28 Şubat 2017
Oscar adaylarına başlıyoruz, hazır mısınız #son
Tören öncesi izlediğim filmlerin sonuna geldik nihayet...
Ben anlatmalara doyamadım, siz okumaktan bıkmadınız :) Böyle düşünmek istiyorum yani :))))
Lafı çok uzatmadan ben filmlerimi anlatıp kaçıyım en iyisi ;)
JACKIE (2016)
En iyi kadın oyuncu, kostüm tasarımı ve özgün müzik dallarında 3 adaylığı mevcut olmasına rağmen eli boş dönen filmlerden Jackie...
Amerikalıların en büyük travması Kennedy suikastını Jacqueline Kennedy Onassis gözünden anlatıyor... Suikastın yaşandığı zaman dilinden cenaze törenine kadar olan kısa bir dönemi...
Jackie 'yi Natalie Portman canlandırıyor ve çok da iyi beceriyor. Aynı eski resimlerde, videolarda gördüğüm gibi... Çok uzun zaman çalışmış üzerinde belli... Mimikleri, el hareketleri, kibarlığı, yürüyüşü birebir sanki...
Film geçen zamanı aynı sıralamayla anlatmıyor. Life dergisi ile yaptığı bir röportaj üzerinden şekillendiriliyor...
İnsanın en çaresiz kaldığı ruh hali ölüm halidir diye düşünüyorum ben. Sevdiğin birini kaybettiğin anda birçok gemiyi de yakarsın... Sanki o alevlerle yangının azalır, sanki işte... Mantıklı ve aklı başında davranmak herkesin harcı değildir... Ben öyle düşünüyorum yani...
Karşımızda yanı başında eşini kaybeden bir kadın var... Bir suikast sonucu ansızın hemde... O kadın bir First Lady... Başında ülkesi adına birşeyler yapması gerektiğini söyleyen binlerce adam....
Bir yandan eşinin ailesi... Kendi ve çocuklarıyla ilgili endişeleri... Çok kötü bir karmaşıklık.... Dik durmaya, kendi için ama en çok da eşi için doğruyu yapmaya çalışan bir kadın...
Bana en çok dokunan kısım Jackie'nin daha üzerindeki kan izlerini dahi temizlemeden eşinin tabutuyla eve dönüşü sırasında başkan yardımcısı L.B. Johnson'un başkanlık yemini etmesidir. Jackie'nin o andaki tepkisizliğinin altındaki iç yangını o kadar iyi yansıtılmış ki... İçim ezildi, çok üzüldüm....
Aslında film daha çok bir belgesel tadında...Güçlü durmaya çalışan Jackie'nin ruh dalgalanmalarını yaptığı geçişlerle filmi sıkıcılıktan da kurtarmışlar... Özellikle günah çıkartma sahneleri çok iyiydi, içsel hesaplaşmaları daha net anlamamı sağladı...
Sonuç olarak ben bu filmi SEEEEVVVDDDİİİİMMMM, izlemenizi tavsiye ederim... Farklı bir hüzün bırakıyor bu güçlü kadın hafızanızda...
LA LA LAND / AŞIKLAR ŞEHRİ (2016)
Toplamda 14 adaylığı mevcuttu filmimizin; en iyi film, yönetmen, kadın oyuncu, erkek oyuncu, özgün senaryo, kurgu, görüntü yönetimi, prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı, özgün müzik, özgün şarkı 2 adayla, ses kurgusu ve ses miksajı dallarında. Say say bitmedi adaylıkları :))) Hemen hemen her dalda adaylığı söz konusu ve bu kolay bir iş değil...
Sonuç olarak ise 6 heykelcik kaptı; en iyi kadın, yönetmen, prodüksiyon tasarımı, özgün müzik, özgün şarkı ve görüntü yönetimi dallarında...
Mutluluk ve enerji filmi diyorum ben bu filme :)
Üzerinde o kadar çok yazılıp çizildi ki bu filmi izlemek için en sona bıraktım... Hem biraz kıyas etmeyi kolaylaştırmak hemde yazılıp çizileni unutmak için... İyi ki de öyle yapmışım...
