Çocuklara Okuma Tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklara Okuma Tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2020

Bu kitaplar çocuklara #6

Alt sınırı 7-8. sınıf olan bu kitabın aslında tüm yaşlara hitap ettiğini söyleyebilirim.

MEB 100 temel eseri arasında olan "Fareler ve İnsanlar", bir ara yasaklanan ya da sansürlenen kitaplar arasına girecekken kıl payı kurtuldu. Daha doğrusu ben orada kaldım, sonradan konuyla ilgili herhangi bir değişim olduğunu duymadım. Kitap hâlâ satılıyor nihayetinde...


Bu kitabı daha önce okuduğumu tamamen unutmuşum, kitabın sonlarına doğru ancak anımsayabildim zaten... Muhtemelen lise ya da üniversite dönemlerinde okudum ki bu kadar hafızamdan silinmiş. Eskiden not etmezdim ki bir yerlere, balık hafızam işte... Tekrar okuduğum için mutluyum ama ♥

Kitaptaki kahramanlarımız Lennie ve George birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen iyi arkadaşlar. George vücut olarak ufak tefek ama zeki bir adam. Lennie ise iri yarı, güçlü bir adam olmasına rağmen akli dengesi bozuk. Bu rahatsız edici boyutlarda değil ama... Daha çok bir çocuk saflığında...  George Lennie'nin hamisi rolünde daha çok...

Bu iki arkadaşı birbirlerine bağlayan bir etken de hayalleri. Yıllarca başkalarının çiftliklerinde çalıştıktan sonra sahip olabilecekleri ufacık bir toprak parçasının hayali... O küçücük toprak parçasına o kadar anlam yüklüyorlar ki insanın içinin ezilmemesi imkansız.

Çalışmaya yeni başladıkları çiftlikte diğer işçilerin de aslında onlardan çok da farkı yok... Hepsinin tutunacak bir dala ihtiyacı var...

John Steinbeck kısacık bir kitaba o günün şartlarını o kadar güzel yüklemiş ki; dostluk, cehalet, önyargı, ırkçılık, cinsiyetçilik, umut, hayal kırıklığı.... Birbirinin içinde karakterlerle çok güzel yoğurulmuş konular... Ve en önemlisi insanların hayalleriyle var olabildiklerini anlatan bir kitap... 

Okuyun, okutun mutlaka... 
Ben de Oytun'a okutacağım, evet çok tarzı değil ama maceraysa bu da macera... Hüzünlü olmasına biraz bozulacak sadece ama bu konuyla ilgili de yapabileceğim bir şey yok :/

Kendinize iyi bakın ♥


Altıçizililerim;

* İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur.

* İnsan çok yalnız kalırsa tozutur, hasta olur sonunda!



23 Haziran 2020

Bu kitaplar çocuklara #5




İÇİMDEKİ MÜZİK / SHARON M. DRAPER

Melody 11 yaşında... Yürüyemiyor, konuşamıyor, desteksiz oturamıyor belki ama beyni tıkır tıkır işliyor... Vücudunda tek kontrol edebildiği uzvu baş parmakları...  Ama bu Melody'e yetmiyor tabi ki... Onun tek hayali hislerini anlatabilmek... Yani konuşabilmek...

Hayatımız boyunca bize sıradan gelen ve önemsemediğimiz  her şey Melody için çok özel... Yazar Melody'nin hislerini o kadar güzel yansıtmış ki çok rahatlıkla onun yaşadığı hisleri içinizde hissedebiliyorsunuz... Ve onu hissederken de bir yandan da kıymetini fark etmediğiniz bir çok şeye de şükretmeyi öğreniyorsunuz.. 

Elbette kitabın baş kahramanı Melody'i çok sevdim ama komşuları Bayan V. kalbimi ayrı fethetti... Melody'e verdiği güç ve Melody'nin ailesine verdiği destek şahaneydi...

11 yaş üzeri herkesin keyifle okuyacağı bir kitap bence... Sadece çocukların değil bence yetişkinlerin de okuması gereken bir kitap... 

Sahip olduklarımıza şükretmemizi sağladığı gibi azmin gücünü de öğretecektir eminim...

Severek okuduğum bu kitabı mutlaka okuyun , okutun ♥


Altı çizilim;

* Bir insan teşhis tablosundaki isimlerden çok daha fazlasıdır!






