22 Ocak 2013
umut ışığım
Filmin ilk 15 dakikasında yanlış seçim yapmışım diye düşündüm. Ama yine de filme kendimi vermeye çalıştım.
Tiffany (Jennifer Lawrence) ortaya çıkınca film renklendi....
Pat (Bradley Cooper) karısını kendisini aldatırken yakalamış ve adamı öldüresiye dövdüğü için akıl hastanesine kapatılmıştır. 8 aylık bir tedavinin sonucunda doktorların onayı olmamasına rağmen anne tüm sorumluluğu üstüne alarak hastaneden çıkartmıştır oğlunu... Bu filmin ilk 10 dksı ve beni sarmayan kısmı işte :)))
Tiffany ise kocasının ölümü sebebi ile psikolojik bozukluk geçirmiştir. Tencere kapak misali birbirlerini bulma olaylarıda çok uzun sürmez dolayısı ile. Ama Pat karısını kazanmak ve eski mesleğine dönmek konusunda takıntılıdır. İyi bir adam olma gayreti sadece bundandır. Bu şekilde gelişen bir aşk hikayesi filmimiz.
Dram, komedi ve romantizm güzel bir şekilde harmanlanmış filmde.
Filmin en hoşuma giden sahnelerinden biri babanın (Robert De Niro) Pat ile yaptığı duygusal konuşma. İlk oğluyla daha çok ilgilendiği için Pat'in bu dramatik olayları yaşamasından dolayı kendini suçlamasını itiraf ettiği sahne. Yine ağlayacak bişey buldum yani :)) Bu sefer az pıtırcık kıvamındaydı gözyaşlarım ;)
Finali sevdim :)) Beklediğim sona ulaştım :)
Filmimiz aynı zamanda 8 dalda Oscar adayı. En iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi yönetmen, en iyi uyarlama senaryo, en iyi kurgu dallarında adaylığı söz konusu. En iyi kadın oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında iddialı olduğunu düşünüyorum :))
Eğlenceli, bir o kadar da yan karakterlerle güzel işlenmiş bir film..
Sonuçta bu filmi izleyin der hepinize gecikmeli olarak iyi haftalar diliyorum :))
18 Ocak 2013
efsane beşli sinemelarda :))
Dünyadaki çocukları Kara'dan korumak amacıyla noel baba, paskalya tavşanı, uyku perisi, diş perisi ve Jack güçlerini birleştiriyorlar. Yine çocukların hayal dünyasına hitap eden güzel bir animasyon...
Hafta sonu için iyi bir seçenek ;)
Filmdeki efektlerden oldukça hoşlanan paşam diş perisini görünce pek sevindi :) Malum biz diş perisine inananlardanız :))
Sadece diş perisi mi? Tabiki değil. Biz hayal gücümüzün el verdiği herşeye inanıyoruz aslında. Bu konuda bebekliğinden beri paşamın hayal gücünü hep destekledim. Noel babanın hediye getirdiğine inandık, diş perimize dişimizle birlikte notlar bırakıp hediyeler istedik.... Sabırla hediyelerimizi bekledik... Yıldızlara bakıp dilekler diledik birlikte... Yıldızların yanına gittiğine inandığımız dedemizle dertleştik....
Hatta bir yılbaşı gecesi çılgın teyzemizin desteğiyle noel babayla telefonda bile konuştuk hahaaaaa :))
Bazen hmmmmm diyen sesler duysam da bundan hiç vazgeçmedim. Elbet bir gün büyüyecek nasıl olsa.... Gerçeklerin farkına varacak, bilecek... Duvarlar örmek istemedim ona.... Çocukluğunu çocuk gibi yaşasın istedim... Hayal gücü, hisleri yüksek olsun istedim... Bundan da hiç pişman değilim :)))
Biliyorum ki ilerleyen zamanlarda biz bu anılarımızı anımsadığımızda çoğunlukla kahkahalarla güleceğiz....
İyi hafta sonları :)))
17 Ocak 2013
Reçellerim var hanımmmm :))
Uzun süredir ara vermiştim bloguma... Bahane çok :))
Malum 2013 'e de girdik :)))
Çok oldu bunları yapalı ama burda paylaşmadan olmazdı :))
Yeni yıl için bizim hatun tayfasının ağzını tatlandırmak istemiştim bu sene...
Çam sakızı çoban armağanı derler ya işte o cinsten :)))
Bu sene ayva boldu buralarda. Ayva marmelatım da en organiğinden haliyle... Girdiler minik kavanozlara süslendiler püslendiler...
Kartların arkasına da herbiri farklı maniler yazıldı...
