5 Mart 2018

Şebo oscarlarını dağıtıyor :))

05.03.2018 Güncellemesi;

Törenin tamamını izleyemesem de sabah erken kalkarak önemli bir kısmını izleyebildim internetten. Ara ara yayın kesildi yine her zamanki gibi keyfim kaçmadı bu sefer... 

Akademi film konusunda büyük bir çoğunluğumuzu ters köşe yaptı ve The Shape of Water ihtimalini bizler hiç düşünmesek bile o baş tacı yaptı... Donup kalmışım açıklandığında. Filmi sevmiştim en azından, buna da şükür :))) 

Diğer adaylar konusunda bir sürpriz olmadı, ihtimaller dahilinde davrandılar. Ama yine de gıybetten kurtulamazlar, bir kaç hafta sürer tören gıybetleri. Sonra yeni heyecanlar, yeni ihtimaller ;)


Çok zor çizdim filmin üzerini :( Elim titredi resmen... 3 billboardcım sen kalbimizin osacarını aldın dedim hatta kendisine :))


Tebrikler sevgili su canavarım The Shape of Water...


...............................................................................................................................................................


02.03.2018 tarihli yazım;

Evet hâlâ başım dönüyor, mideme öküz oturmuş durumda ve sallanıyorum.  Bu durum zaten tüm filmleri izlememe engel oldu, bari tahminlerimi engellemesine izin vermeyeyim dedim ve soluğu burada aldım.

Filmlerin tamamını izleyemediğim gibi, izlediğim filmlerin de hepsini yazamadım, yetişmedi. Geç olsun, güç olmasın mantığıyla izlediklerimin hissiyatını bir ara yazacağım tabi ki... Ama  zamana ihtiyacım var birazcık daha.

Neyse konuyu uzatmadan kısa ve öz tahminlerimi yapıp kaçıyorum yine hemen.

Bu arada 5 Mart Pazartesi sabahı yazımı güncelleyerek bakalım kaçta kaç tutturmuşum bakacağız her zamanki gibi :)


EN İYİ FİLM;

Bu kategorideki tüm filmleri izlediğim için mutluyum.
Geçen senelerde olduğu gibi arada kaldığım bir film olmadı bu sene. Genel olarak filmlerin hepsi kendi içlerinde güzeldi ancak açık ara favorim tek bu sene

THREE BILLBOARDS OUTSIDE EBBİNG, MISSOURİ kazanacak diyorum ✌


EN İYİ YÖNETMEN;

Bu kategorideki filmlerin de tamamını izlemişim. Ne güzel ♥
Dunkirk ve The Shape of Water filmlerinin yönetmenleri arasında gidip geldim bu kategoride. Nolan savaş çekimlerini 3 ayrı yönden karma yaparak oldukça iyi iş çıkarmıştı. Geçmişini düşünürsek güçlü bir aday. Fakat benim gönlüm daha çok filme kurduğum bağ sebebi ile The Shape Of Water filminin yönetmenine kayıyor. Ve o sebeple ;

GUILLERMO DEL TORO kazanacak diyorum 😉


EN İYİ KADIN OYUNCU;

Bu kategorideki tüm filmleri de izlemişim :))) Ee ben hangilerini izlemedim ki :)) Neyse şimdi çıkar ortaya....

Bu kategoride de sabitim ve kesinlikle tek favorim var. O soğuk bakışlarıyla nasıl bir konuşma yapacak, aslında çok da merak ediyorum...

FRANCES MCDORMAND gönlüm seninle ♥


EN İYİ ERKEK OYUNCU;

Bu kategoride Roman J. İsrael filmini izlememişim, Sevgili Denzel'e özürlerimi bildiriyorum o sebeple....

Diğer 4 film üzerinden konuşacak olursam Gary Oldman benim için oldukça iyiydi. Fakat Daniel Day Lewis de o sakinliğiyle büyüleyiciydi.

GARY OLDMAN diyorum ben bu sene, beni şaşırttığından dolayı...


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU;

Bu kategoride de Mudbound'u izlemediğim için Mary J. Blige devre dışı kaldı benim için...

