16 Ekim 2019

Eylül İnsta Seçmeceleri ♥


Ayın ortası gelmiş hiç söylemiyorsunuz :))
Rutini oturtmaya çalışırken bak yine aksatmışım...
Ben bir zamanlar ayın şarkısı da yapardım , ona da yeniden başlayayım...
Hepiciğinize kokulu öpücükler Şebo'dan 💋



Günaydın ♥



Son günlerde sık yapar oldum böyle şeyler :)))
Hadi hayırlısı ;)



Elektrik Savaşları hatırası 💡🔌🔦 🎬 

Sinemaya en son ne zaman gelmiştim ki ben...
Film izleme sezonu başladı böylece
Sevgiler, saygılar...




Her gece 30 sayfa okuma alışkanlığı için iyi bir başlangıç 😉




Öğle tatilleri bazen çok keyifli olabiliyor ♥




İyi anlaşmaydı ama olmadı :)))




İyi ki geldin hayatımıza minik kuşum, iyi ki doğdun... 
Bak kuşun kanadına bol bol öpücük sakladım. 
Şimdi seni kocaman öpücük yağmuruna tutacaklar benim için 😘😘😘😘😘 
Teyzesinin bi tanesi iyi ki doğdun, yoksa kiminle şımaracaktım böyle 😂😂 



Sosislerle nostaji heheeee :))




Liseli anasıyım ben artık :))
Pehhhh !!!!

14 Ekim 2019

Şebonun Gevezelikleri #15


Yeni bir haftadan selamlar ♥

Bloga ısınma turlarım devam ediyor :) Yazma ve okuma düzenimi hâlâ oturtmaya çalışıyorum. Ara verince ne kadar da zor oluyormuş insanın kendini yeniden disipline etmesi :/

Bu haftanın en önemli olayı sanırım Oytun'un etkinliğiydi...
MUN toplantılarından birine katıldı bu hafta... MUN'un ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu Oytun katılıncaya kadar. Meğerse MUN ( Model United Nations) Birleşmiş Milletler toplantılarının içerik ve şekil olarak öğrenciler tarafından canlandırıldığı konferanslarmış.

Okul okul gruplar halinde katıldılar. Kimi okul öğrencilerinden seçmiş, kimi okulda tamamen gönüllülük prensibine bağlamış. Oytun gönüllülük temelinde katılan öğrencilerdendi. İlk başta sadece İngilizce konuşacakları için biraz tırsıp geri çekilmeye kalktı ama sonra tekrar heveslendi..

MUN sonrası inanılmaz heyecanlı ve mutluydu. Dünya problemleriyle ilgili grup grup çözümler aramışlar, birbirlerini dinlemişler. Temsilciliğini yaptıkları ülke ile ilgili hem tanıtım hem ülke problemleri ile ilgili yardım talep etmişler. 3 gün boyunca sabah 9 akşam 9 iyi ter dökmüşler anlayacağınız... Oytun'a katkısının büyük olduğunu düşünüyorum.

Bu da neymiş diye internette gezinirken bir sitede açıklayıcı bilgiler bulmuştum. İsterseniz buradan detaylı bilgi edinebilirsiniz... Burada üniversite düzeyini anlatmış ama lise düzeyi de hemen hemen aynı özelliklere sahip sanırım...


Bu hafta nihayet kitap okuma günlerimize yeniden başladık. Okuma günlerimizde genelde hikaye kitapları seçiyoruz. Hepimiz sırayla sesli olarak bir hikayeyi okuyoruz, diğerlerimiz de dinliyoruz. Her ne kadar çocuklar oflayarak başlasalar da bu etkinliğe, okumaya başlayınca keyif alıyorlar.

Bu etkinliğimizde Ömer Seyfettin'in hikayelerini okumaya başladık. Çocukluğumuza döndük... O sebeple biz iki anne için daha keyifliydi bu durum ♥



Çiçekliğimi nihayet yapabildim. Cam kaseler alıp kaktüsler ektim. Ana hatlarıyla bitti. Sadece çiçekliğin kendisini boyayıp yetiştiremedim. Bu hafta da onu tamamlarım sanırım. Haftalarca süründürdükten sonra en azından çiçekliğimi kullanıma açtım ya, bu bile benim için büyük bir mutluluk ♥


