16 Kasım 2021

puf böreği sadece börek midir ???

Biraz saçmalamaya geldim zira içim şişti.

Çeyrek olmuş 1000, dolar olmuş 10 ama maaşımı bu ölçülerde almıyorum beni ilgilendirmez gibi bir geyikle başlasam mesela bu yazıya... Okumaktan vazgeçebilirsin değil mi? Ruh sağlığımız için gündemden uzak durmaya çalışıyoruz hepimiz çünkü 😒 Bu aralar ben duramıyorum ama :/

Geziden bu yana twitter kullanmayan ben, günde 3 kez hap alır misali gündemi takip etmeye çalışıyorum. Ne kadar çabuk gündemin değiştiğine inanamıyor gözlerim yeminle 😵 Okuduğum iğrenç ötesi bir haberin şokundan kurtulamamışken ve insanların vahim öngörülerini daha içime sindirememişken pat başka bir gündem çıkıveriyor ve ben her seferinde yok girmeyeceğim diye kapattığım sayfayı endişelerime söz geçiremeyerek maksimum 2 saat sonra tekrar açıyorum...

İnstagramda çiçekli böcekli sayfalarda gezinirken birden kendimi market indirim haberlerinde gezinirken buluyorum. 10 lira alışverişten sonra kağıt havlu 14 liraya düşmüş vaaaayyyy derken ayçiçek yağını en ucuz nerde satıyorlar acaba diye alışveriş sitelerinde gezinmeye başlıyorum. Kendimi kaybettiğim yetmiyormuş gibi sağa sola da haber ediyorum şok şok şok indirimden haberiniz var mı diye...

Eskiden kitap, film, yapılacaklar listesi yapardım. Şimdi hangi tarihte nerede indirim var listelerim var benim. 3 lira ucuza ıslak mendil aldım diye sevinç nidaları atabiliyorum vallahi 💪 

Geçenlerde evden kahvaltı yapamadan çıktık, ergeni okula bırakırken simit poğaça aldırdım fırından ikimize de. Kesene bereket desene anne diye başımın etini yedi. Dur oğlum yemedim daha, yedikten sonra söyleyeceğim diye hafif bir gıcıklık yapayım dedim. Yapmaz olaydım 😑 Param kalmıyor işte diye bir başladı ağlanmaya offfff offff offfff... Anladım ki endişe hali sadece bende değil ona da epey yerleşmiş...

Cüzdanımın haline mi yanayım, ülkemin haline mi yanayım bilemediğim günlerdeyim...

Puftan sadece börek olmuyormuş, yürekte oluyormuş anlayacağınız... 




5 Kasım 2021

Hafta sonuna film önerisi istersiniz diye düşündüm ;)

Selamlar herkese...

Cuma mutluluğu sardı mı her yanınızı :)) Ben pek bir gaza geldim nedense 🙈
Bunun uzun süredir Cumartesi günleri çalışmamakla alakası olabilir tabi ki ;)

Ben bu hafta sonuna planlarımı yaptım ve planlarım arasında ayaklarımı uzatıp film izlemek de var. Hayaller / hayatlar olmazsa tabi :)) 

Benim gibi hafta sonunu evde geçirmek isteyenlere birkaç film önerisinde bulunmak istedim o sebeple... Belki birilerine fikir verir...

Şimdiden iyi hafta sonları diliyorum herkese ♥



MY OCTOPUS TEACHER / AHTAPOTTAN ÖĞRENDİKLERİM (2020)

Belgesel izlemeyi severim, zamanında Oytun'la bir sürü hayvanlar üzerine belgesel izlemişliğim var ancak itiraf etmeliyim ki hiçbiri beni bu belgesel kadar etkilemedi.

Craig Foster bir belgesel yönetmeni ve kendi çocukluğunun geçtiği Cape Town sahillerinde o anda bulunmuş olduğu sıkıntılı ruh halini atlatabilmek için su altı dünyasına yönelir. Ve bu dalışları sırasında bir ahtapotla karşılaşır. Bir süre onu takip eder ve sonuçta bu belgesel ortaya çıkar.

Sanırım yaklaşık 8-10 sene gibi bir süreçte çekilmiş videolardan oluşturulmuş bir belgesel. Birbirlerine alışma süreçleri garip ama bir dostluk olarak bile algılayabiliriz bunu. Birbirlerine temas ettikleri süreçler çok keyifliydi.

