Bugün masal gibi bir adaya gidiyoruz... Çok heyecanlıyım...
Fotoğraflarını ilk gördüğüm andan beri vurulduğum bir ada...
Saat 16:30 da adaya çıkacağız ve yine bot sırası almak lazım...
Geçen seferden deneyimliyiz ya bu sebeple Oytun görevlendirildi konuyla ilgili...
Bu adaya ilklerde inmek çok önemli... Adada gezecek çok yer var ve bizim 5 saatimiz var...
Sürpriiizzzzzzz :)))
Oytun beklerken muhtemelen ya daldı, ya uyukladı, ya da salaklandı... Bu konuyla ilgili üzerinden aylar geçmesine rağmen hala fikrimiz yok çünkü...
Bot sırası 9 😢😢😢
Gitti yarım saat....
3 kadının şerrinden nasibini alan Oytun bu gezide ne dersek ikiletmeyecek :))) Hatta ve hatta ben hallederim, ben taşırım, ben yaparım siz yorulmayın modunda olacak :)
Suçluluk duygusu zor azizim :))))
Suçluluk duygusu zor azizim :))))
Adaya çıkmak için sabırsızlıkla bekliyoruz :)
Bu arada size ada hakkında kısa bir bilgi vereyim; Santorini adası Ege Denizinde bulunan Kiklad takım adaları içinde yer alan volkanik adalardan biri. Miladdan önceki yıllarda Minos Patlaması ya da Thera Patlaması adıyla bilinen büyük bir volkanik patlama sonucu adanın büyük bir kısmı sular altında kalmış ve şimdiki hilal şeklindeki görüntüsü su üzerinde kalmış...
Hatta ve hatta o dönemde o kadar büyük bir tsunami olmuş ki Minos patlamasının küllerinin İzmir'deki bazı arkeolojik kazılarda görüldüğü söyleniyor....
Bir yandan adayı seyrederken hiç olmazsa bottan erken inme planını yapmaktayız...
Zaman kaybımızı teleferikte sıra bekleyerek çoğaltmamamız lazım...
Limandan adanın yerleşim merkezi Thira (Fira) ' ya çıkmak için iki yolumuz var... Biri teleferik, diğeri de eşekler :))
Eşekle çıkmak da ayrı bir güzellikte olabilir ama benim cüssemi düşünerek hayvanlara eziyet etmek istemiyoruz :)) Belli bir yerden sonra bindiğim eşeği aşırı yükten kaybetme ihtimalimiz çok yüksek ahahahaaaa :))))
Bu arada benim sonradan oluşan yükseklik korkum var :) Ve teleferikten deli korkuyorum :)) Yemin ediyorum ellerim titredi, ateş bastı binerken...
Sağolsun kardiş bu halimle oldukça dalga geçiyor teleferikte... Ben aşağılara bakmayı reddedip yan manzaralara odaklanırken bu fotoğrafları da sağolsun kardiş çekiyor :)
Mesafe kısa ama oldukça dik bir çıkış...
Yukarıdaki fotoğraftan ne demek istediğimi anlamışsınızdır herhalde :)
Benim manzaram da fena değil ama 😉
Şükür teleferikten iniyoruz 😃😃
Fira'dayız şimdi ama ilk önce Oia köyüne gitmek istiyoruz....
O yüzden hızlıca otobüs durağına gidiyoruz.
Şansımıza hemen kalkacak bir otobüs denk geliyor ve biniyoruz. 10-15 dakikada bir otobüs kalkıyormuş zaten. Kaçırırsanız panik yapmayın :)
Bu arada otobüs ne kadar derseniz kişi başı 1,80 €
Bu arada hemen gidecek olanlara da güzel bir kıyak yapayım, burada güzergahlar ve fiyat tarifeleri var. İnceleyebilirsiniz istediğiniz zaman 😉
Yolculuğumuz yaklaşık 25-30 dakika sürüyor...
Adada otobüsün haricinde araç da kiralayabiliyorsunuz. Fakat en yaygını ATV motorlar...
O daracık ve oldukça virajlı yollarda ne kadar güvenilir tabi ki düşünmek lazım...
Artık gün batımı efsaneleşmiş Oia köyündeyiz ♥
Her köşesi sanki özene bezene hazırlanmış...
Burası bir pansiyon mesela... Deniz manzarasız ama, içlerde yer alıyor çünkü...
Burası Oia köyünün merkezi...
Hemen arkamızdaki de köyün en büyük kilisesi...
Hemen kalabalığa karışıp Oia sokaklarına dalıyoruz...