Bu hafta sözüm ona tencere tencere yemek pişirip kavanozlayacaktım. Tabi ki yapmadım :))) Sebzeler bana baktı, ben sebzelere... Pişirme hevesi gelmedi... Bu hafta aç kalmamak için bugün akşam el atmam lazım mutfağa ama hâlâ kendime güvenmiyorum bu konuda... Kısmet bakalım ;)



Bu haftaya bir döğumgünü kutlaması sıkıştırdım. Aslında doğumgünü bahaneydi... Uzun süredir başbaşa oturup sohbet edemiyorduk. Çok keyifli bir akşam geçirdik o sebeple... Laftan lafa atlayarak gıybet kazanına düştük diyebilirim hahahaaa :))



Bu hafta sinemada Joker'i izledim... Kendimden geçtim diyebilirim.... Uzun uzun anlatmak niyetindeyim, o sebeple buraya detay yazmıyorum ;)
Kitaplardan da William Golding'in Sineklerin Tanrısı kitabını okuyorum. Şimdilik çok iyi gidiyor. Bu hafta bitiririm sanırım...

Bu haftanın özeti bu kadar... Yeni bir gevezelikte görüşmek üzere der yapılacaklar listemi yapılmaya koyulurum ben ;)

Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ♥




* Dolap deyince anla Şebo ;)

* Çiçekliğin son rötuşu boyamayı da hallet hadi...

* Domatesler dolapta bozulacak artık, iyice elden gitmeden onları pişirip kavanozlasan ne güzel olur...

* Uzun süredir görüşmediğin arkadaşlarına pas atmıyorsun hala, vakit yok deme hiç... Yaratabilirsin....

* Hafta sonu Oytun'un kursu ya da programı olmazsa yazlığa kaçsan ne güzel olur.... Annecikte çok sevinir üstelik ♥

* Hafta sonu yazlığa kaçmazsan film gecesi yap kızlarla... Eğlenceli olur...

* Ütüler canavara dönüşmeden hallet...

* Oytun'un çekmecelerine el at bence... Çekmeceler karman çorman olmuş, kullanılmayan şeyler varsa da değerlendirirsin hem...

* Çay makinesi servise gönderilecek yine...

* Ofis camı bozuldu açılmıyor, bir penci ayarlaman gerekiyor artık oraya....



9 Ekim 2019

Aşkımız Eski Bir Roman / Ahmet Ümit




Taslaklarda bekleyen kitaplarım yayınlamayı bekleyedursun, sıcağı sıcağına geçen hafta bitirdiğim bu kitabı yazmak istedim.

Hepimiz Başkomser Nevzat'ı öyle böyle tanıyoruz artık... Ben kendisine bayılıyorum şahsen... Eskiden hayallerimde esmer gürbüz bir adam canlandırırken Behzat'dan sonra Erdal Beşikçioğlu ile canlanıyor hikaye zihnimde :) Bunu durduramıyorum :))
Dolayısıyla bu kadar ayılıp bayılınca yeni bir Başkomser Nevzat kitabı çıkınca da koşa koşa aldım. İlk sükutu hayalimi kitabın inceliğiyle yaşadım. Bilinen Ahmet Ümit kitaplarından inceydi çünkü kendisi. Vardır bir hikmeti diyerek başladım okumaya... Bir de ne göreyim üç hikayeden oluşuyor kitap; ilk hikaye kitaba da adını veren Aşkımız Eski Bir Roman, diğerleri ise Overlokçu Kız ve Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu? isimleriyle sıralanmışlar.

Uzun uzun karakterlerin birbirini ördüğü, günümüz olaylarına atıfta bulunan komplike romanlardan sonra bu hikayeler ben de çıtır çerez gibi kaldı maalesef... Kötü olduğundan değil ama doyurmadı beni... Bunu kim yaptı acaba diye karakterden karaktere koşacağımı hayal ederken hikaye kısa olduğundan şıp diye tahminde bulunmaktı sanırım beni hayal kırıklığına uğratan...

Her şeye rağmen yine de keyifliydi okumalarım Başkomser Nevzat ve canım Evgenia ile tabi ki :) Her roman da Evgenia ucundan azıcık bir selam verir ve ben o anlara doyamam. Kitabın romantik sahneleridir o anlar benim için...

Son olarak diyeceğim şudur ki; yarıda kalmışlık hissiyle bile toz konduramam ben Nevzatıma 😉 Bu seriyi seviyorsanız zaten okuyacaksınızdır  Ahmet Ümit'in bu kitabını da der hemencecik altıçizililerimi yapıştırırım buraya...