Dönem dönem bazı tehlikeli dönemlerden de geçiyorlar. Hatta güzel bakışlı ahtapotumuz bir kolunu köpekbalığına kaptırıyor. Onun o ölüm-kalım mücadelesi çok iyi yansıtılmış. Oturup ağlayabilirdim :/

Yaşam ve ölüm arasındaki döngü... Minik bebekler... Ve öğrenilenler...

İnanılmaz bir duygusal deneyim ♥

Ben bu belgeseli ÇOOOKKKK SEVVVDDDİİİMMM kategorisine atalı çok oldu ve size de kesinlikle izlemenizi öneririm. Mutlaka size katacağı bir şeyler olduğunu düşünüyorum, demedi demeyin 😎



THE INVISIBLE MAN / GÖRÜNMEZ ADAM (2020)

Gerilimdir, korkudur çok sevdiğim bir tarz değildir, beni uzun süredir takip edenler bilir. Ben bir dram kraliçesiyimdir hahahaaaa :)) Adliye koridorlarında avukatların birbirine düşüp gerçeği kanıtlamaya çalıştıkları filmlere bile gerilim deme potansiyeline sahibim. Dolayısı ile izlediğim tüm gerilim / korku filmleri cebren ve hile ile bana izlettirilmiş olan filmlerdir; bu filmde olduğu gibi :))

3-4 kişi bir araya gelince ve içlerinde benim ergen misali birileri de olunca önerdikleri filmler hep bu tarzda oluyor ve benim mis kokulu dramlarımın yüzüne bile bakmıyorlar maalesef. Bu filmde öyle bir gecenin mahsulü ancak iyi ki dediğim bir mahsul 😉

Elisabeth Moss karşımıza Cecilia karakteri ile çıkıyor; sevgilisi Adrian (Oliver Jackson-Cohen) tarafından fiziksel ve ruhsal şiddete maruz kalmış bir kadın. Bir gece yapmış olduğu planla evden kaçmayı başarmasıyla başlıyor zaten filmimiz.  

Sonrasında Adrian'ın ölüm haberi ve kendisine bıraktığı milyon dolarcıklar... Fakat Cecilia bu durumdan inanılmaz rahatsızdır ve kendisinin takip edildiğini düşünmektedir. Yanında kaldığı James (Aldis Hodge) ve kardeşine sürekli bu konudaki tedirginliğini ve korkusunu anlatıp durmaktadır. Evet ortada bir görünmez adam gerçekten vardır 😵

Tabi ki uzun uzun filmi anlatıp izlemeyenlerin keyfini kaçırmayacağım. Ancak birkaç sahne var ki beni benden almıştır. Özellikle buhar sahnesi...Cecilia'nın evin önünde etrafına bakındığı sırada arkasında beliren nefesin buharlarının gözükmesi benim favori sahnemdir ♥


Film boyunca Elisabeth Moss şahane bir oyunculuk sergilemiş. Yaşadığı gerilimi iliklerime kadar hissettim ve kucağımdaki yastığı parçalama seviyesine getirdim :) Sanırım mimikleri ve soğuk bakışlarıyla gerilim tarzı film/dizilerin aranılan bir oyuncusu haline geldi kendisi. Bundan sonra sanırım bu kadın nerde oynasa izlerim, tabi gündüz ve yanımda bir grup kişinin olması şartıyla :))

Sonuç olarak ben bu filmi OLDUKÇAAAAA SEEEVVVDDDİİİMMMM der, bu hafta sonu hem gerileyim hem de düzgün bir şey izleyeyim diyenlere tavsiye ederim efenim....



YES DAY / HER ŞEYE EVET (2021)

Allison (Jennifer Garner) anne olmadan önce hiçbir konuda kendine sınır koymayan gayet cesaretli ve eğlenceli bir karakterdir. Anne olduğunda ise içgüdüleriyle kendisini ve 3 çocuğunu bir sürü kurallar zincirinin içine sokar. Aslında koyduğu kurallara baktığımda çok da sinir bozucu değil. Hayır demesini bilen bir anne diyorum ben buna hahahaaaa :))

Özellikle ergen olan kızı Jenna (Katie Torres) ile ilişkisi yavaş yavaş bozulmaya başlayınca çocuklarına aslında eğlenceli biri olduğunu ispat etmek istercesine 24 saat sürecek bir "evet günü" oynamaya karar verir. Ve işin eğlenceli kısmı başlar.

