10 Ekim 2017

Kültür Sanat Mevsimi - 2017





Gece ve Edebiyat blogunun sahibi sevgili Tuna Başar yazmıştı geçenlerde bir etkinlik ve de ben de kendisine demiştim ki hepsini yapamam ama bir kaç madde neden olmasın diye... Aradan zaman geçti ve ben tabi ki yine unuttum :)

Akabinde sevgili Handan Kültür Sanat Mevsimi yazı dizisine başladı... Ağzım sulana sulana okuyorum her maddesini. Bir ara  "neden yazdığını bilmiyorum ama çok hoş bir yazı dizisi yaptın" diye de yorum yaptım hatta. Kaynak: Tuna Başar dedi ve ben bir de ne göreyim yapayım dediğim ve unuttuğum etkinlik :))) Sağolsun gazı da verdi bana, yap hadi diye :)

Ne kadarını yaparım, kaçını yazıya dökerim bilmiyorum ama maddelerden birini gerçekleştirsem dahi benim için kârdır düşüncesi ile şimdilik maddeleri buraya koymakla başlayayım dedim...

Sonbahar etkinliği olan düşünceyi ben 2017 sonuna kadar uzattım tabi ki :) Yoksa o kesin yaparım dediğim 1 maddeyi bile yapamayabilirim :)))

Belki siz de yapmak istersiniz hem :))

Ben şimdi maddeler üzerinde biraz hayal kurayım :))
Sağlıcakla kalınız efenim ♥



Görevler:



o   İsminde sonbahar veya sonbaharı anımsatan bir kelime geçen, biri Türk biri yabancı olmak üzere, 2 yazardan birer kitap oku ve kitaplar üzerine yazılar yaz.

o   Nobel veya başka önemli bir ödülü kazanmış bir yazardan bir kitap oku.

o   Bir akımı temsil eden bir kitap oku ve hem akım hem de kitap üzerine düşüncelerini yazıya dök.

o   Okuduğun kitaplardan beğendiğin bir bölümü alıntıla.

o   Bir şiir yaz.

o   Bir öykü yaz.

o   Bir deneme, makale veya eleştiri yazısı yaz.

o   Bir mektup yaz.

o   Dünya tarihinde önemli bir yere sahip bir kişi hakkında portre yazısı yaz.

o   Bir roman kahramanı hakkında bilgi ver.

o   Klasikleşmiş filmlerden birini izle.



o   Edebiyat veya tiyatro uyarlaması bir film izle.

o   Bir film karakteri hakkında bilgi ver.

o   Sinema tarihiyle ilgili bir konuyu araştır.


o   Bir yönetmenin tüm filmlerini izle ve o yönetmenin sinema anlayışı üzerine bir yazı yaz.


o   Bir tiyatro metni oku.

o   Klasik müziğin önemli eserlerinden birini dinle.

o   Jazz, Blues, Reggae, Rock, R&B, Pop gibi müzik türlerinden birinin dünya çapında önemli bir albümünü dinle.

o   Bir müzik aleti hakkında bilgi ver.


o   Dünya ve Türk resminin önemli eserlerinden birini incele.

o   Bir akımı temsil eden bir resim veya heykeli incele.

o   Aynı temaya sahip iki farklı resim hakkında araştırma yap.

o   Bir sanatçının eserleri üzerine araştırma yap ve beğendiğin eserlerinden örnekleri paylaş.

o   Sanat tarihiyle ilgili bir konuyu araştır.

o   Bir felsefi düşünce hakkında araştırma yap.

o   Bir temel felsefe metni oku.

o   Mitoloji hakkında ilgini çeken bir konu üzerine araştırma yap.


o   Bir ülkenin veya bir şehrin önemli bir simgesi hakkında araştırma yap.

o   Dünya tarihinde ilgini çeken bir olay veya kişi hakkında kısaca bilgi ver.

o   Bir belgesel izle.

o   Teknolojinin hayatımıza kattığı önemli bir gelişme hakkında araştırma yap.