Keyifli okumalarınız olsun hep ♥


* Tutkularının esiri olanların zihinleri sadece bir hedefe kilitlenmiştir; arzularını hayata geçirmek. O andaki tek amaçları budur, geriye kalanlar teferruattan başka bir şey değildir. Elbette bunun için kimse suçlayamaz onları ama tutkularını gerçekleştirirken başkalarını da işin içine katınca yaşanacaklar bir trajedi halini alabilir.

* Sanki onu hayatın çirkinliklerinden, günlük olayların ağırlığından kurtarıyor, küçükken yaşadığı acı hakikatten uzaklaştırıyordu romanlar.

* Parayla satın alınan şefkat de seks de doyurucu değildir.

* O kadar yozlaşmışız ki artık mutluluğu bile satın alacak hale gelmişiz.

* Aşk diye bir şey yoktur, güzellik vardır. Güzellikte kimsenin malı değildir. Ona sadece belirli bir süre sahip olabilirsin, sonra uçar gider.

* Hatayı yapan cezasını çekmeli. Aksi takdirde hatayı alışkanlık haline getirir.

* Cinayet soruşturması sadece bir katili bulma faaliyeti değildir. Sayıları kişilerden, işlemleri olaylardan karmaşık bir matematik problemini çözmek de değildir. Doğrudan insanı anlama uğraşı, yaşamak için doğru yöntemi bulma çabasıdır.

* İnsan en iyi kendi deneyimleriyle öğrenir derler ya doğrudur. Ama öğrenmek bilmek değildir. Bazen bizzat bildikleriniz bile sizi yanıltabilir.

* Şairler aşklarına asla ihanet etmezler.


7 Ekim 2019

Şebonun Gezezelikleri #14


Bir Pazartesi yazısına daha hoşgeldiniz efenim :)
Yağmurlu bir hafta sonundan sonra bezgin başlamadınız inşallah bu haftaya...

Geçen hafta yine yoğundu benim için.... Bir sürü iş hallettim gibi gelmişti ama şimdi düşününce çok da bir şey yapmamışım gibi geldi :))) Küstüm bak kendime :/



Yazlıktan gelenler, evde bekleyenler derken bir sürü ıvır zıvır birikmişti evde... Kıyafetleri eledim, verilecekleri verdim... Sağolsun bizim belediye kıyafetler için geri dönüşüm kutuları koydu her mahalleye. Bir çoğunu oraya attım. Çok sağlam bazı kıyafetler vardı onları da ayırdım, dolapta satışa çıkartırım diye... Ama tabi yapamadım... Fotoğraflarını çek, tek tek koy derken çok zaman alıyor çünkü. İnşallah bu hafta onları da hallederim...



İşyerinde, evde bir sürü kablolar, şarj cihazları, eski radyolar, telefonlar gibi bir sürü şey birikmişti.... Elime geçtikçe ayırdım bir kenara onları... Sosyal medyada TEGV yararına elektronik geri dönüşüm diye bir duyuru görmüştüm.... Onları yolladım PTT aracılığıyla... Hiçbir ücret ödemeden sadece gönderi kodunu vererek gönderiyorum... Bence çok güzel bir uygulama... Hem evdeki dağınıklıktan kurtuluyorum, hem bir yardımda bulunuyorum, hem de çevre temizliğine bir katkıda bulunduğum için mutlu oluyorum ♥
Mutlaka duymuşsunuzdur ama ben yine de duyuruyu koyayım buraya, belki ihtiyacınız olur...


Bu hafta sonu yine annemdeydim... Bir sürü iş halledecektim kendime göre ama tabi ki zamanım ve enerjim yetmedi...
Bodrumda çok uzun zamandan beri pirinç bir çerçeve duruyordu... Onu boyadım... Eskiden telefonluk olarak kullandığımız mobilyanın üzerine uydurdum, bence çok da güzel oldu... Bir ara tüm ayrıntıları ile paylaşacağım inşallah...

Annem oturma odasına ve mutfağına TV almıştı... Küçücük televizyonları takmak için dünyanın parasını istemişler... Bu aralar 2,5 yaş sendromu yaşayan bebeler gibi herşeye ben ben diye atlıyorum nasılsa... Onu da ben yaparım dedim anneme hahahaaa :)) Evet biraz zaman aldı, evet matkap ilk defa kullanıyordum ama yapılabiliyormuş :)) Gayet usturuplu yaptım bence...

