15 Şubat 2011

gelelim bol fotolu mini gezimize :)

Demiştik ya İstanbuldaydık diye...
Hazır gelmişken de dolanalım biraz dedik.
İstanbul'u çok bilmemem ve zamanımızın kısıtlı olması sebebi ile girdik İstanbul Forum'a, çıktık İstanbul Forum'dan :))
Öyle çok yer beklemeyin yani :))



İlk durak tabiki Turkuazoo :))
Bizim balık profesöründen çok ben merak ediyordum galiba hahaaaa :)))
Daha büyük bir yer bekliyordum ama yine de tatmin ediciydi...



Akvaryum ortamları ve özellikle dekorları oldukça hoştu.



Korsan gösterisi adı altında dalgıçlar, kıyafetleri ve dalma konusunda çocuklara bilgiler verdiler.
Bu arada biz arkalardan izlemeye çalışırken benim oğlum dur dur dur diyerek bacak aralarından geçip öne oturuverdi :)) İşine geldiğinde o kadar uyanık olabiliyor ki ben bile hayret ediyorum...



Tünel güzel hazırlanmıştı. Ama özellikle hafta sonları buraya erken gitmek gerektiğini düşünüyorum yoksa ilerleyen saatlerde tünelde tam bir yığılma oluyor...



En sevdiğimiz balık :))
Camın arkasından ağzına ve dişlerine dokunmasını bir görseydiniz...
Düşler alemine daldı o anlarda :))



Dalgıçların balık besleme saatlerinde tünelde olursanız güzel bir show izleyebiliyorsunuz :))


Sonuç olarak çocukların özellikle hayvanlara ilgisi olanların hoşça vakit geçirebilecekleri bir yer.


2. durağımız buz müzesi oldu.
Ama hiç kusura bakmasınlar burayı çok hoş anlatamayacağım. İlk önce ücretini hak etmiyor olması. Yetişkin için 20 TL veriyorsunuz ama içeride 15 dk zorlanarak kalıyorsunuz. Hadi biraz daha kalıyım diye diye :))
Buz duvarları olan odacıklar ve içerisinde buzdan yapılmış kutup hayvanları ve viking öğelerinin heykelleri var sadece.
Fotoğraf çekimine de izin vermiyorlar :)) Eeeee onada 20 TL bayılırsınız belki umuduyla :)))
Ama çıkış jestleri güzeldi. Buzdan yapılmış bardaklarda meyve suyu ikram ettiler :))
Ehhhh dediğimiz bir yer oldu anlayacağınız... Görmemek çok büyük bir kayıp değil yani...
Tabiki bizce...

Bunun dışında yemece içmece :)) Birde klasik Ikea turu var işte :)
Aslında çokda klasik olamadık zira yorgunluktan sepetin içinde uyuyan bir böcekle ne kadar normal gözükülebilirdiki :)))
Herkes aaaa uyumuş, beeee uyumuş derken ben gayet rahat turlamaya devam ediyordum :))
Altına yatak yaptık, üstünü örttük daha ne yapalım dimi ama hahahaaaaa :)))

Bu gezi notlarıda burada biter arkadaşlar :))
Öpüldünüz hepiniz...

14 Şubat 2011

anneannemizi uğurladık :(

foto kaynak google görsel

Bu hafta sonu İstanbul'daydık.
Cumartesi sabahı anneannemizi ağıtlar eşliğinde uğurladık...
Çok uzun süredir böceğimi hazırlamıştık bu yolculuğa ama bizimkinin son ana kadar anneannesi ile birlikte gidiş umutları vardı...
Bavulun içine girip gizlice gidebileceğini bile hayal etti :)
Hele anneannesi pasaport kontrolünden geçipde gözden kaybolunca ayy ayyy ayyyy ne ağıtlar ne ağıtlar :))
Baaakkk umursamadı bile beni, zaten beni hiç sevmiyormuş, neden gökçenin yanına gidiyor ki gibi uzayan isyanlar....
Şimdi ben böyle anlatıyorum ya minik kuşumun ayrılık hikayesini sanmayın ben de bir durum yok...
Benim jeton köşeli olduğu için evde başladı benimki de :))
Şubat tatili boyunca bende kaldığı için birçok eşyası ortalardaydı...
Terlikleriyle bile konuştum kaldırırken; hah dedim 3 ay bekleyin şimdi...
Ne suçu varsa artık :)
Hele bu sabah işe geldikten sonra elim telefona gitti aramak için aaaaaaaaaaaaaa dedim gitti ya o :(
Biz burda annoşumun yokluğuna alışmaya çalışırken kardeşimin evinde bayram havası :)
Oda ayların hasretini giderecek haliyle...

Hemen minnoşumun bir incisinide not ediyim bu yolculuk hikayesindeki :)
Anneannesi hızlı trenle gel tamam mı :))
Şimdi buda nerden çıktı derseniz; biz uçağın gidişini görebiliyoruz ancak indiğini göremiyoruz her seferinde. Haliyle benim miniğim uçak yolculuğunun çok uzun sürdüğünü düşünmekte. Uçağa binen aylarca gelmeyince kendince tren çözümünü buldu işte. Hemde hızlı tren :))

İstanbuldaki gezi maceralarımızda yarına artık. Yoksa bu post uzar gider :)



Sabah gelen çiçeklerimle veda ediyim size :))
Herkesin sevgililer günü kutluyor ve sevgi dolu bir hafta diliyorum...