FARKLI / ANDREAS STEINHÖFEL

Felix....  11 yaşında bir çocuk... Tam da doğum gününde eve sebebini bilmediğimiz bir nedenden dolayı erken gelir ve o sırada doğum günü hazırlıkları sürmektedir. Babası çatıya 11 sayısını asmaya çalışmaktadır ve yanlışlıkla 1 lerden bir tanesi Felix'in başına düşer... Bu da yetmez annesi Felix'i görmeyerek arabayla çarpar ve Felix 263 gün kalır komada... Uyandığında artık Felix değildir, sanki başka bir insan dünyaya gelmiştir... O da zaten kendisine artık "Farklı" diye hitap edilmesini istemektedir.....

Kitap inanılmaz sürükleyiciydi benim için...  Kazaya sebebiyet veren anne-babanın vicdan azabı bir taraftan, okuldan erken çıkmasına izin veren öğretmeninin vicdan azabı diğer taraftan etkiledi beni... Ama en çok da tavuklu amca Eckhard Stack... Farklı'yı algılaması, çözümlemesi çok ince ince işlenmişti... Aslında bu olaylar esnasında bir bilinmeyen de çözülüyordu...

Kazadan sonra hafızasında oluşan problem sebebiyle ebeveynlerine sorduğu bir soru özellikle beni çok etkiledi; "Ben size güveniyor muydum?" Bir ebeveyne sorulan en zor soru??? Hatta altından kalkması zor bir soru...

Bu kitap 13 yaş ve üzeri olarak sınıflandırılmış... Ancak bu olay örgüsü ne kadar bir çocuk üzerinden ilerliyorsa da her çocuğun seveceği tarzda bir kitap olmayabilir... Bu yaştaki çocuklar genelde daha aksiyonlu, daha laylaylom kitapları tercih ediyorlar maalesef :/ Fakat yine de nitelikli, güzel anlatımlı bir kitap okumasını istiyorsanız bence yönlendirme yapabilirsiniz... Ve hatta benim gibi sizde çocuk kitapları okumayı seviyorsanız, sizin de keyifle bu kitabı okuyabileceğinizi düşünüyorum ;)

Altı Çizilililerim;

* Çocukların ruhlarında taşıdıkları ağırlıkları bilen kimse var mıydı?

* Çocuklarını bir kez olsun kokladılarsa, bazı anne babaların onlara nasıl vurabildiğini bir türlü anlayamıyordu.

* Saygı dikensiz korkudur. *****

* İlerde bir gün artık denizkızına inanmıyorsan, bu yetişkinliğe adım attığını gösterir, demişti dedesi. Çocukluğu terk edenlerin mucizeleri de yoktur.





15 Mart 2018

Bu kitaplar çocuklara #4


Çocuk kitapları serisini ne zamandan beri yazmadığımı hatırladım. Son dönemde birlikte okuduklarımızı son sürat yazayım bari dedim. Aslında bu bölüme ikimizin de okuduğu kitapları yazıyorum. Sadece Oytun'un okuduğu kitapları da koymaya başlasam fena olmayacak. Sevdi/sevmedi notunu koyabilirim sadece. Düşüncelerini sen yaz desem öldürsen yazmaz biliyorum ama yazsa ne güzel olur aslında... Bunu da bir ara değerlendirelim ergenimle, önyargılı olmayayım değil mi? Bir sorayım en azından.

Biz şimdilik ortak okuduğumuz kitaplara geçelim en iyisi...


UÇAN SINIF / ERİCH KASTNER

Bu kitap bana sevgili Esranın hediyesiydi. Sahaftan almış benim için ve "çok seveceğine eminim bu kitabı" notuyla göndermişti.  Burada senelerdir birbirimizi okuya-yaza birbirimiz hakkında ne çok şey öğrendik aslında, en çok da sevdiklerimizi ♥ Dolayısıyla beni tam da on ikiden vuran bir kitap oldu bu kitap...

Eğlendirirken düşündüren, her farklı çocuk karakteriyle bambaşka bir bakış açısı yakalamanızı sağlayan, ara ara öğütler veren, koşulsuz sevmeyi, dayanışmayı kısacası hayatta var olan bir çok duyguyu barındıran bir kitap. Okurken niye ben bu kitabı daha önce okumadım dedirten hatta....

Sanki biraz bizim "Hababam Sınıfı" mızı andıran ama duyguları daha yoğun yaşatan bir kitap...

Jonathan Trutz, Uli, Matthias, Martin, Fridoli, Kreuzkamm, Sigara İçmez, Justus karakterleriyle kâh kartopu savaşı yaptığınız, kâh duvardan atlayıp okuldan kaçtığınız, kâh en iyi ödevi yapan kişiye tüm ödevleri yüklediğiniz, kâh güzel bir tiyatro oyununa hazırlandığınız hikayelere uçtuğunuz bir kitap...

