Çelınc Meseleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çelınc Meseleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2022

2022 Oscar adaylarını izliyoruz ♥ Var mısınız?

Eskiden Sibel yapardı sağolsun, Altın Küre adayları zamanında hadi izleyelim diye başlardı, sonra hemen Oscar adaylarına geçerdi ki zaten bir çoğunu izlemiş olurduk. 
Blogunu kapattığından bu yana film challenge yapmaz olduk 😔

Bu sene haydi diye sizi biraz dürtükleyeyim istedim. İlk 6 kategorideki filmleri hemen çıkardım; En iyi film, yönetmen, kadın oyuncu, erkek oyuncu, yardımcı kadın oyuncu ve yardımcı erkek oyuncu dallarındakileri yani. Ben zaman kalırsa animasyonlara da dalarım belki... 

27 Mart'a kadar zamanımız var. Güzel güzel tahminlerde bulunuruz... 
Azıcık heyecan yaparız 😀 
Biraz renk katarız günlerimize 💗

Var mısınız? Katılan elime mum diksin 😇

Filmlerimiz şöyle;











30 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #16 ♥THE END♥


16. Son gün, yazı yazdığın, aynı sorulara birbirinden farklı cevaplar okuduğun günler nasıl geçti, sana iyi geldi mi? Meydan okuma nasıldı merak ettim. 

Evet bir meydan okumanın daha sonuna geldik :)

İlk önce Ezgiciğime sonra da bu meydan okumaya katılan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim. İnanılmaz keyifliydi...

Son günlerde okumakta ve yazmakta sıkıntı yaşasam da en azından yazma kısmını alnımın akıyla tamamladım. Okuma kısmını bu hafta sonu boşluklarımda halledeceğimi ümit ediyorum...

Karantina günlerinde yazı yazmak, farklı yorumlar almak ve iletişimde olma hali çok iyi geldi bana... Canlandığımı hissettim. Herkesin gönlüne ve klavyesine sağlık ♥

Hepinizi kocaman öpüyor ve sevgilerimi gönderiyorum.

Sağlıkla kalın :)


29 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #15


15. Distopik hikayeleri aratmayacak günlerdeyiz. Biraz bu ruh halinden sıyrılmak gerek. Senin ütopik hikayen ya da  dünyan nasıl olurdu bilmek isterim.


Yaşadığımız bu günler beni farklı isteklere ve farklı düşüncelere sevk etti sanırım...
Benim ütopyam bir nevi eski köy hayatı...
Üretim yapan, ihtiyaçlarını takas usulüyle karşılayan...
Paranın, statünün hiç bir halta yaramadığı...
Ellerinle, ruhunla, sevgiyle çalışıp ürettiğin...
Çevrende seninle aynı duyguyu paylaşan insanların var olduğu...
Dış dünyayla sınırlı bir bağlantı kurduğun...
Öğrenen ve öğrendiğinin en iyisini yapmaya çalışan insanların köyü...

İşin zevk kısmına gelecek olursak; bir ucunda deniz, bir ucunda orman olmalı bu köyün...
Her bahçede mis gibi çiçekler...
Akşamları birlikte kurulan sofralar ve şen kahkahalar...
Tüm günün yorgunluğunu attığın sıcacık sohbetler...

İnsan başka ne ister ki ♥

16 gün 16 yazı meydan okuması #13 / #14


13. Öğrenmek çok kıymetli, bilgiye giden yol ise herkes için farklı. Senin öğrenme yolların nedir, çok merak ediyorum.



Öğrenmeyi seviyorum... Ahhh bir de hafızam kuvvetli olsa...
Bazı konularda seneler öncesine dönebilirim ama bazı konularda da 2 saat öncesindeki konuyu hatırlayabilirim... Ya hafızam bilgileri seçiyor ya da işime gelenleri daha çok önemsiyorum bilemiyorum :)

Ben yazarak ve görerek öğrenen gruptanım sanırım... O sebeple mümkün olduğunca not almaya çalışırım... Eskiden ansiklopedi karıştırırdım ama şimdilerde buna pek gerek olmuyor... Öğrencilik yıllarımda dönem ödevlerini bu sebeple çok severdim... Yazmak ve ansiklopediler aynı yerde buluşabiliyordu bu ödevlerde...

Son dönemlerde belki de eskisi kadar not almadığımdan bazı şeyleri unutuyorum. Öğrendiğimi bir şekilde pekiştirmem lazım çünkü... Pekiştirmediğimde unutuyorum... Bak şimdi yazınca farkına vardım, ben zor öğreniyormuşum yahu :)))


14. Bugün bir robot tasarlıyor olsan, tasarım robotunun hangi özellikleri olsun isterdin?



Ahahahaaaa :) Benim robotum kesinlikle zeki olmalı... Siri'yi dövecek boyutta hatta :)))
Düşünme yetisi vermek istemezdim, sonra benim saçma isteklerimi gerçekleştirmez 😆

Araba kullanmasını isterdim robotumun... Acil durumlarda bana yardımcı olabilsin diye...

Konuşmayı bilmeli mutlaka... Ama böyle mıy mıy mıy iç çürüten bir ses tonuyla değil... Gayet seri ve enerjik ♥  Hatta benimle dedikodu pardon bilgi paylaşımı yapsa şahane olur :)))

Hatta her türlü tamirattan anlasa hayatımı kurtarır ♥

Hatırlar mısınız Jetgillerin bir Rozi'si vardı... Bak ben direkt o robotu bile kapabilirim :))


28 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #12


12. İşte cevapları ile ağız sulandıracak bir soru; eğer günleri bir yemeğe benzetseydin, haftanın günleri hangi yemekler olurdu?