7 Şubat 2011

yazdan kalma bir hava vardı bizim buralarda...

Dün sabah kalktığımızda baktık bir güneş...
Evdeki 3 kuşak gezme delisi hooooppp hazırlanıverdik :)
Doca herzamanki gibi yok beni açmaz modlarında... Bizim kuşak değil ya gen çekmemiş işte hahaaaaa :))

Çıkıverdik yola....



Deniz, kum, güneş üçlüsünü yakaladık hemen....
Bizimki bu fotoğraf öncesinde mayom nerde diye ağlamaklıydı :)
Mayom yoksa çıkartıyım çoraplarımı bari ayaklarımı sokuyum derdinde hatta....
Ufak bir ikna turu düzenledik anneanneyle ben :))
Birkaç sene sonra kar yağarken denize giren yüreği deli kanlılardan olacak muhtemelen hahaaa :))


Kumsalda piknik bile yaptık :)
En basitinden alınan kızarmış bir tavuk, sıcacık ekmek eşliğinde...
Ne ayıp diye diye hiç lades tutuşmadığımızı bile fark ettim..
Tutuştuk meyve suyuna bir lades...
Bikaç aklımda turundan sonra baktım kaybetmişim (tabiki numaracıktan) :)))
Ladeeessss diye kumlarda debelendi durdu hahaaaaa :)))
Haaaa birde kız tavlasını öğrendi bizimki ;)
Bundan sonra tavla dolanır artık sürekli evde :))

Enerjilendik döndük işte :)
Herkese günlük güneşlik iyi bir hafta diliyorum :)

5 Şubat 2011

keçeye devam :))

Bayıldım ilk gör- düğümde (bir de nerde gör- düğümü hatırla- sam)...
Dün akşam başladım hemen yapmaya :))



Çok zevkli olacak bu ataçları kullanmak eminim :))




Hazır elim değmişken bi tane daha çıkıverdi kardam adamımdan...
Buda biyerlere asmalık :))















! Sevgili kaynağım söz bulacağım seni ve link vereceğim :))

Buldum a dostlar :)) Hem yapılış detayları, hem ayrıntılı fotolar için buraya ...

2 Şubat 2011

bugün şaka gibi bir gün :(

Sabah Defne'nin acı haberini duydum :(
Hatta ilk önce hadi canım dedim...
Hemen google amcaya müracat ettim...
Aaaaaa doğru :(

Bugün varsın yarın yoksun...
Döndüm 10-15 yıl öncesine hemen....
Çat kapı programı vardı hani...
Kardeşimle kahkahalarla izlediğimizi hatırladım...
Çok büyük bir zevkle....
Sonra çocuğunu düşündüm :(
İçim ezildi...
Felaket senaryoları yazmakta üstüme yoktur zaten...
Üstüne Manolya aradı...
Birde onunla yazdık felaket senaryoları :((
İçim iyice burkuldu...

Oğluşumu bir arkadaşının doğum gününe bırakmak için aldım annemden...
İçime soktum...
Sarıldım, sarıldımmmm....
Sıralayıverdim sevgi sözcüklerini....
İşte o zaman istemsizce döktüm gözyaşlarımı....

İşe dönüyorum....
Beynimde 40 düşünce ama burnumdan soluyorum...
Bu gibi durumlarda isyankarlığım tutar zira...
Adamın teki eli arkasında, karısını peşine almış caddeyi verev bir şekilde aheste aheste geçiyor...
Beni gördü ama hızlanmadı...
Kordonda gezmeye devam ediyor hırbooooo...
Birde eliyle işaret ederek acelen ne diyor dik bakışlarıma...
İşte dellendiğim an burası.....
En işlek caddede penceresini açan çıldırmış bir kadın...
Onun konuşmasına bile fırsat vermeden saymaya başladım....
Biiirrr dedim bağırarak
İlk önce karşıdan karşıya geçmesini öğreneceksin...
İkiiiiiii
Karını lüzumsuz bir varlık gibi arkana değil yanına alacaksınki benimle konuşmayı öğrenebilesin....
Üçççççç
Kendimizi insan gibi hissetmek istiyorsak insan gibi davranmasını öğreneceğiz....
Ve buda sonuncusu....
Açma gözlerini hiç öyle gerçekler bu kadar acı işte dedim ve arabamı sürmeye devam ettim garip bakışlar arasında...
Ahanda demişlerdir kesin biri daha deliler ordusuna katıldı memleketimin...
Kesin küfretmiştir arkamdan bir de...
Peki;
Rahatladımmı HAYIIIRRRR...
Hala hırsım var tüm haksızlıklardan, hayvaniliklerden, yitirilmişliklerden ötürü...

1 Şubat 2011

buda ikincisi :)


Keçe çalışmamın ikincisi :)
Yeni doğan bebeğimize gidecek...
Beğenecek misiniz bakalım :))