22 Kasım 2016

Şişmanlayamayan Sumocu / Eric Emmanuel Schmitt


Merhaba :)
Hani daha önce size anlatmıştım Bayan Ming'in hikayesini... Çok severek okumuştum. Tık tık..
O kitabı alırken yazarın bu kitabı da dikkatimi çekmişti ama sonraya bırakmıştım...
Anlayacağınız o kitabın kapağına bayılmıştım bunun da ismine :)))
Sumo; bana yakıştırılan spor ahahahaaa :)))

Rahmetlik babam spora çok meraklı bir adamdı. Şahane voleybol oynar, futbol oynar ve yüzerdi... Profesyonel futbol hayatı bile olmuştu tarak kemiğini çatlatana kadar...
Kendisi böyle sporla iç içe olunca, tabi ki kızlarının da sporla haşır neşir olmasını isterdi...
Ben bu konuda çok beceriksizdim, hoş hala öyleyim...
Atsam tutamam, tutsam atamam...
İki koşayım desem dalağım şişer...
Hareket bereketten ziyade yatmak daha berekettir benim için ahahaaaa :)))
Voleybol öğretmek istedi topa elim değemedi, hep ıska :)
Futbol o zamanlar kızlar için değildi zaten...
Atlıyım, zıplıyım, atletik olayın istedi. Topalak ben onu da beceremedim...
Tenis atıp-tutamayan biri için fazlaca iddialı...
Benden sonra kız kardeşime yüklendi, o da maya tutmadı derken...
Canım babam sükut-u hayale uğradı...
Oytun tam ona göreydi aslında ama, onu yetiştirmeye de ömrü vefa etmedi...

İşte öyle bizden ümidini kestiği zamanlarda bana bakar bakar gel seni sumo güreşçisi yapayım bari diye dalga geçerdi benimle :)))
Ay ne bozulurdum ben, kendimce küserdim öyle dediğinde...
Sonra sonra alıştım, spor denilince babam sumo güreşçisi yapacak beni derdim :)))

İşte kitaba sempati duyma sebebim...


Kitabın konusuna gelecek olursak;

Kahramanımız Cun  evini terk etmiş bir ergendir... Babası yok, annesini de yok saymaktadır. Kendince kimsesizdir...

Alırken utanacağı ama satarken bir amacı olduğu için utanmadığı malzemeler satmaktadır köşebaşındaki tezgahında....

Yaşlı, çelimsiz bir adam çıkıyor karşısına  "Sende bir şişman görüyorum." diyor bir gün Cun'a... Her karşılaştıklarında da bunu tekrar ediyor üstelik...
Ergen Cun tersleniyor, kızıyor ve elinden gelse aslında bir kaşık suda boğacak yaşlı Şomintsu'yu.

Şomintsu aslında iyi bir sumo eğitmenidir... Cun istemese de yaşadığı olaylar sebebiyle Şomintsu'nun teklifini kabul etmek zorunda kalmıştır. Yine de bir sorun vardır; Cun şişmanlayamamaktadır...




Eric Emmanuel Schmitt bu kitabında da yine bir felsefeden bahsetmiş aslında; Zen felsefesi.... Cun'u geliştirmiş, benliğini bulmasını sağlamış Zen'le...

Kitap roman olarak çok kısa, hikaye olarak da uzun...
Sıkılmadan bir çırpıda okunuyor...

Yan karakterler daha fazla ete kemiğe bürünseymiş, daha detaylı bir bütün oluşturulsaymış tadından yenmeyecek bir roman olabilirmiş aslında...  Kitabın sonuna sıkılmadan gelmeme rağmen, eksiklik hissimi bir türlü azaltamadım....

Bayan Ming'in hikayesi kadar oturaklı ve doyurucu değildi maalesef... Ama yine de hoşça vakit geçirilecek bir kitap... Hepi topu 64 sayfa zaten :) Kısa bir aranızda bile okuyup Cun'un hikayesine dalabilirsiniz...

Diğer kitap kadar çok altı çizili cümlem yok  ama hoşuma giden birazca uzun paragraflarım var.. Özellikle Cun'un annesi ile ilgili bir paragraf var ki, benim için çokça sevilesi....

Gelsin uzun uzun cümleler o zaman :) Sıkılmazsanız şayet bir göz gezdirin isterim :)