Film orta ölçekli çıtır çerez bir film. Fikir çok güzel ama ben çocuklardan daha yaratıcı istekler beklerdim hahahaaa :)) Sınırsız dondurma, anneyi süsleyip giydirme, lunapark gibi istekler bana çok yaratıcı gelmese de komik sonuçları var tabi ki...

Kontrolsüzlüğün getirdiği kaoslar eğlenceli bir tarzda ekrana yansıtılmış diyebiliriz film için... Bana böyle bir gün ilan etseler neler isterdim çok hayal edemesem de Oytun'un şu an için sadece oyunla geçirmekten başka bir isteği olmayacağına bir anne olarak eminim :)))

Sonuç olarak evet eğlendim, yer yer çok güldüm... 

Ailecek hoşça vakit geçirilecek bu filmi EVEEETTTT SEVİLEBİLİİRRRR kategorisine soktum gitti. Hafta sonu belki izlemek istersiniz...






3 Kasım 2021

Ekim ♥ Ben


Seviyorum;

Boş boş oturmayı seviyorum desem 😂😂😂
Eve geliyorum, yemek ye, toparla derken ardından mutfak masasının başına oturup öylece kalıyorum... Hiç bir şey yapmadan, amaçsızca... 3-5 dakika da değil, baya uzun bir süre... Bazen akabinde cuppa yatak yaptığım bile oluyor...

Tembellik yapmayı ciddi ciddi seviyorum anlayacağınız bu aralar 🙈




Yiyorum;

Üzüm 😍

Yaş aldıkça insanın huyu suyu da değişiyor sanırım. Ben üzüm sevmezdim, yersem de çekirdeksiz minik üzümlerden tercih ederdim o da bir kaç tane... Ama şimdilerde pembe iri üzüme bayılıyorum. Hafif tatlı oluşu, çekirdeklerinin çıtır çıtır hissi, kokusu derken aklımı başımdan alıyor diyebilirim :))
Öyle bir aşk var ki aramızda sezonu bitiyor diye hafiften stok bile yaptım bu hafta.... 

Dengesizim kabul ediyorum :)))





İçiyorum;



Döndüm dolaştım kahve takıntıma geri döndüm...
Bir ara günde bir defaya düşürdüğüm kahve yeniden günde 3 postaya çıktı... Geceleri uykumu da kaçırmıyor artık. Ya da psikolojik bir şartlanımdı, geçti, bilemiyorum ;)


Hissediyorum;

Boş, bomboş...
Garip bir sükunet içerisindeyim. 
Hayırlısı diyorum şimdilik :)

Yapıyorum;

Şimdi buna da hiçbir şey yazarsam garip olacak ama yapmıyorum anacım 🙈

Bebe battaniyesi örüyordum hediyelik, bebek doğdu ben bitiremedim hala ve elime aldığımda yok işin kötü tarafı.

İnşallah önümüzdeki aylarda makus kaderimi yeneceğim hahahaaaa :)) Söyleyince ben de inanmadım ama siz inanmış gibi yapın :)))


Düşünüyorum;

Bu yazıyı yazarken fark ettim; ne kadar da boş bir ay geçirmişim...

Tamam ufak tefek aksiyonlar yaptım ama genele vurduğunda çok fazla yer teşkil etmiyor... Silkelenmem lazım, kendimi disipline etmem lazım ve yeniden kendimi bir rutine sokmam lazım...
Yoksa günler ayları, aylar da beni kovalayacak vallahi...

