12 Mayıs 2009

karındaşıma...

zwani.com myspace graphic comments

Seni eve getirdikleri günü hatırladım bugün. Hasır beşiğine yatırdılar seni ilk önce. Bak kardeşin sana ne getirmiş dediler bana. Beşiğin altından beyaz, işlemeli şilebezi bir elbise çıktı. Bak seni ne kadar çok seviyor dediler. Kırmızı suratlı, sarı saçlı bir bebekle gelen şile bezi elbisem... Senden bana gelen ilk hediyem....
Seneler geçti; ikimizde büyüdük. Evimizden hiç gitmeyeceğini sandığım sarı civcivimiz kaplumbağa misali sırtına aldı tüm biriktirdiklerini ve kıtalar arası bir yolculuk hikayesi başladı. Kilitlendik o yola.... Yolun uzunluğu değildi aslında sorun, miniğimizin gidişiydi.... Öyle böyle derken bizi alıştırdın bu serüvene... Kilometrelerce mesafeden her derde, her sevince nasıl yetişilir öğrettin bize....
Ah benim canım kardeşim. Doğduğun gün hediyemin aslında elbise değilde SEN olduğunu ufacık boyum ve aklımla anlayamamışım...
Bugün benim kardeş günüm, oğlumun teyze günü, annemin minik kızının günü....
İyi ki doğdun sen bugün, iyi ki varsın ...
Nice mutlu yıllara bitanem....

11 Mayıs 2009

Anneler günüm...


Dolu dolu bir pazar günü geçirdik anneler günü vesilesi ile. Sabah erken kalktık, aldık simitlerimizi istikamet anneanne dedik. Annemin elini öptük, günün kutlu olsun dedik. Anneyken çocuk olmak nasıl da güzel :)) Hem anneni sarmalamak hemde çocuğunu... Nasıl da keyifliydi...
Süper bir kahvaltı sonrası ormana gidelim dedik. Ve başladık mutfak telaşına. Karnımıza çalıştık anlayacağınız. Mis gibi çiğböreklerimizi yaptık, çayımızı demledik, aldık piknik sepetimizi ver elini doğa dedik...
Bu sefer kent ormanlarına gittik. Her zaman gittiğimiz mesire yerinin arkasındaymış hemen ama biz yeni bulduk burayı... Yürüdük güle oynaya, timsah aradık :))) Kurbağalara, balıklara baktık.... Yılan yuvalarının üzerini kapattık, çıkmasınlar diye...
Bir ağaç evine tünedik, çiğböreklerimizi yedik, çayımızı içtik yeşilliklere baka baka. İçimiz açıldı. Biz annemle koyu sohbetlere dalarken oğluşla doca timsah aramaya devam ettiler timsah suyunda (ki kendisi dere olur) hahaaa:))))
Top oynadık, parkta sallandık, o eğlendi biz keyiflendik...
Yeni bir hafta için enerjimizi depoladık bol bol :))
Akşam yastığa başımı koyduğumda şükrettim. Annemle olduğum için... Anne olduğum için... Mutlu olduğum için...

9 Mayıs 2009

zıp zıp kurbiş...


Bugün akşam evde kurbağa yarışı var :))) Kendime de bir tane yapacağım biraz sonra ve zıp zıp zıplasın kurbişler hahaaaa:)))

Sevgili anne kaz 'da gördüm origamisan 'ı... Renkli kağıtlarım yoktu bende normal kağıtlardan yapıverdim hemencecik. Çok da kolay üstelik.

Oğluş bayılacak bu yarışa...

8 Mayıs 2009

mmmmm pek lezzetliydi...

Dün akşam annem enfes bir çorba yapmıştı. Afiyetle bir çırpıda içtim, sonradan fotoğraf çekmek aklıma geldi ama ne yazıkki çorbamız çoktaaan hakkın rahmetine kavuşmuştu:)))

Et sevenler için ve özellikle çocuklar için oldukça besleyici bir çorba.... Unutmamak için buraya da not ediyim dedim. Bir gün elbet bende denerim :))) Denemek isteyen varsa tarifine buyrun...