Bence çocuklar için biçilmiş bir kaftan, biz yetişkinlere de hala çocuklar kadar masum olabilmeyi öğreten bir kitap...

O sebeple mutlak okuyun, çocuğunuza okutun dediğim bir kitap kendisi...  Oytun'la ikimizin naçizane tavsiyemizdir anlayacağınız ♥

Bu arada benim gibi yılbaşı üzeri okursanız daha da şahane anlamlı olacaktır diyorum :)


* Yetişkin bir insan nasıl olur da günün birinde, çocukların bazen ne kadar üzüntülü ve mutsuz olabileceklerini hiç hatırlamayacak kadar kendi gençliğini unutabilir? (Yeri gelmişken, sizden bütün kalbimle rica ederim: Kendi çocukluğunuzu asla unutmayın! Bana söz veriyor musunuz? Söz mü?)

* Yalnızca; Kendinizi kandırmayın ve başkalarının da sizi kandırmasına izzn vermeyin. Bir şeyler ters gittiğinde, korkmayın. Belanın üstüne gitmeyi öğrenin. Şanssızlığa uğradığınızda, pes etmeyin. Kuyruğu dik tutun! Nasır bağlayın!
  Boksörlerin dediği gibi, yumruk yerken, sağlam durmalısınız. Yumruk yemeyi ve sindirmeyi öğrenmelisiniz. Yoksa hayatın size attığı daha ilk tokatta nakavt olursunuz. Çünkü hayatın eli ağırdır, beyler! İnsan böyle bir tokat yediğinde, buna hazırlıklı değilse, küçük bir karasineğin öksürmesi bile yeter, burnunun üstüne iki seksen uzanıverir.

* Doktor Bökh pencereye yaklaştı ve camdan dışarı baktı. Yüzünü çocuklara çevirmeden, "Niçin bana sormadınız?" dedi. "Bana bu kadar az mı güveniyorsunuz?" Döndü. "O zaman cezayı ben hak ediyorum! Çünkü yaptığınız hatada suç benim."

* Bir öğretmen kesinlikle değişime açık olmalıdır. Yoksa öğrenciler erkenden yataklarına yatar, derslerini de kasetten dinlerlerdi. Yo, hayır, insan olan öğretmenlere ihtiyacımız var, iki bacaklı konserve kutularına değil! Bizi geliştirmek istiyorlarsa, önce kendileri gelişmek zorunda olan öğretmenlere ihtiyacımız var.

* Yaşamak güzel olmasa diye düşündü Jonathan Trotz, gülünç olurdu!

* İşlenen her suçta, suç sadece o suçu işleyende değildir, suçun işlenmesini engellemeyen de suçludur.

* Merdivenin tepesinden atladığını rüyasında görse inanmayacak o kadar çok korkak vardır ki. Elbette atlayacak kadar ümitsizliğe kapılmadıysa.

* Gençliğinizi unutmayın! İnsan sizin gibi henüz çocukken, bu sözler gereksiz gelebilir. Ama gereksiz değil. Bize inanın!





MUCİZE / R.J. PALACIO

Bu sıralarda filmi gündemde olan kitabımız...
Filmden önce kitabını okumak istediğimden filmi hala bekletiyorum.  Ben okumayı bitirsem de Oytun henüz bitiremedi maalesef.  Ödevler, sınavlar, bir de okul içinde toplu okudukları kitaplar derken fırsatı kalmıyor... İnşallah o da bitirecek ve birlikte filmini izleyeceğiz :)

Bu kitabın bendeki şanssızlığı Uçan Sınıf'tan sonra okumaya başlamam sanırım. Diğer kitap beni o kadar etkilemişti ki bu kitap daha yavan kaldı peşpeşe okuduğum için... Keşke ara verip araya başka tarzda kitap soksaymışım dedim ama iş işten geçti işte...

Gelelim biz kitaba;

" Sihirli bir lamba bulsaydım ve tek bir dilek hakkım olsaydı, hiç kimsenin fark etmeyeceği sıradan bir yüzüm olmasını dilerdim. Sokakta yürürken insanların beni görüp hemen başka tarafa bakıyormuş gibi yapmamalarını dilerdim. Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Sıradan olmamamın tek nedeni, kimsenin beni öyle görmemesi." 

Kitabımızın kahramanı August yaşama yenik başladığını düşünen 10 yaşında bir çocuk. Yüzünde büyük bir anormallikle doğan August bir sürü ameliyat geçirmiş, hatta uzun süre yaşaması bile öngörülmemiş bu ameliyatlar sonucunda. Ailesinin özellikle annesinin gösterdiği bakım ve ilgiyle bir mucizeyi gerçekleştirmiş aslında.