Yalnız bir ara matkabı kullanırken hani kontrolsüzce bir boşluğa denk gelirsiniz de vıjjttt diye matkap duvara çarpar ya, işte o anda annem koşa koşa yan tarafa geçti... İlk önce anlamlandıramamıştım sonra jeton düştü tabi ki :))) Ehhh be annem dedim tamam acemiyiz ama vallahi yan duvardan çıkmadım :))) Ne güldük anlatamam :))) Şaşkın bir aileyiz evet kabul ediyoruz ;)


Geçtiğimiz hafta Aşkımız Eski Bir Roman ve Dönüşüm kitaplarını bitirdim... Çok mutluyum o sebeple ♥ Bu hafta neye başlarım konusunda hala bir fikrim yok. Bekleyen kitaplarıma o piti piti yapacağım ;)

Film izleme konusunda hiçbir icraatta bulunmamışım... Büyük kayıp bence...  Kitap okusam film izleyemiyorum, film izlesem iş yapamıyorum, iş yapsam hiçbirini yapamıyorum gibi bir problem var hayatımda :/



Bu haftalık benden bu kadar...
Yapılacaklar listemi de ekleyip ben kaçarım 👋


* Değiştirilecek kıyafetleri hallet...

* Çiçeklik seni kovalayacak artık Şebo...

* Dolap satışına koy kıyafetleri...

* Çocuklarla bir okuma gecesi yapsan hafta sonu ne güzel olur Şebo...

* Oytun'a eşofman altı lazım... Kazuletliği üzerinde bu aralar ama bir ilgilen sen yine de...

* Joker geldi sinemaya , gidebilir misin ki ?

* Bu hafta uzun süredir görüşmediğin bir arkadaşına kısa pas atsan, ne güzel olurdu... Hatta sen bunu rutine oturtsan bir sürü arkadaşınla yeniden görüşürsün ♥

* Bir doğumgünü ziyaretin var onu da unutma....

30 Eylül 2019

Şebonun Gevezelikleri #13


Günaydınlar ♥

Sabah ilk işim yapılacaklar listemi çiziktirmekti. Bu hafta daha iyiyim, sadece iki maddeyi yapamamışım ya da yapmamışım. İlhamım gelmemiş demek ki :))


Peki ne yapmışım bu eksik iki madde yerine...

Sinemaya gittim ♥ En son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum ama çok çok uzuuunnn zaman önceydi. Özlemişim sinemada film izlemeyi...

Minik Eylül'ümüzün doğum gününü kutladık. En minnaklarımız bile kocaman oldular artık... Şimdilerde birileri doğursa da bebek sevsem modundayım :))

Bir gece de evin ergenini Zeynep'le Özlem'in yanına katıp hatta onları bırakmayı bahane edip tek başıma bir gece geçirmenin zevkini yaşadım. Bir tarafımda kahvem, bir tarafımda kitabım ohh misler gibi bir gece geçirdim. Zaman zaman yalnız kalmak nasıl da iyi geliyor ruha...


Bir gecemi ütü yedi. Allahım ne kadar çok biriktirmişim diye diye :/ Ütünün sonunu gördüm ama kolcağızım da beni gördü... Bütün gece kol ağrısından uyuyamadım... E hal böyle olunca bu hafta ütü derdine girmemek için hafta sonu çamaşır bile yıkamadım. Nasıl çözüm ama hahahahaaa :))) Tam zihni sinirlik 😈

Annemin evini taşımıştık. Ama son yerleştirmelerimizi yapmamız gerekiyordu... Boyanacaklar, asılacaklar gibi gibi... İlk önce rafını boyadım, sonra orta sehpasına geçtim aaa orada zigonu da sırıtıyor derken seri üretime geçmişim. Allahtan boya bitti de tüm evi boyamadım... Boya yaptığımda hep böyle oluyorum... Başlamam bir dert, durdurmam ayrı bir dert :))) Tablolarını astık, ufak tefek değişiklikler yaptık derken bir sürü iş hallettik...


