığın içine gömülüveriyorsunuz.

* Yaşam dediğimiz şey ölümün yavaşlatılmış gösterimi olabilir mi? Yoksa ölüm mü yaşamın bir âna sıkıştırılmış hali?

* Ödünç kurgulara kapıldığımız yabansı serüvenin adı yaşam  mıydı?


11 Kasım 2019

Şebonun Gevezelikleri #18


Mutlu haftalar dileyerek söze başlayayım bu hafta :)

Geçtiğimiz haftayı miskin miskin oturarak geçirdim... Öyle aman aman bir şey yapmadım....

Oytun Efendinin sınavları vardı... O ders çalışmaya çalıştı... Bende başında gestapo :))
Eskiden ne güzel o ders çalışırken ben kitap okuyabiliyordum. Bu sene bunu beceremiyorum. Çünkü klasik sınava nasıl çalışılacağını bilmiyor...
Aslında düşündüğümde ergen de haklı. Bugüne kadar hep test yöntemiyle sınav oldular... Ne bilsin klasik sınavı...
Oğlum bak bunu böyle sorarlar diyorum, hadi canım diyor, inanmıyor...
Sonra o minvalde soru çıkınca da apışıp kalıyor :))))
Eee malum bu yaş onun çok bildiği, benim de hiç bir halt bilmediğim bir dönem...
Yavaş yavaş alışacak sanırım bu duruma...

Ama en komiği Almanca sınavındaydı... Geldi, sen bak bu öğretmenler şaşırtır, sağ gösterir sol vurur demiştin, hiç de şaşırtmadı 100 bekliyorum dedi... 2 gün geçti surat beş karış... Harf yaaa harf, yanlış yazmışım diye soruya puan vermemiş diye söylendi... Oldukça harf yanlışlığı yapsa gerek ki 100 beklediği sınav 76 olarak geçmiş sisteme :)))

Alışacak, umarım yani :)))


Hafta sonu yine Akçay'a kaçtık hemen bir günlüğüne... Nasıl güzeldi hava anlatamam...
Biraz oksijen aldık iyi geldi...
Bu yaz deniz kestanesi toplamıştı Oytun, onlar kurumuş bekliyordu bir kenarda. Güzelce onları temizledim. Ne meşakkatli işmiş canım çıktı...


Sibel'in romantik film izleme etkinliğine katıldım.
Hafta sonu filmlerden ikisini izlerim demiştim ama sadece birini izleyebildim. İkinci filmde aksiyona evrildik ;)
Ne izlediğime gelince Book Club ve Widows...
İkisi de iyiydi... Bilahare anlatacağım...
Kitap olarak Mario Levi / Size Pandispanya Yaptım kitabını okumaya devam...  Kitap akıcı aslında, bu kadar sürünmezdi elimde ama sadece vakit ayıramadım. 

Gördüğünüz üzere geçen hafta koşuşturmacasız geçmiş... Ama bu hafta çok feci... Şimdi listeyi yapınca anlarsınız :))


* Perşembe göz doktoru randevun var.

* Pazardan çok güzel çarşaf almıştım, ona uygun kumaş alıp nevresim diksek annemle şahane bir takım olur fikrindeyim ;)

* Hafta sonu kızlarla buluşmamız var.

* Hafta sonu ofis mobilyaları değişecek, Cumartesi gününe konumlan.

* Cuma akşamına bir parkeci ayarla, odanın parkeleri değişecek

* Ofis storları kuru temizlemeye verilecek, cuma akşamı yada cumartesi sabahına denk getirirsen şahane olacak.

* Temizlik işi var tabi mobilyalar değişince, Zeliha'nın işi varmış. Alternatif oluşturabiliyor musun ona bak. Yoksa durum feci...

* Hadi kendini zorla, taslaklarda bekleyen iki yazını bitirip yayınla... Neden yarım bırakıyorsun ki zaten...

* Cuma gününe kadar ofis çekmecelerini boşalt, fazlalıkları at. Evrakları düzenle...

* Yapıştırılacakları bekletme artık, 2 dakikanı alacak. Ortalıktan kalksın...

* Perşembe akşamı tiyatroya bilet aldın, unutma...

* Bir kuaföre uğrasan, yüzün gözün açılsa...



8 Kasım 2019

Ekim İnstalarını unutmayalım :)


Üzerinden çok geçmeden yapayım rutinimi... 
Ara ara aksamalar olsa da en aksatmadığım serim zannedersem bu İnsta seçmeceleri :) 
Gerçi instagram arkadaşlarım için ikinci posta oluyor ama seviyorum ben, ay ay görmeyi yaptıklarımı... 
Amaç an'ları toparlamak biraz da...

