28 Eylül 2009

negatif, negatif ve negatif....


Hafta sonu ne istediysek yaptık, yağladık, yıkadık...
Aman da aman benim oğlum büyümüş de abi okuluna gidiyor artık dedik...
Okulla ilgili masallar anlattık...
Bunca şeye rağmen bugün sabah ne mi oldu ?

Evden çıkmamak için elinden geleni yaptı.
Okula gidince bahçelerde kaçtı içeri girmemek için.
Sınıfına zor ikna edip götürdüm, bu seferde 2 dk da bir sınıftan dışarı kaçtı.
Okulu sevmiyorum ben okula gitmiycem diye yırtındı.
Ve ben onun bağrışları arasında yine okuldan çıkmak zorunda kaldım.
En son yere yatmış tepiniyordu....

Ben bu çocuğa ne yapmalıyım arkadaşlar. Bana bir yol gösterin lütfen. Yoksa delireceğim...

24 Eylül 2009

ilk gün haberleri geldi...

video
Ben ayrıldığımda öğretmenimiz henüz gelmemişti. O yüzden tanışamamıştım. Okul yeni olduğu için tam atamalar bitmedi eksik öğretmenimiz var demişlerdi....
Anneannemiz almaya gittiğinde tanışabilmiş. Bende yarın tanışacağım inşallah....
Yeni mezun bir öğretmenimiz var....
Paşamı 2-3 saat içinde hemen tanımlamış. Paylaşımsız, agresif....
2 defa sınıfı terk etmeye çalışmış. Zor içeri sokmuş.
İşleyin evde demiş anneannemize... Hale yola koyun demiş...
Sevgili öğretmenim eleştiride bulunmak için biraz erken değil mi? 2-3 saatte o ne anladı, siz ne anladınız....
Sen ön yargılı davranırsan, hemen herşeyin adını ilk görüşte koyarsan nasıl yaklaşacaksın bu çocuklara, nasıl sevdireceksin okulu ve kendini....
Herneyse ben önyargılı davranmayacağım....
Hele bir haftayı atlatalım....
Sonra karar verelim değil mi :)))

sınıfları doldurduk :))


Bugün başladık 5 yaş grubuna...
Dünden beri anlaşma yapmaya çalışıyoruz....
Sende kalırsan yanımda giderim dedi...
Peki dedim... Sen izin verinceye kadar gitmeyeceğim yanından söz dedim....
Ama korktuğum gibi olmadı...
Veliler dışarı dedikleri anda gidiyimmi minnoşum dedim...
İlk önce emin olamadı sonra tamam git dedi...
Anneannen alacak seni bugün dedim....
Sen alsan dedi...
Ben başka gün alırım dedim...
Anlaştık....
Ama itiraf ediyorum aklım onda... Nasıl acaba diye....
Saat 1 i iple çekiyorum haberleri almak için :))

23 Eylül 2009

ve bayram bitti...




Bu bayram ne yazık ki kısacıktı...
Ama yine de dolu dolu geçirmeye çalıştık...
Ankara yağmurlu olmasına rağmen köye fazla yağmur yağmadı da çamur deryası içine girmedik :))

Paşam bu bayram köyde çocuklarla eski tabiriyle yemiş toplamaya çıktı. Benim, hatta annemin çocukluğundaki gibi... Çok da keyif aldı üstelik... Bayramları köyde geçirmeyi bu yüzden seviyorum işte... Biraz değiştirerek de olsa eski adetlere devam edilmesinden dolayı...

Biz çocukken topladığımız yemiş torbalarımızı saklardık, kimseyle paylaşmak istemezdik... Ama benim minnoşum yaydı kahvaltı masasının üzerine topladıklarını, büyük bir iş becermenin keyfi ile seçin hadi dedi :))) Ama bir tane... Kimse almaya kıyamasa da almış gibi yapıp tekrar torbasına attılar fark ettirmeden...

Büyükdedesinden ilk bayram harçlığını da kopardı oğluşum... Biraz elini titreterek verdi dedem ama ilk defa bir çocuğa da bayram harçlığı vererek tarihe geçti hahaaa:))

Mis gibi temiz havanın tadını çıkarttık ama soğuğa karşı tam önlemimizi alamamışız ki oğluşda bende biraz şifayı kaparak döndük... Karşılıklı hapşuruyoruz oğluşla :))

Diyet meselesine gelince itiraf ediyorum biraz ucunu kaçırdım :)) Teyzemin sütlaçlarına dayanamadım vallahi... Şeker çikolata yemedim tamam ama bir dilim baklavadan da vazgeçemedim. Bu kadarlada kalmadım birde çiğbörek yedim... Ne yapıyım dayanamadım hahaaa:))) Bu ay kontrolümde tartı da bana dayanamayacak biliyorum heheee : ))

Bizden şimdilik bu kadar...

18 Eylül 2009

eğer....

