4 Mayıs 2012
iyi hafta sonları...
Safranbolu'ya doğru yola çıkıyorum bugün... İnşallah güzel anılar biriktirerek geleceğiz 2 günlük kaçamağımızdan...
Hepinize en güzelinden bir hafta sonu diliyorum...
1 Mayıs 2012
Eyyy zaman sana sesleniyorum :)
Bugünlerde herkes zaman problemi yaşıyor galiba... Kiminle konuşsam mutlaka konuşmanın bi köşesinde yetişemiyorum diyor... Kimin bloguna baksam ah bir vaktim olsa diyor... Çalışanımızda, çalışmayanımızda böyle... Eeeee bende diyorum ki sorun nerde ( :
Suçu havalara attım, sersem yaptı dedim... Düşündüm taşındım kışta da böyle, yazda da böyle... Miss gibi bahar havasının ne suçu var dedim, vazgeçtim....
Çok geziyorum evde kalmıyorum dedim. Koskoca Pazar gününü kah hımbıllık yaparak, kah uyuyarak, kah salaklanarak iç ettim... Sorun gezmede değilmiş demek ki dedim, vazgeçtim...
Kimse bana yardım etmiyor dedim. Tek başıma nereye kadar dedim. Görev paylaşımı lazım en azından evde dedim... Onu o yapamaz, bunu bu yapamaz dedim. Paylaştıracak görev bulamadım iyi mi !!! Tabi semerini takmışsın indiremiyorsun dedim, vazgeçtim....
Ve ben İMMMMDDAAAATTTTT diyorum artık :))
Suçu havalara attım, sersem yaptı dedim... Düşündüm taşındım kışta da böyle, yazda da böyle... Miss gibi bahar havasının ne suçu var dedim, vazgeçtim....
Çok geziyorum evde kalmıyorum dedim. Koskoca Pazar gününü kah hımbıllık yaparak, kah uyuyarak, kah salaklanarak iç ettim... Sorun gezmede değilmiş demek ki dedim, vazgeçtim...
Kimse bana yardım etmiyor dedim. Tek başıma nereye kadar dedim. Görev paylaşımı lazım en azından evde dedim... Onu o yapamaz, bunu bu yapamaz dedim. Paylaştıracak görev bulamadım iyi mi !!! Tabi semerini takmışsın indiremiyorsun dedim, vazgeçtim....
Ve ben İMMMMDDAAAATTTTT diyorum artık :))
30 Nisan 2012
ankara, ankara güzel ankara...
Ankara'lı olmamıza rağmen çok uzun seneler uzaklarda yaşadık babamın görevinden dolayı...
İlkokul öğrencisiydim Ankara'dan ilk taşındığımızda...
Her sene gitmemizin en başlıca sebebi eş-dost-akraba özlemidir. Bu nedenle başlıca yerler dışında pek yabancıdır bana Ankara :)
Son senelerde ise memleketimi tanımaya çalışırken paşamında öğrenmesini sağlamaya çalışıyorum. Bu arada anneminde hatıralarını canlandırıyoruz tabiki :))
Bu gidişimizde yolumuzu Samanpazarı civarına çevirdik. Çocukluğumda hatırlarım halamla eniştemin dükkanına giderdik arada... İlk durağımız Ulus olur bana ünlü Akman bozacısında Boza içirirlerdi. O zamanlarda da boğazıma pek düşkündüm :)) Bu gidişimde yine uğramak istedim ama unuttum dönüş yorgunluğunda :))
Suluhan...
İçinde kayboldum diyebilirim...
Bir sürü incik boncuk :) Hemde ucuz ucuz...
Çıkrıkçılar Yokuşu
Ne ararsan bulabileceğin bir yer...
Bir tezgahtan bir tezgaha koşup durdum :))
Her yer bakır dolu...
Eski bir bakır tencereyi işletmeye verdik ama bizim zamanımız olmadığı için sonra teyzoşum alacak sağolsun :)
Kendi haline bırakılmış bir ev :(
O anahtarlar benim olsun istedim ama malum antika kıvamında...
Çok pahalıydı, durun bakalım burda dedim :))
Pirinç Han
Avlusuna derme çatma bi cafe yapılmış.