O yaşına kadar evde eğitim gören August'un gerçek bir okula başlamak zorunda kalmasıyla oluşan hikayesini anlatıyor kitap. İlk önce August'un gözünden aktarılıyor... Daha sonra ablası Via, arkadaşları Summer, Jack, Miranda, Justin gözünden de aktarılarak duyguların çeşitlendirilmesi sağlanıyor. Bu şekilde anlatım, kitabın en güzel özelliklerinden bence. Çocuklara başımıza geldiğini düşündüğümüz şeyin aslında farklı bir bakış açısı ile bakıldığında farklılaşabildiğini gösteriyor. Empati yapabilmenin güzelliğini anlatıyor.

Kitap konusu itibariyle hüzünlü bir kitap, karamsar bir yapısı yok ama. Hatta ara ara güldürüp eğlendiriyorda... Okuması kolay, yalın bir dili var. Çocuklar çok rahat okuyabileceklerdir bu kitabı...
Kendilerini karaktere kaptırırlarsa da su gibi akacaktır eminim...

Çocuğunuzla birlikte çok rahat okuyabileceğiniz bu kitabı hâlâ okumadıysanız okuyun efenim... Evet ben çok ayıldım bayıldım diyemiyorum bu kitaba ama mazeretim sıralama hatamdan kaynaklanıyor. Sizin seveceğinizi düşünüyorum...

* Küçük çocukların hislerinizi incitmek için bir şey söylememeleri güzeldir, gerçi bazen söyledikleri şeyler incitici olabilir. Yine de ne dediklerinin tam olarak bilincinde değillerdir. Ama büyük çocuklar ne söylediğini bilir.

* Bu öğreti, yaptığımız şeylerle anımsanmamız gerektiği anlamına geliyor. Çünkü en önemli şey eylemlerimizdir. Onlar görünüşümüzden ya da söylediklerimizden çok daha önemlidir. Eylemlerimiz, ölümlülüğümüzü aşar. İnsanların ölen kahramanların ardından yaptıkları anıtlara benzer. Mısırlıların, Firavunlarını onurlandırmak için inşa ettikleri piramitler gibi. Ama bizim anıtlarımız taş yerine, insanların bize dair anılarından oluşur. İşte bu yüzden eylemlerimiz, anıtlarımız gibidir. Taş yerine, anılardan inşa edilir.

* Her şey rastlantısal değildi, eğer olsaydı evren bizi tamamen terk etmiş olurdu ve evren bizi terk etmiyor. En kırılgan oluşumlarını bizim göremediğimiz yollardan gözetiyor. Seni gözü kapalı seven ailen gibi. Ve sadece insan olduğu için kendini suçlu hisseden ablan gibi. Senin uğruna arkadaşları tarafından terk edilen, boğuk sesli, küçük bir çocuk gibi. Hatta fotoğrafını cüzdanında taşıyan pembe saçlı bir kız gibi. Evren belki bir piyangodur ama eninde sonunda karşılığını verir. Evren tüm kuşlarını gözetir.

* Herkes hayatında en az bir kez ayakta alkışlanmalı.







27 Temmuz 2017

Bu kitap çocuklara #3





Benim Annem Bir Goril / Frida Nilsson

Bu sene okuduğun kitaplar arasında en eğlencelisi hangisiydi deseniz kesinlikle bu kitabı söylerim :)
Çocuk kitaplarını bu sebeple çok seviyorum işte...

İnternetten kitap alışverişi yaparken Oytun fark etti bu kitabı ilk önce, yavrum Tarzanla özdeşleştirdi ama ben bir sürü geyik yaparak onu zorladım. Ben goril miyim, şimdi sen bana ne demek istedin, gorille bir bağlantım mı var diye milyon soru sordum ahahaaa :) Ve bunu yaparken çok da eğlendim :)))

Neyse kitabımız geldi, bizimki bir çırpıda okudu. Kıkır kıkır gülerek hem de... Beni sardı mı bir merak :))) Okurken de taciz ettim; bana benzeyen yerini buldun da ona mı gülüyorsun yoksa diye :)) Bizimki yok mok diyor ama habire de gülüyor. Çatlak kiremitim benim. Kitabı bitirdikten sonra bir güzel de anlattı bana, ki bunu normal şartlarda hiç yapmaz. Benim için okumak farz oldu tabiki...