Eğer vahşi hayvanların yaşayabildiği bir coğrafyaya sahip olsaydık....
Ve eğer bu hayvanların arasında timsah da olsaydı....
Eminim paşam bu halde olurdu :))


PC: Şimdi maille geldi bir arkadaşımdan bu fotoğraf. Kaynağını bilmediğimden dolayı veremedim üzgünüm...

süper kahramanım benim :)))



Benim kahramanım dün akşam atladı atına tüm hırsızları, tüm canavarları yakaladı.... Eğlendi, güldürdü, güldü....

Çarşıdan akdandumuna balık aldı... Hoş akvaryum kalmadı ortalıkta ama koyduk fanusun içine... Bu mıncıklamaya kaç gün dayanır bilemiyorum zavallım benim....

Bavullar hazırlandı, bayram pastamız da yapıldı... Hep bayram tatlısı olacak değil ya :)) Yarın sabah Ankara yolcusuyuz....

Şimdiden hepinizin bayramını kutluyoruz.... Sağlıklı, mutlu ve sevdiklerinizle güzel bir bayram dileğiyle...

Şimdilik hoşçakalın....

17 Eylül 2009

geçen hafta mahsulleri....






Kardeşimden bana miras bir ayna tutucu vardı evde. Bir yerlerde tıkılı duruyordu. Hadi dedim bir düzeltelim ve kullanalım... Sonra ikea dan aldığım mumluk ama benim bardak altlığı olarak düşündüğüm camlar vardı. Onlara da bir el attım.






Son halleri işte böyle oldu....

Keşke şu bardak altlıklarından daha çok alsaymışım...
Ama alırken böyle değerlendirmek hiç aklıma gelmemişti ki :)))






Bu arada tüllerim ve storlarım geldi, takıldı....
Gerçekten tam istediğim gibi durdular...

Fonları bir kaç ay sonra sipariş edeceğim inşallah :))
Hem kararsızlığımdan hem de tülleri bir ödüyüm bitsin dimi ama....


Kardişe PC: Ayna ayna güzel ayna ille de ilk sahibim diyor hahaaa:)))

15 Eylül 2009

koltukta otururken aklın başında değilmiydi ki senin ?


Saçlarımızı düzelttirelim biraz dedik...
Enseler aynı kalsın dedik, önler ve yanlar hafif kısalsın sadece...
Gerisine hiç karışmadım...
Burası da burası da dedi usulca favorilerini göstererek berbere...
Sonra da neden saçlarımı kestirdin diye kızdı bütün akşam boyunca...
Benim akıllı oğlum, minnoş oğlum....
O koltukta oturan sendin....
Şurdan da şurdan da diyen de sendin....
Koltuktan kalkıncamı aklın başına geldi....
:))

14 Eylül 2009

rastgele dedik ama rastgelemedi :))


Sabah kalkar kalkmaz hani balığa gidecektik dedi...
Yağmur yağacak dedik ama yağmaz bana söylediler dedi :)))
Hadi bakalım dedik ve yola koyulduk minik balıkçıyla...
Gerçekten de öğleden sonra hava açıldı, günlek güneşlik oldu birden....
Herkes benim minik balıkçıma rastgele dedi...
Ama hem babaya hem de oğluşa balıklar sürekli göz kırptılar...
Tüm yemlerini yiyip yiyip kaçtılar :)))
Balıksız kalan küçük balıkçım kovasıyla etraftaki balıkçıları kolladı...
Kim işe yaramaz bir balık yakalasa miniğimin kovasına attı....
Oynadı, öptü kokladı, ölmesinler diye sürekli sularını değiştirdi...
Tüm bunlar olurken benmi ne yaptım...
Açtım kitabımı, uzattım ayakları, yanımda termosum sıcacık çayımla dolu...
Onlar yinemi yediler yemleri diye bağrışırken ben keyfimin doruklarındaydım :))

12 Eylül 2009

sabahın seyrinde oldu ama el mecburdu :))



Sabah pür neşe anneannemizin doğumgünü kutlamasını yaptık....
Bizde böyle :)))
Tam 08:30 da mumlarımızı üfledik...
Öptük koklaştık...
Belki biraz abarttık kahvaltı yerine yaş pastayla ama....
Günün geç saatlerine kalmak istemedik......
Oğluşum anneannesiyle pasta üfleme sırasına bile girdi....
Eeeeee o üflemezse eksik kalır :))....


SEVGİLİ ANNİŞİME, SULTANIMA....

İyi ki varsın.....

Kanadımızsın, kolumuzsun, başımızdaki dağımızsın...
En beceriklimizsin...
Vazgeçilmezimizsin....
Bitaneciğimizsin....

Allah seni başımızdan eksik etmesin sultanım...

Hep böyle pastalar üfleyelim her yeni senede...

İYİ Kİ DOĞDUN ANNECİĞİM....

İYİ Kİ... İYİ Kİ.... İYİ Kİ....

9 Eylül 2009

diyet 1. ay raporu :))


Tam 1 ay oldu arkadaşlar...
Tam 1 ay boyunca tartılara küstüm, tartılmayacağım dedim...
Çok merak ettim....
Acaba kaç diye....
Bugün doktor kontrolünde sonuç belirlendi....
--------- 6 kilo.......
Sabahtan beri tüm aksaklıklara rağmen GÜLÜMSÜYORUM....
Diyete aynen devam...