Eğlencelik kısmı da bu oldu :)))
Artık ara vermeden buradayım inşallah :)
15 Ocak 2013
erken ergen halleri
Oyuncaklarının arasına saklamış... Hangi ruh haliyle yazıldığı belli değil :)) Yapmadığı şeyler değil aslında ama belli ki unutmak istememiş hahahaaa :)))
Erken ergen paşam buda erken ergen annesi olarak benden sana bir not....
KISASA KISAS YAPILACAKLAR
1. Bu not arkasına tarih atılarak bi güzel saklanacak ve senin çocuklarına gösterilecek. Aynı şeyleri yapmaları konusunda sıkı bir gaz verilecek hatta...
2. Gerçek ergen hallerine büründüğünde sırnaşık sırnaşık yaklaşılarak anneni sevmiyomusun sen yoksa diye bol bol trip atılıp ergen oğul delirtilecek....
3. Anne bana cep telefonu, anne bana bilgisayar, anne bana para, anne kız arkadaşımla buluşucam gibi bilumum isteklerin önceden sezilip önceden küsülme eylemi gerçekleştirilip senin kriz geçirmen keyifle seyredilecek....
Şimdilik bu kadar paşam...
YaptıklarıN yapacaklarımın garantisidir, bu böyle biline hahahahaaaaaaaaaaaa :)))
Öpüldün böcüğüm :)))))
11 Aralık 2012
39 a 1 ekle sadece
Devamında yazacaklarımdan korkarım :)
Daha usturuplu olmak lazım şimdi.... Pehhhhhh :)
Bana göre değilmiş :)
Yaklaşık 10 yıl önce 2-3 sene 29 yaşında bekledim ben. Kendimce zamanı durdurdum. Hatta buna kendimi de inandırmayı başardım dersem sakın gülmeyin bana tamam mı ;)
30'lu yaşlar deli gibi korkuttu beni...
Sonra bi baktım 35'i devirmişim :)
O zaman dedim ki kızım yolun yarısını devirdin bak zamanı durduramadın. Tevellüt belli :) 40'a geri sayım başladı...
İşte o yıllarda 40 lı yaşlarda olanları offfff nidalarıyla izledim. Yaşlanmışlar mı acaba diye meraklı bakışlarımı üzerlerinden çekemedim :)
Ama hey hat....
İşte o an geldi çattı :)))))
Ağzımı doldura doldura KIRK demeye başlıyorum.
Geçenlerde konuyu kabusa bile bağlamışım bilinç altımda. Kabusumda tam bugün yataktan kalktığımda saçlarım bembeyaz, yüzüm kırışıklıklar içinde uyanıyordum. Başımda da bir baston. Ama kabusun absurtluğu olsa gerek bastonum taşlarla süslüydü :)
Sabah aynaya baktığımda şükür herşey yerli yerindeydi :)
O zaman bağıra bağıra diyorum ki hoşgeldin 4..............0.....
Sefalar getirdin...
Artık yeni bir sloganım var benim :)))
1 Kasım 2012
bayram tatili özeti
10 gün boyunca işte buradaydık.
Arada Ankara kaçamakları yapsak da köyde olmak şahaneydi. Temiz hava, bol gıda ;)
Dalından meyvelerimizi topladık...
En organiğini bulunca kaçırmadık tabi, stoğumuzuda yaptık :))
Minicik evi bulunca evcilik evi ilan etti bizim bıdıklar :)
Evlerinin yanına yanaştırmadılar bile...
Odun ateşinde en alasından tepsi börekleri pişirip afiyetle yedik... Kalabalığa börek mi dayanır ? Zor yakaladım pişmiş halinin fotoğrafını çekmek için :))
Kuşburnu topladık dalından. Yine kışa hazırlık...
Fındık fıstığın içine düştük, lop lop et olmasın diye diye :))
Çocukluğumda hiç tırmanamadığım ağaçlara, oğluşumun tek hamlede çıkmasını izledim keyifle, iyiki annnene çekmemişsin diye diye :))
Altın kızlar her akşam taş derdine düşmüşken, biz başlarında geyik sohbetleri çevirmenin derdine düştük en kahkahalısından :)
Gölbaşının akşam üstü manzarasına daldık bol bol......
Bizden önce dönüş yoluna koyulanların arkasından su döktük....
Su gibi gitsinler diye...
Ve sıra bize geldi... Sultanımla dedikodu yapa yapa yolu tamamladık :)
İnsanoğlu kuş misali işte :))
Şimdi ise biriken işlere yetişmeye çalışıyorum...
Ahhh ahhhh...
Gezersen böyle, çıkar acısı işte :)
Ankara kaçamaklarıda başka güne artık ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