Anlık bir aydınlanmaydı, hadi hayırlısı hahahaaa :)))

Hayal Ediyorum;

Ay nasıl bitkin bir ruh hali, kendimden yeminle tiksindim :))
Eve gidip yatsam, bana günlerce dokunmasalar hayali mi olur yahu...
Ama uzun süredir bu moddayım...
Offff offfffff 😕


Dinliyorum;



Can Bonomo - Demet Evgar / Rüyamda Buluttum

Avaz avaz bağırarak söylediğim bir şarkı bu aralar...
Sabah akşam, mekan fark etmeden...
Can Bonomo'yu yeniden sevmeme sebeptir bu şarkı 😉




Melek Mosso / Hayatım Kaymış

Evet hayatım kaymış gördüğünüz üzere hahahaaaa :))

Okuyorum;

Cevap vermesem :))) Hiç anlamadınız zaten bu ay kitap okumadığımı di mi ;)


İzliyorum;

Sadece You dizisinin son sezonunu izleyip bitirdim. Allah bereket versin :))


Kasım'da bomba gibi geleceğim dermişim ;)

1 Kasım 2021

İnsta Seçmecelerinden Ekim

 

Ateş topu Ardenim cadılar bayramında tabi ki Power Rangers olmayı tercih edecekti 😉
Aksini düşünmeniz üzerdi bizi 😂😂😂


Armağan Çağlayan 29 Ekim' e özel olarak Zülfü Livaneli ile bir röportaj yapmış kanalında.
Tesadüfen gördüğümde ne kadar sevindiğimi anlatamam size ♥
Çok keyifle izledim, bir vakit bulduğunuzda bence sizde izleyin 😍


Önce ben diyebildiğim anlardan biri işte... 
Bunu o kadar az yapabiliyorum ki...
Ama söz verdim kendime, keyfim ve kahyasını daha sık dinleyeceğim 😉

Hayata cancağzım ♥️



Havalar hazır iyi giderken kendimi dışarı attım...
Amaçsız...
Koşuşturmacasız...
Kâh o köşede pinekleyerek, kâh bu köşede gülümseyerek...
Ruhuma ne kadar iyi geldiğini anlatamam ♥


Bilgisayarımı karıştırırken bu fotoğraf çıktı karşıma 😍 
Teyzemin nikahı. Sanırım sene 74 ya da 75...

Ben şu oturmak üzere olan miniğim. O zaman da dizlerimden destek alarak oturuyormuşum şimdi ki gibi 😂😂😂 Hani diyorlar ya 7 sinde neysen 70 inde de osun. Bir nevi ispat niteliğinde 🙈

Hemen benim üstümde Zülfiye anneannem ♥️ Emeği ne çoktur üzerimde, ruhu şad olsun 🙏
Onun yanında Ali dedem ve Osman dedem...

Benim her iki yanımda ikiz teyzelerim. 
Aynı desen elbiseden giymişler 🤗 
Sonradan o elbiselerden biri bana elbise yapıldı. 
Devir atma devri değil yeniden hayata döndürme devriydi çünkü 👏
Hey gidi günler heeyyy !!!

#tbt nin dibine vurduysam ben kaçarım artık 👋😉


Bazen sessiz sokaklarda sessizce yürümek ne iyi geliyor insana ♥


Bu aralar unutkanlık had safhada bende...
İsim unutmaya, yapacağım işi unutmaya, kendimi unutmaya alıştım alışmasına da
böyle bir unutkanlığı ilk defa yapıyorum :(
Şimdilerde her şeyi çift kontrol yapıp biraz psikopatlaşmaktayım :)))


Bu bir ifşa #tbt sidir 🙈
Hem de kendi kendimi ifşa ediyorum 😂😂😂
Amaç ne diyecek olursanız eksantrik işlerimizden biri işte; neymiş su altında yoga pozu verecekmişim 😂😂😂 
Ellerimin garip hali o yüzden 😉 
98446543769 tane çekilen pozdan bir tane bile elle tutuluru yok tabi ki.
 En masumu buydu düşünün gerisini siz 🙈
Ama itiraf ediyorum çok eğlendik😂😂 Çok güldük 😂😂 
Kahkaha atarken litrelerce su yuttuk 😆
İşte tüm bunlardan ötürü bir kenarda beklememeli, anımsatıcı olarak eklenmeliydi buraya...
Şşştttt bizim aile, bak elimde sizin de fotolarınız var, kızdırmayın beni vallahi ifşa ederim 😂😂😂

Gemi batarken beni kurtarmanıza gerek yok 
Çünkü ben batmıyorum 
Kesin bilgi 
Yaymayalım lütfen