7 Eylül 2009

yeni yerler, eski sıcak yüzler...

Bu hafta sonu yine inanılmaz keyifliydi... Sıcak gülüşler, güzel ortamlar, herşey vardı işte...



Bu çiçeğin adı ne bilmiyorum... Gezinirken tesadüf eseri rastladım... Altınoluk'ta bir evin bahçesini süslüyordu... Kadife dokusuna rengine bayıldım...



Küçükkuyu herzamanki gibi Eylül'ün bereketini, sakinliğini birarada yaşıyordu... Balıkları sanki elimizle tutuverecek gibiydik...



Burasıda Düşler Vadisi... Gerçekten olağanüstü bir yer... Yolu bu taraflara düşenlere kesinlikle tavsiye ederim... Güre-Altınoluk arasında Çamlıbel köyüne kurulmuş bir tesis.... Doğayla iç içe... Sabah gelip kahvaltı yapıp, havuzunuza girip, doğa yürüyüşü yapabileceğiniz bu yöredeki ender tesislerden birisi.... Geç keşfettik ama aşık olduk diyebilirim...



Yine aynı köyün başka bir yamacına kurulmuş adı üzerinde Saklı Bahçe.... Diyorum ya yolu buralara düşen sakın atlamasın.... Ama kahve içmek için, ama yemek yemek için biçilmiş kaftan... Doğayla içiçe...




Bunlarda Ören ganimetleri... En sağdaki büyük kediler annemin, küçük kediler de benim oldu :))) Dahası var aslında... Bir ara fotoğraflarını çekicem inşallah... Şu deniz kabuklarından yapılan objelere bayılıyorum bu arada... Hele ortadakiler çok sevimli....

Gezilenler, görülenler şimdilik bu kadar :)))

Bu arada Cumartesi akşamı çok güzel bir sürprizle telefonumuz çaldı. Sevgili Hatice ablam eşiyle Akçaya gelmişler... Bizim için tam sürprizdi... Onu gördüğüme çok sevindim.... Kısa kısa Ankaradaki karşılaşmalarımızda görüşmüştük ama ilk defa bu kadar uzun sohbet edebildik.... Çocukluğum onların dizi dibinde geçti benim... Belma ablam, Hatice ablam ve Bülent abim.... Birde biricik halam :) Paylaşamazdım kimseyle onları... Yine o gülen yüzüyle ablamı karşımda görmek çok iyi geldi bana....

Oğluşumda ablamın endamlı kızı İpek hanımla tanıştı... Nasıl sevdi anlatamam... Şimdilerde İpekle yatıp İpekle kalkıyoruz :))) Bu arada İpeğimiz ablamın 16 yaşındaki kedisi.... Evde kedi beslenebileceğini iyice idrak eden oğlumla başım fena dertte anlayacağınız...
Bizden şimdilik bu kadar...
İyi haftalar diliyorum....



4 Eylül 2009

küçük bir gülümseme için....

Sevgili Gülen 'i okudum şimdi... Ara ara okurum blogunu sessiz sessiz....

Fakat bugün öyle bir yazısını okudum ki.... Ağladım saatlerce....

İçine düşmeyen bilmez bu ateşi.... Acısı hiç geçmez....

Lütfen sevgili Gülen ve Denizkabuğunun yazılarını okuyun mutlaka....

Ve yapabileceklerimizi öğrenmek için Denizkabuğu Emine hemşireyle irtibata geçelim hemen....

Ufacık bir an bile olsa gülen bir göz için....

Emine hemşire e-mail : eminealbayrak79@gmail.com

ilhamım geldi...

Dün akşam nihayet elime aldım minik evimizi... Boyamak için yazlıktan getireli herhalde 1 ay olmuştur. Ama nasıl yapacağımı bilememiştim...

Bu minik evimiz neredeyse benim yaşımdadır... Bildim bileli bir yerlerde asılı... Şimdi de yazlıktaki odamızda asılı. Üzerine küçük biblolarını yerleştiriyor sultanım...

Bu makyajıyla daha zarif durdu :))

Geçen hafta sakarlık yapıp bu iki fincamı kırmıştım.... Öyle tuz buz olmadı, ortadan ikiye ayrılıverdi... Bende güzelce yapıştırdım ve kaktüs ektim... Mutfak balkonumun köşesindeler şimdi....

3 Eylül 2009

yine kapı çıt dedi :))


Dün bir rüzgardır attı bizi Altınoluk'a... İyiki de atmış....
Sakinleşmeye başlamış yavaş yavaş....
İyot kokusu sanki biraz daha keskinleşmiş...
Caddeler, sokaklar aynı... Dükkanlar değişmiş sadece...
Birde çek üstüne Vardar'dan dondurma dedik....
Diyet dondurmasıda varmış üstelik :))
Üstüne birde oğluşuma lunapark eğlencesi.....
O yatağına doğru yönelirken bizde iş-güç-mesai diyerek döndük el mecbur...
Hafta sonu yine yanındayım diye diye....