Sebastian (Ryan Gosling) ve Mia (Emma Stone) bir masal kahramanı gibi çıkıyor karşımıza... Eski Hollywood filmleri gibi sanki... Takatakatıktık ayak sesleriyle dansları, oradan oraya uçuşmaları, aşkla bakışmaları...
Oyuncu olmak isteyen bir kızla jazz aşığı bir adamın hikayesi... İkisinin de hayalleri var... Umutları var... Pembemsi tabloyu o kadar güzel yansıtmışlar ki elinde olmadan sende kendini bulutların üstünde hissediyorsun...
Rengarenk bir ekran, yıldızların üstünde danslar, cıvıl cıvıl gençler, dolunay, müzikler kendinizi o kadar iyi hissettiriyor ki.... Uzun zamandır kendimizi iyi hissetme çabamıza karşılık verir gibi sanki... Zamanı, mekanı unutturan bir film...
Özellikle final çok iyi planlanmış ve kotarılmış... Keşkeler kaldırılmış, sonuca alıştırılmış...
Oscarlık bir film miydi değerlendirmesine hiç girmeyeceğim... Bu konuda yeterince yazılıp çizildiğini düşünüyorum. Sadece diğer filmlerle kıyas ettiğimde bana sadece umut ve renklilik yetmedi, bu konuyu sadece kendimce böyle açıklayabilirim...
Sonuç olarak ben bu filmi SEEEVVVDDDİİİİMMMMM, şöyle koşuşturmacalardan uzaklaşıp 2 saat eğleneyim, enerji dolayım diyorsanız bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ederim...
27 Şubat 2017
Oscar adaylarına başlıyoruz, hazır mısınız #6 / tören bitti malum ama filmleri yazmayı bitiremedim...
Bu hafta sonu eksik kalan 4 filmimi de izledim. Ancak yazmaya fırsatım olmadı, sadece aday tahminlerimi yazabildim...
Seri bozulmasın diye yazının başlığını da değiştirmedim. İdare edin artık :))
Yalnız hala sabahın heyecanındayım, ne törendi yahu :))))
İşler yoğundu, iyi bir paparazilik de yapamadım :))) Uykusuz olduğum için malum maymun gibiyim... Araştırmacı kişiliğim kendini tatil ilan etmiş. Yeni bir gıybet duyduysanız bana da haber edin olur mu ?
Hadi ben filmlere geçeyim artık;
FENCES / 2016
En iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, ve uyarlama senaryo dallarında toplamda 5 dalda adaylığı vardı bu filmimizin de... Viola Davis en iyi yardımcı kadın oyuncu heykelciğini kazandı sonuç olarak...
Pulitzer ödülü almış bir tiyatro oyunundan uyarlama olarak karşımıza çıkıyor. Oyunu da aynı oyuncular oynamışlar ve dolayısıyla karakterlere çok hakimler. Film boyunca bunu hissedebiliyorsunuz...
Filmimiz 50'li yıllarda geçiyor. Troy (Denzel Washington) 'un en büyük travması genç yaşlarında başarılı bir beyzbol oyuncusu iken sırf beyaz olmadığı için takıma alınmaması ile başlıyor... Hayatının aşkı Rose (Viola Davis) ile mutlu bir evliliği de var aslında... Biraz maddi sıkıntılar, biraz kaygılar, çocuklarla çatışmalar... Ama en çok da geçmişinden kalan izlerle savaş.... Bu sebeple hem kendini hem de çevresini yoruyor, çokça hemde...
Tiyatro severlerin hiç zorlanmadan izleyecekleri bir film... Ne kadar film olarak uyarlansa da senaryo tiyatro kıskacından çıkamamış. İlk sahneden itibaren az görüntü, çok diyalog hatta monolog... Troy kimseye söz hakkı tanımıyor çünkü... Bir ara Rose uzun cümleler kurabilecek mi acaba diye endişe ettim hatta... Ama filmin ikinci yarısından sonra Rose aktı gitti... Allahım bu kadın rol yapmamış dedim, yaşamış.... Hoş Denzel Washington'da aynı şekildeydi... Adam sanki gerçekten de huysuz, kavgacı bir ihtiyar... Hoş arada gençleşip kuyruğunu dikti ama şimdi o konuyu anlatmıyım, feci spoiler vermiş olurum :)))
Bol mesajlı cümleler var filmde... Filmin belli bir zamanından sonra tiyatrosal metne alıştığınız için batmıyor...
