17 Ocak 2017

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde / Mahir Ünsal Eriş



Yine aynı sıcacık kapak, diğer kitabındaki gibi.. Daha önce yazmıştım burada.

Hikayelerle ilişkimi sıcak tutmaya çalışıyorum, ısınma turlarına başlamışken arayı uzatmamak lazım dedim ve o eski günlerin anlatıldığı hikayelere geri döndüm.

Bu kitabı da okuduktan sonra dedim ki Mahir Ünsal Eriş sen bir de roman yazsan keşke.... Dramını, kırgınlığını, aşkını, sevincini bir kere de uzun uzun anlatsan keşke... Hikayelerin uzatılmaya ihtiyacı var artık... Bunu da üşenmedim bir mail olarak kendisine ilettim efendim :))) Ne kadar takar bu konuyu bilemiyorum tabi ki :))))

14 kısa hikaye var kitapta. Favori hikayem "çok sıkılır arkadaşı ölen çocuklar" ve "kimi sevse gülderen"...

Sanki iki kitabın bazı hikayeleri harmanlanınca farklı şeyler çıkartacakmış gibi; ortak karakterler, ortak mekanlar, ortak yazgılar...
Feridun'daki çay bahçesinde ayrılan iki sevgili gibi, Kız Fikret gibi..

Yine Atatürk var mesela bir hikaye de, saygıyla selamlanan... Yine, yine...

Başka zaman olsa birbirini kopya edip aynı kişilere, mekanlara ne gerek var ki diyebileceğim ama söz konusu sevdiğim hikayeler olunca bakalım buradan ne çıkartacağım diye meraklı meraklı okuduğum güzellikte :))

Sevdiğim karakterler çok yine...

Bir hırsızı 35 yıl çağırıp geldiği zaman ferahlayan bir adam var ki bir hikayede, uzun uzun gülümsüyorum hala aklıma geldikçe :))) Çaldırdığı da bir mektup üstelik ama ne mektup :))))

Hikayelerle aranız çok iyiyse zaten okumuşsunuzdur kesin ya da bilemedin sıradadır... Hikayelerle aram iyi değil diyorsanız da bu kitap ısınma turları için iyi bir seçimdir bence ;)

Benim fikrim budur efenim ;)




Sevilesi altı çizililer;


* Ölmek ne bilmiyorum.Merak da etmedim hiç. Yani iyi kötü bir fikrim var aslında, tam olarak ayrıntısını bilmiyorum ama. Tatil gibi bir şey sanıyorum onu, taşınmak gibi, kesin bir şey. Onu bir daha göremeyeceğimi biliyorum yine de fakat. Bu kadar ani olmasına, böyle habersizce kaçar gibi olmasına üzülüyorum sonra, bozuluyorum biraz. Çağırsaydı ben de giderdim belki?

* Gitmesinde sorun yok, asıl sorun bir daha gelmeyecek olmasında.

* Askerdeki o yalnızlık, kimsesizlik, o uzaklık insana olmadık şeyler yaptırır; kalın kafalı berber kalfasına mektup yazdırabilir mesela.

* Ama birinin onu sevişini, isteyişini severdi. Biri onu seviyor gibi olsun isterdi hep.  Ona üşüdün mü diye sorsun, sıkıldın mı desin, göğsüne dayayıp taşıdığı defterleri yere düşünce eğilip alsın isterdi. Kimse onu sevmeyecek diye korkardı çünkü. Ya sevilmezse, ya anasının aşıkları olursa, evlenirse, ya yalnız kalırsa, ya annesi de ölürse diye ödü kopardı. Sevsin de, ne yaparsa yapsın derdi, fazla da ileri gitmezdi zaten.

* Çaresiz erkek, sevildiği zaman umurunda bile olmayan ne çok ayrıntıyı hatırlıyor vakit terk edilmeyi vurunca, o ayrıntılardan kurmaya çalışıyor geri dönüşünü kadının.

* Eski acısı yok telefon konuşmalarının ayrılıklarda, bir taraf kapattı mı diğeri bir müddet dıtlayan sesi dinlerdi kesik kesik. Şimdi elinde yüz gram tahin helvası tutuyormuş gibi kalakalıyorsun.

* Oysa ben akşamları evde oturduğum halde epey yol almıştım itlikte. Öğle aralarında kalabalıkça girdiğimiz kırtasiyelerden kalem, silgi, hesap makinesi gibi ıvır zıvırlar aşırıyor, sırf pislik olsun diye apartmanların asansörlerine işiyor, babaannem mukabeleye gittiğinde mahalleden çocukları toplayıp VHS'den toplu por*o izleme  etkinlikleri düzenliyor, dükkana her uğradığımda dedemin kasasını patlatıyordum. Bitişikteki dairede oturan Gülderen ve annesinin balkonda asılı çamaşır ve çorapları çalıp, mahallenin piçlerine sattığım bile oluyordu. Oysa dedem, yalnızca karanlıkta kötü olunur sanıyordu.

* Ailenin insanı kendine dönüştüren, birdenbire o eski düzene döndürüveren bir büyüsü var.

* Yaşı kaç olursa olsun bütün kadınların ağlamasında insanın kendi annesinin ağlayışını hatırlatan bir şey var, canından can yolar adamın.