Girizgahı tamamladıysak geçelim mi Ekim ayı instalarına ;)


Bugün Ayvalık ve Küçükköy sokaklarını arşınladık bizimkilerle. 
Taş binalardan birini çok istemiş olsam gerek ki parende atıp yere serilmek suretiyle acaba tapusunu verirler mi diye denedim ama vermediler 😭😭 
O anda sizi yerden kaldırabilir miyim diye incelikli bir Ege beyefendisinin varlığını hissetmek de güzel olacaktı tabi güzel olmasına da keşke anacığım eteğimi kapatacağım diye sündürüp sündürüp daha çok tepeme geçirmese idi :)
Neyse siz siz olun hiçbir yere böyle talip olmayın efenim, oranız buranız ağrıyor sadece... 
Bir de çok gülüyorsunuz halinize...

Bu kostak pozu verdik ten az sonra 
Yerle gök arasındaki farkı incelemek istedim demek ki
Az kalsın pekmezi akıtıyorduk
Verilmiş sadakam varmış yine de...


Şu çiçeğe ne imrendim anlatamam...
Nasıl da güzel arz-ı endam ediyor...


Sadece sezonu kapatıyoruz ;)




Dündü... Yaşasındı... Gelsin selfieler, gitsin poz vermelerdi... 
Mendiller de hazırlanmıştı ama çok da ağlanmazdı... 
Ben ve Zeynom tescilliydik gerçi ama yine de olmazdı o kadardı... 
Ve sonra... 
Hıçkıra hıçkıra ağlamalardan sonra bu sabah hepimizin gözleri yumru gibi 😭😭😭 
Bilgisayara bakamıyorum, o kadar fena yani... 
Gece hala iç çektiğimi hatırlıyorum. 
Mahvettin bizi 7. Koğuştaki Mucize 
Gözümde yaş kalmadı senin yüzünden 😔




Şu çocuk ders çalışırken başında beklemek gibi bir sorunum yok mu, çok fena çoookkk :/


Benim miniğim  öğrenmiş de bize mi öğretiyormuş harfleri :)))


Kış sezonuna girmeye hazırlanırken okuma gecelerimizi de yeniden başlattık  
Bu sene can ikizlerimiz İlayda&Dinçer de katıldı aramıza. 
Çok da güzel oldu kalabalıklaşınca... 
Ömer Seyfettin hikayeleriyle biz çocukluğumuza dönerken onları da gezdirdik azıcık ☺️ 
Bu sene inşallah çok güzel kitaplar 📖 okuyacağız birlikte, yaşasın 😍😍😍 

Yaşasın okuma gecelerimiz
Sesli okumayla dinlemeyi de öğreniyoruz 



İlk MUN etkinliğimize hazırız ♥


Hayatında kaç tane 25 lik çıtır var derseniz işte bu hatun var derim, 
hatta gelecek sene de 20. yaşını kutlayacağız ;)
Bedenimiz yaş alsa ne yazar, ruhumuz her gün geriye sarıyor işte 😉 
İyi ki doğdun çıtır çerezim, iyi ki varsın 🎂🎁🎊❤️😘😘 




Pazar sevdiceğim olarak aynasız bir çerçeve yerleştirelim buraya
Hafta içi aynası da kesildi mi oldu bu iş 👏👏👏

Anamın evini süslüyorum...
Çerçeve sanırım 15yıldır bodrumda beni bekliyordu
Yaptım mı yaptım işte :)



Elektronik geri dönüşüm...
TEGV e bağış yapıyorlar hani
Unutmayalım ;)

7 Kasım 2019

Duyduk Duymadık Demeyin !!! Romantik Film Etkinliği Başlıyor ♥


Bugün tesadüfen gördüm bu etkinliği...
Kaçırsaydım emin olun çok üzülürdüm...
Sevgili Sibel başlatmış → tıktık
Ve hemen katıldım ben de :) Haydi sizde beklemeyin, hemen katılın bence ;)



Bu seneyi romantik romantik kapatacağız ne güzel

Bir koşu filmlerimi de belirledim...
Bende uzun bir liste var biliyorsunuz, eksilmek bilmeyen :))
Hemen oradan romantikleri seçtim... Hatta tekrar izlemek istediklerime bile daldım ;)
Yaşasın film geceleri


Before serisinin son filmini izleyememiştim bir türlü... Elime fırsat geçmişken hepsini izleyebilirim bence....

Before Sunrise
Before Sunset
Before Midnight


Bu film geçen seneki etkinlikten kalmıştı... 

Maudie 


Demolition / Yeniden Başla


Bu film birçok "en iyi" listesinde geçer. Ama ben izleyip izlemediğimi hatırlamıyorum... 
Hatırlamak için izlemem gerekiyordu...

Eternal Sunshineof the Spotless Mind / Sil Baştan


Bu filmi görür görmez izlemeliyim demiştim ve üzerinde sanırım 2 sene geçti :/

Our Souls at Night / Ruhların Sonbaharı


Bak bu filmde geçen seneden beri bekliyor listede... Çok güzel yorumlar okumuştum o sebeple merak sebebiydi...