Tüm tembellere benden bol köpüklü bir kahve ♥

Mutlu haftalar ♥


27 Eylül 2021

Cruella

Zincirlerimi kırmaya çalışıyorum ama zorlanıyorum... 
Sanki bu bloga senelerdir yazan ben değilim :/
Bu yazamama hallerimin dönemlik bir heyhey durumu olduğunu varsaymak istiyorum...
İzlediğim filmler hakkında yazmayı severdim mesela...
Taze, sıcak izlenmiş bir filmle alıştırma yapmaya başlayalım o zaman 😏
 


CRUELLA (2021)

101 Dalmaçyalı çizgi filmini ya da filmini izlemeyen yoktur sanırım aramızda ve haliyle kötü kadın Cruella karakterini de... İşte o kötü Cruella gitmiş yerine taş gibi bir Cruella De Vil (Emma Stone) gelmiş filmimizde...

Hollywood'da Disney'in kötü karakterlerinin hikayelerini anlatma işi tuttu sanırım... Uyuyan Güzel'in Mallefiz'i, Batman'in Joker'i ve şimdi de 101 Dalmaçyalı'nın Cruella'sı... Tüm bu kötü karakterler dile gelip "bi sor bakalım ben neden kötü oldum" diyor bu filmlerde... Dolayısıyla bir anlamda da nefret ettiğimiz bu karakterleri anlamaya çalışıp ah canım benim "seni hayat böyle yapmış, kıyamam" diyerek  bağrımıza basıyoruz... En azından ben öyle yaptım...

Gelelim filmimizin konusuna;
Saçları ve aykırı yapısıyla ilk doğduğu günden bu yana akranlarından farklı olan Estella'nın okuldan atılmasıyla birlikte annesi kızının hayallerini gerçekleştirmek için Londra'ya taşınmaya karar veriyor. Londra'ya gitmeden önce de bir arkadaşına uğraması gerektiğini söylüyor ve orada Estella annesinin ölümüne tanık oluyor istemeden. Kimsesiz bir halde kendini Londra sokaklarında bulduğunda hem yaşadığı vicdan azabı ile hem de çaresizlik sebebiyle karşılaştığı iki ufak sokak hırsızını aile olarak benimsiyor. 

Sokaklarda hırsızlık yaparak büyüyen Estella, hayali olan moda tasarımcılığına yakınlaştığında ise hayatına Barones (Emma Thompson) giriyor. Bu noktada da Estella'nın yavaş yavaş Cruella'ya dönüşmesini izliyoruz zaten....


Barones-Cruella çatışması filmde çok zekice hamlelerle oluşturulmuş ki en sevdiğim sahnelerden birisi de bu. Görsel keyif derecesi oldukça yüksek....

Cruella olur da hiç dalmaçya cinsi köpek olmaz mı peki filmde, tabi ki var. Ve hatta bu üç köpekle hem geçmişteki köpek düşmanı haline selam çakıp hem de bu film tutarsa ikincisini de çekeriz mesajı verilmiş...

Her iki hatun da rollerinin hakkını gerçekten vermişler. Muhteşem desem çok abartı olur sanırım ama oldukça iyi diyebilirim...

Sonuç olarak benim için SEEEEVVVVVDİİİİİMMMM kategorisine girmiş bu filmi oturup maaile izleyebilirsiniz efenim... Eski zaman aile filmlerini anımsatan bir yapım olmuş....

En yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle....



2 Eylül 2021

Yaz ♥ Ben

En son Nisan ayında yapmışım bu seriyi. Sonrasında saldım. Sadece bu seriyi değil üstelik, bloga da doğru düzgün yazı yazmadım. Uğramadım bile diyebilirim hatta 🙈

Böyle uzun süre ara verince geri dönüşüm de zor oluyor benim. Nereden başlayacağımı bilemiyorum... Sıcağı sıcağına yazmak daha zevkli, hissiyatın en canlı olduğu anları harflere yüklemek daha kolay gibi sanki...

Bir yerlerden başlamam gerekiyordu ve ben de yaz aylarını kısaca bu seriyle anlatarak başlamanın en iyi fikir olduğuna karar verdim. İnşallah devamı gelir ♥

Seviyorum;

Ailemle vakit geçirmeyi seviyorum. 2 sene ardından kardeşimin gelmesi bana ilaç gibi geldi. Çok bilmiş bızdığıma kavuştum şükür bu yaz. 