Filme şahane diyemeyeceğim belki ama oyunculuklar fevkaladenin fevkinde... Mest oldum izlerken... Viola Davis sonuna kadar o heykelciği hak etti bence, Denzel' de almalıydı... Ama olmadı yapacak bir şey yok...
Sonuç olarak ben bu filmi SEEEEVVVDDDİİİMMMM, tiyatral bir film izlemekten sıkılmam, izlerim diyorsanız sizde seveceksiniz ;)
MANCHESTER BY THE SEA (YAŞAMIN KIYISINDA) / 2016
En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve özgün senaryo dallarında toplamda 6 adet adaylığı mevcuttu, törenden 2 heykelcikle döndü; en iyi erkek oyuncu ve özgün senaryo dallarında...
Filmle ilgili hissiyatımı anlatmadan önce konusuyla ilgili kısa bir özet geçeyim;
Lee (Casey Affleck) yalnız yaşayan bir adamdır. Apartman görevlisi olarak çalışmakta ve kendisinden ne isterse yapan, hafif küçük Emrah modlu bir adamdır. Bir gün abisinin hastahaneye kaldırıldığını öğrenince apar topar doğup büyüdüğü şehire dönmek zorunda kalır. Abisi ölmüştür ve yeğeni Patrick (Lucas Hedges) 'e ebeveynlik etmek zorundadır artık. Ama eskiden yaşadığı bu şehirle yüzleşmesi gereken olaylar ve kişiler vardır.
Yavaş filmler beni çok fazla sıkmaz aslında, bir şekilde olaylar döngüsüne kaptırırım kendimi. Ama bu filmde kaptıramadım, olmadı, olamadı... Bir ara geçmişe dönüş sekanslarıyla evet film canlanıyor desem de minik bir esinti gibi çıkış inişe terketti yerini hemen...
Casey Affleck'i normalde severim ama bu rolde o kadar kasıntı ve ruhsuz ki sevemedim bir türlü. Eski karısı daha da bir ruhsuz; Randi karakteriyle Michelle Williams... Bak onun adaylığı bile saçmaydı bence... Adaylığı hiç olmamalıydı...
Yeğen Patrick rolüyle Lucas Hedges'e aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama... O ergen bocalamasını, saçmalamasını o kadar iyi verdi ki karşısında çok iyi rakipleri olmasaydı başarılı bile olabilirdi... Yaşı daha genç, bir gün başarır diyorum artık...
Film için aşırı övgüler vardı... Bazen elektrikler tutmayınca olmuyor işte... En azından azmedip sonuna kadar izleyebildim :)))
Sonuç olarak üzgünüm ama ben bu filmi SEVMEDİİİMMMM, sevenlere sonsuz saygılarımı gönderiyorum :)
Diğer 2 film de yarına kalsın artık, bu postun uzunluğu bu kadar yeter...
Oscar tahminlerimle karşınızdayım efenim ♥ VE KAZANANLAR....
Günaydınlar ve mutlu haftalar efenim :)
Oscar törenini izleyip te şok olmayan yoktur sanırım :) O şokla uyku falan kalmadı vallahi bende. Zımba gibi geldim işe :)))
İzlemeyenler için kısaca anladığım kadarıyla anlatıyım ben. En iyi film dalında ödül alanı La La Land olarak açıkladılar. Çığlık kıyamet bütün ekip sahneye çıktı, teşekkür konuşmaları yapılmaya başlandı. Sanırım 2. konuşmadan sonra bir kargaşa başladı arkada... Biri mikrofona yaklaştı bir hata yapıldı kazanan Moonlight dedi bağıra bağıra, şaka yapmıyorum diye de birkaç kez yineledi :))) Herkes şok :)) Kartlar mı karıştı ne oldu o anda kimse anlayamadı ama Moonlight kazanmıştı :))
Bir ara Digitürk yayını kesmişti, tam kendilerine saygılarımı iletirken yayını son anda tekrar devreye soktular. Canlı canlı o anı izleyemeseydim kahrolacaktım bütün gün :)))
Tahminlerimde bu sene %50 lerdeyim... Bu sene de erkekler batırdı beni :))) Emma Stone'u saymıyorum, Orada gönlümün kraliçesi hala İsabelle Huppert...