Günler ve yemekler :) Düşündürücü ama keyifli bir soru olmuş bu... Ben bu soruyu yanıtlamak için corona öncesine dönmek istiyorum müsadenizle... Eski normal günlerimizdeki rutinlerimize göre yanıtlamak  benim için en kolayı ve en güzeli olacak...

Pazartesi kesinlikle güzel bir sebze yemeği olurdu... Kışsa ıspanak olabilir mesela ya da karnabahar ♥ Çünkü ben sadece Pazarları evde olabildiğim için hafta içine yemek stoğu yapabiliyorum. Hafta başlarım genelde sağlıklıdır ;)


Sebze yemeklerine devam etsek de çorba ilavesi olur bizde mutlaka... Nedenine gelince Salıları genelde çok yoğun olurum ve çok konuşurum o sebeple boğazımı yumuşatacak bir şeye ihtiyacım olur yemek sırasında... Böyle rutinleri seviyorum ben... Salı kesinlikle çorba


Çarşamba günü her şeyden az buçuk olduğu bir gün... Sebze yemeği, çorba, bir sebze yemeği daha... Ama bu yemekleri ev halkına kakalayacak bir güç lazım bana... Karbonhidratın dayanılmaz gücü pilav devreye girebilir mesela bugün ♥


Perşembe bizde Oytun genelde alarm verir... Hoş Çarşamba da vermişti aslında ama ben bugüne ötelemiştim onu 😉 Perşembe = makarna/köfte ikilisinin günü olabilir bence ;)


Cuma Oytun'un kursu var hoş olmasa da benim evde yemek yapmaya takatim yok artık... Hem belki akşam gezmeye bile gidebiliriz kurs sonrası.. İş çıkışında lahmacun şahane oluyor... Hem çabuk hem pratik ;)



Ve kutsal Cumartesi ♥  Balık gibi lezzetli bir gün ♥


Pazar'ın istisnasız en büyük güzelliği uzun uzun yapılabilen kahvaltı değil mi... Kahvaltıdan başka bir isim takılamazdı bence bugüne ♥



16 gün 16 yazı meydan okuması #11


11. Sosyal medyanın 3 iyi 3 kötü özelliği hakkında konuşalım mı bugün ?

Güzel bir konu ♥ Özellikle şu aralar sosyal medya canavarlığımız artmışken :)


Bu konuda çok yenilikleri takip eden biri olmadım. Çok uzun süre facebook hesabı açmadım mesela, direndim. Ne zamanki Oytun anaokuluna başladı ve anaokulu öğretmeni facebook üzerinde aktivitelerini paylaşmaya başladı, ben de mecburen dahil oldum... Twitter'a girme sebebim gezi olaylarıydı.. İnstagram da uzun süre inat ettiklerimdendi mesela... Sonra merakıma yenik düştüm :D
Hoş bu mecralara girmemle birlikte müptelası olmam da ayrı bir ironi ama burayı şimdilik pas geçelim hahahaaa :)))

Şimdilerde aktif olduğum bir instagram var bir de canım blogcum zaten ;)

Sosyal medyanın bana pozitif katkılarından bahsetmek istiyorum ilk önce...

Doğru kullanıldığında öğreticiliğin ve ilham vericiliğinin olduğunu düşünenlerdenim... Özellikle bloglardan o kadar güzel şeyler öğrendim ki... Yeni öneriler aldım, bazen bakış pencerelerimi değiştirdim, bazen hatalarımı gördüm, bazen de kendimi tebrik ettim... Ve en önemlisi birçok konuda yalnız olmadığımı hissetmek en keyiflisiydi...

Her zaman derim ben doğaçlama bir anneyim diye... Kitapları çevirip bu nasıl olmalıymış, ne yapmalıyım diye hiç öğrenen bir birey olamadım maalesef... Bu tarz bana uygun değildi çünkü... Ama sosyal medya annelerinin deneyimleri benim için farklı bir boyuttaydı... O büyük fenomenlerden bahsetmiyorum tabi ki... Doğallığıyla, öngörüsüyle bana kılavuz olan bir çok insan oldu... Ben ve anneliğim bu durumdan pozitif olarak etkilendi diyebilirim...

Sosyal medyanın bir güzelliği de zaman kaybını önlemesi... Ama tabi doğru kullanmayı başardığımda... Yoksa bu pozitiflik hemen negatifliğe keskin bir dönüş yapabiliyor... Normalde araştırırken zaman kaybedebileceğim bir çok şeye kısa zamanda ulaşabilmek harika bir duygu.....

Bak bu zaman mevzunu negatifliklerde de değerlendirebiliriz... Bazen oradan oraya o kadar çok atlayıp asıl odaklanmam gereken şeyden uzaklaşabiliyorum ki... Tam zaman kaybı işte... Bu konuda kesinlikle sınırlamacı olmam gerekiyor kendime...

Sosyal medyanın çok kullanılır olmasıyla birlikte bilgi kirliliği de oluşmaya başladı maalesef... Herkes her konuda âlim gibi maalesef... Hmmm o öyle değil böyle, hmmmm bu böyle değil şöyle diye ahkam kesen o kadar çok insan var ki... Kirli bilgilerden arınmak bazen çok güçleşebiliyor :/


Bir de tabi -mış gibi yapmak, -mış gibi yaşamak durumları var... Sahtelik almış başını gidiyor... Bazen birbirinin kopyası insanları görmek inanılmaz derecede bunaltıyor beni... Bir ara yeni nesilden ümidimizi kaybetmemiz de bu nedenle olmuştu sanırım... Olabildiğince tartışılabilir bir konu...