Daha rahat hareket edebilmek için bu yaz daha tenha konumda olan bir ev kiraladık. Karantina düzenimizi çok rahat koruyabildik bu evde. Hem rahat rahat denizimize girdik, hem çocuklar evin bahçesinde vakit geçirdiler, ben ara ara işe giderek çoğunlukla onların yanında kaldım derken şahane bir tatil yaptık.  Mavi ve yeşilin huzuruyla çalışmayı çok sevdim... İş ve tatil bir arada olunca tadından yenmiyormuş onu fark ettim ♥




 

Yiyorum;

Bu yaz bebek kabak ile tanıştım, diğer adı ile Girit kabağı. Kabak severim ama bebek kabak başka bir şeymiş arkadaş :) Pazarcı en şahanesinden çok kolay bir tarif de verdi, başka çeşidini aramadım bile... 
Haşla, ortadan ikiye böl, üzerine zeytinyağı-limon-sarımsak-dereotu... Ne zaman istersen ye en güzelinden...



Bir de deniz fasulyesi olayı var ki bu yaz dibine vurduğumuzu söyleyebilirim. Daha önce bir kaç kez yemiştim ama hiç yapmamıştım. 

Ayvalık pazarı tam bir ot cenneti olduğu için bu konuda da biraz abarttık her zamanki gibi. Hatta buzluğa bile attım kışın yemek için :))) Yapımı çok basit; ayıkla, kaynamış suya at çok az kaynat, sonra soğuk suda şokla ve üzerine zeytinyağı limon sarımsak üçlüsünü ekle ve afiyetle ye ♥


Bu yaz tüm otların içine içine düştüm anlayacağınız ♥ Darısı gelecek seneye inşallah maşallah....



İçiyorum;


Kardeşimin elinden en âlâ kahveleri içtim bu yaz. Normalde günde 1 kez kahve içerken 2-3 e çıkarttım bu sayıyı. Ne yapayım hem kahve yapanım çok güzeldi hem de sohbeti şahaneydi ♥


El yapımı şarabımız kuzendendi sağ olsun. Hem de öyle içine alkol katarak falan değil bekleterek, süzerek, çok da emek vererek yapmış. Portakal şarabı özellikle şahaneydi. Gün batımlarımıza en şahanesinden eşlik etti ♥


Evet alkolün dibine vurdum doğru 🙈
Ama bir neden diye sorun bana 😂😂😂
Eşlikçilerim şahaneydi de ondan 😉
Ve ben o Ayvalık otlarından şahane mezeler yapıyordum :)))) Öksüz yetim mi kalsınlardı di mi ama 😏


Tamam bu kısım tamamiyle şımarıklıktı kabul ediyorum. Ama sıcak yaz akşamlarıma buz gibi şahane eşlik ediyordu...

Üstelik denize batan bir güneşe karşı içilmez de ne yapılır yahu 🙈

Hissediyorum;

Evin içindeki koşuşturmacalarımı saymazsam şukella bir huzur içindeydim. Arden kuşuma doydum diyemem ama sanırım çocuğumun doğumundan bu yana en fazla birlikte zaman geçirebildiğimiz bir yazdı. Binlerce şükür... 

Evet gezi planları yapmadık belki ama bu sakin evi kiralama fikri için kardeşime binlerce kez teşekkür ettim sanırım. Ve anladım ki ben doğanın kucağında olmayı çok seviyormuşum...

Normalde rutinlikten sıkılan ben aslında nasıl bir rutinin içinde olmam gerektiğini bilmiyormuşum... Bunu öğrendiğim için kendimi mutlu hissediyorum ♥

Yapıyorum;

Bak bu kısım karışık işte :)))

Hem hiçbir şey yapmadım hem çok şey yaptım....

İki haftada bir birkaç günlüğüne işe gelme zorunluluğum olduğundan araba tepesinde sabah akşam yol kat ettim. Ve bu yolculuk halleri benim için nedenini tam belirleyemediğim sebeplerle çok keyifliydi... 


Bol bol meyve kuruttum fırsattan istifade... Elma, armutla birlikte bu sene çilek ve kiraz da denedim... Sonuç şahane oldu... Pestil yaptım bol bol. Benim minik kuşum kışın teyzesinin elinden tatlı tatlı yesin istedim...