Yine 4 aday üzerinden konuşacak olursam oynadığı karakterden iliklerime kadar nefret etmemi sağlayan o kadından başkasını düşünmem çok büyük haksızlık olurdu.

ALLISON JANNEY hiç sevilmedin ama amaç da sevilmemen di zaten 😉


EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU;

Bu kategoride de firem var maalesef; Florida Project...

Bu filmi seyretsem acaba fikrim değişir miydi bilmiyorum. Filmi izleyenler ikiye bölünmüş gibi sanki bu konuda. Willem Dafoe 'nun şansı olup olmadığı konusunda tartışmalar var halihazırda.
Filmi izlemediğimden bu konuda yorum yapmam çok güç...

Ben bu sene oyumu dengesizliğe vereceğim ♥

SAM ROCKWELL şahaneydin dostum 👍




Kendinize iyi bakın, keyifli bir hafta sonu diliyorum herkese ♥



28 Şubat 2018

Bu hafta #8


Gecikmeli olarak merhabalar...

Cuma gününden bu yana tansiyonumla debeleniyorum. Daha önce hiç böyle bir sorunum olmadığından baş dönmelerimin sebebini bilmeden evde yatıp duruyordum ki sağolsun Tülüşüm tansiyon bu tansiyon diyerek aydınlanmamı sağladı. Sebepsiz 20 lere kadar fırlayan atarlı bir tansiyonum var benim artık ve tetikleyen neyse hâlâ bilmiyoruz. Kardiyolojiden başladık, dahiliyeden çıktık... Henüz sabit bir durum yok. Ayın 12 sinde sintigrafi randevum var, bir de gizli şekerden şüpheleniyorlar. Şimdilik ilaç kullanmaya başladım tansiyon için... 15 günlük bir takip sürecine başladım, hayırlısı diyorum...

Bizim ergenlerin fen dersi için proje meseleleri vardı, erken erken hallettik şükür. İlk defa yumurta-kapı ilişkisini kullanmadık ya ana oğul, kendimizle çok gurur duyduk :))


Bu hafta film ve kitap hak getire bende yine... İpin ucunu feci kaçırdım... Bu hafta izlemem lazım ama baş dönmem hala devam ediyor ve tam midemin üzerine oturan öküz benim rahat nefes almamı bile engelliyor. O sebeple çok umutlu değilim filmleri bitirme konusunda.. İzlediğim kadarıyla Cuma günü Oscar tahminlerimi yapacağım, bir aksilik olmazsa tabi.... Pazar da malum tören var ♥

Malum Oytun'un kutlu doğum haftasıydı bu hafta. Bu sene sınıfta kestik pastasını. Kısa bir eğlenmece yaptılar ve bizim ergen pek mutlu oldu bu durumdan. Akşamda aile içi bir kutlama ve sürpriz konuklar derken paşacım da kutlamalara doydu sanırım :)

Bu hafta liste yok, halim takatim olursa doğaçlama takılacağım ;)

Bu arada sizleri ziyaret edemiyorum, ekrana baktıkça baş dönmem artıyor sanki, lütfen kusuruma bakmayın. Söz veriyorum en kısa zamanda açığı kapatacağım...

Sağlıcakla kalın...


22 Şubat 2018

Ergene sesleniş :))


İleride hatırlar mısın bilmem ama arada böyle önemli zamanlarda, bir açıklama falan yapılması gerektiğinde Ulusa Sesleniş diye bir program koyarlar ve her kanalda aynı saatte o yayınlanır. Sana her sene yazdığım bu yazıları şimdi ona benzettim :))) Cumhurbaşkanı gibi bir anan var oğlum ahahahaaaa :))) Kıymetini bil :))))

Sen ergen ergen evrilmeye başladıkça bu yazıların senin gözünde çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Erkekler bu tarz şeylere pek önem vermezler genelde. Her ne kadar senin bu konuyla ilgili hassasiyet ayarlarınla oynamaya çalışsam da genlerinin galip gelme olasılığı yüksek. Sen kıymet bilmezsen belki ileri de bir kızın olursa "ayyyyy babaannem ne tatlişkoymuş, neler yapmış babama" der belki 😂😂😂 Bu anılarımızı derler, toparlar...