o   İlgini çeken bilimsel bir gelişme üzerine kısa bir yazı yaz.

o   Önemli bir mimari eser hakkında araştırma yap.

o   Bir fotoğraf çek ve fotoğrafın hikâyesini anlat.

o   Herhangi bir konu hakkında bir video çek.

o   UNESCO Kültür Mirası listelerindeki bir madde üzerine araştırma yap.

o   Bir sözlük veya ansiklopedinin sayfalarını karıştır ve dikkatini çeken bir madde hakkında kısaca bilgi ver.


o   Bilgisayar teknolojisiyle yaratılmış bir figür, animasyon, tasarım, afiş, logo gibi şeylerden dikkatini çeken biri üzerine kısaca düşüncelerini yaz.

o   İlginç bulduğun bir canlı türü hakkında bilgi ver.

o   Psikiyatri/Psikoloji kavramları ve hastalıkları üzerine ilgini çeken birini kısaca anlat.


o   Bir dergiyi detaylı bir şekilde incele.

o   Bir müzeyi gez.

o   Bir kütüphaneyi ziyaret et ve birkaç saatini orada geçirip neler yaptığını yazıya dök.

o   Bir sanat etkinliğine katıl.

o   Bir toplumun kültür yapısı, yaşam biçimi, inanç şekilleri, örf ve adetleri üzerine bir araştırma yap ve ilgini çeken bir konu hakkında kısa bir yazı yaz.

o   Uzun bir zamandır yapmak istediğin bir şeyi yap veya uzun zamandır yapmak isteyip de yapamadığın bir şey hakkında kısaca bir yazı yaz.

o   Kültür ve sanat konusunda bir öneride bulun.

o   Kültür Sanat Mevsimi etkinliği süresince karşına çıkan ve seni şaşırtan, dikkatini çeken, aklına takılan en az 5 farklı şeyi maddeler halinde yaz.

o   Kültür ve sanat üzerine yapmak istediğin ve yukarıdaki görevler arasında bulamadığın bir şey yap ve bunun üzerine bir yazı yaz.


9 Ekim 2017

listeleme işleri :))


Yaklaşık 1 aydır yapılacak işleri listeleyerek hayatımı programlamaya çalışıyorum desem çok usturuplu bir neden-sonuç ilişkisine varabilirim. Ama değil :) Balık hafızama yenilmemeye çalışıyorum bu aralar sadece :)

Nitekim az önce işyerimdeki mutfak dolabının tepesinden bir poşet içinde kardeşimin kahve fincanı çıktı :) Ben onu deldirecektim bir şey yapması için ve o da Amerika'ya götürecekti :)))) Bu yapılması planlanan eylemin üzerinden yaklaşık 2 ay geçti ve evet benim kardeşim çoktan gitti ahahaaaa :))

Allahtan kendisi de benim gibi balık hafızalı olduğu için hatırlamadı ve evet şu satırları okuyunca o da hatırlayacak :))) Bu yazıdan sonra telefonlarına bir süre yanıt vermeyeceğimi buradan bildiriyorum kendisine :)))) Bir süre sonra yeniden unutur ümidindeyim :)))

Bu hafta neler mi yapacağım;

1- Geçen haftadan kalan mutfak rafı kestirme işi ve eski gümüş takılar meselesi halledilecek...
2- Yatak odası çekmeceleri düzeltilecek...
3- Oytun'la ders çalışma programı yapılacak...
4- Değiştirilecek kıyafetler halledilecek...
5- Tamir edilecek ayakkabılar halledilecek...
6- Banka işleri halledilecek...
7- Bitirgen bitirilecek...

Bundan sonra her hafta böyle bir planla karşınızda olacağımı gururla bildiriyorum efenim :)))
Listeyi verip hadi hallet diyeceğim bir köpeğim olmadığına göre bana kolay gelsin :)))



6 Ekim 2017

biraz da film anlatayım...