Kitap Jonna'nın hikayesini anlatıyor.
Mimozalar yetiştirme yurdunda diğer 50 arkadaşı ile birlikte bir gün evlat edineceği günü bekliyor. Hayatlarından  bir yandan memnun olsalar da müdür Gerd'in titizliği sebebi ile hayatlarından bezdikleri zamanlar da az değil. Ve hepsi mis gibi kokan, saçlarını topuz yapmış gerçek bir anne özlemiyle bir gün bu yurttan gitme hayali kuruyorlar...

Jonna hayaline kavuşuyor ama büyük bir problem var aslında. Onu evlat edinen anne hiç de hayalindeki gibi değil; goril olmakla birlikte oldukça dağınık, pis ve bir hurdalıkta yaşıyor. üstelik bazen oldukça da üçkağıtçı :))) Jonna'nın gorile alışması hiçte kolay olmuyor tabi ve birlikte bir sürü sorunun altından kalkmaları lazım....

İşte böyle bir hikaye...
Mesaj kaygısı olmayan ama sevgiye dair bir sürü mesaj barındıran bir hikaye...

Bu annenin hiç mi güzel yanı yok sevgisi dışında.... Tabi ki var... İnanılmaz bir kütüphanesi var mesela, kitaplara aşık bir goril... Bir gün sahaf açma hayali var mesela...
Sevmemek imkansız bu gorili anlayacağınız ♥

10 yaş üzeri için oldukça uygun bir kitap... Erkek, kız hiç fark etmez...
Aslında çocuklardan daha çok bizlerin okuması gereken bir kitap. Garanti ediyorum çok eğleneceksiniz :))
Tabi hemen bir şeyi de not ediyim buraya şayet hep doğru ve düzgün davranışlara ait bir kitap okusun çocuğum diyorsanız bu kitaptan uzak durunuz efenim zira bu kitapta kahvaltı sırasında fırlatılmış bir omletin çizmenin içinden çıkabilmesi mümkün....

Ya da temizlikle ilgili şöyle bir düşünceye rast gelebilirsiniz. Aslında hak vermedim değil Jonna'ya :))

"Arada sırada bütün bu yıkanmaların, fırçalamaların biraz gereksiz olduğu düşüncesi de aklıma gelmiyor değildi hani. Tespitlerime göre, yıllarca küvette dikilip keselenebilirsin ama nihayet yıkandıktan kısa bir süre sonra yine kirlenirsin. "

Bilmem anlatabildim mi?

Fakat şundan çok eminim bu kitabı siz de çocuğunuzda çok sevecek emin olun.....

Öpüldünüz ve sevildiniz efenim ♥


Kendimize küçük bir not;
Benim sultanım güzel annem de kitabın adını benimle özdeşleştirmiş olsa gerek ki Oytun okurken küçük bir not kağıdına "Annenle derdin ne oğlum senin?" gibi bir not koymuş kitabın arasına ahahaaaa :)) Bu not kitabın ayracı oldu bende :))) Seviyorum anne seni, hem de çooookkk ♥





2 Kasım 2016

Bu kitaplar çocuklara #2


Oytun'la kitap okuma hallerine devam...
Sanki biraz daha ivme kazandı bende okumaya başlayınca kitapları...
Elimde okurken gördüğünde, kitapla ilgili sorular soruyor... Benim duygularımı sorguluyor daha çok...
Fark ettim ki bazı yerleri de atlıyormuş, kendince hoşuna gitmeyen kısımları...
Özellikle o kısımları soruyor bana... Sonra bir bakıyorum tekrar okuyor o bölümü...

Hala kitapta sevdiği yerleri çizmeyi, işaretlemeyi aşılayamadım ona...
İşaretlesene oğlum demektense (biliyorum ki bu Oytun'da sökmüyor), gel sana en sevdiğim yeri okuyayım diyorum. Sonra da ondan istiyorum... Şaşkınım bulana kadar cebelleşiyor kitapla...
Baktım son okuduğumuz kitapta sayfa numaralarını yazmış bir kağıda, hala kitabı işaretlemiyor :)))
Bu da onun tarzı demek ki...
Belki sonradan alışkanlık haline gelir...

Gelelim kitaplara...


 Büyücünün Şapkası / Tove Jansson

Pedagog bir arkadaşımın tavsiyesiydi bu kitap, Oytun'a okuttur demişti... Sıcağı sıcağına ilk ben okuyayım demiştim ama bu sefer Oytun benden önce davrandı...

Pek kıkır okudu bu kitabı...
Hah, bu çok kıkırdadı içinde kesin muzurluk var dedim ama fesatlık yapmışım :)))
Çok masum güzel bir kitap var...