Gözlemesi enfes tavsiye ederim :))
İçindeki dükkanlar genelde derme çatma
Ama hepsinin içinde kayboluyorsunuz
Eski 45 likler, eski kitaplar, el emeği göz nurları...
Hepsi çok güzel :)
Her penceresinden ayrı bi güzellik görüyorsunuz...
Adam baktı herşeyin fotoğrafını çekiyorum elimde kıymetli bi taş var dedi...
Taşımla benimde fotoğrafımı çekermisin?
Tamam dedim merakla...
Eski bir keseden plastik bir boncuk çıkardı çok kıymetli bi taş bu dedi...
Gülümseyerek çektim resmini..
Buraya koymasam olmazdı :))
Bu meleklere bayıldım :))
O kadar çok fotoğraf çekmişim ki ancak bu kadar azaltabildim :)
Bayağı uzun bir post oldu bu sebeple kusura bakmayın artık ;)
Hepinize çok ama çooookkk güzel bir hafta diliyorum...
27 Nisan 2012
dinazorlar aşkına :))
Oğluşun 4 gün tatili olunca gezenti annesi de durmadı izin aldı ve Ankara'ya biz geldik dedik...
Pek bi eğlendik ve bol bol gezdik...
Bi alışveriş merkezinde de baktık dinazorlara yolculuk diye bir sergi var, koştura koştura gittik :))
Küçük bir görsel hazırlamışlar ama maketlerin hareketli olması benim böceğimin çok hoşuna gitti
Gitmek isteyenlere tavsiye edilir..
Hareketli maketlerden biri balık yerken :)
En büyük maketimizde buydu :))) wwaaaoooooorrrrr diye bağırıp durdu :)))
Size bir fikir olsun diye mini bir video ekledim.
Dinazor aşığı minnoşum çok güzel vakit geçirdi. Tabiki bende :))
Şimdilik hoşçakalın, sevgiyle kalın...
17 Nisan 2012
gezdik, gördük, eğlendik ve buyrun Çeşme maceraları / Bölüm 2
Alaçatı sokakları ile devam edelim bugün.
Cumbalı ve taş evler süslemiş sokakların kenarlarını. Henüz sezon açılmadığından dolayı terk edilmiş bir kasaba halindeydi ama ben bu haline bayıldım Alaçatı'nın. Bir çoğu eski yapısına sadık kalınarak tadilat yapılmış ve butik otel haline dönüştürülmüş.
Sarmaşıklar sarmış bir çok evi...
Pencere pervazları hep rengarenk...
Kimi sezona hazır, kimi henüz tadilatta
Ama hepsi yemyeşil bahçelerin...
Arnavut kaldırımları daha da güzelleştirmiş sokakları
Kapıların önünde seyre dalıyor insan...
Kimini çiçekler, kafesler süslemiş...
Kimini dev karıncalar...
Paytonların yerini burda ikili-dörtlü bisikletler almış :))
Sokakları gezmeye doyamadık oğluşla. Sabahın 6 sında tekrar attık kendimizi sokaklara.
Yürüdük yine sokakların tadını çıkarta çıkarta...
Birde kendimize oyun bulduk...
Acaba bu evde kimler yaşamıştır oyunu...
Bir o anlattı ev ahalisini bir ben anlattım :))
Soralımmı anne dedi acaba doğru bilmişmiyiz diye meraklı meraklı...
Uyuyorlardır dedim gülümseyerek, ama biz kesin bilmişizdir içinde yaşayanları :))
Şimdilik hoşçakalın :)
16 Nisan 2012
gezdik, gördük, eğlendik ve buyrun Çeşme maceraları...
Bir otobüs dolusu kadın bir geziye çıkarsa ne olur...
Bol alışveriş, bol kahkaha, bol yemek, bol eğlence, bol foto, bol delilik, bol çiçek böcek merakı, bol deneyim paylaşımı vs... Bu liste uzar gider :)
Yağan bol yağmura rağmen güzel bir hafta sonu geçirdik. Gezi güzergahımız Yeni Foça, Eski Foça, Urla, Alaçatı, Çeşme, Ilıca, Karaburun, Mordoğan, İzmir Forum oldu... Dolu dolu 2 gün anlıyacağınız...