The Guernsey Literary & Potato Peel Pie Society / Edebiyat ve Patates Turtası Derneği



Bak bu filmde uzun süredir kızlarla birlikte izleyeyim diye bekliyordu... Bu etkinlikte benimle birlikte izlediler, izlediler yoksa onlar için üzgünüm :))

Book Club / Kitap Klübü


Ve yine bir seriyle bitireyim etkinliği

Mamma Mia

Katılan herkese iyi seyirler diliyorum efenim 👋


4 Kasım 2019

Şebonun Gevezelikleri #17



Kasım geldi, hoş geldi...
Gelmesiyle birlikte bir kaç gün soğuk yaptı bizim buralarda ama şimdilerde ılıman hava hakim... Yelekle ya da ince bir hırkayla idare ediyoruz dışarı çıkarken... Biraz daha böyle gitse ne güzel olur ♥


29 Ekim'i hafta sonuyla birleştirip 4 günlüğüne yazlığa kaçtık... Hava inanılmaz güzeldi şansımıza... Çok ümidim yoktu ama denize girebildik... Yaz aylarında bile Akçay'ın suyu soğuktur ama bu mevsimde şahaneydi... Denizden çıktığımızda bile üşümedik, mis gibi güneşli havanın tadını çıkarttık... Sezon kapanışı bu sene şahaneydi anlayacağınız ♥


Ve bu 4 günlük tatilin en güzel tarafı Merihciğimle buluşmamızdı... Akçay'a taşınmasını geçenlerde duyurmuştu ve ben bu habere çok sevinmiştim. Yamacıma gelmişti sonuçta ♥ Ve ilk fırsatta yanına gideceğime söz vermiştim... Şükür ki o da müsaitmiş... Ona sarıldığımda işte bu yaaa dedim, blog dostluğu başka bir şey... Eşiyle birlikte bizi karşıladılar, evlerinde ağırladılar sağolsunlar. Hele o Toprak yok mu... Aman allahım nasıl uslu ve sevgi dolu bir topalak anlatamam size... Biz Merih'le konuşurken sürekli sev beni dedi ♥

Zaman o kadar hızlı geçti ki birlikteyken, hiçbir şey anlamadım... Ne Merihciğime doyabildim ne de Toprak'a ♥ Ve eve gelince şimşek çaktı bende... Bu buluşmayı bir fotoğrafla anılara kaydetmemişiz ya :( Hay şapşik Şebo dedim, insan bir fotoğraf çekilmez mi hiç... Ama sohbet ederken biz başka bir atmosferdeydik sanırım... Evet evet Merih'in atmosferinde :))) Bundan sonra bol bol görüşürüz, elbet foto da çekeriz dedim artık ne yapayım ;)


Tatilin bir gününde de Ayvalık'a geçtik... Biraz gezinelim istedik... Küçükköy'e gitmemiştim hiç, hazır fırsatımız varken sakin sakin orayı da gezeriz dedik... Dedik demesine de benim o gün galiba sakarlığım üzerimdeydi...

Ayvalık sokaklarında gezinirken bir seramikçiye daldım... Kaçmazdı böyle şeyler sonuçta :)) Tam dükkandan çıkarken hemen 2-3 basamaklık bir mini merdiven vardı... Ayağım mı takıldı yoksa başka bir şey mi oldu hiç hatırlamıyorum kendimi yerde buldum... Ama öyle böyle değil... Sırtımın üstüne güüümmm diye düştüm... Hafif bir deprem etkisi bile yaratmış olabilirim bu cüsseyle :)) Hayır anlamadığım şey merdivenden inerken bir insan nasıl düşer; ya dizinin üstüne, ya yüzüstü kapaklanır ya da ne bileyim yan falan döner en fazla... Nasıl sırtüstü düştüm hiç anlamadım... Havada bir dönme işlemi gerçekleştirmişim ama o kısa mesafede ne ara... işte bunu anlamadım...

Ben normalde düşene çok gülerim, bu ben olsam da fark etmez... Gülmekten yerden kalkamadığım zamanlar çok olmuştur. Ama bu sefer vallahi gülemedim, içimde kaldı :)) Şok etkisi sanırım, bir taraftan da insanlar tepemde bir ağızdan konuşuyorlar şaşırdım sanırım... Kendime geldiğimde tek hatırladığım annemin elbisemi çekiştirmesiydi :))) Kıyamam bacaklarımı kapatayım diye uğraşıyor kadıncağız ama penye elbise lastikten hallice; o çekiyor elbise yukarı fırlıyor... Allahım güleceğim gülemiyorum :)) En son bırak anne dedim, görünen göründü... Bundan sonrasını sal gitsin :)))

Ayağa kalktım kırığım çıkığım var mı diye kontrol ediyorum ama bir yandan da hakikaten tırsıyorum ya bir yerime birşey oldu mu diye... Bu arada seramikçi kadın konuşuyor, fark etmedim düştüğünüzü birden bir gürültü duydum ona çıktım demez mi... Hey allahım diyorum insanın yüzüne de böyle söylenmez ki :)))

Şükür bişeyim yok, sadece kuyruk sokumum acıyor biraz, biraz da et kesilmesi işte... Buna da şükür diyorum tabi ki... Yalnız sevgili Ayvalık tapu müdürüne teessüflerimi sunuyorum, o kadar yere kapaklandım da al buranın tapusunu da sana vereyim o kadar düştün demedi... Çok kırıldım vallahi kendisine :)))