* Evde, çokça büyük arasında bir çocukla bir yaşlıydık. Bizim bizden iyi dostumuz ve düşmanımız olamazdı. Oyunlarımız eğlenceliydi. Yaşlılar o terk edilmiş, gözden düşmüşlükleriyle evin içinde varlıklarını fark edenlere bunaltacak bir ilgiyle karşılık verirler de bu ilgiden yalnız çocuklar bunalma ya hani; öyleydi bizim hukukumuzun da esası. 

* "Biliyor musun," demişti, "ilk önce ne gelmişti aklıma annemin öldüğünü öğrenince?". "Gömleklerimi kim ütüleyecek şimdi, eşofmanlarımı kim yıkayacak beden günlerinden sonra?" Daha o zaman anlamıştım aslında, ölümden sonra, ölmeyen için hayatın sürdüğünü, gömleklerin ütülenmeye, eşofmanların yıkanmaya devam ettiğini.

* Kimseye ait olamamış insanlardık çünkü biz. En yakınlarını nemli çukurlara ya da çok uzaklara erken saklamış, sevgisizlikten ve sürekli birilerinin gitmesinden korkup kimseyi sevemeyişimizle perişan olmuş zavallılardık.

* Bizzat sen boşanırken, en az sen konuşuyor olursun bunu. Çünkü boşanırken sonsuz bir sessizlik girer aranıza, tanışmamış olduğunuz zamanlardakinden bile daha yaban bir ellik girer.

22 yorum:

  1. Mektubu çalan hırsız hikayesini çok ama çok merak ettim Sebuş'cuğum, tanıttığın için çok teşekkürler. Not ettim.
    Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Garip bir hikayeydi Müjde :) Sen senelerce kork hırsız girmesinden, sonra evine hırsız girsin ve sen rahatla :)) Tabi hikayenin ana teması farklıydı ama ben bu kısmına takıldım ve epeyce de güldüm :))
      Okursan şayet ses ver ;)

      Sil
  2. Alıntılar çok iyi en çok da şu dikkatimi çekti.Biliyor musun," demişti, "ilk önce ne gelmişti aklıma annemin öldüğünü öğrenince?". "Gömleklerimi kim ütüleyecek şimdi, eşofmanlarımı kim yıkayacak beden günlerinden sonra?" Daha o zaman anlamıştım aslında, ölümden sonra, ölmeyen için hayatın sürdüğünü, gömleklerin ütülenmeye, eşofmanların yıkanmaya devam ettiğini.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar garip değil mi, aynı zamanda da çok insani bir kaygı ama...
      Hayat devam ediyorun farklı bir yansıması sanki...
      Ama çok da can yakıcı...
      Bu cümlenin ardından ben de uzun uzun düşündüm... Hala da aklıma geldikçe düşünmekteyim...

      Sil
  3. Şu an okuyorum bu kitabı. Çok keyifli çok beğenerek okuyorum :) Sen de çok güzel yazmışsın eliğne sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne güzel bir tesadüf :)
      Ortak beğenilerden hep keyif almışımdır...
      Öpüyorum seni ♥

      Sil
  4. Hiç duymadığım kitaplara denk geliyorum bloğunda..İyi oluyor böylesi:)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okuma şenliklerinde sana seçenek yarattığıma sevindim bak şimdi :)

      Sil
  5. Çok katılıyorum, hikayenin tadı başka :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben yeni yeni ısınıyorum hikayelere :)
      Bakalım sıcak bir ilişki kurabilecek miyiz ;)

      Sil
  6. Senin bu yazını okuyunca merak ettim bende kitabı Şebnem'cim:)En kısa sürede alıp okurum umarım...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okuyunca mutlaka seslen olur mu? Merak ediyorum çünkü okurken ne hissettiğinizi ;)

      Sil
  7. Baştan sona keyifle, hüzünle, su gibi okunuyor hikâyeleri, evet roman yazsın artık :) Deseydin mailinde Handan da aynı fikirde diye :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Taciz atışına başlıyım ben yeniden o zaman Handan :)))
      Adam beni şikayet ederse karakoldan kurtarmaya gelirsin :))))

      Sil
  8. çok güzel, açıklayıcı ve güvenilir tanıtımlar yapıyorsun Şebnem.Bilmiyordum, teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayyy çok sevindim böyle düşünmenize :)) Çok mutlu oldum ♥
      Öpüyorum öce annem seni :)

      Sil
  9. Adı çok tatlı bu kitabın her gördüğümde hafiften gülümsüyorum. Atatürk selamlanıyorsa okumam gerekir mutlaka.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gülümseten bir ismi var haklısın :)
      Okuduğum iki kitabında da vardı, olduğu kadar güzeldik kitabındaki selamı daha anlamlıydı hatta..
      Öpüyorum seni ♥

      Sil
  10. Ben böyle hikayelerden oluşan kitapları çok okuyamıyorum ama bu kitabın ismi ve kapağı ne hoşmuş.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kapağı da ismi de gülümsemelik değil mi :) İnşallah bir gün roman yazsın diye bekliyorum bu adamı ben :))

      Sil
  11. Senin önerdiklerini seviyorum Şebnem..okuyacağım....benim zamanım gibi :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizim zamanımıza denk gelen hikayelerde var... Şimdiye ait de...
      Önerilerimi sevmene sevindim :)

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)