Sevgiler hepinize kucak kucak ♥


* (Not: Cun okuma yazma bilmeyen annesinin mektuplarını açıyor tek tek bu satırlarda..)
   İlkinde beyaz bir kağıt vardı. Evirdim, çevirdim, yakından baktım, uzaktan baktım, gün ışığına tutunca kağıdın yapısını değiştiren ve rengini gölgeleyen yuvarlak lekeyi fark ettim. Bu bir gözyaşıydı: Annem, ben gidince ağlamıştı.
   İkincide kağıt yoktu, zarfın dibinde, yumuşacık, soluk sarı renkte bir yün parçası vardı, bir tutam tiftik, çocukluğumda ördüğü kazaklarda kullandıklarından. Şu demekti: Seni sımsıkı kucaklıyorum.
   Üçüncüde hiçbir şey yoktu. Gözümden kaçan bir ayrıntı yakalamak için zarfı sallayıp durdum. En sonunda zarfı yırtarken, kapağın iç tarafındaki ruj izini buldum. Şöyle fısıldıyordu: "Seni öpüyorum."
   Dördüncü gayet açık ve netti. Zarfın içindeki köşeleri yuvarlak, üçgen şeklinde gri renkli bir çakıl taşı vardı, taşıma ücreti arttığından daha fazla pul yapıştırması gerekmişti. Annem bana şöyle diyordu: "Çok üzgünüm."
   Beşincisi daha fazla soruna neden oldu: İçinde bir tüy vardı. "Yaz bana" anlamına geldiğini sanmıştım, sonra bunun bir güvercin tüyü olduğunu fark ettim, rengindeki geçişlerden belliydi, tam ortası fildişi tonunda, yanlara doğru kül renginde, uç tarafı gökkuşağı renkleriyle bezeli. İşte o anda mesaj  iki yeni anlam kazanıyordu, ya "Neredesin?" ya da "Geri dön", zira gezgin güvercin daima yuvasına geri dönerdi. Dolayısıyla bu durum bir imdat çağrısı mı gizliyordu?
   Altıncısı önce yüreğime su serpti: Zarfın içinde kilit yeri kırılmış eski bir köpek tasması vardı. Annem beni rahatlatmaya çalışıyordu: "Özgürsün." Bu son mesaj olduğu için kaygılanmıştım, şu anlama da gelebilirdi: "Gittin ve benim umurumda değil."


* "Gerektiği gibi düşünmüyorsun, Cun" dedi Somintsu bir gün iç çekerek. "Öncelikle çok düşündüğün için, sonra da yeterince düşünmediğin için."
   "Anlamıyorum: Hem siyah diyorsun hem beyaz."
   "Çok düşünüyorsun, çünkü düşünceyi dünya ile kendi arana koyuyorsun, gözlemden çok gevezelik ediyorsun. Olayları kavramaktan çok önyargıya dayalı fikirler geliştiriyorsun. Gerçeğe karşına çıktığı gibi bakmak yerine burnunun ucuna koyduğun renkli camların ardından bakıyorsun, mavi gözlüklerin ardından bakınca dünya senin için mavi, sarıların ardından bakınca her yer sarı, kırmızı camların ardından bakınca lal kırmızı diğer renkleri kızıla boyuyor... Algını sen kendin fakirleştiriyorsun, çünkü oraya koyduğun şeyden başkasını göremiyorsun: Önyargıların."
   "Yeterince düşünmüyorsun, çünkü düşüncelerin işporta malları gibi, yeterince analiz etmediğin için beylik sözleri, düşünceleri, gerçek sandığın basit görüşleri durmadan yineleyip duruyorsun. Önyargılar kafesine kapatılmış bir papağan gibisin. Çok düşünüyorsun ve yeterince düşünmüyorsun, çünkü kendinden düşünmüyorsun."


*"Cun, eğer söylediklerin sessizlikten daha güzel değilse, sus."   


15 yorum:

  1. kitabı merak ettim şimdi , ilk fırsatta alıp okumalıyım... sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğunuzda cee dersen çok sevinirim. Bizden de sevgiler :)

      Sil
    2. derim arkadaşım :))))))

      Sil
  2. Bayan Ming'in hikâyesine bayılmıştım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ming'i okuyupta sevmeyecek yoktur sanırım Handan :) Bu kitap o kadar iddialı olmasa da gideri var canımcım ;)

      Sil
  3. Valla hemen alip okuyasim geldi kitabi. Benden de fena bir sumocu olmazdi hani..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay şimdi seninle beni sumocu olarak güreş yaparken hayal ettim de ahahahaaaaa :)))
      Ayyy çok eğlendim :)))

      Sil
  4. Beni güldürdün sabah sabah :)) Bizim romanın kahramanı kısırlarla, böreklerle tanışmamış demek ki :) Her Türk kadını bir Sumo Güreşçisi adayıdır diyor, noktayı koyuyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle 2 hafta yaşasa aslında hiç derdi kalmayacaktı garibanımın :))) Bilememiş işte :))

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Susma kuzum, sana konuşmalar yakışıyor ♥

      Sil
  6. en son alıntı öyle hoşuma gitti ki , kitap ajandama geçiriverdim"bende kalsın" diyerek.

    Bunun zayıflayamayan versiyonunu da benim içim yazacaklar yakında :p

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O alıntı beni de benden alanlardan Kadriye...

      Ahahahaaaa bak o kategoride sana her daim eşlik edebilirim :)))

      Sil
  7. Bu kitabın yazarının Bayan Ming kitabını yazan kişi olduğunu bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Kitaplarına ilgi çekici isimler koyduğu bir gerçek. Denk gelirse yazarla tanışacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende kitabı alırken fark ettim :)
      Kitap isimleri konusunda oldukça renkli bir yazar :)
      Sevgiler :)

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)