Bikaç gün bol fotolu postlar paylaşılacak anlayacağınız üzere...
Alaçatı sokaklarını yarına bırakalım zira fotoları hazırlayamadım :) Sevdiğim bir galerinin ürünlerinden başlayalım... Sizin de seveceğinizden çok eminim çünkü :))
Yola çıkarken en büyük ümidimiz Alaçatı pazarını yetişebilmekti. En büyük alana kurulan ilk 10 pazar içinde olduğu söyleniyor. Akşam üstü yetişmemize rağmen yoğun yağmur ve dolu yağışından dolayı sadece sebze kısmı kalmış. Alt yapıda oluşan sorun sebebi ile birçok sokak mini göletler halindeydi ne yazık ki :((
Pazarda iki adımda bir envayi çeşitte çiçek vardı. Buda dağ laleleri...
İşin en ilginç tarafı pazar inanılmaz ucuzdu... Bazı çiçeklerin demeti 50 kuruştu :)) Düşünün artık... Belki de sezon henüz açılmadığından dolayıdır bilemiyorum. Dolayısı ile girdiğimiz her cafe, restaurant çiçeklerle doluydu.
Bu kadar otun yenilebildiğini inanın bilmiyordum... Baktım ki herkes torba torba pazar alışverişi yapmış hahhaaaa :)) Geziden sebzeyle dönen sadece bizim hatunlar değildir enimim:))
Şimdilik gezi notlarına ara verelim ve işimize dönelim... Yarın Alaçatı sokakları ile gelicem söz;)
Bol alışveriş, bol kahkaha, bol yemek, bol eğlence, bol foto, bol delilik, bol çiçek böcek merakı, bol deneyim paylaşımı vs... Bu liste uzar gider :)
Yağan bol yağmura rağmen güzel bir hafta sonu geçirdik. Gezi güzergahımız Yeni Foça, Eski Foça, Urla, Alaçatı, Çeşme, Ilıca, Karaburun, Mordoğan, İzmir Forum oldu... Dolu dolu 2 gün anlıyacağınız...
Bikaç gün bol fotolu postlar paylaşılacak anlayacağınız üzere...
Alaçatı sokaklarını yarına bırakalım zira fotoları hazırlayamadım :) Sevdiğim bir galerinin ürünlerinden başlayalım... Sizin de seveceğinizden çok eminim çünkü :))
Birbirinden güzel seramik objeler.... Çoğunu kendileri yapıyorlar...
Kedilere bayıldım :)
Baykuş severler bunlara bayılacak benim gibi...
Yola çıkarken en büyük ümidimiz Alaçatı pazarını yetişebilmekti. En büyük alana kurulan ilk 10 pazar içinde olduğu söyleniyor. Akşam üstü yetişmemize rağmen yoğun yağmur ve dolu yağışından dolayı sadece sebze kısmı kalmış. Alt yapıda oluşan sorun sebebi ile birçok sokak mini göletler halindeydi ne yazık ki :((
Leğen içindeki Egenin meşhur şevketibostanı...
Bunun ismini şimdi tam olarak hatırlayamadım galiba rezeneydi :) Ama emin değilim...
Mor çiçek gibi olanlar karabaş otu
Pazarda iki adımda bir envayi çeşitte çiçek vardı. Buda dağ laleleri...
İşin en ilginç tarafı pazar inanılmaz ucuzdu... Bazı çiçeklerin demeti 50 kuruştu :)) Düşünün artık... Belki de sezon henüz açılmadığından dolayıdır bilemiyorum. Dolayısı ile girdiğimiz her cafe, restaurant çiçeklerle doluydu.
Bu kadar otun yenilebildiğini inanın bilmiyordum... Baktım ki herkes torba torba pazar alışverişi yapmış hahhaaaa :)) Geziden sebzeyle dönen sadece bizim hatunlar değildir enimim:))
Şimdilik gezi notlarına ara verelim ve işimize dönelim... Yarın Alaçatı sokakları ile gelicem söz;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











