Aslında niyetim gemi turunu anlatmaktı ama fotoğrafları düzenleme kısmına gelince biraz arap saçı oldu konu :) Hadi dedim ben de filmlere bir dikey geçiş yapayım...
Fotoğraflar ne zaman düzenlenebilir ve Yunan adaları yazısı kotarılır ben de merak içindeyim :)))
Bekleyin ve görün anacım :))

Bu filmleri de izleyeli epey zaman oldu gerçi ama olsun... Ne demişler geç olsun da güç olmasın.... Çok kel alaka oldu farkındayım bu laf ama yazdım gitti işte :)))



ÇEKMECELER (2015)

Çıkar çıkmaz izlemek istediğim ancak bırak buradaki sinemalara gelmeyi internete de çok sonra düşen bir film oldu bu "Çekmeceler"...
Caner Alper ve Mehmet Binay çiftinin "Zenne" filmini izledikten sonra bu filmin çok yakında vizyona gireceğini öğrenmiş ve büyük hevesle beklemiştim... Kısmet bu yazaymış....

Binay ve Alper çifti yine cesur bir konuya el atmışlar. İzledikten sonra öğreniyorum ki gerçek bir yaşam hikayesinden uyarlamışlar ve uyarlama konusunda da çok fazla saptırma yapmadıklarını, konunun zaten kendi başına oldukça dramatik ve detaylı olduğunu söylüyorlar...

Oyuncu kadrosu oldukça geniş... Renkli kostümler, renkli sahneler, canlı ve enerjik insanlar... Sanki bir masal gibi bir rüyanın içindesiniz de katman katman kabusa doğru gidiyorsunuz gibi.... Gözümü bir an olsun ekrandan kaçırmadan izledim ki, herhangi bir detayı kaçırmayayım diye... Ki kaçırdığım çok yer olduğunu anlıyorum filmin sonunda sebep-sonuç ilişkisini kurarken...

Filmi psikolojik olarak 3 bölüme ayırmışlar; kilitler, çekmeceler ve anahtarlar...

Birinci bölüm yani kilitler Deniz (Ece Dizdar) 'in çocukluk ve ilk gençlik dönemine götürüyor bizi... Sorunların tohumunun atıldığı döneme...
Çekmeceler bölümünde kilit döneminde aldığı yaraların nasıl da suyun yüzüne çıktığını ve nasıl da sorunlu bir birey haline geldiğini izliyoruz Deniz'in...
Anahtarlar bölümünde de yaralı bir kadının düşe kalka kendini nasıl toparlamaya çalıştığını, hayatına atılan düğümleri çözmek için nasıl da çaba sarf ettiğini...

Anladığınız üzere psikolojik bir film... Ama durağanın aksine çok sürükleyici ve renkli...

Konuyu çok fazla özet geçemeyeceğim aslında... Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Her an filmin tüm büyüsünü bozabilirim çünkü...

Sadece şunu diyebilirim; bir çocuğun hayatının içine etmek istiyorsanız başına umursamaz, aman ağzımızın tadını bozmayalım düşüncesinde bir anayla, kendi saplantılarını tüm aymazlığıyla kızında baskı oluşturup şiddet uygulayan bir baba verin yeter...

Filmle ilgili bir kaç detay daha verip sonlandıracağım konuyu....

Oyunculuklar şahane ilk önce onu söyleyebilirim... Ece Dizdar'dan böyle bir performans beklemezdim hiç... Ama kadın rolünün hakkını sonuna kadar vermiş... O yaşadığı kaosu sonuna kadar iliklerinizde hissettiriyor... Baba Ayhan rolünde Taner Birsel çıkıyor karşımıza... Her zamanki gibi bu filmde de oyunculuğunu layıkıyla gösteriyor.
Anne rolüne Tilbe Saran, babanın ikinci eşi Ayşe' ye de Nilüfer Açıkalın hayat vermiş.... Ayhan'ın yaraladığı kadınlar... Yaraları ortak olunca dostluk kurmaları da zor olmamış...