Evrim geçiren üzüm reçelimi de hallettim. Mikrodalgada ısıtıp kavanozlardan yeniden tencereye boşalttım. Isınınca yumuşadı allahtan. Sonra biraz sulandırarak tekrar kaynattım. Şimdi istenilen kıvama geldi ♥ Düzeltemeseydim çok üzülecektim...

Bu hafta iki film izledim... Elektrik Savaşları ve Children Act... Bir ara uzun uzun anlatacağım...
Uçucu Kül kitabını bitirdim, şimdi Aşkımız Eski Bir Roman kitabına başladım...  Özlemişim Başkomiser Nevzat'ı...

Oldukça verimli ve koşuşturmacalı bir haftaydı benim için.... Bu haftamı daha sakin modda geçirmek dileğim ama günler ne getirecek bakalım...

Mutlu haftalar canlar ♥



* Değiştirilecek kıyafetler var, onları hallet...

* Ayırdığın kıyafetleri ele.. Bazılarını dolapta satışa çıkart...

* Hafta sonu yine anne mesaisi var gibi gözüküyor. Koridordaki telefonluk ve raflar boyanacak. Bir de mutfak masasını boyarsan şukella olur... Boya almayı unutma...

* Hafta sonu Oytun doğa yürüyüşüne gidecek. Çocuklara birşeyler hazırla...(Yırttım bu görevden, okul yemek verecekmiş yaşasın ♥)

* Eletronik geri dönüşüme kargo verilecek. Onu hazırla...

* Ay sonu evraklarını tamamla...

* Balkon dolabını düzenlemen lazım, orası çok feci birbirine girdi...

* Çiçeklik Şebo çiçeklik...

* Elindeki kitabı da sıcağı sıcağına bitir... Sonra sallanıp gidiyor...

27 Eylül 2019

Bu ara sömürdüğüm diziler :)


Öğle tatili aralarında çok yerimden kıpırdayamıyorum. İş yoğunluğum o saatlere kayabiliyor. Ancak son zamanlarda fark ettim ki şöyle bir yarım saat gibi bir boşluğum oluyor. Ben bu arayı neden dizi izleyerek değerlendirmiyorum ki dedim ve hemen başladım. Ve bazen deli merakıma yenilerek tuvalette bile dizi izlediğim oldu hahahaaa :)) Saplantılı bir kadınım ben sanırım :P

Bu aralarda ne izlemişim peki kısa kısa özet geçeyim...


KILLING EVE (1. ve 2. Sezon) (2018)

Ara ara okumuştum bazı bloglarda güzel bir dizi olduğunu ama ben bu kadar olduğunu tahmin etmemiştim açıkçası... 2018 de ilk sezonu yayınlanmış ve ben 2. sezon bitiminde şükür ki topluca izleyiverdim... Öğle tatillerimden taşan bir dizi oldu... Yatarken, kalkarken, yemek pişirirken, iki derede bir arada gibi izlemediğim konum kalmadı sanırım... 2 sezonu 2 günde tamamladım sanırım :)))

Azıcık konusundan bahsedeyim hala izlemeyenler varsa...

Eve Polastri (Sandra Oh) masa başı işi olan bir MI5 çalışanıdır ve hayalini ajanlık süslemektedir. Çok geçmeden de ayağına kısmet gelir. Tüm çalışma hayatını bırakıp Villanelle (Jodie Comer) isimli bir suikastçının peşine düşer.... Bir kaçma kovalamaca hikayesi ancak bu bilindik konuyu güzel kılan karakterlerin birbirine duyduğu duygusal bağ...  Fazla spoiler vermeden ancak bu kadar kestirme anlatabilirdim :)

Şimdi konuyu bir kenara bırakıp bu diziye saplanmamdaki sebepleri anlatayım size...

İlk sebebim tabiki Eve Polastri... Kendi kendine konuşan, aslında saf ama alt yapısında takık bir zekilik bulunduran, kendi halinde ve aslında oldukça komik tarafları olan bir kadın... Her bölümde kendisini ayrı bir sevdim ve onunla ayrı bir eğlendim.... İlişkileri, beklentileri, korkuları, duygusallığı, hırsıyla ağzım açık izlediğim bir karakterdi...

Villanelle'de ayrı bir alem... İnanılmaz zeki bir psikopat... Ama o da eğlenceli bir karakter... Nerede ne yapacağı belli olmayan, ergen psikolojisinden kurtulamamış bir kadın da diyebilirim kendimce...