Moonlight kıyamam aradı kaynadı yalnız... Düşünsenize kazandınız ama doğru düzgün sevinip konuşmayı bile tam yapamadınız :/
Ben şimdi dedikoduları takip ediyim azıcık :)
27.02.2017
Bir sezonun daha sonuna geldik :)
Bıkmadan usanmadan bıdıbıdılarımı dinleyip, heyecanıma verdiğiniz katkılarınızdan dolayı teşekkürlerimi borç bilirim efenim :)
Şu an itibarı ile tüm filmleri izledim diyemeyeceğim, 1 filmi maalesef bulamadım ve izleyemedim. Florence olur kendileri de... Cuma ve Cumartesi günü izlediğim ve buraya yazamadığım 4 filmi de törenden sonra bir ara size yazacağım. Son dakika golü yapmam sebebiyle, yazmaya fırsat kalmadı...
Bu yazıyı Pazartesi sabahı tekrar güncelleyeceğim, kazananları da yazacağım. Hatta töreni uykuya yenilmeden izleyebilirsem ufacık telefon ekranımdan daha da mutlu bir yazı bekliyor olacak :)
Geçen seneki tahminlerimde 2 fire vermişitim, ikincil tercihlerim tutmuştu... Bakalım bu sene saygıdeğer kırmızı halı jürisi ile hangi ortak filmlerde buluşacağız :))
Pazartesi günü bunu da göreceğiz :)))
Evet şimdi tahminlere geçiyorum ♥
EN İYİ FİLM;
Toplamda 9 film vardı ve hepsini izleyebildim. İçinde en etkilendiğim film Hidden Figures / Gizli Sayılar oldu. Çok etkilenmeme rağmen ödüle yakınlaştığını hiç sanmıyorum maalesef ve bunu üzülerek yazıyorum...
La La Land / Aşıklar Şehri filmine kesin gözüyle bakılsa da ben şişirildiğini düşünüyorum. Evet umut dolu, neşeli ve diğer adaylara göre farklı bir film... Ödülü alırsa şaşırmam... Manchester by the Sea / Yaşamın Kıyısında filmi de ihtimaller dahilinde...
Ancak bu sene ben MOONLIGHT / AY IŞIĞI filminden yana kullanıyorum tercihimi. KAZANDI...
EN İYİ YÖNETMEN;
İkincil bir düşüncem yok bu dalda. La La Land ile enerji yakalayıp, izleyiciyi bambaşka bir atmosfere sokmayı başarmasından dolayı DAMIEN CHAZELLE diyorum. KAZANDI...
EN İYİ KADIN OYUNCU;
İzlemediğim tek film Florence ve dolayısıyla Meryl Streep... Yine cesur bir konuşma yakışır aslında ama diğer konularda yorum yapamayacağım...
Ben nedense kadın adaylarda zorlanıyorum. Yine zorlandığım bir kategori mevcut....
Bence hepsi birbirinden güçlü adaylar ve hepsinin oyunculuklarını da sevdim aslında... Emma Stone'a kesin gözüyle bakılıyor hatta. Ama ben bu sene ISABELLE HUPPERT 'dan yana kullanmak istiyorum tercihimi... Kesinlikle çok başarılıydı... EMMA STONE KAZANDI...
EN İYİ ERKEK OYUNCU;
Adam rolünün içine geçmiş, eee severim de kendisini... Eski kurtlardan ne de olsa ♥ DENZEL WASHİNGTON diyorum ben bu dal için. CASEY AFFLECK KAZANDI...
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU;
Nicole Kidman ve Viola Davis arasında kaldım bu bölümde. Gerçi Octavia Spencer sempatimi de nasıl es geçeceğimi bilemedim bir türlü :) Ama nedense, bakışlarından olsa gerek VIOLA DAVIS ağır bastı bende. KAZANDI...
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU;
Mahershala Ali güçlü adaylardan... Ama benim ırkçı antipatik esprileri olan gıcık şerifim vardı. Doğallıkla karaktere bürünme halini sevmiştim. JEFF BRIDGES diyorum o sebeple. MAHERSHALA ALİ KAZANDI...
