13 Haziran 2012

buz gibi getirseler şimdi...


Sıcaktan kavrulduğum şu anlarda şöyle buz gibi bir karpuz olsa nasıl şahane olurdu :)
Bizim kızlara yapmıştım geçenlerde. Yapımı pek basit, sunumu şık...
Denemek isteyene burdan efemmmm :))

12 Haziran 2012

garip haller


Okullar tatil ve paşa artık yazlıkta...
Bu hafta sonu onları bırakıp geldim. Anneliğim hafta sonu boyutuna geçmiş bulunmakta :(
2 günden beri bocalıyorum paşamsız, bugün kendime geleceğim inşallah...

Hayat karman çorman devam etmekte...
An gelip bir bebek haberiyle deli gibi sevinirken, dakikalar sonra yinelenen illet bir hastalık haberi ruhumu altüst ediveriyor... Ne diyeceğimi bilemeden kalakalıyorum öylece...

Ağlasam, ağlayamıyorum... Bu gibi durumlarda ağlamamak=güçlülük denklemi yükleniyor omuzlarıma... Güçlü ol, güç ver sevdiklerine...

Dün gece babacığım geldi rüyama... Elimi tuttu sıkıca... Gel dedi bak sana ne göstereceğim... Çok büyük bir orkestra penceremin önünde... Smokinli adamlar...
En sevdiği şarkıyı fısıldadı kulağıma...
Omzuna yasladım başımı...
Şarkı bitti... Selvi boynunu büktü dedi...
O giderken ben yine kalakaldım arkasında...

Sabah yanına gittim... Oturdum başucuna... Dinlendim, dinledim....
Selvi neden boynunu büktü bilemedim :(

8 Haziran 2012

Neşe' li haller...

Dönem dönem saçlarımla bir savaş haline girerim. İşte şu zaman diliminde de aynı durumdayım. Verdiğim bu savaştan nedense galibiyet çığlıkları ile de çıkamıyorum
:(

Yine bugün o çığlıkları atabilirmiyim acaba diye sabahın seyrinde kuaförümün yolunu tuttum. Ama ne mümkün. Yağlandım, ballandım ve hiçbir değişikliğe maruz kalamadan ayrıldım o müstesna dükkandan...

İzmirden döndüğümden bu yana aynı kuaföre giderim ben, rahat 15 senesi var galiba... İlk müşterilerindenim hatta.. Çenesi ve makası kuvvetli bir kadındır Neşe. Garip bir çekim kuvveti vardır. Biraz da çatlaktır hatta :) Yoksa nasıl dayanırım ben o kaprislere :)

Saçımı kestireceksem şayet Neşe'nin ruh halini bilmem lazım mesela... Mutlu mu, kızgın mı, aksi mi ? Depresif mi? Eğer mutlu ve olağan durumlardaysa gönül rahatlığı ile oturur saçlarımı ellerine teslim ederim. Ama yok değilse kahve içmeye uğramıştım der tırıs tırıs çıkarım yanından... Mazallah yolunmuş kaz haline çok bürünmüşümdür yanlış anlar neticesinde :))

Birde sadakate çok önem verir. Eğer ufak bir kesim hissettiyse saçında yalan söylemiyorum en az 1 ay meletir seni. Onu yapmaz, bunu yapmaz... Git oraya kestir der. Fön seni maymun ediyor der :) Saça iki makina tutar gönderir ve kasada avuç avuç para ödetir sana. Cezalandırır resmen :))

Kaşına falan cımbızın ucunu değdiremezsin, anlar :) Nasıl bir hafızadır anlamam hala, kaş sıramı bilir milimetrik.  Dedim ya sıkıysa dokundur bir başkasına, yada kendin hallet... Günlerce seni yamuk kaşla gezdirir allahıma :))

Ama bazı anlar vardır ki, Neşe kötüyüm de, otur önüne... Bilir, anlar halini... Sormaz bişey... Senin dudaklarına gülümseme yerleşinceye kadar baştan aşağı bakım yapar sana... Sanki beynini okumuşcasına ne istiyorsan bilir. Ayaklarına kadar masajını yapar, kuş gibi olursun... Kasada da komik bi rakam öder çıkarsın :)