Geçtiğimiz hafta Oytun ilk defa bir dalış deneyimi yaşadı... Okulda bir etkinlik düzenlemişlerdi, tabi ki bizimki de bodoslama daldı :))) Yapabilir mi yapamaz mı derken çok keyifli döndü geziden... 20-25 dk su altında kalmış sadece ama anlata anlata bitiremedi... Keşke bir de fotoğraf çekseymiş... Bu konuda yemin ediyorum benim çocuğum özürlü... Okul bir sürü fotoğraf çekmiş, arkadaşları ona keza... Ya bizimki yok içlerinde ya da eciş bücüş :))) Öyle anı biriktirmek gibi bir derdi hiç yok maalesef :( Anası biriktiriyor nasıl olsa :))))

Bu arada ne izledim, ne okudum mevzusuna gelince;

Zülfü Livaneli / Elia ile Yolculuk kitabını bitirdim. Şimdilerde Mario Levi / Size Pandispanya Yaptım kitabına başladım...

Filmlerden 7. Koğuştaki Mucize filmini izledim sinemada... İçim dışıma çıktı ağlamaktan... Bir de You dizisini bitirdim... Ne ara yazarım bilmiyorum ama bir ara kısa kısa paylaşacağım inşallah izlediklerimi... Çok birikti bu aralar...

Bunun dışında günlük koşuşturmacalar... Başka da bir haber yok bizden tarafta...

Herkese mutlu haftalar diler, yapılacaklar listemi yapmaya koyulurum ben... Malum ay başı işler yoğun, bu kadar kaytarmaca yeter ;)


* Geçen haftalardan devreden çiçeklik ve Oytun'un çekmeceleri mevzuu var. Bu hafta yapamam muhtemelen ama burada hatırlatmaca olarak kalsın... Kimbilir belli mi olur... (Bir süreliğine bu madde rafa kalktı)

* Yapıştırıcıyı buldum annemde, bir sürü kırık dökük malzeme var yapıştırılmayı bekleyen. Onları hallet...

* Kasım kitap alışverişini yap... Herkes fuarlarda ganimetlerini toparladı, sende internetten mutlu et kendini ♥

* Oytun'un etkinliklere katıldığı günler özürsüz devamsızlık olarak işlenmiş. Okula gidip onlar düzeltilebiliyor mu bir bak.

* Dolap'ta satılan eşyalar var, bu hafta süresi dolmadan mutlaka kargoya ver onları.

* İyice görememeye başladın, göz doktorundan randevu alsan haftaya çok şukella olur.

* Dişlerin Şebo dişlerin. Adam 2 ay dedi sen 5 ayı tamamladın. Yeri iyileşmiştir artık, git de hallet şu implant işini :/ En azından randevu al... (Doktorum çok dolu, buna üzülsem mi bilemedim 😉)

* Sinemaya Parazit filmi gelmiş, gidebilsen keşke... (Film gösterimden hemen kalkmış iyi mi :(( İnterneti bekleyeceğim artık izlemek için)

* Fotoğraf makinende hala yazdan kalan fotolar var, bi zahmet bilgisayara aktarıver o fotoları









25 Ekim 2019

Bu ayın şarkısı #8


Sabah mesaisi Oytun'la başlıyor malum...
Okula ben bırakıyorum her sabah... Akşamları da eve birlikte dönüyoruz....
Türkçe müzik artık dinlemiyor paşam... Pardon pardon, Türkçeyse rap olmak zorunda :P Ya da yabancı müzik...
Radyolar zaplanıp duruyor... Benim de beynim zıplıyor :))
Bak bu kadar şikayet ediyorum ama iyi yönleri de var...
Mesela geçen haftalarda bu şarkıyı keşfettim...
Nasıl da hoşuma gitti...
Sizde dinleyin istedim :)
Mutlu hafta sonları bu arada...
Ben 4 güne çıkarttım bu hafta sonunu yaşasın ♥


Maroon 5 / Memories



24 Ekim 2019

Satranç / Stefan Zweig



Bu kitabı okumayan kaldı mı bilmiyorum...
Son dönemlerin en popüler kitaplarından sanırım...

Bu yaz Oytun'la birlikte okuduk biz bu kitabı... Onun peşinden, okuduğu bir kitabı ben okuyunca bizimkinin hoşuna gidiyor... Sürekli neredesin, neredesin diye didikliyor :)) Zaman zaman da beni sınıyor kendince :)))

Zweig kitaplarını seviyorum, özellikle karakterlerini ince ince dokumasına hayranım... Bu kitapta da aynı şey söz konusuydu tabi ki...

Kitabı uzun uzun anlatmayacağım... Ama kitabın karakterlerinin benim için oldukça ilginç olduğunu söyleyebilirim...

Mirko Czentovic gerçekten şahsına münhasır şaşırtıcı bir karakter olsa da benim favorim Dr B. idi kesinlikle... Hayatının en kötü döneminde bu oyunu kurgulaması ve bu oyunla birlikte zihnini akli selim olarak tutması en sevdiğim kısımlarıydı... Tabi ki her şeyin fazlası zarar...