Neyse lafı fazla uzatmayayım artık... Ne onlu ne onsuz olamadığımız bir mecra der kapatırım bu konuyu 😀








16 gün 16 yazı meydan okuması #10


Meydan okumadan oldukça koptum. İnternetle ilgili problemim vardı ve ancak çözülebildi...
İlk önce gecikmiş maddelerin hepsini bir yazıya toplayayım dedim ama bu sefer de yazmak zamanımı alacak ve daha da gecikeceğim. Peş peşe, yazabildiğim kadar yayınlamanın en iyisi olacağı kanaatine vardım. Dolayısıyla bugün art arda yazılar gelebilir o sebeple...

Şimdi gelelim kaldığımız yere;

10. Bugün bir şarkı listesi yapalım. En sevdiğin film müziklerinden oluşan bir liste şahane olur. 


Leon / Shape Of My Heart


Bodyguard / I Will Always Love You


Dirty Dancing / Time of my Life


Grease / You're The One That I Want



Sister Act / Oh Happy Day


Butch Cassidy and the Sundance Kid / Raindrops Keep Falling On My Head

İlk aklıma gelenler bu şarkılardı... Bu filmleri de zamanında çok severek izlemişimdir hatta...
Zamanda yolculuk gibiydi bu madde benim için... Yeniden izlenebilecek bir sürü filmi hatırladım ♥

24 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #9


9. Sandviç sevenlerden misin? Kendi uydurmuş olduğun efsane sandviç tarifini vermek ister misin? Ne de olsa sandviç candır! Ama senin efsane yemeğin başkaysa, onun tarifini ver. Nasıl olsa tarif deneyecek bol bol vaktimiz var.



Sandviçgillerden hiç olamadım... Benim için ekmek arası peynir-domates. Sonradan sonradan masumiyet kazansın diye marul da koymaya başladım ama çıtır çıtır ekmeğin içinde marulun işi ne diye boşverdiğim de olmuştur :)))

Hal böyle olunca efsane değil ama benim çok sık yaptığım ve de çok sevdiğim bir tavuk tarifi var. Sizi o yazıma ışınlayayım ;) tık tık

Hayırlı ramazanlar diliyorum herkese, sofranızın bereketi bol olsun ♥


22 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #8


8. 24 saatini bir çizgi film kahramanı ile geçirecek olsan bu hangi kahraman olurdu? Onunla neler yapmak isterdin ? Maceralarını çok merak ediyorum. 


Samantha benim çocukluk arkadaşım... Burnunu kıvırışına oldum olası hasta olmuşumdur :))

Sabah bir kalkmışım ki uçabiliyorum hem de burnumu kıvırta kıvırta... Evin içinde gezinirken teker teker tüm işleri bitiriyorum hemencecik...  Dolaplar yerleşmiş, camlar gıcır gıcır, yemekler pişmiş, hatta marketten eve havadan uçarak geliyor alışveriş listem... Kapıda yıkayıp yıkayıp alıyorum içeriye....

Missss missss....

Kahvemi yapıyorum hemen bir burun hareketimle ve evimin önüne uçsuz bucaksız bir yeşillik getiriyorum... Güneş de içimi ısıtıyor üstelik... Güneş gözlüklerimi takayım hemen...

Hayaller ve hayatlar...
Bak çamaşırlar benim asmamı bekliyor makinede hahahaaaa :)))
Hadi ben kaçar anacım, akşama kadar kurusun da belki Samantha'ya ütüyü yetiştiririm :)))))





16 gün 16 yazı meydan okuması #7


7. Hangisini tercih edersin? Gün doğumu ya da gün batımı ?


Bunun tercihini yapmak benim için güç...

Gün batımının romantik kızıllığını çok severim çünkü.. Hele bir de denize doğru batıyorsa keyfime keyif katar... Adım adım gece yaklaşıyordur artık... Bir battaniye gibi örtecektir çirkinlikleri... Işıl ışıl lambalarla takıp takıştıracaktır, süsleyecektir üstüne...

Ama yaşadığımız bu süreçte benim yeni gün doğumlarına ihtiyacım var en çok... Gün doğumu demek yeni bir başlangıç benim için... Tazelenmek, ferahlanmak, temizlenmek...

Apaydınlık uyanacağımız gün doğumlarına sevgili dostlar... Maviliklere...

Sevgilerle ♥









20 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #5 / #6


Pazar pazar ne işin vardı da meydan okumayı aksattın Şebo demeyin bana... Dün ve bugün hızlı bir yaşam var bizim evde... Halbuki dün sabaha oldukça sakin başlamıştık ama benim biraz düzenleme işlerine kalkışmamla birlikte ortalık karman çorman oldu... Bugüne bile sarktı hatta... İşten arta kalan zamanlarıma sıkıştırmaya çalışsam da bitmedi :))) Baktım ki meydan okuma bugünde gümleyecek, otur Şebo yaz, vicdan azabı bari çekme dedim kendime ve yazımın başındayım işte ;)

5. En son ne zaman kayboldun? Hikayesini anlatsana?

Hangi birini anlatayım anacım hahahaaaa :))
Ben arabayla çok sık kaybolurum... Hep bir kestirme yol  bulasım vardır ve o kestirme yol benim hayal ettiğim yol hiç olmaz.... 


En son sanırım pazara gitmeye çalışırken kendimi şehrin bir ucunda bulmuştum :)) Halbuki git bildiğin yoldan değil mi? Yön duygum yoktur ama ben gelişmiş olduğunu iddia ederim hep :))) O anda bana ulvi bir ışık geliyor ne yapayım :)) Huyum kurusun...