Önemli bir detay, bu filmin +18 olduğu... Oldukça fazla cüretkar sahne var... Ama bu konuyla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Evet oldukça cüretkar, izlemekte zorlanabileceğiniz sahne var diye sakın bu filmi es geçmeyin... Kadın gözüyle bir kadının hatta kadınların hayatını mutlaka izleyin... Çekmeceleri açın...

Sonuç olarak tüm anlattıklarımdan anlayacağınız üzere ben bu filmi OLDUKKÇÇAAAA SEEEEVVVDDİİİMMM... Mehmet Binay ve Alper Caner ikilisinin bir sonraki filmini sabırsızlıkla bekliyorum ben... Henüz ufukta bir ses gözükmüyor gerçi...




İFTARLIK GAZOZ (2016)

Bazı filmleri ya vizyona girer girmez ağzınızın tadıyla izlersiniz ya da benim gibi üzerinden epeyce bir vakit geçip tüm duyduklarınızı unutup öyle.... Bu film de öyle :)  Hatta o kadar unutursunuz ki duyduklarınızı büyük bir yanılgı içine girip bu filmi Cem Yılmaz çekmiş gibi bile hatırlayabilirsiniz :))) Filmi izlerken şükür ki aydım :)

Hikayemiz Ula'da geçiyor. Gazozcu Cibar Kemal (Cem Yılmaz) ile çırağı Adem (Berat Efe Parlar) 'in bir yaz tatilindeki hikayeleri...
Dondurmam Gaymak vari ama çok daha başarılı... Bir Yüksel Aksu filmi... Ben hala Entelköy Efeköy'e Karşı filmini izlemedim, onu da bir ara izleyeyim şimdi hatırlamışken... Ege öykülerini seviyorum çünkü...

Filmle ilgili diğer detaylara geçmeden önce müziklerinden bahsedeyim azıcık... Hepsi yerli yerinde ve de çok güzeldi... Cem Karaca, Erkin Koray, Özay Gömlüm ve birbirinden güzel Ula türküleri... Kulağıma geldikçe o müzikler sardı sarmaladı beni film boyunca...

Hele gece lüks lambaları ile tütün toplarken bir sahne vardı ki hem kulağa hem göze şölen... En etkilendiğim görsellerden biriydi...  Tütünün gece kırıldığını bilen ama sebebini bilmeyen ben filmin ardından hemen bir google amca müracatıyla öğreniyorum;  sıcak yaz günlerinde gevşeyen tütün yaprakları, gece daha gevrek olduğundan kırma işleminin daha kolay olmasındanmış meğerse... Genelde gece 00:00 da başlanırmış bu sebeple...

70'li yıllarda geçen filmimiz unuttuğumuz bazı tatlara da selam göndermiş... Ramazan ayındaki geleneklerimize, gazoz kapaklarına, siyah önlük beyaz yaka ikilisine.... Daha neler neler... Hafızamızda güzel anılarımızın canlanması ve ortak hikayeler barındırıyor olmamız filmi daha çok sevmemize sebep oluyor...

O dönemlerdeki usta-çırak ilişkisi ise tadından geçilmiyor... Şimdi nerede o ustalar, nerede o çıraklar...

Hele cami hocası karakteriyle Macit Koper vardı ki sahnesi çok az olmasına rağmen sevdiğim karakterlerden oldu... Sen bi tanesin hocam ♥ Bir de sahildeki nene.... Çocccukkkk gel karpuz yii demedi mi öldürdü beni çığırmasıyla :)))

Filmde tek sevmediğim hatta iki sevmediğim şeylerden biri filmdeki rüya yani animasyon kısmı diğeri de filmin sonunda final sahnesinde acitasyonu biraz kasmaları idi... Onun dışında fevkaladenin fevki ;)

Bir de ODTÜ' lü  Hasanımız (Yılmaz Bayraktar) var tabiki... Yörük kızlarının gözüyle "denişik şeyler" söyleyen :))) Hasan karakteriyle o dönemdeki sağ-sol kavgalarına ufak bir selam çakmışlar filmde...  Köylülerle yaptığı sendika sohbetine bayıldım... Anadolu insanının saf ve masum duygularını o kadar güzel koymuş ki ortaya...