Oflamaaaa bana, bugünkü hissiyatım böyle 😃

Hatta evrimini de yerleştireyim buraya tam olsun 😉


Gel şimdi klasik stilimize dönelim ve geçen 1 yaşımıza kuş bakışımızı yapalım seninle...

Bu yıl okuma alışkanlığı konusunda level atladın. Bir okuma zevkin oluşmaya başladı. Polisiye, macera seviyorsun şu sıralarda. Devamının gelmesini diliyorum.

Okul konusunda radikal bir değişiklik yaşadık. Asla ve kat-a dediğim özel okula geçiş yaptık bazı endişelerimizden dolayı. Sen çok mutlu oldun bu duruma ve oldukça kolay bir şekilde adapte oldun. Bazen acaba daha önce mi yapsaydık dediğim de olmadı değil hani ama maddi olarak yorulduğumuz da bir gerçek. Bunu anladığını ümit ediyorum :) Ki öyle de davranıyorsun zaten, teşekkür ederim bu konuda sana ♥

Bu sene ikimiz bir ilki gerçekleştirdik ve ilk defa bir gemi seyahatine çıktık. Benim zamanımda bir aşk gemisi dizisi vardı ve ben o gemide olmayı çok hayal ederdim hep. Ben hayalimi gerçekleştirmenin mutluluğundayken sen hayal kırıklığına uğradığını söyledin. Meğer gemi turu, gemi turu deyince biz sen ultra lüx bir yatla mavi tur hayali kurmaktaymışsın 😂😂😂 Bu halin bizi çok güldürse de ileride inşallah gerçekleştirirsin oğlum dedik ♥

Geçenlerde bana anne ben sevgili yapayım mı diye sordun. Yap oğlum, aday var mı hani dedim şaşkınlıkla. Sende bana meraktan sormuşsun meğer, galiba arkadaşlarının ufak ufak böyle şeyleri olmaya başladı. Sende bir heves ettin. Karşı cinse karşı ıyyykkkk modundan şu an utanma moduna geçtin zaten. Hatta kalem kutuna bir not bırakmışlar "Oytun senden çok hoşlanıyorum"  diye. Deli gibi aradın da bulamadın kızı. Trollediler galiba diye de pek üzüldün :)) Üzülme oğlum inan bunun da zamanı gelecek... Bir süre daha şu kızlardan uzak durma halinde kalsan bir anne olarak emin ol çok mutlu olacağım 😉

Bugüne kadar aynaya hiç bakmadığın kadar aynaya baktın bu sene. Saçlarım şekil, önümden çekil modun hiç eksik olmadı. Yok orası kalkıyor, yok burası kalkıyor diye söylendin gezdin. Hatta bir saç kestirdiğinde saçına fön çektirdin de allahım bu çocuğu ben mi doğurdum dedirttin bana 😂😂😂 Kafanı hiç oynatmadan gezdin. Hele gece yatarken nasıl yatsam acaba, saçım bozulacak şimdi derdine düştün :)

Oğlum iz kalacak dedikçe sen yolup durdun sivilcelerini. Psikopata bağladın bu konuda.

Hâlâ rahat kıyafetler tercihin, eşofmana bayılıyorsun. Bel rahatlığı=kıyafet rahatlığı konusunda bir denklemin var. Şükür ki bunu giysen keşke dediğimde de çok sıkıntı yaşatmıyorsun. Sihirli cümlem "çok yakışıklı oluyorsun bu kıyafetle". Biliyorum çok fenayım hahahaaaa :D

Güzel film arkadaşlığı ediyoruz birbirimize. Başlarda alt yazılı filmlere mırın kırın ediyordun ama artık alıştın ♥ Bu sene Oscarları sende benim gibi dört gözle bekliyorsun hatta.