Özetle bende durum budur ♥
Sırada şimdi ödül törenini beklemek kaldı :)
VE KAZANANLAR LİSTESİ
Oscar törenini izleyip te şok olmayan yoktur sanırım :) O şokla uyku falan kalmadı vallahi bende. Zımba gibi geldim işe :)))
İzlemeyenler için kısaca anladığım kadarıyla anlatıyım ben. En iyi film dalında ödül alanı La La Land olarak açıkladılar. Çığlık kıyamet bütün ekip sahneye çıktı, teşekkür konuşmaları yapılmaya başlandı. Sanırım 2. konuşmadan sonra bir kargaşa başladı arkada... Biri mikrofona yaklaştı bir hata yapıldı kazanan Moonlight dedi bağıra bağıra, şaka yapmıyorum diye de birkaç kez yineledi :))) Herkes şok :)) Kartlar mı karıştı ne oldu o anda kimse anlayamadı ama Moonlight kazanmıştı :))
Bir ara Digitürk yayını kesmişti, tam kendilerine saygılarımı iletirken yayını son anda tekrar devreye soktular. Canlı canlı o anı izleyemeseydim kahrolacaktım bütün gün :)))
Tahminlerimde bu sene %50 lerdeyim... Bu sene de erkekler batırdı beni :))) Emma Stone'u saymıyorum, Orada gönlümün kraliçesi hala İsabelle Huppert...
Moonlight kıyamam aradı kaynadı yalnız... Düşünsenize kazandınız ama doğru düzgün sevinip konuşmayı bile tam yapamadınız :/
Ben şimdi dedikoduları takip ediyim azıcık :)
27.02.2017
Bir sezonun daha sonuna geldik :)
Bıkmadan usanmadan bıdıbıdılarımı dinleyip, heyecanıma verdiğiniz katkılarınızdan dolayı teşekkürlerimi borç bilirim efenim :)
Şu an itibarı ile tüm filmleri izledim diyemeyeceğim, 1 filmi maalesef bulamadım ve izleyemedim. Florence olur kendileri de... Cuma ve Cumartesi günü izlediğim ve buraya yazamadığım 4 filmi de törenden sonra bir ara size yazacağım. Son dakika golü yapmam sebebiyle, yazmaya fırsat kalmadı...
Bu yazıyı Pazartesi sabahı tekrar güncelleyeceğim, kazananları da yazacağım. Hatta töreni uykuya yenilmeden izleyebilirsem ufacık telefon ekranımdan daha da mutlu bir yazı bekliyor olacak :)
Geçen seneki tahminlerimde 2 fire vermişitim, ikincil tercihlerim tutmuştu... Bakalım bu sene saygıdeğer kırmızı halı jürisi ile hangi ortak filmlerde buluşacağız :))
Pazartesi günü bunu da göreceğiz :)))
Evet şimdi tahminlere geçiyorum ♥
EN İYİ FİLM;
Toplamda 9 film vardı ve hepsini izleyebildim. İçinde en etkilendiğim film Hidden Figures / Gizli Sayılar oldu. Çok etkilenmeme rağmen ödüle yakınlaştığını hiç sanmıyorum maalesef ve bunu üzülerek yazıyorum...
La La Land / Aşıklar Şehri filmine kesin gözüyle bakılsa da ben şişirildiğini düşünüyorum. Evet umut dolu, neşeli ve diğer adaylara göre farklı bir film... Ödülü alırsa şaşırmam... Manchester by the Sea / Yaşamın Kıyısında filmi de ihtimaller dahilinde...
Ancak bu sene ben MOONLIGHT / AY IŞIĞI filminden yana kullanıyorum tercihimi. KAZANDI...
EN İYİ YÖNETMEN;
İkincil bir düşüncem yok bu dalda. La La Land ile enerji yakalayıp, izleyiciyi bambaşka bir atmosfere sokmayı başarmasından dolayı DAMIEN CHAZELLE diyorum. KAZANDI...
EN İYİ KADIN OYUNCU;
İzlemediğim tek film Florence ve dolayısıyla Meryl Streep... Yine cesur bir konuşma yakışır aslında ama diğer konularda yorum yapamayacağım...