Oytun sanırım bu kitapta Czentovic'den daha çok etkilendi... Adamın tek yönlü zekası ve asosyalliği şaşırtıcıydı onun için... Yorumlarından bunu anladım en azından...

Sonuç olarak keyifli bir okumaydı her ikimiz için de... Hala okumadıysanız ve psikolojik kitapları seviyorsanız gönlü rahat bir şekilde okumaya başlayabilirsiniz derim naçizane...

Altıçizililerimi de buraya iliştirir işimin başına dönerim yeniden...

Esenlikle kalın ♥


* Dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar bir baskı uygulayamaz.

* Muhtemelen kitabı hemen elime alıp okuduğumu düşüneceksiniz. Kesinlikle hayır! Önce bir kitabım olmasının sevincini yaşamak istiyordum.

* Satrancın çekiciliği tek bir şeyden kaynaklanır; stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.





21 Ekim 2019

Şebonun Gevezelikleri #16



Şuraya enerjik bir giriş yapayım ; Selaaaaaammmmmm ♥

Bu hafta kendimi yürümüş, yürümüş hatta çok yürümüş ama dönüp baktığımda bir arpa boyu bile yol katetmemişmiş gibi hissediyorum... Kendimce çok yoğundum ama bugün liste çiziktirmeye gelince anam dedim ben hiçbir şey yapmamışım ya :))


Pazartesi; misafirim vardı...
Salı; ben gittim ve aynı kişiye gittim :))
Çarşamba; evet uzun süredir görmediğim bir arkadaşıma pas attım ♥ Dipdibe olduğumuz halde 2 senedir şöyle karşılıklı oturamıyorduk, telefonlarla idare ediyorduk... Süper oldu...
Perşembe; arkadaşıma kahve içmeye gittim...
Cuma; evdeydim ama işlere pas geçip kitap okudum...
Cumartesi; sabah çalıştım, akşam misafirim vardı...
Pazar; sabahın seyrinde Oytun'un kursu vardı onu bıraktım, oradan bir arkadaşımın rafı boyanacaktı ona yardıma gittim. Akşamına da yine ev gezmesine gittim ama bak gece gelince ütü de yaptım :)))

Nasıl ama :))

Çok şey yapmışım gibi gözüküyor ama ben anca oturmaca eylemi yapıp üstüne de bolca laf yapmışım...


Biliyorum şahaneyim ahahahaaaa :))

Bu hafta hiç film izlemedim ama "You" diye bir dizi izlemeye başladım... Heyecanla ne olacak diye bir sonraki bölüme geçmeye çalışıyorum ama bu aralar öğle tatillerimde yalnız kalamıyorum. O sebeple yavaş gidiyor dizi...

Kitaplardan Sineklerin Tanrısı ve Mine Söğüt / Gergedan kitaplarını bitirdim... Bak bu kısma çok mutluyum çünkü ikisini de severek okudum... Anlatacağım size de...

Hafta sonu yazlık planları yaparken bir sonraki haftaya 29 Ekim'in geldiğini farkedince ertelemeye karar verdim. Belki Pazartesini tatil ilan eder yazlık ziyaretini uzatabiliriz diye düşündüm... Lütfen, lütfen olsun modundayım ;)



Geçen hafta böyle geçtiğine göre yeni haftanın planlamasına başlayabilirim :)  Biraz kopyala-yapıştır bir liste olacak. Eskiler tamamlanmadı ama  eklemelerde olması lazım... Hatta 4 günlük tatili de tüm olumlu düşüncelerle kapacağımı düşünerek 2 haftalık yapacağım bu sefer listeyi... Yaşasın :))

Görüşürüz canlar ♥


* Dolap Şebo ;)

* Çiçekliğin son rötuşu boyamayı da hallet...

* Domatesler dolapta bozulacak artık, iyice elden gitmeden onları pişirip kavanozlasan ne güzel olur... (bence yarısı gitti bile, kurtulduğu kadar artık)

* Akçay, hemi de 4 gün ♥ Teyze kızı da gelecek... Azıcık gez, toz... Ve en önemlisi Merihciğim orada artık, onu da ziyaret et...

* Oytun'un çekmecelerine el at bence... Çekmeceler karman çorman olmuş, kullanılmayan şeyler varsa da değerlendirirsin hem...

* Çay makinesi servise gönderilecek yine...

* Kredi kartlarını hallet...

* Ay sonu hesaplarını kapat...

* Oytun'un ilk sınavları başlayacak, ergen çok rahat davranıyor. Azıya alman gerekecek... Test kitaplarını diz önüne...

* Azıcık Türk filmlerinden yüklet CD cine... Yazlıkta açık hava sineması yaparsın akşamları...

* Yazlık faslını kapatacaksın muhtemelen bu gittiğinde, yazlık dolaplarını bir gözden geçir. Sonra ağlama kışın ben onu, şunu, bunu yazlıkta bırakmışım diye... 

* Evdeki boş kavanozları topla yazlığa götür. Bodrumda da yazlığa gidecekler var. El at onlara...