İçinde arkadaşlık var, hayal gücü var, yardımlaşma var, macera var, hafiften aşk var. Var da var yani...

Hikayemiz Mumi vadisinde geçiyor. Vadide yaşayan mumiler kış uykusundan uyanıyor. Mumi Anne, Mumi Baba, Mumiş, Snork, Snorki ve evin vazgeçilmez misafirleri...  Böylece hikayede başlıyor.

Çok paylaşımcı bir aile.. Yemeklerini, sevgilerini, üzüntülerini çok güzel paylaşıyorlar... Çok da sevgi pıtırcığı değiller tabiki. Arada mızmızlık da ediyorlar.
Doğallar anlayacağınız...

Bir de vadide gezerken tesadüfen buldukları siyah kocaman şapkaları var. Büyücünün şapkası...
İçine ne atılırsa farklılaşan bir şapka... Büyülü...
Çocukları çok sevindirdiği gibi aileyi maceraya da sürüklüyor bu şapka...
Güzel bir çocuk romanı...
10-13 yaş için ideal...
Ama ne yalan söyliyeyim benim bile çok hoşuma gitti...

Sadece kitabın sonuna doğru ailemize iki konuk daha katılıyor; Hoflan ile Hiflan...
Her kelimenin başına -h- ekledikleri için konuşmalarını anlamakta zorlanabilirler biraz. Oytun bu bölümde sıkıldığını ve sevmediğini söyledi mesela... Benim için beyin jimnastiğiydi onların konuşmalarını okumak :))

"Humi Hanne hize hok hiyi havhandı. Humi Hevi'nde hize hir hoda hehdi." gibi cümlelerden hoşlanmaması gayet doğal... Bazı cümlelerin çevirisi allahtan evin diğer sakinleri tarafından yapılmışta çok konudan koparmıyor.

Kitapta diğer sevdiğim yer yer yazarın notu olarak dip kısımda yer alan annene sor kısımlarıydı.
Mesela bir kaç yerde " Eğer Misk Faresi'nin takma dişlerinin  neye dönüştüğünü öğrenmek istiyorsanız annenize sorabilirsiniz. O biliyordur herhalde" gibi cümleler bir oyun gibi...
Ama neye dönüştüğünü ben bilemedim o ayrı mesele :))))

Sıcak ve sevimli bir kitap. Güzel duygular, güzel mesajlar var ve bu çok doğal verilmiş...
Gönül rahatlığıyla okutabilirsiniz, hatta fırsat bulursanız sizde okuyun derim ben ;)





Kitaplardan Korkan Çocuk / Susanna Tamaro

Susanna Tamaro'nun çocuk kitapları yazdığını bu kitabı görene kadar bilmiyordum. Zamanında beni Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabıyla büyülemişti.

Belki Oytun'u da büyülerdi :)
Aldığım zaman tabi ki Oytun suratına bakmadı kitabın... Kitaptan bahseden bir kitap, ıyyyhhhh çok sıkıcı gibi düşündü herhalde :))

Şimdilerde kitap özeti çıkartmak mecburiyetleri var, bunu isteyen ve kontrol eden öğretmenimizin ellerinden öpüyorum vallahi... Suratına bakmadığı kitapları eller oldu bizimki. Bunu da ince diye tercih etti muhtemelen :))) (41 sayfacık)

Bu arada bu kitap normal şartlar altında yaşına uygun değil aslında. Daha çok 8-9 yaş için daha ideal... Ama diyorum ya yeterki okusun böyle kitapları...

Kısaca kitabı anlatacak olursam;

Leopoldo henüz 8 yaşındadır ve her doğum gününde kitap hediye eden bir anne-babaya sahiptir. Halbuki o koşu ayakkabısı istemektedir doğumgününde :))) Bizimki de oyuncak istiyor hala ahahahaaa :))
Bu arada annesi babası daha önceki dönemlerde derslerinde başarılı olmadığı için oğlumuzu doktora götürürler ve teşhis Leopoldo kitaplardan korkmaktadır. Bir sürü yasak gelir evde, sırf kitap okusun diye... (bizde de var o yasaklardan ahahaaa :) )
Neyse efenim bu Leopoldo kendisine yine kitap alındı diye ebeveynlerine küser, kızar bolca. Kendisini odaya kapatır. Ve ertesi günü okula gidiyormuş gibi evden kaçar. Kitabın bu bölümü evet feyz alınacak bir konu değil ama tatlıya bağlanıyor endişelenmeyin :)
Macera bu ya, gittiği parkta kör bir adamla karşılaşır. Adamın hayatı film gibidir... Macera dolu :)
Keşke dediği hiçbir şey yok gibidir...
Sadece gözlerini kaybetmeden önce bir kitabı yarım bırakmış ve onun sonunu merak etmektedir....