Arden'le abilik durumların bu sene de çok keyifli. Her telefon konuşmamızda avu avu diye seni istediğinde çok mutlu oluyorsun. Aramzamzam diye bir tekerlemeyi tekrar tekrar söylüyorsunuz, sevginiz enerji dolu... Dileğim hep böyle olmanız ♥

Bu yaşında ilk defa okul gezisine katıldın. Nasıl bir telaş yaptın anlatamam. Yiyeceğin, içeceğin, yapacağın şeyleri kendi kendine planladın. İzmir'de uzay kampına gittiniz ve çok eğlendiniz. Hatta şimdilerde kısa bir kamp programına dahil olmak istiyorsun. Biz de kısmet diyoruz 😉

Tiyatro konusunda şanslı bir yıldaydık. Profesyonel anlamda ilk defa tiyatroya gittin ve ustaların ustası Haldun Dormen'i izleme şansını yakaladın. Keyifli ve güzel bir deneyimdi senin için. Şimdi tiyatro deyince kulaklarını dikiyorsun hemen kim, kim diye :)))

Evde ve mutfakta sorumluluklarını bir tık yükselttik. Hala çöp atma görevinden kurtulamadın ama :)) Arden'in büyümesini bekliyorsun ama boşa hayal kuruyorsun :)) Arden büyüse bile ancak seni yaz tatillerinde kurtarır ahahaaa :) Üzgünüm :))) Odanı süpürme görevini başarıyla hallediyorsun. Arada kıyafetlerini dolaba tıkıştırıyorsun gerçi ama aşacağız bunu da. Kıyafet katlamak konusunda çok başarısızsın hala :))) Son dönemde bir de salata yapma görevini sana devrettim ki bu benim için şahane oldu emin ol :))) Şimdilik keyifle yapıyorsun gerçi ama çok yakın zamanda mızıldanmaya başlarsın biliyorum :)))

Okul çıkışlarında yanıma geldiğinde ufak tefek alışveriş işlerimizi de hallediyorsun bu sene. Ama hala neyin ne kadar olduğunu sormak gibi bir alışkanlık edinemedin. Ne kadarmış dediğimde paranın üstüne göre hesap yapıyorsun.

Youtuber olmak gibi bir hayalin var. Hatta videolarının açılış grafiklerini vs de hazırladın. Oyun yayınlamak istiyorsun, bunun için tek hayalin üst seviyede bilgisayar. Henüz ekonomik onay alamadın, başımızı didikleyip duruyorsun :))) Enes Batur ve Buğra'nın hayranısın. Youtuberların ne kadar para kazandıkları ile ilgili bir sürü hipotezin var. Ve bu hipotezler bitmek bilmiyor :)

Bu sene pazarda kitap sattın. İlk başta zor geldi ama baktın ki paralar sana kalıyor, bir kaç hafta üst üste denedin bu işi :) Bu sene Arden'i de vereceğim yanına... Pazara devam bilgin olsun :)))

Yağmurda yürümeyi seviyorsun. Hala garip ve soğuk espriler konusunda ısrarcısın. Gülmekten ve güldürmekten hoşlanıyorsun. İstediğin bir şey olmayınca hemen modunu düşürüp ya küsüyorsun, ya ağlıyorsun. Renk tercihin bu sene belirgin değil; sarı ve pembe haricinde her renge sıcaksın.

Ergen kokunla şahanesin, Oytun banyoya offf dediğimde üzerime üzerime gelip beni sinir ediyorsun. Neymiş doğallık güzelmiş, mis gibi kokuyormuşsun ahahahaaaa :)

Dert ortağımsın, sevinç kaynağımsın, kızdıranımsın, gülümsetenimsin, söylendiğimsin, gururlandığımsın... Her duyguyu tattıranımsın kısaca...

Bazen oldukça endişeli bir anne oluyorum farkındayım. Ve bu seni oldukça fazla geriyor bunun da farkındayım. Bazen törpüleyemiyorum annem kendimi özür dilerim. Biliyorum su akacak ve yolunu bulacak... Annelik farklı bir müessese be oğlum, anla o yüzden beni...

Daha çok gülümse,
Daha çok sarıl,
Öfkeni içinde tutma,
Haksızlığa uğradığını düşündüğünde kendini savun,
Hayallerini kısıtlama, kendini hiç kısıtlama,
Konuş ama dinlemeyi de bil,
Sevgiyi hafife alma,
Daha çok sev,
Nefreti içinde barındırma, bırak gitsin suya dağa taşa,
Efendilik sana çok şey kazandıracaktır ama kavga etmen gerektiğinde de korkma, dal içine,
Hayat senin için hâlâ uzun, ileride keşke demeyeceğin bir hayat sür,
Ve seni çok sevdiğimi hiçbir zaman unutma.