Kendileri ile yaklaşık 1 aydır savaş halindeyiz. Beyazlarım çıktı Neşe diyorum, boya şu saçları. Olmaz diyor... Balyaj at... Olmaz diyor. Üşenmedi geçenlerde tek tek beyazlarımı kesti dibinden dibinden, sırf boyamamak için :) Bugün kes şu saçları dedim... Toparlıyım dedi... Yok dedim kısacık kes, hatta erkek gibi dedim. Birde kızıl yap dedim... Kayışı kopardı, gülmekten... Neymiş efendim ani ruh değişikliklerime kendini alet edemezmiş  :)) Bak yapmazsan Murata gidicem dedim (1 numaralı rakibidir Muratda). Hele bi git bu dükkana ayağını sokamazsın dedi... İnatlaştık deli gibi, sonra anaç anaç oturttu koltuğa, saçımı kesermiş gibi yaptı. Bu saça kışa bakır atalım dedi... Alladı, pulladı... Akşama uğra yanıma dedi, gönderdi...
Kontrol edecek beni iyileşmiyim diye biliyorum :)) Bide fal patlattıracak önceden donatıp kızı hahaaaa :))

Bu gazda bana 1 ay yetecek hahahaaaa :))

Hepinize mutlu hafta sonları....

7 Haziran 2012

tarz nasıl olunur bilen var mı?


Çocuklarla felekten bir gece nasıl geçirilir tabiki güzel oyun alanı olan bir cafede :))
Anne Ayçamla bizde öyle yaptık..
Bizimkilerin neşesi ve keyfi pek bi yerindeydi...
Tabi bizimde...
Taaa ayrılış sahnemize kadar..
Arabada yastık savaşı sonucu canı acıyan tarko benim paşaya küs indi arabadan...
Kendini affettirmeden eve dönen paşada bana cazzz yaptı tabii :)
Binbir laf...
Ben daha konuşacaktım...
Ben yanlışlıkla olduğunu anlatacaktım...
Hem sen neden hızlı sürdün arabayı...
Kahve içmeye gel demişti ayça teyze, neden çıkmadık ki yukarı vs vs...
O bitti başladı erken ergen tripleri...
-Anneee tarkan tarz olmuş dimi...
-Nasıl yani annecim...
-Hani küpe takmış ya...
-Evet annecim çok yakışmış...
-Ben de tarz olmak istiyorum...
-Hmmmm pekiii :)) Yoksa sende mi küpe takmak istiyorsun?
-Yok bana göre değil o..
-Hmmmm ama neden ?
-İğneyle delmişler kulağını yaaaa...
-İğne olmasa düşünebilirsin yani :)))
-Hıı hııı ama ben başka bişey yapmak istiyorum...
-Tamam yapalım annecim...
-Kuyruk bırakıcam bende anne...
-Kuyruk mu :))
-Evet saçımın arkasına kocaman kuyruk yapıcam...
-:)))))))))))))))))))))
-Yaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!
-Tamam annecim okullar kapanacak, saçına kuyruk yapalım, hatta saç ekletelim sana hahaaa :))

Biz şimdi kuyruk derdindeyiz...
Hatta abartıp ucuna boncuk bile takarız biz :))
Çılgın annelerin, çılgın çocukları :))

6 Haziran 2012


Bir önceki posttan kaplumbağa pasta çok beğenildiği için tarifini yazmak şart oldu dedim ve hemen tarifi şıptırtıyım dedim...
2 günden beri de işler pek bi yoğun ve renksiz olduğundan en azından blogum renklensin düşüncesi de ağır bastı tabi :)
Çokda basit bir yapımı var üstelik, yaz ayları için çok uygun...