Kitabın konusu böyle ilerliyor, sonunu tabi ki anlatmayacağım... Okuyan bir küçüğümüz olursa burayı ona kopya vermiş olmayalım :) Malum yeni nesil kitap özetlerini internetten de araştırabiliyor :)))

Kitabın en sevdiğim kısmı, babası çok kitap okuyor diye babasını tembel olarak nitelendirmesi... Ama adam da tembel yani, gezmeyi sevmiyor ki :)))

Anne babalara da ufak mesajlar veren bir kitap... 10-15 dk da bitirirsiniz...
Sevilesi üstelik...
Çocuğunuzla okuyunuz efem :)))



Oliver Moon ve Ejderha Felaketi / Sue Mongredien

10-13 yaş kategorisinde bulunsa da kitap kendimce 9-10 yaşın daha uygun olduğunu düşündüm okurken.

Oytun bu kitabı muhtemelen resimli olması ve içinde ejderha geçtiği için seçti. Tabi bir de ince olması :)
Malum bu önemli bir ayrıntı....

Kitaptaki isimler çok ilginç;  Eliot Kokuluperuk, Bayan MacKertenkele, Bully Öcümayası gibi :))
İsimler evet ilginç ve komik ama kitabı biraz karıştırmış isimlerle... Kalabalıklaştırmış yani...

Tesadüfi olarak bahçelerine gelen minik ejderha Dottie, sihir festivalinde sıkıcı çöp toplama görevi olan Oliver Moon'un görevini eğlenceli hale getirecektir tabi ki kendince. Onu eğitmeye çalışsa da çok başarılı olamamaktadır. Sihir festivaline minik ejderhasıyla katılacağını bütün arkadaşları ve öğretmenleri duyunca vazgeçememiştir de...
Sonuç biraz hezimet olsa da festivalde farklı şeyler yaşanacaktır...

Kıssadan hisse veriyim derdi olmayan kitap yine de hafif kıkırdamalı...
Erkek çocukları için daha uygun...
Bu kitap bildiğim kadarıyla 4 kitaptan oluşuyor. Hayal gücü gelişsin, aman kitap okusun, hokus pokusları da seviyor diyorsanız okutabileceğiniz bir kitap...
En azından benim görüşüm budur efem :)


11 Ekim 2016

Bu kitaplar çocuklara


Daha önce de Oytun'un kitaplarını okudum ama; ara ara, bazen de atlayarak...
Mesajını anladıktan sonra bırakırdım...
Daha çok o okumadan önce yapardım bunu...

Bu sene o okuyup tamamladıktan sonra ben başlıyorum okumaya...
Ve keskin kurallarımdan birini bozarak...
Asla iki kitabı aynı anda okumayan ben onun kitabını da işin içine kattığımda kurallarımdan birini daha yıkıyorum :)) Oluyor muymuş, oluyormuş...

Buna neden ihtiyaç duydum peki;

İlk sebebim Oytun'un kitabın özetini çıkartmaya başlamasından... İlk defa kitap özeti istiyorlar okuldan. İlkokuldan bu yana keşke isteseler dediğim bir konuyu biz 6. sınıfta gerçekleştiriyoruz nihayet... Özetini kontrol ederken de okumuş olma ihtiyacı hissediyorum. Şöyle bir bakmayla özet kontrol edemiyorum maalesef.
Tartışması da güzel oluyor... Ben ne anlamışım, o ne anlamış...

İkincil sebebim ise Oytun'a farklı kitaplar okutabilme ihtiyacı... Farklı konuları sevdirebilme ihtimali... Her konuyla tanışsın,sonra kararını versin... Şimdiye kadar aman okusun da deyip çok seslenmiyordum ama baktım ki olacak gibi değil "ikimizin de okuyabileceği" diye bir kategori geliştirmek zorunda kaldım...

Şimdilik iyi gidiyor... Bakalım ne kadar devam ettirebileceğiz...

Şimdiye kadar sadece 2 kitap okuyabildik beraber...
Ama ben bu sonuçtan mutluyum :))


Ö.T.E.K.İ. / Pedro Manas

Çocuklar çok acımasızlar, bunu her zaman söylemişimdir... Kırılıp, bükülmezler...
Mesela hiç bir zaman yüzün çok güzel, keşke biraz kilo versen gibi düşünceleri yoktur onların... Şişkosundur sen onlar için :)))
Büyüdükçe kırmak için de söyleyebilirler ama küçük yaşlar da bu düzlüklerinden kaynaklanır...  Algıladıklarını pat diye dile getirirler... Böylesi hem güzeldir hem de zordur aslında...