Nice mutlu yaşlara birlikte oğlum...

Annen...








19 Şubat 2018

Bu hafta #7


Günaydın ve iyi haftalar diyerek yazıma başlayayım :)

Dolu dolu bir hafta geçirdim, birkaç madde hariç listemi de tamamladım, mutluyum...

Haftanın en önemli olayı Oytun'un şarkı yarışmasıydı. Okulda arada sırada böyle organizasyonlar yapmaları çocukları mutlu ediyor. Bize de eğlence oluyor. Müzikle ilgili yeteneği olmayan ergenimin ben yarışmaya katılacağım demesi bile şaşırtıcıydı benim için ama sahnede onu izlemek daha şaşırtıcıydı. Evet sesi kötüydü. Konuşurken bile şu aralar kötü çıkıyor sesi çünkü ergenlikten dolayı. Kalın kalın giderken birden incelip çok sesli koroya dönüşüyor. Sahneye çıkmadan az önce yanıma gelip benim sesim çok kötü, çıkmaktan vazgeçtim diyerek bir kararsızlık sergilese de hafif bir gaz ile emin adımlarla çıkmayı başardı. Ve keyiflendi de... Alkışı sever zaten :)
Sonra garip bir özgüven ile neden ilk üçe kalamadım ben diye mızıldasa da farklı bir deneyim yaşadı.
Tekrar söylüyorum özgüvenin fazlası zarar ahahahaaaa :))))

Son zamanlarda konserve yemek yapma işine dadandım ve bu hayatımı çokça rahatlattı. Yemek yaparken çokça yapıyorum ve bir öğünde yiyeceğimizden fazlasını ocaktan indirir indirmez yine öğünlük olacak şekilde kavanozluyorum. 2-3 hafta çok rahat dayanıyor yemekler. Akşam sanki lokantaya gitmiş gibi bugün hangi çorbayı içsek, hangi yemeği yesek diye buzdolabından seçmece yapıyorum. Bazen yanına pilav ya da makarna şipşak sofra hazır. Hep aynı yemeği yemekten de kurtulmuş oluyoruz böylece...

Bu hafta yemeklerde salata yapma işini de Oytun'a sattım ahahahaaa :) Salatalık malzemeyi yıkayıp önüne veriyorum, o yapıyor salatayı. Ben de bu arada evimi toparlayıp, sofra kuruyorum. Vakitten kazanıyoruz. Hem de kendisi yaptığı için salatayı kaşık kaşık benimle yarışarak yiyor ♥

Sinemaya gidemem bu hafta diyordum ama yarışmadan çıkışta doğaçlama takılınca istediğim filme de gidebildik. Cebimdeki yabancı umduğumdan çok çok iyiydi. Ayrıntılı yazarım yine ama hala gösterimde iken mutlaka gidin diyorum.

Bu hafta hiç kitap okumadım, sinemada izlediğim film hariç hiç film izlemedim :/ Haneme bu hafta için kocaman bir (-) yazıyorum o sebeple.

Yarım el işlerimi çıkarttım, baktım baktım yeniden kaldırdım hahahaaaa :)))  Azıcık bir kağıt ipim varmış, ondan clutch yapmaya karar verdim. İpi bitirmek de yarım iş bitirmek kadar zevkli olur hem :))) Ömrünü 1 ay biçtim ama bakalım ne zaman bitireceğim ;)

Benden bu kadar, hafta planlamamı da yapar kaçarım ben ♥


* Gardrop Şebo gardrop.... Son ikaz...

* Oytun'a pasta siparişi ver. (Bu sene pasta kesme işini okulda yapmak istediğine karar verdi )

* Cuma gününe bir toparlanmaca planla, küçük bir kutlama da orda yap.

* Banka ödemelerini hallet.

* Hafta sonu yatılı misafirimiz var. (İptal)

* En iyi film kategorisinde bir filmin kaldı en azından onu seyret. (Başka film seyredebileceğimi sanmıyorum, bu hafta işler yoğun işten geç çıkarım çünkü)

* Oytun'un fen projesi malzemelerini hazırla.