Bu arada bu çorba tatarlara özgü bir çorba...

İsmi de SORPA :))

Kuzu kaburgası kemikli şekilde ufak ufak kasaba parçalatılır. (İsteyen kuzu bel, kol ve but kısmından da yapabilirmiş, ustamız öyle bildirdi:)) Kemikli et tencerede kendi yağı ve suyuyla hafifçe kavrulur. Üzerine su eklenir ve kaynatılır. İnce kıyılmış taze soğan, taze nane yaprakları ve kıyılmış taze dereotu da eklenir. Etler pişince başka kapta hazırlanan un, yoğurt ve yumurta sarısı karışımıyla terbiye edilir. Çorbamız servise hazır... Et ve sulu bölüm birlikte servis yapılır ve afiyetle yenir :)))

6 Mayıs 2009

hahhaaaa:))) yine unuttum...

Ben çok unutkan oldum artık. Boşvermişliktenmi, yaştanmı, beyin hücrelerimdenmi bilmiyorum ama unutuyorum artık... Allahtan bu unutkanlık minik şeylerde yaşanıyorda büyük sorunlar getirmiyor beraberinde...

Kaç gündür hıdrellez diye sayıklıyorum. Akşam eve giderken yanan ateşleri gördük, oğluşuma anlatmaya çalıştım ama tabiki anlamadı :) Sadece yakılan ateşe odaklandı. Hava soğuk olmasa belki gidecektik bir dedeye :) dede bahane eğlenceye... Ama üşüdüm, üşendim hahaaaa:))) Bahanelere bak... Balkona çizmem lazım dedim... Çizecektim de...

Saat 22:00... Telefon... Annem... Bugün hıdrellez biliyorsun değil mi hatırlatması... Bilmezmiyim hiç ukalalığı bende :))) Anneye söz söylenirmi hiç... Bak işte ne oldu...

U-N-U-T-T-U-M.... Unuttum... Unuttum... 11-11 pirelerle maç tutuştum...

Allahtan anneme telefonda yine de her ihtimale karşı ve özellikle onun dileklerinin her sene istisnasız tutması sebebiyle bizim için de bir kaç sipariş vermiştim hahaaa:))) Annem sen olmadan ben ne yapardım... Bu sene de kurtardın beni dileksizlikten... Ümidim var dileklerimin olması için:)))

Bir hıdrellez daha geçti böyle işte. Ama seneye bütün dedeler gezilecek, en itinalısından dilekler dilenecek, hiç atlamasını beceremediğim ateşten keyif alınacak, oğluşa yine anlatılacak ve onada dilek diletilecek, balkondaki gülüm o zamana kadar büyür herhalde, birde ona dilek dilenecek...

Tabi unutmazsam yine hahaaa:))))

4 Mayıs 2009

mayıs geldi hoş geldi :)))

Dağ tepe gezesim vardı dün... Benim oğluşumunda evden çıkmayası vardı bana inat :))

Parka gidelim mi?
Hayır....
Bisiklet sürelim mi?
Hayır...
Ormana gidelim mi?
Hayır...
Ne yapalım peki oğlum...
Evde kalalım....
Evde ne yapalım peki...
Evde kalalım...
....
....

Bu böyle devam etti gitti bütün gün. Ne istediğini bilmez ruh halli oğlum bütün gün kendine de eziyet etti bana da... Ne birlikte boyama yapabildik, ne oyun oynayabildik, ne dışarı çıkabildik, nede başka birşey....
Bir ara avazım çıktığı kadar imdaaaattt diye bağırasım geldi....
Tef gibi gerildim bütün gün...

Bugün sabahın köründe inanılmaz bir enerjiyle kalkan canavarımın aksine ben güne dünden kalma gerginliğimin kalıntısı başağrımla başladım...

Tüm negatifliklere rağmen ben bu haftayı çok güzel geçireceğim :))) Pozitif düşünmeliyim, pozitif düşünmeliyim, pozitif düşünmeliyim....