Ben nedense kadın adaylarda zorlanıyorum. Yine zorlandığım bir kategori mevcut....
Bence hepsi birbirinden güçlü adaylar ve hepsinin oyunculuklarını da sevdim aslında... Emma Stone'a kesin gözüyle bakılıyor hatta. Ama ben bu sene ISABELLE HUPPERT 'dan yana kullanmak istiyorum tercihimi... Kesinlikle çok başarılıydı... EMMA STONE KAZANDI...
EN İYİ ERKEK OYUNCU;
Adam rolünün içine geçmiş, eee severim de kendisini... Eski kurtlardan ne de olsa ♥ DENZEL WASHİNGTON diyorum ben bu dal için. CASEY AFFLECK KAZANDI...
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU;
Nicole Kidman ve Viola Davis arasında kaldım bu bölümde. Gerçi Octavia Spencer sempatimi de nasıl es geçeceğimi bilemedim bir türlü :) Ama nedense, bakışlarından olsa gerek VIOLA DAVIS ağır bastı bende. KAZANDI...
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU;
Mahershala Ali güçlü adaylardan... Ama benim ırkçı antipatik esprileri olan gıcık şerifim vardı. Doğallıkla karaktere bürünme halini sevmiştim. JEFF BRIDGES diyorum o sebeple. MAHERSHALA ALİ KAZANDI...
Özetle bende durum budur ♥
Sırada şimdi ödül törenini beklemek kaldı :)
VE KAZANANLAR LİSTESİ
En İyi Film - Moonlight
En İyi Kadın oyuncu - Emma Stone (La La Land)
En İyi Erkek Oyuncu - Casey Affleck (Manchester by the Sea)
En İyi Özgün Senaryo - Manchester by the Sea
En İyi Uyarlama Senaryo - Moonlight
En İyi Yönetmen - Damien Chazelle (La La Land)
En İyi Yabancı Dilde Film - The Salesman
En İyi Kısa Film - Sing
En İyi Animasyon Film - Zootopia
En İyi Kısa Animasyon - Piper
En İyi Prodüksiyon Tasarımı - La La Land
En İyi Orijinal Müzik - La La Land
En İyi Müzik - La La Land
En İyi Kurgu - Hacksaw Ridge
En İyi Görsel Efekt - The Jungle Book
En İyi Sinematografi - La La Land
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Mahershala Ali (Moonlight)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu - Viola Davis (Fences)
En İyi Saç Makyaj - Suicide Squad
En İyi Kostüm Tasarımı - Fantastic Beasts and Where to Find Them
En İyi Belgesel Film - O.J.: Made in America
En İyi Ses Kurgusu - Arrival
En İyi Ses Miksajı - Hacksaw Ridge
24 Şubat 2017
reklamlardaki gibi olmayan şeyler
Sevgili Annesinin Prensesi beni geçen haftalarda mimlemişti sağolsun :)
Fırsat bulup bir türlü yapamamıştım.
Hazır filmlere ara vermişken daveti geciktirmeden icabet edeyim dedim ;)
Efenim hani şu Tv ürünleri var ya ben onlara gıcığım :))
İlk önce sizi ellerinden geldiği kadar beceriksiz gösterirler.
Mesela böyle;
Ya da böyle;
Sonra da ellerine muhteşem, harikulade, siz beceremiyorsunuz çünkü sebebi var işte bu alet diye bir şeyle pişmiş kelle gibi sırıtırlar;
Böyle birden bir aydınlanma gelir suratınıza...
Ulan ben salak mıyım, niye debeleniyorum...
Adamlar icat etmişler işte sen otur yerinde bir ümit sarılırsınız telefona ya da internete.....
Alet gelir ve sonuç aynen siz böylesinizdir;
Hahhh işte ben buna gıcığım :))))
Adamlar tek tıkla milyon parçaya ayıran doğrayıcıyı gösteriyorlar, o alet benim eve gelince domatesi püre yapıp patatesi ucubik yaratıklara benzetiyor... Neymiş süper doğrayıcıymış :)))
Pehhhhhhh !!!!
Hadi bakalım sıra sizde; mimlendiniz efem ♥
Akşam Sefası
Nilhan
Öneri Makinesi
Mutlu hata sonlarınız olsun ♥
22 Şubat 2017
sen benim mucizemsin ♥
Oyun oynardık seninle daha düne kadar...