Gece denize girdim bu yaz birkaç kez... Çocukluğumda annem ve babamla girdiğimi hatırlıyorum ama bu kadar keyifli olabileceği hiç hatıralarımda yer etmemiş. İlk başlarda biraz tırssam da alışınca çok keyifliydi... Bunda cümbür cemaat girmemizin de etkisi büyük tabi ♥


Çalıştım, yedim, içtim, uyudum ve bol bol sohbet ettim... 

Ayyy bir de ayaklarımı uzatıp telefonu elime alıp salaklandım 😂😂😂 

Daha ne olsun değil mi 😉


Düşünüyorum;

Bu mikrop hastalıktan nefret etsem de beni sakinleştirdiğini fark ettim. Normal şartlar altında bu kadar evde vakit geçir(e)meyen ben sanırım tam bir ev kuşu oldum. Eskiden işten arta kalan vakitlerimde eve girmek istemeyen ben günlerce evden çıkmadan yaşayabiliyorum. Bunun deniz kenarında bir evde olmamla alakası yok, genel olarak bu hale büründüm. Şu anda da eve gitmek için can atıyorum...

Değiştim, daha kabuğuma döndüm... Bunu şu anda değiştiremeyeceğimi biliyorum ancak şu beladan kurtulduğumuzda değiştirmek ister miyim acaba diye sorgularken buluyorum kendimi...

Henüz bu duruma yanıtım yok....


Hayal Ediyorum;

Şimdi yazarken fark ettim ki Nisan yazımda hayal ettiğim her şeyi yapmışım... Ne mutlu bana ♥

Bu yaz bana öğretti ki ben artık kalabalık yerlerde yaşamayı sevmiyorum. Henüz insanlardan bıkmadım tabi hahahaaaa :))) Sadece kendim istediğim zaman kalabalığa karışabilmekten yana bir tercih hakkım doğmasını hayal ediyorum. Ve evet her zaman müstakil bir ev hayali kurardım ama hiç yaşamadığım için bunun sadece bir şekilcilikten öte gitmediğini fark ettim. Özgür bir alan, ufacık bir bahçe, az eşya (bunu başarabilmem çok zor hala ama hayal edebilirim bence) benim yaşam şekli mutluluğum buymuş ♥ Dolayısıyla şimdilerde hayallerimi süsleyen böyle bir ev. Bir ucu denize değerse tabi ultra lüksü bulmuş kabul edeceğim kendimi ♥


Dinliyorum;


Buray / Alaz Alaz

İstisnasız bu yazıma damga vuran şarkı Alaz Alazdı. Her gün 3-5 kez dinlemeden günü bitirmedim sanırım ♥


Demet Evgar / Nanay 

Bu kadın ne yaparsa ben dinlerim / izlerim sanırım ♥
Rengarenk bir klip ve eğlenceli bir şarkı :)
Klibinde bazı filmlerinin bazı sahnelerine de atıfta bulunmuş 😉

Okuyorum;

Koskoca yaz sezonu için maalesef oldukça az kitap okudum. Hiç verimli değildim ve uzun süredir elime kitap alamadım. Belki Eylül bana iyi gelir....

Okuduğum kitaplar;

Erkek Doğmak Adam Olmak / Esin Acıman

Lilith / Esra Pekin

Hafif Bir Akıl Tutulması / Mitch Cullin

Bildiğimiz Dünyanın Sonu / Erlend Loe 

Volvo Kamyonler / Erlend Loe

Doğa Tarihi / Hakan Bıçakcı


İzliyorum;

My Brilliant Friend, Fatma, 50m2 dizilerini bitirdim. Atiye'nin son sezonunu da tamamına erdirdim :)
İyi dizi izlemişim ♥

9 tane de film izlemişim koskoca yaz boyunca... Türk filmi ağırlıklı gittiğime göre kesin ya ütü yaparken ya da mutfakta bir iş yaparken izlemişimdir ben çoğunu. Sanatsal filmlere girişmemişim çünkü :))) Buna da şükür diyelim :))

Nasipse Adayız
Kovan
Kapı
Gelincik
Kaybedenler Kulübü
Bu İşte Bir Yalnızlık Var
Güzel Günler Göreceğiz
Her Şey Aşktan
Kızıl Gökler

En kısa zamanda yeniden görüşmek dileğiyle ♥