Arabada yanımda insan varsa hiç belli etmem üstelik, yiğitliğe ... sürdürmeyeceğim ya :))) Şebo nereye deseler de istifimi hiç bozmam, bir arkadaşa bakıp çıkacağım hemen rahatlığındayımdır..... Anneme hele hiç belli etmem, kadının şekeri yükseliyor :)) En son havaalanına giderken Kemalpaşa yoluna sapmıştım hahahaaaa :)))

Anlaşalım; bu meseleyi siz sormadınız ben de söylemedim ;)

6. Son günlerde sana ilham veren ne okudun, izledin, gördün ya da dinledin? İster listele, ister tek tek anlat. Senin yaratıcılığına kalmış.

Direkt yaşıyorum desem :)))
Evet bu madde benim için bir itirafname gibi olacak sanırım...

Ben bugüne kadar hep çalıştım... Haftanın 6 günü bilfiil... Arada tabi ki kaçamaklarım oldu, tatillerim oldu, kafa izinlerim oldu... Ama bu hiçbir zaman 1 haftayı geçmedi...

Hep yapmak istediğim çok şey oldu... Gezilecek yerlerim, örülecek örgülerim, okunacak kitaplarım, yapılacak işlerim, ayağımı uzatıp yapılacak keyiflerim, yeni projelerim, izlenecek filmlerim.... Milyon çeşit şey sayabilirim burada....

Ve hep dedim ki yetişemiyorum... Yetişemiyorum yahuuu... Tam gün çalışmak kolay mı sanıyorsunuz... Yok olmuyor.... Evde oturaydım.... Amuda kalkaydım... Gün 48 saat olaydı... Gibi gibi... Yine milyon çeşit serzeniş yazabilirim buraya...

Ve dolu dolu 1 aydır evdeyim... Tamam evden çalışıyorum, boş oturmuyorum tabi ki... Ama işyerindeki gibi yoğun bir tempo değil bu evdeki çalışma şekli... Daha güne yayılmış, saatsiz, koşuşturmasız bir çalışma... Üstelik Cumartesi - Pazar olabildiğince boş...

Hadi diyelim ki ilk 15 gün endişeler, kaygılar, evde çalışma düzeni oturtma, yaşanan olayları kabullenme, önlem alma gibi olaylarla yoğun geçirdim... Ya son 15 gün...

Hani evde olsan yapacak bir sürü şeyin vardı Şebo diye çokça soruyorum kendime... Kitap ehhh, film/dizi ucundan azıcık.... Evi düzenleyeydin bari, yeni ilham geldi yapıyorum ya azıcık azıcık... Zilyon tane yarın işin, üstüme gelme darlanıyorum... 

Yaptıklarım ve yapmadıklarım... 
Yapabildiklerim ve yapamadıklarım... 
Sorun ne iş ne de zaman aslında...
Çözüm benim... Çözüm odaklı değil bahane odaklı bir tarz benimsemişim bunca zaman...
Bu yeni zorunlu yaşam halim benim bazı konularda kendimi anlamaya, çözmeye vesile oldu anlayacağınız...
Ama bazı şeyler de şıp diye değişmiyor tabi ki... 40 küsür senelik bir alışkanlık, bir yapışma hali mevcut...
Değişecek, çözülecek, su akacak yolunu bulacak...
Diyeceklerim bu kadar...
Hepinize hoşça akşamlar diliyorum ♥





18 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #4


4. Evindeki nostaljik ya da antika bir objenin fotoğrafını hikayesi ile bizimle paylaşmak ister misin?


Annem de babam da meraklıydı fotoğrafa... Hatta babam güzel de fotoğraf çekerdi...
Bizim çocukluğumuzdan bir sürü fotoğrafımız vardır o sebeple... Annem bir sürü albüm yapmış bize... Bir de öyle sadece bir albüm değil... Toplu bir resmimiz mi var mesela... Bir bana, bir kardeşime bir de kendilerine tab edip yerleştirirmiş albüme...
O sebeple ay bu foto bende kalsın, ay o foto sende mi kavgası hiç vermedik... Herkesin albümü belli :))

Fotoğraf kavgası vermedik vermesine de fotoğraf makinesinin kavgasını verdik ahahahahaaa :)))


Bu gördüğünüz fotoğraf makinesi bizim çocukluğumuzun fotoğraflarını çeken makina değil aslında.... Hemen hemen aynısıydı ama bizimki de...

Bu fotoğraf makinelerinin alameti farikası 36 lık filmi ikiye bölerek 72 foto çekmesi... O zamanlar film çok pahalı, çocukluğumdan hatırlıyorum... Haliyle bu makinenin 36 lık filmle 72 poz çekmesine annemler tav olup o dönemde yurt dışında yaşayan bir arkadaşlarına sipariş etmişler....