Ben balım derdim, sen çiçeğim... Canım derdim, aşkım derdin.... Bitanem derdim, biriciğim derdin.... Oğlum derdim, annem derdin....
Bıkıncaya kadar uzayıp giderdi bu cilveleşmemiz....
Küçücüğümün anneliğinden, ergen anneliğine terfi ettim epeydir....
Öyle uzamıyor artık cilveleşmeler...
İki öpücük, bir kucaklaşma, azıcık kıkırdama sonrası bitti...
Ama buna da şükretmem lazım, hala öpüp koklayabiliyorum seni...
İki gün sonra buna da izin vermezsin :)
Bazen diyorum ki arkandan atlı mı koşturuyor be annem...
Bu ne acele büyümek için... Sakin biraz, yavaş....
Ama yavaşlamaya hiç niyetin yok farkındayım...
Acelen var büyümeye...
Koşma oğlum, yetişemiyorum sana...
Bu sene ergen atarların epey zorladı beni...
Bir ara dilinin boyundan hızlı uzayıp ağzına hiç sığmayacağından endişelendim.
Hala göz devirmelerim işe yarıyor :))) Her göz devirdiğimde dilinin ucunu biraz kesmeyi başardık. Mazallah sonra dilin sürekli dışarıda gezecektin paşam :))
Kolların pütür pütür oldu biliyor musun? Ergenlik sivilceleri hoşgeldin hayatımıza dedik. Hatta kendilerine parti de yapacaktık ama uzun kalırlar diye korktuğumuzdan partiden vazgeçtik.
Parti düzenlemememize rağmen ziyaretleri uzun süreceğe benziyor, geçen hafta çenene konuk olmuş birisi. İnan aynanın karşısında sivilceni incelerken çok komiktin :)))
Para ile ilişkin garip bir hal aldı bu sene. Harçlığını yanına almamayı tercih ediyorsun. Oğlum yanında bulunsun lazım olur dediğimde yanımda olunca da harcıyorum diye mızıldanıyorsun. Bu ne çelişki annem yaaaa :))) Yanın da para olunca galiba sürekli seni dürtüyorlar "beni harca, beni harca" diye :))) Kuruş kalmıyor yanın da çünkü... Kantinci zengin olmasın diye okul çevresindeki esnafı zengin etmeyi tercih ediyorsun :)))
Kıyafet tercihin eşofman, renk tercihin siyah... Pantolon giyme konusunda ızdırapların en büyüğünü yaşıyomuşsun gibi bir tepkin var ama hala giyiyorsun... Cebren ve hile ile... Bilmem anlatabildim mi :)))
Aşk meşk işleri hala yok :))) Çok tepkili olmasan da kızlara, işim olmaz sizinle gibi bir havan var. Havanı yerim senin :)))
Yemek yapmak konusunda hala çok isteklisin. Geçenlerde makarna pişirdin, desteksiz. Ve gayet de lezzetliydi paşacım. Ellerine sağlık ♥
Okulda durumlar hala karışık, bir türlü düzene oturtamadın... Bol bol sözleşme imzaladın bu sene de :) Bol bol bana haksızlık yapıyorlar dedin. Geçen seneyle farkımız, bu sene imzaladığın sözleşmeleri sakladın benden ahahahahaaa :)) Ama görüyorsun ki saklamak çözüm getirmedi, ben yine öğrendim :)))
Film seyretme keyiflerimiz bu sene de tam gaz devam ediyor. Romantik komedilerden oscar listelerine adım attın benimle. Filmlerin sonunda yorum yapar oldun. Etkilendiğin sahneleri gözlerin çakmak çakmak anlatıyorsun ya bana, bayılıyorum bu haline. Film keyiflerimizde yiyecek-içecek müdürü ilan ettin kendini. Güzelce hazırlayıp geliyorsun filmden önce :)))
Aaaaa bu sene çay servisi de yapıyorsun ben ve anneannene. Bu konuda hiç talebim olmadı aslında, tamamen kendi tercihindi....