Malzemeler;

*2 paket dankek rulo pasta
*1 lt süt
*3 kahve fincanı un
*2,5 kahve fincanı şeker
*1 paket vanilya
*2 yemek kaşığı labne
*1 paket petibör bisküvi yada bebe bisküvisi (ben bebe bisküvisi kullandım)
*2 adet muz
*2 adet kivi

Süt, şeker ve unu karıştırarak muhallebisini pişirdim ilk önce. Ocaktan aldıktan sonra vanilyayı ekleyip mikserle karıştırdım biraz. Soğumaya bıraktım..
Bu arada dankek rulo pastayı bir parmak eninde dilimledim. Derin bir kasenin içini streç film ile kaplayıp kasenin kenarlarına dilimleri dizdim.
Muhallebi biraz ılıyınca labneyi ekleyip tekrar mikserle karıştırdım ve biraz daha soğuması için bekledim.
Daha sonra içine kırılmış bebe bisküvilerini ve dilimlediğim muzları ekleyip karıştırdım. Bu karışımı kaseye dizdiğim dankek dilimlerini bozmadan içine boşalttım. en üstede kalan dilimleri dizdim. Böylece muhallebinin hepsini pasta dilimleriyle kaplamış oldum. Üzerini streç film ile kaplayıp buzluğa attım.
Ertesi gün misafirlerim gelmeden 1 saat önce buzluktan çıkartıp tabağa ters çevirdim. Kivi ile baş ve ayak kısımlarını yaptım ve servise hazırdır pastamız :)

Paşam hayvanlarla ilgili herşeyi çok sevdiği için herşeyi böyle hayvanlara benzetiyoruz biz :))
Dondurma kıvamında, buz gibi bir tatlı oluyor.
Afiyet olsun şimdiden...

Ben yine koşturmaya gidiyorum.... Çook işim var çoookkk...

4 Haziran 2012

pazartesi sen niye geldin ....

Hafta sonunun ardından pazartesi sendromu yaşıyorum fena halde..
İşler bana bakıyor, ben işlere...
Bi nevi öküz/tren ilişkisi kurduk kendileriyle :)
Şu yazıyı hazırlıyım savulun ben geldim diyeceğim inşallah....


Cuma günü paşamın sınıf pikniği vardı. Hep birlikte stres atmaya gittiler...
Gidemeyeceğimi uygun bir dille anlatmama rağmen paşam herkese ben sahipsiz kaldım, bana piknikte sahip çıkarmısınız acitasyonunu duyunca işlere kısa bir ara verip koştura koştura gittim yanlarına...
Zannettim ki çocuğum beni çok özlemiş, bensiz kendini eksik hissedecekmiş...
Ama nerdeeeeeeeee :))


O kendini kaptırmış topun peşine, geldiğimi bile fark etmedi :)
Hatta gittiğimde kendilerini bu halde eciş bücüş buldum.
Topun eğlencesi, tuvalet eyleminin vahimliğini aşmış durumda...
Anne görevimi yerine getirip, tuvalet eylemini gerçekleştirttim kendilerine ve koştura koştura yine işlerin başına döndüm :)
Paşamın acitasyonlarıyla duygusal bir bağ kurmamam gerektiğini an itibariyle öğrendim :))




Cumartesi akşamı bizim kızlar bu sefer bendeydi...
Yine kahkahalar gırla gitti... Çocuklarla en çok gürültüyü kim çıkartacak yarışması yaptık hatta...
Gecenin ilerleyen dakikalarında apartmandan gelen bağırtı seslerine ve kapı çarpmalara ilk apartman toplantısında bomba gibi laflarımı dizdim, beklemeye aldım kendimi :))
Hayatınızın hatasını yaptınız komşular, farkında değilsiniz...


VEEEE KARPUZ KABUĞUNU DÜŞÜRDÜK DENİZE BİZZZZ :))

Kış ona o kadar uzun geldi ki bildiği herşeyi unuttuğunu düşünmüştü. Bol bol unutmamışım yüzmeyi diye bağırdı durdu :)) 


Ben ise hayatı unutup, sefam olsun nidalarındaydım....
Ama çabuk bitti işte...

Şimdi ben biriken işlere savulun ben geldim demeye gidiyorum...
En güneşlisinden bir hafta sizinle olsun....