16 Ekim 2019

Eylül İnsta Seçmeceleri ♥


Ayın ortası gelmiş hiç söylemiyorsunuz :))
Rutini oturtmaya çalışırken bak yine aksatmışım...
Ben bir zamanlar ayın şarkısı da yapardım , ona da yeniden başlayayım...
Hepiciğinize kokulu öpücükler Şebo'dan 💋



Günaydın ♥



Son günlerde sık yapar oldum böyle şeyler :)))
Hadi hayırlısı ;)



Elektrik Savaşları hatırası 💡🔌🔦 🎬 

Sinemaya en son ne zaman gelmiştim ki ben...
Film izleme sezonu başladı böylece
Sevgiler, saygılar...




Her gece 30 sayfa okuma alışkanlığı için iyi bir başlangıç 😉




Öğle tatilleri bazen çok keyifli olabiliyor ♥




İyi anlaşmaydı ama olmadı :)))




İyi ki geldin hayatımıza minik kuşum, iyi ki doğdun... 
Bak kuşun kanadına bol bol öpücük sakladım. 
Şimdi seni kocaman öpücük yağmuruna tutacaklar benim için 😘😘😘😘😘 
Teyzesinin bi tanesi iyi ki doğdun, yoksa kiminle şımaracaktım böyle 😂😂 



Sosislerle nostaji heheeee :))




Liseli anasıyım ben artık :))
Pehhhh !!!!

14 Ekim 2019

Şebonun Gevezelikleri #15


Yeni bir haftadan selamlar ♥

Bloga ısınma turlarım devam ediyor :) Yazma ve okuma düzenimi hâlâ oturtmaya çalışıyorum. Ara verince ne kadar da zor oluyormuş insanın kendini yeniden disipline etmesi :/

Bu haftanın en önemli olayı sanırım Oytun'un etkinliğiydi...
MUN toplantılarından birine katıldı bu hafta... MUN'un ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu Oytun katılıncaya kadar. Meğerse MUN ( Model United Nations) Birleşmiş Milletler toplantılarının içerik ve şekil olarak öğrenciler tarafından canlandırıldığı konferanslarmış.

Okul okul gruplar halinde katıldılar. Kimi okul öğrencilerinden seçmiş, kimi okulda tamamen gönüllülük prensibine bağlamış. Oytun gönüllülük temelinde katılan öğrencilerdendi. İlk başta sadece İngilizce konuşacakları için biraz tırsıp geri çekilmeye kalktı ama sonra tekrar heveslendi..

MUN sonrası inanılmaz heyecanlı ve mutluydu. Dünya problemleriyle ilgili grup grup çözümler aramışlar, birbirlerini dinlemişler. Temsilciliğini yaptıkları ülke ile ilgili hem tanıtım hem ülke problemleri ile ilgili yardım talep etmişler. 3 gün boyunca sabah 9 akşam 9 iyi ter dökmüşler anlayacağınız... Oytun'a katkısının büyük olduğunu düşünüyorum.

Bu da neymiş diye internette gezinirken bir sitede açıklayıcı bilgiler bulmuştum. İsterseniz buradan detaylı bilgi edinebilirsiniz... Burada üniversite düzeyini anlatmış ama lise düzeyi de hemen hemen aynı özelliklere sahip sanırım...


Bu hafta nihayet kitap okuma günlerimize yeniden başladık. Okuma günlerimizde genelde hikaye kitapları seçiyoruz. Hepimiz sırayla sesli olarak bir hikayeyi okuyoruz, diğerlerimiz de dinliyoruz. Her ne kadar çocuklar oflayarak başlasalar da bu etkinliğe, okumaya başlayınca keyif alıyorlar.

Bu etkinliğimizde Ömer Seyfettin'in hikayelerini okumaya başladık. Çocukluğumuza döndük... O sebeple biz iki anne için daha keyifliydi bu durum ♥



Çiçekliğimi nihayet yapabildim. Cam kaseler alıp kaktüsler ektim. Ana hatlarıyla bitti. Sadece çiçekliğin kendisini boyayıp yetiştiremedim. Bu hafta da onu tamamlarım sanırım. Haftalarca süründürdükten sonra en azından çiçekliğimi kullanıma açtım ya, bu bile benim için büyük bir mutluluk ♥


Bu hafta sözüm ona tencere tencere yemek pişirip kavanozlayacaktım. Tabi ki yapmadım :))) Sebzeler bana baktı, ben sebzelere... Pişirme hevesi gelmedi... Bu hafta aç kalmamak için bugün akşam el atmam lazım mutfağa ama hâlâ kendime güvenmiyorum bu konuda... Kısmet bakalım ;)



Bu haftaya bir döğumgünü kutlaması sıkıştırdım. Aslında doğumgünü bahaneydi... Uzun süredir başbaşa oturup sohbet edemiyorduk. Çok keyifli bir akşam geçirdik o sebeple... Laftan lafa atlayarak gıybet kazanına düştük diyebilirim hahahaaa :))



Bu hafta sinemada Joker'i izledim... Kendimden geçtim diyebilirim.... Uzun uzun anlatmak niyetindeyim, o sebeple buraya detay yazmıyorum ;)
Kitaplardan da William Golding'in Sineklerin Tanrısı kitabını okuyorum. Şimdilik çok iyi gidiyor. Bu hafta bitiririm sanırım...