17 Şubat 2018

The Post / Altın Küre Çelınc #7 / Oscar2018 #6


Film yazılarını biraz hızlandırmam lazım, yazılmayı bekleyen 2 filmim daha var çelınc için. Vakit bulmakta zorlanıyorum...
Hoş daha izlemem gereken en az 6 film daha var, en az o da :/ Biraz sıkıştırmak lazım artık, gelecek haftaya iyi bir planlama yapmam lazım o sebeple...
Hadi hayırlısı ;)



THE POST / 2017

Oscarda en iyi film ve en iyi kadın oyuncu dallarında sadece iki adaylığı mevcut. Altın Kürede ise 6 adaylığı olmasına rağmen ipi göğüsleyemeyenlerden. Aynı sonucun Oscarda da olacağını düşünüyorum.

Neyse efenim biz filmimizin konusuna geçelim ilk önce...

Filmimiz Amerikan basın ve özgürlük tarihine damgasını vuran Vietnam Savaşı dönemindeki Pentagon Belgelerinin ilk önce Times daha sonra da Post gazetesinden yayımlanma sürecini ve o dönemin psikolojisini anlatıyor. Ve eleştirilen Nixon dönemine de gayet üslubunca selam çakıyor.... Hatta ve hatta bazı eleştirmenler Nixon üzerinden Trump'a gönderme yapıldığı kanaatindeler.

Amerikan basınını ve tarihini bir kenara bırakıp bu filmi kendi ülkemiz şartlarında izlediğimizde emin olun hepiniz "vayyyy beeee" diyeceksiniz.... Hele filmde "basın, yönetenler için değil yönetilenler için vardır." diye bir cümle var ki üzerinde çokça düşünmeden edemiyorsunuz.... Basın ve habercilik üzerine tarz olarak hayalini kurduğumuz, olması gerekenin ekranda ütopyaymış gibi izlemek benim için can sıkıcı ve üzücüydü...  Oldukça üzücü hem de... Hele doğruyu söylemek uğruna senelerce içeride yatan, öldürülen, sindirilen, işlerinden edilen gazetecilerimizi düşününce boğazım düğüm düğüm oldu....

The Post gazetesinin sahibi ve genel müdürlüğünü yapan Kay Graham'a Meryl Streep hayat vermiş. Bu adı duyunca nedense ben olağanüstü bir şeyler bekliyorum. Bu beklentim de beni hayal kırıklığına uğratıyor o sebeple... Meryl bu filmde iyiydi evet ama olağanüstü değildi... Rol için değil, gerçekten yaşlanmış olduğunu hissettim... Yine de keyifle izledim...

Tom Hanks gazetenin editörü Ben karakterindeydi. Haberi ensesinden yakaladım bırakmam havalarıyla oldukça havalıydı. İyiydi evet ama o da muhteşem değildi. Bunda karakterlerin de payı var tabiki...

Filmde en sevdiğim sahnelerden biri bu haberi yapacağım diye ısrar eden Ben'in Kay Graham'ı siyasi çevrelerle yakınlığı dolayısıyla suçlarken Kay'in bir hamle ile Ben'i Kennedy'lerle çıktığı tatiller ve yediği yemeklerle yakalamasıydı... Şimdi düşününce altı üstü yemek diyoruz ama o dönemlerde o bile belli mesafede yapılmazsa insanın suçlanmasına sebep olabiliyormuş baksanıza...

Basım kararı alındığında insanların yüzünün aydınlanmasını sevdim, dayanışmalarını sevdim, o koşturmacalarını sevdim ve son konuşmaları daha çok sevdim... İnsan kendi dünyasında böyle bir özgürlüğü ararken karşısındaki insanların filmde olsa dahi o coşkuyu, sevinci ve gururu taşımaları insanı hafif kırgın duygulandırıyor...