Manzara her yerde muhteşem ♥
Santorininin diğer biz özelliği de kübik formlarda iç içe giren evleri...
Ahşap detaya çok da fazla rastlamıyoruz...
Beyaz ve mavinin sonsuz uyumu da diyebiliriz...
İç içe olan evler birbirini rahatsız etmeyecek şekilde konumlandırılmış ve istisnasız deniz manzaralı olması da ayrı bir güzellik tabi ki...
Daracık sokaklarda tek sıra yürüyoruz sürekli...
Çok kalabalık her yer.... Akın akın gün batımını izlemek üzere kaleye doğru gidiyor ahali..
Eeee tabi ki bizde...
Her fotoğrafta karşımıza çıkan o ünlü mavi kubbe ♥
Ahhh şimdi yeniden oralarda olmak vardı :))
Bakar mısınız güzelliğe....
Oldukça romantik ve keyifli bir ada Santorini...
Bu aralarda bir yerlerdeydi sanırım birbirimizi kaybettik biz yaşasın :))))
Oytun ve kardişe siz önden gidin dedik, annemle ben de arkada kalıp oyalanacaktık ama ufak bir yanlış anlamayla arap saçına döndü ortalık...
Al sana bir vakit kaybı daha :)))
Anacığımla ikimiz kardişi baya hoplatmışız ahahahaaaa :)
Suçluluk duygusu zor azizim, Oytun'a derken bizde gezinin bu bölümünden sonra pıstık kaldık o sebeple ahahahaaa :)))
Kaybolma aşamasında baya bir eğlenmişim ama gördüğünüz üzere ahahahaaaa :)))
Mesela bu kitapçı çok keyifliydi :)))
Biz buralarda oyalanırken onlar uzakta gördüğünüz yel değirmeni civarına yaklaşmışlar bile :)))
Şimdi anlatırken güzel güzel anlatıyorum da, o sıradaki panik feciydi :))
Henüz bizim kaybolduğumuzun farkına varmadıkları için onlar da keyiflilermiş aslında :)))
Burası Oia köyünde denize girilen noktalardan birisi...
O merdivenleri çıkmayı göze alamadığımızdan dolayı aşağı inmiyoruz...
Bir de zamanımızın azalması etkeni var tabi ki...
Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Santorini oldukça çorak bir ada...
Volkanik yapısından dolayı kurak bir toprağı var...
Ancak gördüğünüz üzere mimari yapısını farklılaştırarak ve çok katlı binalara yenik düşmeden adayı turizm cenneti yapmışlar...
Bu Yunanlar turizm konusunda dehalar 😉
Artık çok az vaktimiz kaldı....
Gün batımını Oia köyünde izlemek isterdik aslında ama ufak bir hesap yapıyoruz...
Yarım saat otobüs, muhtemel bir teleferik kuyruğu...
Son dakikalarımızı Fira'da geçirmeye karar veriyoruz...
Dönüş güzergahına başlıyoruz anlayacağınız...
Bu arada gözüm bu tombik kızlara takılıyor ♥
Uzun uzun inceleyecek zamanım yok ne yazık ki...
Hızlıca fotoğrafını çekip yola devim ediyorum...
Hoşçakal Oia ♥
Kalbimin bir köşesini sende bıraktım, kim bilir belki bir gün yeniden almaya gelirim 😇😇
Yeniden otobüse binip Fira'ya dönüyoruz...
Fira sokaklarına çok dalamadık maalesef...
Hem gemiye binme saatimize az kaldı hem de gün batımını en azından sahilden izlemek istiyoruz...
Yukarı doğru çıkarken kısa pas geçiyoruz gördüğümüz sokaklara....
O sebeple Fira sokaklarında çok fotoğraf çekemiyorum...
Gün batımı burada bile bu kadar büyüleyici iken kimbilir Oia'da nasıldır diye hayıflanıyoruz kardişle....
Bu adanın bir dönem Türklere ait olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Fira'dayız şimdi ama ilk önce Oia köyüne gitmek istiyoruz....
O yüzden hızlıca otobüs durağına gidiyoruz.
Şansımıza hemen kalkacak bir otobüs denk geliyor ve biniyoruz. 10-15 dakikada bir otobüs kalkıyormuş zaten. Kaçırırsanız panik yapmayın :)
Bu arada otobüs ne kadar derseniz kişi başı 1,80 €
Bu arada hemen gidecek olanlara da güzel bir kıyak yapayım, burada güzergahlar ve fiyat tarifeleri var. İnceleyebilirsiniz istediğiniz zaman 😉
Yolculuğumuz yaklaşık 25-30 dakika sürüyor...