Bu haftanın özeti bu kadar... Yeni bir gevezelikte görüşmek üzere der yapılacaklar listemi yapılmaya koyulurum ben ;)

Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ♥




* Dolap deyince anla Şebo ;)

* Çiçekliğin son rötuşu boyamayı da hallet hadi...

* Domatesler dolapta bozulacak artık, iyice elden gitmeden onları pişirip kavanozlasan ne güzel olur...

* Uzun süredir görüşmediğin arkadaşlarına pas atmıyorsun hala, vakit yok deme hiç... Yaratabilirsin....

* Hafta sonu Oytun'un kursu ya da programı olmazsa yazlığa kaçsan ne güzel olur.... Annecikte çok sevinir üstelik ♥

* Hafta sonu yazlığa kaçmazsan film gecesi yap kızlarla... Eğlenceli olur...

* Ütüler canavara dönüşmeden hallet...

* Oytun'un çekmecelerine el at bence... Çekmeceler karman çorman olmuş, kullanılmayan şeyler varsa da değerlendirirsin hem...

* Çay makinesi servise gönderilecek yine...

* Ofis camı bozuldu açılmıyor, bir penci ayarlaman gerekiyor artık oraya....



9 Ekim 2019

Aşkımız Eski Bir Roman / Ahmet Ümit




Taslaklarda bekleyen kitaplarım yayınlamayı bekleyedursun, sıcağı sıcağına geçen hafta bitirdiğim bu kitabı yazmak istedim.

Hepimiz Başkomser Nevzat'ı öyle böyle tanıyoruz artık... Ben kendisine bayılıyorum şahsen... Eskiden hayallerimde esmer gürbüz bir adam canlandırırken Behzat'dan sonra Erdal Beşikçioğlu ile canlanıyor hikaye zihnimde :) Bunu durduramıyorum :))
Dolayısıyla bu kadar ayılıp bayılınca yeni bir Başkomser Nevzat kitabı çıkınca da koşa koşa aldım. İlk sükutu hayalimi kitabın inceliğiyle yaşadım. Bilinen Ahmet Ümit kitaplarından inceydi çünkü kendisi. Vardır bir hikmeti diyerek başladım okumaya... Bir de ne göreyim üç hikayeden oluşuyor kitap; ilk hikaye kitaba da adını veren Aşkımız Eski Bir Roman, diğerleri ise Overlokçu Kız ve Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu? isimleriyle sıralanmışlar.

Uzun uzun karakterlerin birbirini ördüğü, günümüz olaylarına atıfta bulunan komplike romanlardan sonra bu hikayeler ben de çıtır çerez gibi kaldı maalesef... Kötü olduğundan değil ama doyurmadı beni... Bunu kim yaptı acaba diye karakterden karaktere koşacağımı hayal ederken hikaye kısa olduğundan şıp diye tahminde bulunmaktı sanırım beni hayal kırıklığına uğratan...

Her şeye rağmen yine de keyifliydi okumalarım Başkomser Nevzat ve canım Evgenia ile tabi ki :) Her roman da Evgenia ucundan azıcık bir selam verir ve ben o anlara doyamam. Kitabın romantik sahneleridir o anlar benim için...

Son olarak diyeceğim şudur ki; yarıda kalmışlık hissiyle bile toz konduramam ben Nevzatıma 😉 Bu seriyi seviyorsanız zaten okuyacaksınızdır  Ahmet Ümit'in bu kitabını da der hemencecik altıçizililerimi yapıştırırım buraya...

Keyifli okumalarınız olsun hep ♥


* Tutkularının esiri olanların zihinleri sadece bir hedefe kilitlenmiştir; arzularını hayata geçirmek. O andaki tek amaçları budur, geriye kalanlar teferruattan başka bir şey değildir. Elbette bunun için kimse suçlayamaz onları ama tutkularını gerçekleştirirken başkalarını da işin içine katınca yaşanacaklar bir trajedi halini alabilir.

* Sanki onu hayatın çirkinliklerinden, günlük olayların ağırlığından kurtarıyor, küçükken yaşadığı acı hakikatten uzaklaştırıyordu romanlar.

* Parayla satın alınan şefkat de seks de doyurucu değildir.

* O kadar yozlaşmışız ki artık mutluluğu bile satın alacak hale gelmişiz.

* Aşk diye bir şey yoktur, güzellik vardır. Güzellikte kimsenin malı değildir. Ona sadece belirli bir süre sahip olabilirsin, sonra uçar gider.

* Hatayı yapan cezasını çekmeli. Aksi takdirde hatayı alışkanlık haline getirir.

* Cinayet soruşturması sadece bir katili bulma faaliyeti değildir. Sayıları kişilerden, işlemleri olaylardan karmaşık bir matematik problemini çözmek de değildir. Doğrudan insanı anlama uğraşı, yaşamak için doğru yöntemi bulma çabasıdır.