Sonuç olarak ben bu filmi ÇOOOKKKKK SEVVVVDDDİİMMM..... Hala izlemediyseniz çoluk çocuk hep birlikte izleyin derim...




ANNEMİN YARASI (2016)

Bosna dramını farklı bir şekilde anlatan bir film...Savaş sonrasında ailesini bulmaya çalışan bir çocuğun hikayesini... Yer yer geri dönümlerle o dramı da kısmi olarak yaşatıyor. Kısmi olarak ama...  Oldukça dokunaklı ve sürükleyici olduğunu söyleyebilirim...

Bosna Hersek' teki bir yetimhanede büyüyen Salih (Bora Akkaş) anne ve babasını aramak için yola koyuluyor... İlk önce annesini buluyor ve aslında tahmin ettiği gibi bir sonuca ulaşamıyor maalesef... İç savaş sırasında Nerma (Belçim Bilgin) tecavüze uğramış ve bu konuyla ilgili uzun süre tedavi görmüş, bir oğlu olduğunu bile hatırlamamakta olan bir annedir bulduğu...  Söyleyemez Salih kadına onun oğlu olduğunu... Sonra da babanın izini sürmeye başlıyor Salih... Sadece ismini bildiği Boris'in....

Ülkede o isimde olanları tek tek gezmeye başlar..Listede bir kaç kişiden biri olan Boris (Ozan Güven) ve Marija (Meryem Uzerli) 'nın çiftliğinde çalışmaya başlıyor... 

Geçmiş ile yüzleşme filmi Annemin Yarası...

Filmimizin kısaca anlatmam gerekirse konusu böyle...

Filmdeki oyunculukların tamamı yerinde... Fakat filmi götüren en güçlü karakter Ozan Güven... Oyunculuğuyla göz doldurmakla birlikte abartılı karakteri olan Boris'i abartısız oyunculuğuyla tam kıvamına getirmiş. Filme oldukça da renk katmış üstelik...
Meryem Uzerli de aksanlı dili ile bu filme çok yakışmış... Normal şartlarda kendisi ile çok sıcak ilişkilerim olmamasına rağmen bu filmde çok sevdim...
Bu arada Bora Akkaş'ı hiç es geçemeyeceğim, genç oyuncu da oldukça başarılıydı. Yandan yandan gülüşünü sevdiğim :))

Filmin müzikleri çok iyi kotarılmış ve filmi şenlendirmiş... Hele evde verilen bir yemek vardı oradaki sahne çok güzeldi, kıpır kıpır...

İntikam duygusundan çok bir yüzleşme filmine dönüşmesi gerilimi dozunda yaşattı... Filmde sevmediğim şey ise her şeyi açıklayacağım derdine girip son 10-15 dk yı oldukça sıkıştırmalarıydı... Daha sakin gidebilirlerdi hissine kapıldım nedense...

Çiftlik görüntülerine sizde izlediğinizde bayılacaksınız eminim. Hepimizin hayal ettiği türden :)

Farkındayım Belçim Bilgin ve Nerma'nın eşi Mirsad yani Okan Yalabık ile ilgili fazla bir şey söylemedim. Kötü değillerdi ama Ozan ve Meryem kadar göz doldurucu değillerdi maalesef... Sadece bunu söyleyebilirim...

Filmin en vurulduğum ve en içimi acıtan cümlesi Salih'in cümlesiydi... "Ben annemin yarasıyım...  " Bir oğul, bir evlat için ne kadar ağır bir cümle...

Sonuç olarak ben bu filmi SEEEEVVVDİİİMMMMM, dram severler bu filmi kesinlikle kaçırmasın derim. Naçizane tavsiyemdir.