Adada otobüsün haricinde araç da kiralayabiliyorsunuz. Fakat en yaygını ATV motorlar...
O daracık ve oldukça virajlı yollarda ne kadar güvenilir tabi ki düşünmek lazım...
Artık gün batımı efsaneleşmiş Oia köyündeyiz ♥
Her köşesi sanki özene bezene hazırlanmış...
Burası bir pansiyon mesela... Deniz manzarasız ama, içlerde yer alıyor çünkü...
Burası Oia köyünün merkezi...
Hemen arkamızdaki de köyün en büyük kilisesi...
Hemen kalabalığa karışıp Oia sokaklarına dalıyoruz...
Manzara her yerde muhteşem ♥
Santorininin diğer biz özelliği de kübik formlarda iç içe giren evleri...
Ahşap detaya çok da fazla rastlamıyoruz...
Beyaz ve mavinin sonsuz uyumu da diyebiliriz...
İç içe olan evler birbirini rahatsız etmeyecek şekilde konumlandırılmış ve istisnasız deniz manzaralı olması da ayrı bir güzellik tabi ki...
Daracık sokaklarda tek sıra yürüyoruz sürekli...
Çok kalabalık her yer.... Akın akın gün batımını izlemek üzere kaleye doğru gidiyor ahali..
Eeee tabi ki bizde...
Her fotoğrafta karşımıza çıkan o ünlü mavi kubbe ♥
Ahhh şimdi yeniden oralarda olmak vardı :))
Bakar mısınız güzelliğe....
Oldukça romantik ve keyifli bir ada Santorini...
Bu aralarda bir yerlerdeydi sanırım birbirimizi kaybettik biz yaşasın :))))
Oytun ve kardişe siz önden gidin dedik, annemle ben de arkada kalıp oyalanacaktık ama ufak bir yanlış anlamayla arap saçına döndü ortalık...
Al sana bir vakit kaybı daha :)))
Anacığımla ikimiz kardişi baya hoplatmışız ahahahaaaa :)
Suçluluk duygusu zor azizim, Oytun'a derken bizde gezinin bu bölümünden sonra pıstık kaldık o sebeple ahahahaaa :)))
Kaybolma aşamasında baya bir eğlenmişim ama gördüğünüz üzere ahahahaaaa :)))
Mesela bu kitapçı çok keyifliydi :)))
Biz buralarda oyalanırken onlar uzakta gördüğünüz yel değirmeni civarına yaklaşmışlar bile :)))
Şimdi anlatırken güzel güzel anlatıyorum da, o sıradaki panik feciydi :))
Henüz bizim kaybolduğumuzun farkına varmadıkları için onlar da keyiflilermiş aslında :)))
Burası Oia köyünde denize girilen noktalardan birisi...
O merdivenleri çıkmayı göze alamadığımızdan dolayı aşağı inmiyoruz...
Bir de zamanımızın azalması etkeni var tabi ki...
Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Santorini oldukça çorak bir ada...
Volkanik yapısından dolayı kurak bir toprağı var...
Ancak gördüğünüz üzere mimari yapısını farklılaştırarak ve çok katlı binalara yenik düşmeden adayı turizm cenneti yapmışlar...
Bu Yunanlar turizm konusunda dehalar 😉
Artık çok az vaktimiz kaldı....
Gün batımını Oia köyünde izlemek isterdik aslında ama ufak bir hesap yapıyoruz...
Yarım saat otobüs, muhtemel bir teleferik kuyruğu...
Son dakikalarımızı Fira'da geçirmeye karar veriyoruz...
Dönüş güzergahına başlıyoruz anlayacağınız...
Bu arada gözüm bu tombik kızlara takılıyor ♥
Uzun uzun inceleyecek zamanım yok ne yazık ki...
Hızlıca fotoğrafını çekip yola devim ediyorum...
Hoşçakal Oia ♥
Kalbimin bir köşesini sende bıraktım, kim bilir belki bir gün yeniden almaya gelirim 😇😇
Yeniden otobüse binip Fira'ya dönüyoruz...
Fira sokaklarına çok dalamadık maalesef...
Hem gemiye binme saatimize az kaldı hem de gün batımını en azından sahilden izlemek istiyoruz...
Yukarı doğru çıkarken kısa pas geçiyoruz gördüğümüz sokaklara....
O sebeple Fira sokaklarında çok fotoğraf çekemiyorum...
Gün batımı burada bile bu kadar büyüleyici iken kimbilir Oia'da nasıldır diye hayıflanıyoruz kardişle....
