Pazar pazar ne işin vardı da meydan okumayı aksattın Şebo demeyin bana... Dün ve bugün hızlı bir yaşam var bizim evde... Halbuki dün sabaha oldukça sakin başlamıştık ama benim biraz düzenleme işlerine kalkışmamla birlikte ortalık karman çorman oldu... Bugüne bile sarktı hatta... İşten arta kalan zamanlarıma sıkıştırmaya çalışsam da bitmedi :))) Baktım ki meydan okuma bugünde gümleyecek, otur Şebo yaz, vicdan azabı bari çekme dedim kendime ve yazımın başındayım işte ;)
5. En son ne zaman kayboldun? Hikayesini anlatsana?
Hangi birini anlatayım anacım hahahaaaa :))
Ben arabayla çok sık kaybolurum... Hep bir kestirme yol bulasım vardır ve o kestirme yol benim hayal ettiğim yol hiç olmaz....
En son sanırım pazara gitmeye çalışırken kendimi şehrin bir ucunda bulmuştum :)) Halbuki git bildiğin yoldan değil mi? Yön duygum yoktur ama ben gelişmiş olduğunu iddia ederim hep :))) O anda bana ulvi bir ışık geliyor ne yapayım :)) Huyum kurusun...
Arabada yanımda insan varsa hiç belli etmem üstelik, yiğitliğe ... sürdürmeyeceğim ya :))) Şebo nereye deseler de istifimi hiç bozmam, bir arkadaşa bakıp çıkacağım hemen rahatlığındayımdır..... Anneme hele hiç belli etmem, kadının şekeri yükseliyor :)) En son havaalanına giderken Kemalpaşa yoluna sapmıştım hahahaaaa :)))
Anlaşalım; bu meseleyi siz sormadınız ben de söylemedim ;)
6. Son günlerde sana ilham veren ne okudun, izledin, gördün ya da dinledin? İster listele, ister tek tek anlat. Senin yaratıcılığına kalmış.
Direkt yaşıyorum desem :)))
Evet bu madde benim için bir itirafname gibi olacak sanırım...
Ben bugüne kadar hep çalıştım... Haftanın 6 günü bilfiil... Arada tabi ki kaçamaklarım oldu, tatillerim oldu, kafa izinlerim oldu... Ama bu hiçbir zaman 1 haftayı geçmedi...
Hep yapmak istediğim çok şey oldu... Gezilecek yerlerim, örülecek örgülerim, okunacak kitaplarım, yapılacak işlerim, ayağımı uzatıp yapılacak keyiflerim, yeni projelerim, izlenecek filmlerim.... Milyon çeşit şey sayabilirim burada....
Ve hep dedim ki yetişemiyorum... Yetişemiyorum yahuuu... Tam gün çalışmak kolay mı sanıyorsunuz... Yok olmuyor.... Evde oturaydım.... Amuda kalkaydım... Gün 48 saat olaydı... Gibi gibi... Yine milyon çeşit serzeniş yazabilirim buraya...
Ve dolu dolu 1 aydır evdeyim... Tamam evden çalışıyorum, boş oturmuyorum tabi ki... Ama işyerindeki gibi yoğun bir tempo değil bu evdeki çalışma şekli... Daha güne yayılmış, saatsiz, koşuşturmasız bir çalışma... Üstelik Cumartesi - Pazar olabildiğince boş...
Hadi diyelim ki ilk 15 gün endişeler, kaygılar, evde çalışma düzeni oturtma, yaşanan olayları kabullenme, önlem alma gibi olaylarla yoğun geçirdim... Ya son 15 gün...
Hani evde olsan yapacak bir sürü şeyin vardı Şebo diye çokça soruyorum kendime... Kitap ehhh, film/dizi ucundan azıcık.... Evi düzenleyeydin bari, yeni ilham geldi yapıyorum ya azıcık azıcık... Zilyon tane yarın işin, üstüme gelme darlanıyorum...
Yaptıklarım ve yapmadıklarım...
Yapabildiklerim ve yapamadıklarım...
Sorun ne iş ne de zaman aslında...
Çözüm benim... Çözüm odaklı değil bahane odaklı bir tarz benimsemişim bunca zaman...
Bu yeni zorunlu yaşam halim benim bazı konularda kendimi anlamaya, çözmeye vesile oldu anlayacağınız...
Ama bazı şeyler de şıp diye değişmiyor tabi ki... 40 küsür senelik bir alışkanlık, bir yapışma hali mevcut...
Değişecek, çözülecek, su akacak yolunu bulacak...
Diyeceklerim bu kadar...
Hepinize hoşça akşamlar diliyorum ♥