UMUT APARTMANI (2016)

Bu filmi nasıl, neden izlediğimi inanın bilmiyorum... Normal şartlarda "abla sen bu filmi beğenirsin " gazlarına gelmem ama bu sefer film doldurttuğum çocuğun gazına geldim galiba...

Film bir apartman filmi... Arif (Alp Özer) babasını kaybetmiş annesiyle yaşayan gayet zeki, cin fikirli, kıpır kıpır bir çocuk. Dedesi (Ali İpin) bir gün felçli rolü yaparak gelininin evine mecburi olarak gelip torunuyla sıcak ilişkiler kurmak istemektedir.
İlk aşk, aile ilişkileri, komşuluk ilişkileri ile ilgili mesaj vermeye çalışan bir havası var bu arada filmin...

Üzerinde konuşacak çok bir şey yok aslında, oldukça vasat bir filmdi maalesef...

Sonuç olarak ben bu filmi HİİİİİÇÇÇÇ SEVMMEEDDİİİMMM... İzleyip izlemem kararı sizin...
En kısa anlattığım film oldu sanırım bu film :)) Böyle de kayıtlara geçsin efenim...

Şimdilik benden bu kadar...
Mutlu hafta sonları diyorum hepinize...
Kendinize iyi davranın ;)








4 Ekim 2017

güle güle Eylül ♥


Dün yazılmak istenen yazı buydu işte...
İhtiyacım varmış demek ki, iç dökme yazısına dönüşüverdi :)))
Yine yeni bir iç dökme yazısı dökmeye başlamadan instagram seçmecelerine buyurun efenim...
Bizde Eylül böyle geçmiş ♥


Hani Fikret Kızılok diyordu ya; 
Sorum yok, soranım yok 
Yolum yok, yordamım yok 
Bir çıkmaz sevdadayım
Çekip vuranım yok

 İşte öyle bir şeyler 🎶🎶🎶

İşlere daldım çıkamıyorum
Emekliliğime kaç kaldı ki
Bir an aklıma geldi
Çiçek böcek olmalıydı benim derdim
Hesap kitapla ne işim var benim yahu




Bacak kadar boyunuzla bıcırdama günlerinize sarsak biz zamanı yeniden... 
Ben bu boy aşma durumlarına pek alışamadım da çocuklar 😄😄😄


Dünkü sıpalar şimdi ergen oldu
Okulun ilk günü
Yolunuz da bahtınız da açık olsun
Can çocuklarım benim
Her zaman yanınızdayız





Şu resme bakınca annemin sesi geliyor kulağıma; 
"Ahmet üzerini kirleteceksin " diye seslenirdi hep... 
Arabasını temizlemek hep bir yerlere giderken, üstünü başını giymişken aklına gelirdi çünkü babamın ❤❤❤ 

Baba candır
Senelerden 2005
Özlediğim kıymetlim
Arabası çok değerliydi hep
Mercedes solladı mı keyfe gelirdi
Toplayın nallarımı derdi hep
Sen gideli çok oldu be babam



Elma görünümlü armut yapmışlar 👌👌👌👌 
Bir yerlerde denk gelirseniz sakın kaçırmayın...


Şekli elma kabuğu ve içi armut
Sulu sulu
Aroması çok güzel
Yabani armuta aşı yapınca böyle oluyormuş
Yeni bir şey daha öğrendik




İtina ile gelin alınır ✌✌✌💝💝

Arman - Burcu evleniyor
Erkek tarafı
Oğlan bizim kız bizim



Martılara vereceği simitleri afiyetle yiyorduuuu 😂😂😂😂

Oytun halleri
İstanbul yolunda
Düğünde oynamaya gidiyoruz
Martılar öğle uykusuna yatmış galiba
Simit verecek tek bir martı bulamadık



Bu #tbt okulların açılmasına az kalmasının şerefine gelsin 😂😂😂
Muhtemelen Oytun bu aralar kendini böyle hissediyor çünkü 👎👎