* İnsan en iyi kendi deneyimleriyle öğrenir derler ya doğrudur. Ama öğrenmek bilmek değildir. Bazen bizzat bildikleriniz bile sizi yanıltabilir.

* Şairler aşklarına asla ihanet etmezler.


7 Ekim 2019

Şebonun Gezezelikleri #14


Bir Pazartesi yazısına daha hoşgeldiniz efenim :)
Yağmurlu bir hafta sonundan sonra bezgin başlamadınız inşallah bu haftaya...

Geçen hafta yine yoğundu benim için.... Bir sürü iş hallettim gibi gelmişti ama şimdi düşününce çok da bir şey yapmamışım gibi geldi :))) Küstüm bak kendime :/



Yazlıktan gelenler, evde bekleyenler derken bir sürü ıvır zıvır birikmişti evde... Kıyafetleri eledim, verilecekleri verdim... Sağolsun bizim belediye kıyafetler için geri dönüşüm kutuları koydu her mahalleye. Bir çoğunu oraya attım. Çok sağlam bazı kıyafetler vardı onları da ayırdım, dolapta satışa çıkartırım diye... Ama tabi yapamadım... Fotoğraflarını çek, tek tek koy derken çok zaman alıyor çünkü. İnşallah bu hafta onları da hallederim...



İşyerinde, evde bir sürü kablolar, şarj cihazları, eski radyolar, telefonlar gibi bir sürü şey birikmişti.... Elime geçtikçe ayırdım bir kenara onları... Sosyal medyada TEGV yararına elektronik geri dönüşüm diye bir duyuru görmüştüm.... Onları yolladım PTT aracılığıyla... Hiçbir ücret ödemeden sadece gönderi kodunu vererek gönderiyorum... Bence çok güzel bir uygulama... Hem evdeki dağınıklıktan kurtuluyorum, hem bir yardımda bulunuyorum, hem de çevre temizliğine bir katkıda bulunduğum için mutlu oluyorum ♥
Mutlaka duymuşsunuzdur ama ben yine de duyuruyu koyayım buraya, belki ihtiyacınız olur...


Bu hafta sonu yine annemdeydim... Bir sürü iş halledecektim kendime göre ama tabi ki zamanım ve enerjim yetmedi...
Bodrumda çok uzun zamandan beri pirinç bir çerçeve duruyordu... Onu boyadım... Eskiden telefonluk olarak kullandığımız mobilyanın üzerine uydurdum, bence çok da güzel oldu... Bir ara tüm ayrıntıları ile paylaşacağım inşallah...

Annem oturma odasına ve mutfağına TV almıştı... Küçücük televizyonları takmak için dünyanın parasını istemişler... Bu aralar 2,5 yaş sendromu yaşayan bebeler gibi herşeye ben ben diye atlıyorum nasılsa... Onu da ben yaparım dedim anneme hahahaaa :)) Evet biraz zaman aldı, evet matkap ilk defa kullanıyordum ama yapılabiliyormuş :)) Gayet usturuplu yaptım bence...

Yalnız bir ara matkabı kullanırken hani kontrolsüzce bir boşluğa denk gelirsiniz de vıjjttt diye matkap duvara çarpar ya, işte o anda annem koşa koşa yan tarafa geçti... İlk önce anlamlandıramamıştım sonra jeton düştü tabi ki :))) Ehhh be annem dedim tamam acemiyiz ama vallahi yan duvardan çıkmadım :))) Ne güldük anlatamam :))) Şaşkın bir aileyiz evet kabul ediyoruz ;)


Geçtiğimiz hafta Aşkımız Eski Bir Roman ve Dönüşüm kitaplarını bitirdim... Çok mutluyum o sebeple ♥ Bu hafta neye başlarım konusunda hala bir fikrim yok. Bekleyen kitaplarıma o piti piti yapacağım ;)

Film izleme konusunda hiçbir icraatta bulunmamışım... Büyük kayıp bence...  Kitap okusam film izleyemiyorum, film izlesem iş yapamıyorum, iş yapsam hiçbirini yapamıyorum gibi bir problem var hayatımda :/



Bu haftalık benden bu kadar...
Yapılacaklar listemi de ekleyip ben kaçarım 👋


* Değiştirilecek kıyafetleri hallet...

* Çiçeklik seni kovalayacak artık Şebo...

* Dolap satışına koy kıyafetleri...

* Çocuklarla bir okuma gecesi yapsan hafta sonu ne güzel olur Şebo...

* Oytun'a eşofman altı lazım... Kazuletliği üzerinde bu aralar ama bir ilgilen sen yine de...

* Joker geldi sinemaya , gidebilir misin ki ?

* Bu hafta uzun süredir görüşmediğin bir arkadaşına kısa pas atsan, ne güzel olurdu... Hatta sen bunu rutine oturtsan bir sürü arkadaşınla yeniden görüşürsün ♥

* Bir doğumgünü ziyaretin var onu da unutma....