Tabi yıllar ilerleyip yavaş yavaş dijitale geçmeye başlayınca annem de o zamanlar yeni güzel sanatları bitirip fotoğrafçılığa adım atan kuzenime vermiş... Benim soracağımı hiç düşünmemiş hahahaaa :)) Halbuki iki kızı da eskicidir ama bunu nimetten sayacağımızı hesaplayamamış kıyamam :))

Benim bir gün aklıma düşüp de anne bizim makine nerede dememle birlikte jeton düşmüş ama bizimki uyanıktır hemen kıvırtmış; dolaplara bakmak lazım diye :))) Gel zaman git zaman bizim makinenin aynısından bir arkadaşında bulmuş ve onu almış :))) Bana verirken anlattı yaptığını hahahaa :))

Kendi makinemiz yerine seviyorum işte ben de bu kızımı... Arada film koyup foto çekiyorum hatta...
Öyle aaa olmadı yenisini çekeyim demeden, koklaya koklaya kullanıyorum pozlarımı :))

Eeeee eskiden de öyle değil miydi? Fotolar tab edildiğinde bazen o fotoğrafı çektirdiğimizi unuturduk bile :)))

Mutlu hafta sonları herkese ♥

17 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #3


Gece 12 olmadan yetişip inşallah yayınlayacağım bu yazımı...
Tam da günümde renklerden bahsedeceğim galiba bugün :)) Neden böyle dediğimi şimdi anlayacaksınız ;)
Evet konumuz neydi ?

3. Bugün kendini hangi renk hissediyorsun?

Öyle bir gün geçirdim ki bugün siyahından kırmızısına, sarısından yeşiline, mavisinden grisine her renktim sanırım... Rengarenk, inişli çıkışlı.....

Sabah maviydim mesela... Bir ara turuncunun üretkenliğini kullandım.... Yeşilliklerle sarmalandım...
Ve bu aralar bomba gibi dolanan ergenimin pimini çektim sanırım :))) Booommmm 💣


Bu ateşli kırmızının sonunda herkes mevzilerine çekildi.... Ya savaşmaya devam edecektik ya da elektriğimizi farklı yerlerde atacaktık...

Ben topraklanmayı tercih ettim :) Kahvenin sakinleştirici etkisinin rengi ne olabilir ki? Maviyi bozmuştum artık, pembe çok hayalperest kalır benim durumum için... Bak bilemedim şimdi....

Topraklama işlemim bitince sosyal hayatımı devreye soktum... Oldukça enerjiktim bence... Mor uyuyor galiba bu halime ♥ Bir sürü görüntülü arama yaptım... Dost seslerini duymak daha da iyi geldi...

Eve misafir almıyor olmanın sokağa misafir almayacağız anlamına gelmediğini kızlarla sokakta kahve içerek ispatladık heheeee :)) O yarım saatlik sokak molası ile bak şimdi toz pembenin en güzel halindeyim...

Evet yazıyı 12 den önceye yetiştirdim.... Pembiş pembiş iyi geceler o zaman size :)





16 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #2


2. Şu sıralar evde en sevdiğin köşen neresi? Orayı özel kılan nedir? 

Evde en uzun geçirdiğim zamanlar... Hatta bu dönemde evimle yeni tanıştım bile diyebilirim...

Çamaşır asmak dışında balkona çıktığımı çok hatırlamıyorum mesela... Ki evin ince uzun da olsa hem ön hem de arka tarafında iki kocaman balkonu var.


Evet böyle bir manzaram yok :))
Hatta uzaktaki dağlara doğru yandan yandan bakmazsam yeşillik bile gördüğüm söylenemez...
Ama şu aralar özellikle ön balkonumu çok seviyorum...
Koydum bir tabure... Boş kaldıkça atıyorum kendimi o tabure üstüne... Hele bir de güneş varsa değmeyin keyfime ♥

Hayaller kuruyorum hatta... Burayı camla kapatsam, kış bahçesi yapsam...
Tüm çiçeklerimi sıralasam buraya...
Güzel bir masa, üzerinde yine çiçekler... Rahat koltuklar ♥
Hafta sonu kahvaltılarımızı yaparız...
Akşam çaylarımızı içeriz mis gibi...
Açarım camları yaz geceleri, kitabımı serin serin okurum.....

Hayallerin sonu yok 😉


15 Nisan 2020

16 gün 16 yazı meydan okuması #1


Meydan okumaların prensesi Ezgicik çok güzel bir meydan okuma başlatmış yine...
Sorular şahane, renkli ve her telden..
O sebeple katılmamam imkansızdı...
Hem rutine giren bu günlerimizde bize de eğlence olur azıcık ♥

Evet ilk gün konumuz  şöyle;

1- Belki aramıza yeni katılanlar vardır ya da olacaktır. Önce birbirimizi tanıyalım. 
Karantina döneminden önce neredeydin nasıl bir yaşam şeklin vardı, şimdi neredesin ne yapıyorsun, günlerini nasıl geçiriyorsun, neler değişti hayatında bu süreçte? 


Bendeniz Şebo efenim... Bildiğiniz üzere oğlumun anılarını biriktirmek üzere açtığım bu blog benim hayat alanım haline geldi...  Dolu dolu 11 yıldır blog yazıyorum... Arada meşguliyetlerimden sessizleşsem de mutlaka kürkçü dükkanıma geri dönüyorum sanırım. Burası en rahatladığım ve en mutlu olduğum yerlerden biri çünkü...

İşim sigortacılık ve haftanın 6 günü çalışıyorum normalde... İş harici de sokaklarda olmaktan ya da arkadaşlarımla birlikte olmaktan çok büyük keyif alıyorum. Oğlum da benim gibi gezenti... Sosyal hayatımız kendimize göre aktif yani...

Ve hayatımıza virüsün girmesiyle birlikte bizim de hayatımızda kaçınılmaz değişimler oldu...