Heraklion - Girit / Yunanistan
Geziden geriye kalanlar
Gemi turu
Bu çocuklar okulu niye sevmezler ki
Ben koştura koştura giderdim 
Arkadaşlarımı özlerdim 
Bunlarda öyle bir şey de yok



Annem diye demiyorum çibörekleri ile parmaklarınızı da yersiniz 👌👌👌

Çibörek / Tatar böreği
Ben de güzel etlerim yalnız
Eskiden köşesinden bir parça ayırıp kaç tane yediklerini hesaplarlarmış 
Biz kulak deriz o köşeye
Ellerimize sağlık♥







3 Ekim 2017

spontane gelişti :))


Eskiden "offf sıkıldım" cümlesini çok kurardım... Eskiden dediğim de genç kızlık zamanlarım...
Anacığımın başını çok didiklemişimdir bu sebeple.....
Yaş ilerledikçe bu cümle hayatımdan tamamen çıktı...
Sıkılmak istesem de sıkılacak zaman bulamıyorum :)))

Aslında biliyorum ben bunun sebebini, erteleme hastalığına yakalandım ben ahahaaaa :))
Böyle bir hastalık var mı demeyin hiç varmış... Ben de yeni duydum ama durumuma da uydurdum :))
Burada ve burada  anlatmışlar azıcık...

Şaka bir yana bendeki durum aynen şöyle son 5-6 aydır...
Farzı misal ütü yapılacak... Bu akşam yapmayı planlıyorum... Hatta kafamda bir plan da çizili... Ütüyü 2 saatte bitirsem, üzerine yemek yapar, kitap bile okurum... Misssss 💪

Peki sonuç nasıl oluyor;
Akşam eve gidiliyor... Ütü yığınına bakılıyor... Dur bir yarım saat dinleneyim deniliyor... O sırada abuk subuk şeylerle vakit geçiriliyor... Ay biraz daha deniliyor... Biraz daha oyalanılıyor... Sonra da şimdi bu saatten sonra ütü yapılmaz ki, hem acelesi de yok zaten deniyor ve yeniden yarına yükleniyor bu görev....



Yarın sonuç değişiyor mu peki? Tabi ki hayır :))
Nihayete ermek için artık her sabah parça parça ütü yapmaktan sıkılmam ya da başıma taş düşmesi gerekiyor 😏

İşin kötü tarafı farkına varmadan bunu iş dahil her alanda yapar olmuşum ve sadece günü kurtaracak modda yaşamaya başlamışım...

Yemin ediyorum bir ara sırf hani olur da ilhama gelir bir işin ucunu tutarım korkusuyla gezmeye gitmeyi bile tercih ettim. Arkadaşlarıma evde iş var hadi bu akşam dışarı çıkalım teklifinde bulunduğum çoktur :)))

Düzensizlik = Zamansızlık denklemi ağır gelmeye başlayınca da son 2-3 haftadır hayatımı, evimi, işimi hale yola koymaya çalışıyorum...

Evin yarısı bitti şükür, işyerinde ise muradıma ermeye az kaldı...
Atılacaklar, satılacaklar, kaldırılacaklar, yeniden kullanıma alınacaklar diye diye gidiyorum...
Bu arada bir çöpçü olduğuma da karar verdim bu aşamada tabi ki ahahahaaaaa :))

Düzen işini hallettiğim zaman zamansızlık sorunumu da halledeceğimi düşünüyorum ki şayet aksi olursa ne yapacağım konusunda hiçbr fikrim yok. Size bol bol ağlamaya devam ederim herhalde :))

Ama ne yapıyorum, tabi ki evrene güzel mesajlar yolluyorum ♥
Sen bu zamansızlık problemini çözeceksin Şebo 😊

Bu arada bu yazı neden yazıldı inanın bilmiyorum :))) Eylül insta seçmecelerini koyacaktım ve ufak bir girizgah yapayım demiştim halbuki.
Girizgah oldu koca bir yazı :)))
İnsta seçmeceleri de yarına kalsın artık ahahahaaa :)) (içses: al sana bir erteleme daha)

Hadi görüşürüz 😉