Ve bu iki kadın her bölümde bir şekilde harmanlanıp, birbirlerini takip ediyorlar... Hoş kimin kimi takip ettiği belli olmuyor gerçi... İşte o gerilim de bana yetiyor saplantı yapmamda ;)

Bu arada dizi aynı zamanda bir kitap uyarlaması...

Üzerinde çok bıdı bıdı yapmayacağım, izleyin ve beni anlayın diyorum ☺

Sonuç olarak ben kendisini ÇOOOOOKKKKKKK SEEEVDDDİİİMMMM ve 3. sezonunu sabırsızlıkla bekliyorum diyorum ♥




BIG LITTLE LIES (2. Sezon) (2019)

Veeee diğer sevdiceğim..... İlk sezonunu izleyip herkesin izleyin diye yakasına yapıştığım bu diziyi burada da anlatmışım hatta... Okumak isteyenler tıkkk ;)

2. sezonda diziye kaldığımız yerden devam ediyoruz... Kopukluk yok...

Perry'nin annesi Mary Louise karakteriyle caağnım Meryl Streep gelmiş. Ben bu kadını yaşlı rollerinde görmeye hiç alışamadım. Her zamanki gibi oyunculuğu fevkaladenin fevkindeydi ama. Diziye farklı bir soluk getirmiş.

Geçen bölümden farklı olarak Madeline (Reese Witherspoon), Celeste (Nicole Kidman), Jane (Shailene Woodley) 'in dışında Renata (Laura Dern) ve Bonnie (Zoe Kravitz) 'nin yaşam hikayelerine de girdik bu sezon. Çemberi genişletmişler anlayacağınız.

Dizi de her zamanki gibi kıpır kıpırlığıyla Madeline karakteri favorimdi, değişmedi yani... Ama Bonnie beni tüm sezon boyunca depresif haliyle deli etti :/ Tamam haklı yönleri vardı ama ben o duygu halini kabullenemedim sanırım.

Üçüncü sezon gelmeyecek deniliyor, bence de gelmesin ve benim hafızamda sevdiklerim arasında kalsın lütfen.

Sonuç olarak ben bu sezonu da ÇOOOOKKKK SEEEEVDDDDİMMMM efenim... İzleyin tavsiyesindeyim ;)





ROOM 104 (1. ve 2. Sezon ) (2018)

İki tane peşpeşe diziyi severek izledikten sonra yeni bir dizi arayışına başladım tabi ki. O arada bu diziyle karşılaştım. Bölümlerin 20-25 aralığında olması çok cezbediciydi. Bakalım nasılmış diye izlemeye başladım... İzlemez olaydım hahahahaaaa

Dizi çok saçmasapan... Tüm bölümler bir otelin 104 numaralı odasında geçiyor. Her bölümde farklı karakterler, farklı olaylar, farklı zamanlar... Birbirinden çok bağımsız bölümler yani...  Şebo niye izledin derseniz, tamamen meraktan... Kediyi merak öldürürmüş :)))

Bölüme başlıyorsun, merakına yeniliyorsun acaba ne olacak diye... Dizi çok absürdce bitiyor hadi ordan diyorsun... Sonra diğer bölümde acaba daha ne kadar saçmalamış olabilirler diyorsun ve kısır döngüye giriyorsun... İlk sezonun 5. bölümünde feci eğlendim yalnız. Bir ara da bak güzel bölümleri de var diye ilerledim... Tamamen kısır bir döngü anlayacağınız...

Bazı oyunculuklar çok iyi... Bazıları berbat...
Bazılarını tanıyorum.... Bazıları hiç bilinmedik insanlar...
Bazen korkutuyor... Bazen güldürüyor... Bazen de yuhhh dedirtiyor...
Girdap gibi...

Bu arada 12 şer bölümlük 2 sezon içerisinde ilk sezonun 5. ve 12. bölümleri favorim... Tam benlikti ♥
3. sezon da çekilmeye başlamış ama sanırım henüz yayınlanmadı. İzler misin Şebo derseniz ucundan yakalarsam gerisi gelir. Görmezsem arayıp da sormam kendilerini...

Sonuç olarak ben bu diziyi SEEEEVVVMMEEEDDDDİİİMMMM ama merakla da İZZZLLLEEEDİİİMMM... Dolayısıyla karar sizin ;)

Özlemişim film/dizi yazmayı ben :)))  En kısa zamanda görüşürüz ♥