Bu adanın bir dönem Türklere ait olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Gün batımları sizin de ruhunuzu dinlendiriyor değil mi?
Tazelenmiş hissediyorum kendimi her defasında ben...
Tazelenmiş hissediyorum kendimi her defasında ben...
Ve teleferikteyiz artık...
Aşağı eski limana iniyoruz yeniden...
Teleferikten gün batımının sonunu izliyoruz...
Bu arada ben korkumu galiba unutuyorum, karşıya bakabildiğime göre :)
Bozcaada'dan sonra ikinci aşkım bu ada oldu galiba...
Vaktimizin yetmediğini hissettiğim tek ada galiba burası oldu gezimiz boyunca...
O kadar çok gezilecek yer vardı ki...
Santori'nin plajlarındaki siyah kumu çok ünlü mesela... Ve denizi tabiki...
Biz iki köyü bile tam anlamıyla gezememişken bölünmedik daha fazla...
Red beach (Kızıl Sahil) var mesela gidilebilecek yerlerden... Kıpkırmızı kayalıkların altında, farklı bir atmosfer...
Volkanik patlamada yerin altında kalan kenti arkeolojik kazılarda bir kısmını çıkartmışlar. Akrotiri Müzesinde sergileniyormuş... Görülmesi gereken yerlerden birisi de buraydı mesela...
Bir de aklım balıklarda kaldı tabi ki :))
Küçük akvaryumlarda balıkların içine ayaklarınızı sokuyorsunuz, hani şu öpücük konduran balıklar :)
Ölü derileri temizliyorlar ya hani, duymuşsunuzdur mutlaka...
Fira sokaklarında bir çok yerde vardı bu dükkanlardan...
Vaktimiz olsaydı deneyimlemek isterdim aslında ;)
En az tam bir gün lazım bu adanın tadını çıkartmak için anlayacağınız...
Yine de bulunduğumuz vakit içerisinde adanın keyfini çıkarttığımızı düşünüyorum....
Yeniden botlara binip gemiye dönüyoruz...
Ve Santorini tepesine yerleştirdiği ay ile bize güle güle diyor sanki...
Yeniden görüşmek üzere diyorum tüm kalbimle ♥
Bir sonraki limana kadar gemimizdeyiz tekrar...
Devamı gelecek yine 😊
Aşağı eski limana iniyoruz yeniden...
Teleferikten gün batımının sonunu izliyoruz...
Bu arada ben korkumu galiba unutuyorum, karşıya bakabildiğime göre :)
Bozcaada'dan sonra ikinci aşkım bu ada oldu galiba...
Vaktimizin yetmediğini hissettiğim tek ada galiba burası oldu gezimiz boyunca...
O kadar çok gezilecek yer vardı ki...
Santori'nin plajlarındaki siyah kumu çok ünlü mesela... Ve denizi tabiki...
Biz iki köyü bile tam anlamıyla gezememişken bölünmedik daha fazla...
Red beach (Kızıl Sahil) var mesela gidilebilecek yerlerden... Kıpkırmızı kayalıkların altında, farklı bir atmosfer...
Volkanik patlamada yerin altında kalan kenti arkeolojik kazılarda bir kısmını çıkartmışlar. Akrotiri Müzesinde sergileniyormuş... Görülmesi gereken yerlerden birisi de buraydı mesela...
Bir de aklım balıklarda kaldı tabi ki :))
Küçük akvaryumlarda balıkların içine ayaklarınızı sokuyorsunuz, hani şu öpücük konduran balıklar :)
Ölü derileri temizliyorlar ya hani, duymuşsunuzdur mutlaka...
Fira sokaklarında bir çok yerde vardı bu dükkanlardan...
Vaktimiz olsaydı deneyimlemek isterdim aslında ;)
En az tam bir gün lazım bu adanın tadını çıkartmak için anlayacağınız...
Yine de bulunduğumuz vakit içerisinde adanın keyfini çıkarttığımızı düşünüyorum....
Yeniden botlara binip gemiye dönüyoruz...
Ve Santorini tepesine yerleştirdiği ay ile bize güle güle diyor sanki...
Yeniden görüşmek üzere diyorum tüm kalbimle ♥
Bir sonraki limana kadar gemimizdeyiz tekrar...
Devamı gelecek yine 😊

















































