Bu yaşın Arden'le tanışma yaşındı. Bana çok iyi bir abi olacağını gösterdin. Hiç bıkmadan usanmadan oynadın onunla, sevgi doluydun. Merhametli ve eğlenceliydin ona karşı. Arden'de abisini çok sevdi ama :) Hala Oytun dediğimizde gülüyor ekranın karşısında....
Bu sene ilginç bir espri anlayışın var. Oldukça soğuk brrrrrr :))) Ümit ediyorum değişecek. Bir de laf oturtma durumun var ki hakikaten bazen cuk oluyor. Ağzım açık kalakalıyorum :)))
Hala çok ama çok duygusalsın ♥
Ah be annem...
Bak yine dolu dolu geçirmişiz bu yılımızı da...
Ağlamışız, gülmüşüz, sarılmışız, küsmüşüz.....
Sen artık birlikte yol aldığım yarenimsin benim....
Bazen el yordamıyla, bazen el ele emin adımlarla ilerliyoruz seninle...
Hayat seninle çok güzel..
Unutma sen benim mucizemsin ♥
Doğum günün kutlu olsun bitanem....
Seni çok sevdiğimi hiç bir zaman unutma...
Annen...
20 Şubat 2017
kalben yorgunsan ilacı sevgidir...
Birkaç gündür işe gelmiyorum...
Çok sevdiğimiz İbrahim amcamızı kaybettik.
Nur içinde yatsın...
Kan bağımız yoktu belki ama hayat akışlarımız bağlamıştı birbirimize bizi... Rahmetlik babamın devresiydi, hep beraberdik yıllar yılı... Çocukluğumdan beri...
Onunla birlikte bir yandan da babamı defnettiğimiz günlere gittim...
İçim ezildi iyice...
Kaç gündür sersem gibiyim...
Sanki günlerdir dayak yiyormuş gibiyim, elim kolum kalkmıyor...
Böyle anlarda insanın aklına bir sürü şey de geliyor...
Bir sürü muhasebe yapıyorsun...
Senaryolar üretiyorsun...
İşe geldim bugün ama çok da toparlanamamıştım...
Masama oturduğumda bir kargo geldiğini fark ettim. Aslında geleli birkaç gün olmuş....
Şaşırdım, çünkü herhangi bir yerden kargo beklemiyordum...
Esra diye biri...
Allah allah kim ki diye diye açtım merakla kargoyu...
İçindekileri görünce tabi ki anladım kim olduğunu..... 2balık1kedi Esra ♥
Asık suratlı bıkkın Şebo'nun yerini gülümseyen enerjik Şebo aldı birden...
Tek tek baktım her notuna...
İçim ısındı...
Yine ağladım ama bu sefer mutluluktan :)
Ahhh Esra dedim, sen nasıl bir güzelliksin....
Esra'cım benim ♥
Telefonumu istemiştin ya, şu whatsup mereti var ya herhalde birşeyler yazacaksın zannettim. Yazmayınca seslenecektim, hayırdır kuzu diye ama bu hengamede fırsatım olmadı hiç...
Sen nasıl güzel bir kadınsın, nasıl incesin öyle...
O sahaftan aldığın kitaptan tut da kartlarına, kahvene kadar hepsini nasıl da incelikle hazırlamışsın... Baykuşumu bile unutmamışsın ♥
Erken erken kutladım diyorsun ya doğumgünümü, inan zamanında gelseydi o kargo beni bu kadar mutlu edemezdi... Bu kadar enerji dolduramazdı ...
O kadar duygulandırdın ki beni...
Sanki dedim zamanını bekliyormuş bu paket; toparlanayım, silkeleneyim diye...
Şu bloğu birkez daha çok sevdim ben... İyi ki yazıyorum dedim, iyi ki güpgüzel insanlar buluyor beni, sevgileriyle sarmalıyorlar beni dedim....
İyi ki varsın arkadaşım, iyi ki şu blog yollarımızı kesiştirmiş, iyi ki tanımışım seni...
Yazacak kelime bulamıyorum inan mutluluğumu anlatmaya...
Çok ama çooookkkkk teşekkür ederim sana ♥
İnceliğin, zarifliğin, arkadaşlığın ve kocaman sevgi dolu yüreğin için...
Öpüyorum seni kocaman ♥
İyi ki varsın, varsınız ♥
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









