Selamlar herkese...
Cuma mutluluğu sardı mı her yanınızı :)) Ben pek bir gaza geldim nedense 🙈
Bunun uzun süredir Cumartesi günleri çalışmamakla alakası olabilir tabi ki ;)
Ben bu hafta sonuna planlarımı yaptım ve planlarım arasında ayaklarımı uzatıp film izlemek de var. Hayaller / hayatlar olmazsa tabi :))
Benim gibi hafta sonunu evde geçirmek isteyenlere birkaç film önerisinde bulunmak istedim o sebeple... Belki birilerine fikir verir...
Şimdiden iyi hafta sonları diliyorum herkese ♥
MY OCTOPUS TEACHER / AHTAPOTTAN ÖĞRENDİKLERİM (2020)
Belgesel izlemeyi severim, zamanında Oytun'la bir sürü hayvanlar üzerine belgesel izlemişliğim var ancak itiraf etmeliyim ki hiçbiri beni bu belgesel kadar etkilemedi.
Craig Foster bir belgesel yönetmeni ve kendi çocukluğunun geçtiği Cape Town sahillerinde o anda bulunmuş olduğu sıkıntılı ruh halini atlatabilmek için su altı dünyasına yönelir. Ve bu dalışları sırasında bir ahtapotla karşılaşır. Bir süre onu takip eder ve sonuçta bu belgesel ortaya çıkar.
Sanırım yaklaşık 8-10 sene gibi bir süreçte çekilmiş videolardan oluşturulmuş bir belgesel. Birbirlerine alışma süreçleri garip ama bir dostluk olarak bile algılayabiliriz bunu. Birbirlerine temas ettikleri süreçler çok keyifliydi.
Dönem dönem bazı tehlikeli dönemlerden de geçiyorlar. Hatta güzel bakışlı ahtapotumuz bir kolunu köpekbalığına kaptırıyor. Onun o ölüm-kalım mücadelesi çok iyi yansıtılmış. Oturup ağlayabilirdim :/
Yaşam ve ölüm arasındaki döngü... Minik bebekler... Ve öğrenilenler...
İnanılmaz bir duygusal deneyim ♥
Ben bu belgeseli ÇOOOKKKK SEVVVDDDİİİMMM kategorisine atalı çok oldu ve size de kesinlikle izlemenizi öneririm. Mutlaka size katacağı bir şeyler olduğunu düşünüyorum, demedi demeyin 😎
THE INVISIBLE MAN / GÖRÜNMEZ ADAM (2020)
Gerilimdir, korkudur çok sevdiğim bir tarz değildir, beni uzun süredir takip edenler bilir. Ben bir dram kraliçesiyimdir hahahaaaa :)) Adliye koridorlarında avukatların birbirine düşüp gerçeği kanıtlamaya çalıştıkları filmlere bile gerilim deme potansiyeline sahibim. Dolayısı ile izlediğim tüm gerilim / korku filmleri cebren ve hile ile bana izlettirilmiş olan filmlerdir; bu filmde olduğu gibi :))
3-4 kişi bir araya gelince ve içlerinde benim ergen misali birileri de olunca önerdikleri filmler hep bu tarzda oluyor ve benim mis kokulu dramlarımın yüzüne bile bakmıyorlar maalesef. Bu filmde öyle bir gecenin mahsulü ancak iyi ki dediğim bir mahsul 😉
Elisabeth Moss karşımıza Cecilia karakteri ile çıkıyor; sevgilisi Adrian (Oliver Jackson-Cohen) tarafından fiziksel ve ruhsal şiddete maruz kalmış bir kadın. Bir gece yapmış olduğu planla evden kaçmayı başarmasıyla başlıyor zaten filmimiz.
Sonrasında Adrian'ın ölüm haberi ve kendisine bıraktığı milyon dolarcıklar... Fakat Cecilia bu durumdan inanılmaz rahatsızdır ve kendisinin takip edildiğini düşünmektedir. Yanında kaldığı James (Aldis Hodge) ve kardeşine sürekli bu konudaki tedirginliğini ve korkusunu anlatıp durmaktadır. Evet ortada bir görünmez adam gerçekten vardır 😵
Tabi ki uzun uzun filmi anlatıp izlemeyenlerin keyfini kaçırmayacağım. Ancak birkaç sahne var ki beni benden almıştır. Özellikle buhar sahnesi...Cecilia'nın evin önünde etrafına bakındığı sırada arkasında beliren nefesin buharlarının gözükmesi benim favori sahnemdir ♥
Film boyunca Elisabeth Moss şahane bir oyunculuk sergilemiş. Yaşadığı gerilimi iliklerime kadar hissettim ve kucağımdaki yastığı parçalama seviyesine getirdim :) Sanırım mimikleri ve soğuk bakışlarıyla gerilim tarzı film/dizilerin aranılan bir oyuncusu haline geldi kendisi. Bundan sonra sanırım bu kadın nerde oynasa izlerim, tabi gündüz ve yanımda bir grup kişinin olması şartıyla :))
Sonuç olarak ben bu filmi OLDUKÇAAAAA SEEEVVVDDDİİİMMMM der, bu hafta sonu hem gerileyim hem de düzgün bir şey izleyeyim diyenlere tavsiye ederim efenim....
YES DAY / HER ŞEYE EVET (2021)
Allison (Jennifer Garner) anne olmadan önce hiçbir konuda kendine sınır koymayan gayet cesaretli ve eğlenceli bir karakterdir. Anne olduğunda ise içgüdüleriyle kendisini ve 3 çocuğunu bir sürü kurallar zincirinin içine sokar. Aslında koyduğu kurallara baktığımda çok da sinir bozucu değil. Hayır demesini bilen bir anne diyorum ben buna hahahaaaa :))
Özellikle ergen olan kızı Jenna (Katie Torres) ile ilişkisi yavaş yavaş bozulmaya başlayınca çocuklarına aslında eğlenceli biri olduğunu ispat etmek istercesine 24 saat sürecek bir "evet günü" oynamaya karar verir. Ve işin eğlenceli kısmı başlar.
Film orta ölçekli çıtır çerez bir film. Fikir çok güzel ama ben çocuklardan daha yaratıcı istekler beklerdim hahahaaa :)) Sınırsız dondurma, anneyi süsleyip giydirme, lunapark gibi istekler bana çok yaratıcı gelmese de komik sonuçları var tabi ki...
Kontrolsüzlüğün getirdiği kaoslar eğlenceli bir tarzda ekrana yansıtılmış diyebiliriz film için... Bana böyle bir gün ilan etseler neler isterdim çok hayal edemesem de Oytun'un şu an için sadece oyunla geçirmekten başka bir isteği olmayacağına bir anne olarak eminim :)))
Sonuç olarak evet eğlendim, yer yer çok güldüm...
Ailecek hoşça vakit geçirilecek bu filmi EVEEETTTT SEVİLEBİLİİRRRR kategorisine soktum gitti. Hafta sonu belki izlemek istersiniz...