Her şeyden önce ben evden çalışmaya başladım. İlk başlarda bu olayı sevsem de sorumlulukları çok farklı evden çalışmanın. Mesai saatleri içerisinde esnek çalışamasam da mesainin sona ermesi kavramı yok oldu maalesef. İnsanlar malum evde otururken canları sıkılıp benim şu işim şöyle miydi gibi kel alaka bir saatte ulaşabiliyorlar... Ve bunu engellemenizin imkanı yok... Eskiden sistemlerimize evden ulaşamadığımızdan bu meraklanmaları sormak için mesai saatlerini bekliyorlardı...
Buna da şükür diyorum yine de... Çünkü şu ortamda evden çıkmamak benim için çok büyük bir nimet şu an...

Bu dönem içinde başlarda feci psikopatlaşmıştım... Haber izlemeyi bırakıp gündemi sınırlı takip etmeye başlayınca biraz olsun rahatladım... En azından göğsüme oturan öküzü yolcu etmeyi başardım.
Oytun ise uzaktan eğitime alışmaya çalışıyor ve benim yönlendirmelerim olmazsa telefon ve PC başında saatlerini çöpe atabilir durumda. Dürtmediğim sürece odasından hareket etmiyor maalesef...
Bu durumu daha yeni yeni çözmeye başladım... Belirli saatlerde ödev veriyorum, kitap okumasını sağlamaya çalışıyorum, ve benimle dizi izlettiriyorum hahahaaa :)) Bu sebeple La Casa'ya bile başladım ki ben bu diziyi izlemeyeceğimden çok emindim :)))

Evde olmakla ilgili herhangi bir sıkıntım yok an itibariyle... Hatta zaman yetişmiyor bile diyebilirim... Boş kaldıkça evdeki işleri halletmeye çalışıyorum bu arada...

Mutfak dolaplarımı elden geçirdim mesela... Oldukça uzun zamanımı aldı bu iş... Hepsini yıka temizle kaldır derken bitti şükür... Şimdi de kendi gardırobuma el attım ama henüz yarısı hallolmuş durumda... O da biter yakında inşallah maşallah...

Çok film izleyemesem de dizilere sarmış durumdayım bu evde olduğum süreçte...
Arada da bir bebe battaniyesi dürtüyorum elimden geldiğince...
İlk başlarda hiç kitap okuyamıyordum... Anlamıyordum okuduğumdan... Şükür ki son günlerde kitap okumayı da beceriyorum...

Market işlerini 15 günlük rutinlere bağladım. Annem evde yalnız olduğu için onunkileri de ben hallediyorum. Toplu alışveriş feci halde yoruyor beni ve dışarıya çıktığım için ekstra geriliyorum. Sonraki yerleştirme, temizlenme kısmından hiç bahsetmiyorum bile... Hepimiz çıldırıyoruz bu konuda biliyorum... Yeniden hatırlamaya gerek yok bu süreci :)

Bizde durumlar bu şekilde...
İnşallah en yakın zamanda bu süreci atlatıp hayatımızı biraz daha normalleştirebiliriz ümidindeyim.
Sağlıkla kalın canlar ♥






7 Kasım 2019

Duyduk Duymadık Demeyin !!! Romantik Film Etkinliği Başlıyor ♥


Bugün tesadüfen gördüm bu etkinliği...
Kaçırsaydım emin olun çok üzülürdüm...
Sevgili Sibel başlatmış → tıktık
Ve hemen katıldım ben de :) Haydi sizde beklemeyin, hemen katılın bence ;)



Bu seneyi romantik romantik kapatacağız ne güzel

Bir koşu filmlerimi de belirledim...
Bende uzun bir liste var biliyorsunuz, eksilmek bilmeyen :))
Hemen oradan romantikleri seçtim... Hatta tekrar izlemek istediklerime bile daldım ;)
Yaşasın film geceleri


Before serisinin son filmini izleyememiştim bir türlü... Elime fırsat geçmişken hepsini izleyebilirim bence....

Before Sunrise
Before Sunset
Before Midnight


Bu film geçen seneki etkinlikten kalmıştı... 

Maudie 


Demolition / Yeniden Başla


Bu film birçok "en iyi" listesinde geçer. Ama ben izleyip izlemediğimi hatırlamıyorum... 
Hatırlamak için izlemem gerekiyordu...

Eternal Sunshineof the Spotless Mind / Sil Baştan


Bu filmi görür görmez izlemeliyim demiştim ve üzerinde sanırım 2 sene geçti :/

Our Souls at Night / Ruhların Sonbaharı


Bak bu filmde geçen seneden beri bekliyor listede... Çok güzel yorumlar okumuştum o sebeple merak sebebiydi...

The Guernsey Literary & Potato Peel Pie Society / Edebiyat ve Patates Turtası Derneği



Bak bu filmde uzun süredir kızlarla birlikte izleyeyim diye bekliyordu... Bu etkinlikte benimle birlikte izlediler, izlediler yoksa onlar için üzgünüm :))

Book Club / Kitap Klübü


Ve yine bir seriyle bitireyim etkinliği

Mamma Mia

Katılan herkese iyi seyirler diliyorum efenim 👋


28 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #28 The End


Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim...

Dolu dolu bir ay geçti hepimiz için.
Yazma disiplini olarak son günlerde aksattım sadece. Oytun'un doğumgünü koşturmacası sonra da hastalık vurdu beni. Birkaç gün aksattım ama günlük olarak bir kaç yazıyı birleştirince yetiştim ♥

Okuma disiplinime gelince bak o konuda çok zorlandım. Hatta ve hatta yetişemedim diyebilirim. Bloglar o kadar neşeli ve güzeldi ki... Hepsinin hakkını verebilmek için yarım günümü ayırdım çoğunlukla. Ama bazen de imkan olmadı tabiki...