Çocuklar için normallik ve dışlanmış anormalliğin tanımını yapmış bir kitap Ö.T.E.K.İ.

Kendini normal olarak gören Franz bir gün göz doktoruna gitmek zorunda kalır anne ve babasıyla... Tembel göz hastalığı nedeniyle sol gözüne bandaj takmak zorundadır. Kendisine göre normal ilerleyen yaşantısı takmış olduğu bandaj yüzünden farklılaşmıştır.
Daha doğrusu arkadaşları tarafından farklılaştırılmıştır.... Artık oyunlarda son tercih edilendir Mortgöz Franz...

Artık yalnızdır, teneffüslerde tek başına bir köşededir...
Ama bir bakar ki aslında yalnız değildir... Kendi gibi diğerlerinden farklı gözüken yada algılanan çocuklar da vardır ve hepsi bir köşeye çekilmişlerdir... Kimisi kilosundan, kimisi kabarık saçlarından, kimisi de taktığı diş telinden dolayı... Tam bir dışlanmışlık yalnızlığı...

Tam 23 dışlanmış çocuk... Birinin önderliğinde bu 23 çocuk gizli bir grup oluşturacaklardır...
Gizli toplantılar yapacaklar ve birbirlerini gizliden gizliden koruyacaklar...
Biri diğerinden üstün olmadan, hep birlikte...
Ve Ö.T.E.K.İ / Örgütlenen Tuhaf Erkekler Kızlar İleri kurulmuştur artık...
Mortgöz Franz artık Kobragöz dür...
Köstebek gibi...
Çöp Öğüten, Demir Çene, Kablolu Lepiska gibi...
Hepsinin kod adları vardır ve artık çok önemli görevleri vardır hepsinin...

Çocuklarımızı eğitmeye çalıştığımız bir konuyla ilgili çok da güzel, tam anlayabilecekleri bir dille yazmış Pedro Manas kitabı... Birlik ve beraberliğin gücünü tam da anlayabilecekleri bir şekilde vermiş...
Son zamanlarda bir ötekileştirmeden bahsediyoruz ya anlayabilene çok da güzel anlatmış ve sonuca da bağlamış üstelik...
Sürprizli bir son...
İnce ince mesajlı...

Bence sadece çocuğuna okutma bu kitabı derim ben, sen de oku...
Seveceksin, çocuğun da sevecek diyorum ben :)





Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz/ Colas Gutman

Bu da birlikte okuduğumuz ikinci kitap; Maurice'nin süper kahramanlık hikayesi...

Özellikle erkek çocuklarının hayalidir hep süper kahraman güçlerine sahip olmak... Aynı kızların prenseslik hayaline benzer bu...

Dolayısıyla çocuklar bu kitapta kendileri gibi birini buluyorlar... Tam 3 yaşında 3 basamaktan atlayabildiği için kendini süper kahraman ilan ediyor Maurice... Kendince sabun köpüğüne dönülmüştür ve bunu kimse görmemiştir :)

Hep birilerinin hayatını kurtarmayı beklemektedir kahramanımız, kendince kurtarmaktadır da... Özellikle komşuları yaşlı Bayan Polenta'yı...

Bir de gizli güçlerini yok eden aşkı tanımladığı Juliette var ki evlere şenlik onu gördüğü anlar :) Masumluğun en güzeli bence :)

Okuldaki bir çete de var üstelik, Hoyrat, Kuş Beyinli ve Plastik Adam...
Okula yeni gelen Jüpiter'in peşindeler... Jüpiter sevgi pıtırcığı sözcükler sarfettiği için hem de...
Maurice kurtaracak bir çocuk bulmuştu kendince...
Ama onu farklı deneyimler de bekliyordu...

Bir çocuğun hayal gücünün sınırsızlığını kıkır kıkır gülümseterek anlatan bir kitap Süper Kahramanlar Yüksekten Korkmaz...

Kitapta yazım hataları var yalnız... Şimdi burada ne demek istiyor ki dediğim...
Oytun'u gözlemledim zannederim önemsemeden geçti oraları... Ne demek istiyor ki dediğimde sonraki cümleye geç gibi boşvermişlikle hem de :))) Adam rahat anlayacağınız ahahaaaaa :)))

Mutlu bir gün diliyorum hepinize...
Görüşmek üzere ♥