Sonuç olarak ben bu filmi SEEEEVVVVVVDDİİİİİMMMMM efenim.. Bir başyapıt değil evet belki Oscarlık da değil ama iyi oynanmış, iyi odaklanmış güzel bir film... İzleyin lütfen ♥


14 Şubat 2018

Call Me By Your Name / Altın Küre Çelınc #6 / Oscar2018 #5




CALL ME BY YOUR NAME / BENİ ADINLA ÇAĞIR (2017)

2018 Oscarlarında en iyi film, erkek oyuncu, uyarlama senaryo ve özgün şarkı kategorilerinde toplam 4 adaylığı söz konusu filmimizin. Altın Kürede de benzer adaylıkları olmasına rağmen ödül kapamayan gruba girenlerden.

Çevirmen bir anneyle tarih profesörü babanın oğlu olan Elio (Timothee Chalamet) ailesi ile yaşadığı yazlıklarında günlerini kâh müzikle, kâh kitapla, kâh arkadaşlarıyla tipik yaz eğlenceleri ile geçirmektedir. Babasına yardımcı olmak için yazlıklarına Oliver (Armie Hammer) 'ın gelmesi ile 17 yaşındaki Elio'nun hayatında farklılıklar oluşacaktır. Filmimizin konusunu anlatmam gerekirse kısaca böyle anlatabilirim sanırım.

Film bir kitap uyarlaması ve öğrendiğim kadarıyla filmin devamının da çekileceği resmi olarak duyurulmuş. Kitaptan yola çıkılarak bir sonrası filmi olduğu konuşulanlar arasında. Bekleyip göreceğiz.

Gelelim hissiyat meselelerine....

Timothee Chalamet almış olduğu adaylığı bence sonuna kadar halk ediyor. Cinsel arayışının gidiş gelişlerini, duygusal travmalarını çok iyi geçiriyor. En iyi erkek oyuncu adaylarının filmlerini henüz tamamlamadığım için bu konuda çok yorum yapamayacağım gerçi ama şu anda benim için kuvvetli adaylardan birisi. Eğer ödülü kapabilirse bu genç yaşında ödül alması profesyonel hayatında önemli bir dönüm noktası olacak.

Filmimiz İtalya'nın bir kasabasında geçiyor ve dingin yaşamıyla büyülüyor. Ailenin akdeniz insanlarına has sıcak ve dosthane ilişkileri de filme ayrı bir sempati kazandırıyor.

Filme bir eşcinsel filmi demek aslında bana göre hatalı olur kanaatindeyim. Evet konumuz bu minvalde ilerlese de tensellikten daha çok konunun psikolojisine odaklandıkları için daha çok cinsel bir arayış filmi diyebilirim. 17 yaşında bir genç çocuğun cinsel kimlik arayışı....

Cinsel kimliğin sonradan edinilen bir duygu olmadığına inananlardanım ancak bu filmi izlerken acaba Elio'nun karşısına Oliver çıkmasaydı sorusunu sormadan edemedim. Bu bir tetikleyici unsur muydu yoksa var olan bir duygunun açığa çıkması mıydı... Buna hâlâ karar verebilmiş değilim. Ama bir anne olarak söylüyorum ki bu beni etkiledi ve filme farklı bir gözle bakmamı sağladı...

Filmi ne zamanki bir anne olarak seyretmeye başladım o zaman ebeveynlerin de hareketleri, tutumları da benim için önem kazandı ve filmin yarısından itibaren tekrar başa sararak ikinci kez daha dikkatli izledim filmi. Gayet ilgili, çocuğunun beğenilerini, isteklerini önemseyen bir anne-baba vardı karşımda. Yeniden izlemem farklı bir ipucu getirmedi yani bana. Fakat o final var ya final... Bir baba-oğul konuşması vardı ki, ben o sahneyi tekrar tekrar izleyebilirim. "Hayatını nasıl yaşayacağın seni ilgilendirir" gelişiminde bir konuşmaydı ki tüylerim diken diken oldu.

Sonuç olarak verdiği mesajların ruhta bıraktığı hissiyat sebebiyle bu filmi SEEEEVVVVDDDİİİMM kategorisine atıyorum hafızamda. Ama şu da bir gerçek ki sevgili karındaşımın adlandırdığı üzere daldaki elma ha düştü ha düşecek diye beklenilen durağan bir film olduğunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Buna göre izleyip izlememe kararınızı vermenizi öneririm.

Sevgilerle ♥