Çok yeni şeyler öğrendim ♥
Yeni güzel insanlar tanıdım ♥
Çok kahkaha attım ♥
Bazen hüzünlendim ♥
Bir çok ortak noktamızın olduğunu yeniden yeniden keşfettim ♥

Bunlar meydan okumanın en güzel bonuslarıydı :)

Meydan okuma bitti bitmesine de benim için okuma halleri devam edecek bir süre daha. Özellikle son hafta feci dipteydim çünkü... Biraz daha güzel etkileşimi sürdürmek niyetindeyim.

Ve Ezgi'cim blogosferi bu meydan okumayla şenlendirdiğin ve bizi de gaza getirdiğin için çok teşekkürler.
Yorumlarını, güzel düşüncelerini eksik etmeyen sevgili arkadaşlarım size de kocaman öpücüklerimi yolluyorum.

Ben her zaman derim "Biz birlikte güzeliz" diye ya bunu boşu boşuna demiyorum ben ♥




27 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #27


Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli bir kaç önerin?



Bu aralar bu bana o kadar sık olmaya başladı ki... Hoş havalara bahane buluyorum hep ;)

Bizim aile cümbür cuma banyo yapmanın sihirli bir gücü olduğuna inanır.
Hasta mısın? Banyoya...
Yorgun musun? Banyoya...
Sıkkın mısın? Banyoya...
İnandığımız için belki de banyo yaptığımızda rahatlarız...

İkinci sihirli inancımız güzel bir uyku.... Hatta banyo sonrası güzel bir uyku :)) Dertlerimizi, tasamızı uykuya yüklemeyi severiz ;)

Bunlar tutmadı mı? Pozitif enerjili sevdiğin bir arkadaşını ara derim ben. Ya olanı biteni anlat rahatla ya da onun pozitifliğini içine çekene kadar gevezelik yap... Ben susangillerden değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ben anlatmalıyım, konuşmalıyım...

Alışveriş ♥ Bak bu da benim modumu değiştiren şeylerden. Çok büyük bişey olmasına gerek yok çorap alsam mutlu olurum ben :)

Saç baş meselesi de beni rahatlatır bak. Ağır depresyondaysam saçım da radikal değişimlere gidebilirim. Beni tanıyan bir kuaförümün olması müthiş bir şey o sebeple. En son yeşile boyasak teklifimi abla hadi gel ben sana fön çekeyim hem de kahve içip falına bakayım diye geçiştirmişti 😂😂

İlk aklıma gelenler bunlar... Bunlar da çözmüyorsa zaten halim harap demektir ;)


26 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #25 / #26


Son 2 gün kaldı... Hafta sonu yazamama aksaklığımı bugün rutine döndürüyorum artık. O sebeple iki günü birleştirdim :)

Geçelim konulara;

Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.



A - Ailem, arkadaşlarım
B - Baykuş, balon, bal
C - Ceylan Ertem
Ç - Çekirdek, çay, çikolata
D - Deniz
E - Elmalı tart
F - Fal, film, fotoğraf
G -Gezmek ♥
H - Hediye almak/vermek
I - Ihlamur misss miss
İ - İzmir ♥
J - Jelibon şekeri
K - Kestane, kavun, kıvırcık saç, kahkaha
L - Latin dansları, leylek (kendisi değil yalnız görmeyi severim)
M - Meyve, mavi
N - Nakış, not tutmak
O - Oytun ♥
Ö - Özgürlük, öpücük
P - Puding, pasta, piknik
R - Roman, radyo tiyatrosu
S - Sinema, salep
Ş - Şebnem kişisi ♥
T - Tiyatro, tembellik, tahinli çörek
U - Ufuk
Ü - Üzümlü kurabiye
V - Vatan,vicdan
Y - Yaz, yüzmek
Z -  Zevzeklik yapmayı dermişim hahahaaaa :) Bunu bulamadığımdan salladım :)))


Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var?

Paraya kimseye hayır demez bugün şartlarında sanırım ve ben de hayır demem tabi ki :)
Ama zamanı kısıtlayıp şu ana odaklanırsak ben yatağımı istiyorum. Feci hastayız analı oğullu o sebeple uyuyup dinlenmekten başka bir şeye odaklanamıyorum. Yatağıma yatıp uyuyayım ben, bir de sıcak çorba olsun yeter vallahi...





25 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #24


Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehirle ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var neler yapabilirim orada? Nerede leziz birşeyler yiyebilirim bir düşün bakalım?

Ben Balıkesir'de yaşıyorum biliyorsunuz.
Planım uzun uzun özellikle bizim körfez dediğimiz Akçay-Altınoluk-Kaz Dağları ile ilgili bir yazı yazmaktı bu maddeyi ilk gördüğümde.
Günü gününe yazma temposunu kaçırdığımdan mütevellit yazma işini hızlandırmam lazım. Az önce de okuldan aradılar, hastalığımı Oytun'a geçirdim galiba. Başı ağrıyormuş, kendini iyi hissetmiyormuş. Onu okuldan erken alıp eve geçeceğim. O sebeple size eskiden yazdığım; Altınoluk'a çok yakın ama il haritasına göre Çanakkale'ye bağlı olan Küçükkuyu/ Adatepe Köyüne ait bir gezi yazımı buraya taşıyacağım.
Söz bir ara Balıkesir ile ilgili bir yazı yazıp bu açığımı kapatırım ;)

Eski yazım burada. Aynı yazıyı buraya da kopyalıyorum ;)

...............................

Çanakkale ilçesi olan Küçükkuyu'nun bir köyü Adatepe... Ama Edremit - Altınoluk'a yol olarak daha yakın...
Küçükkuyu merkezden dağlara doğru bir yol göreceksin gidersen, koskocaman Zeus Altarı, Adatepe Köyü yazıyor tabelasında....

İşte o yoldan dön hemen... Kıvrım kıvrım yollardan tırmanmaya başla... Pencereni açmayı unutma ama... Zeytin kokusunu içine çek bol bol...

4-5 km çıktıktan sonra ilk durak yeri Zeus Altarı...


Park et şimdi arabanı...
Hareket zamanı :)
Gözün korkmasın ama...
Hepi topu 790 m. yürüyeceksin...


Keyifli bir yol....
Kozalak toplayabilirsin çıkarken...
Çekirgeler zıplayacak önünde....
Doğaya odaklan istersen...
Sesini dinle...
Tenha bir zamana denk geldiysen çok şanslısın aslında :)


Ağaçların güzelliğini seyret bol bol....


Bak ulaştın Zeus Altar'ına....
Yunan mitolojisine göre en yüce Tanrıları Zeus'a kurban adadıkları yermiş burası...
İlyada destanında Zeus'un burada yaşadığı bile söylenmektedir.....

Bak ben size söylemeyi unuttum, imkanınız varsa termosunuza çay/kahve koyun diyecektim...
Manzara şahane çünkü burada...
Taşların üzerine oturup belki keyif yapmak isterdiniz...
Aklınızda bulunsun mutlaka ama...


Manzara şahane olunca bizim gibi çok çok fotoğraf çektirin hatta :))
Doğa ayrı bir güzel, taşlar ayrı bir güzel...


Altar'ın hemen yanında Çanakkale Savaşlarına katılan bir dedenin yatırı var....
Fotoğrafta güzel göründüğüne bakmayın, kirlilik tamamıyla...
Genelde ıslak mendil ve su şişelerinin etiketleri bağlanmış...
Ben muhtarın yerinde olsam madem bu bizim geleneklerimizde var; çeşit çeşit , renk renk kumaşlar bağlarım buraya... Renk cümbüşüne çeviririm... Kirlilik göze batmaz hiç olmazsa....
Hatta 1 liraya kumaş parçaları bile satarım, köyü güzelleştirmek için :)
Hem insanlar dilek dileyerek umutlarını, hayallerini perçinlerler hem de köye katkıda bulunurlar...


Şimdi Adatepe Köyü'nün sokaklarındayız...
Daracık sokaklar...
Taş binalar....

Köye girişte meydanda hemen bir çay bahçesi var, çınar ağaçlarının altında...
Fotoğrafını çekmeyi unutmuşum... Aslında çektiğimi de hatırlıyorum ama telefonumla çektim galiba. Üzerinden çok zaman geçti... Ağustos'ta gitmiştik biz... Bulursam eklerim meydanı da...

Hemen çay bahçesinin yanında dondurmacı var. Otlu dondurma satıyor...
Kekikli, naneli, zeytinli :)
Kekikliyi sevdim ben, gidersen dene mutlaka...

Sit alanı ilan edilmiş bu köy... O yüzden betonarme bina görmek neredeyse imkansız...
Eski binalar orjinaline sadık kalınarak onarılmış...


Mesela şu sağdaki ev...
Terkedilmiş belli...
Sürtündüm duvarlarına, belki bana verirler diye :))
Ama nerdeeee...

Bu arada burada yeni inşa ev olmadığı için ev fiyatları çok yüksekmiş...
Duyunca hayalini bile kuramadım ahahaaaa :)
Yalanmakla kaldım :)))


Köyün çeşmelerinden bir kaçı...
Bazılarından su akmıyordu...
Kaz dağlarının eteğindeki bir köy için ne üzücü...


Eskiden zeytinyağı çıkartmak için kullandıkları taş düzenekler....
Zeytin ve zeytin yağı satan bir dükkanın önünde rastlıyoruz...
Küçükkuyu'nun içinde Adatepe Zeytinyağı Müzesi açılmış aslında...
Vakit olmadı dönüşte uğramak için..
Bir başka zamana artık...


Ara sokaklarından birinde Sabun Kayfe'ye rastlayacaksınız...
İlk önce kahve içmeye niyetlendik ama taze limonata hazırladığını duyunca limonataya bir dönüş yaptık...
Uzun zamandır içtiğim (kendi yaptıklarım da dahil) en iyi limonatalardan biriydi...
Sıcak, samimi bir ortamı var...
Dikiş makinası ayağından yapılan masalara bayıldım :)
Şahsına münhasır insanlar işletmecileri...
Mutlaka uğrayın dediğim yerlerden...


Taş binaya ben maviyi çok yakıştırıyorum....
Sanki masalsı bir hava katıyor evlere...
Şimdi kim yaşamak istemez ki bu evde :)


Güzelim evlerden bir tanesi daha...


İrili ufaklı konaklar var köyde konaklamak için... Buda o konaklardan biri...
Köyün en üstüne konumlanmış...
Geniş bahçeli, tam dinlenmelik bir yer...


Fotoğraflarda bu kadar boş göründüğüne aldanmayın...
Biz hafta içi gitmiştik...
Hafta sonu akın akın insan seli olabiliyor bu sokaklarda...


İşleme ne kadar da yakışmış değil mi...
Seviyorum ben böyle işleri...
Yeniyle eskiyi bir araya getiren o ruhu...

yine bir gezimizin sonuna geldik...
Size yazdan kalma birkaç yer daha anlatacağım vakit bulduğumda...
Benim iki böcüğümle size kocaman öpücükler gönderiyorum..
Hoşça ve dostça kalın  ♥