28 Mayıs 2013

neden olmasın ;)



Günü şenlendirmeye sebep...
Daha ne olsun bu yay kadınına ;)

27 Mayıs 2013

tamda şu an....



Şöyle bir masada.....


Bu şarkı eşliğinde....
Olmak vardı....
Derinden derinden sohbetler eşliğinde....
Ahhhhh ahhhhh....

Ne olur bir sabah kapım çalınsa 
Açınca gülüşün içime dolsa 
Belki bir meyhane biraz da rakı 
Sen türkü söylesen ben eşlik etsem 

Bakmayın çekilen perdelerin 
Aydınlık oluşuna bu şehirde 
Renk renk desenlerine kanmayın 
Saklısında kimbilir kaç yüreği 
Bu ayrılıklar boğar 
Kimbilir ardına kadar susmuş ömürleri 
Paslanmış ne çok kapı bekler 

Hasretin gibi çarpıyorum kapıları 
Soluk soluğa atıyorum kendimi sokağa 
Taşlarında izmaritlerimi ezdiğim kaldırımlar 
Sicim bir yağmur altında 
Bir yanıtım yoktur 
Seni soran açelyalara 

Bir meyhane bulur beni 
Beyaz keteni kirlenmiş masalar 
Yorulmuş bir rakı alır beni 
Kalbime seni sorar 
O an duracak zannederim bu gevezeyi 
Sol kolumda bu aşkın uyuşmuş ağrısı 
Otuzbeşlik ne ki 
Meyhaneci yetmişlik getir 
Tek başına gitmiyor zıkkım 
Kavunun tadı zehir 
Sen yoksun boynu bükük saatlerin 
Bu akşam "Dürüyemin güğümleri kalaylı" 
Gitmiyor be abla, değiştir şu bantı 

"Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap 
zavallı kalbim ne kadar harap" 
Çalmıyor artık 
Öyle ya çoktan göçmüş Abdullah Yüce 

Geceye su gibi dökülse sesin 
Bizimle hüzünlü türküler gülse 
Ellerin elimi bulsa ansızın 
Kalbimden kalbine çiçekler koşsa...




22 Mayıs 2013

bugünlerde ben....


Enerjimin yoğun olduğu günlerdeyim bu sıralarda... Kimi zaman havalarda uçuruyor, bazen de yerin dibinde süründürüyor... İlginç iniş çıkışlar...
Düşünsenize keyifle kahkahalar atarken bir anda böğürerek ağlama isteği geldiğini... Saçmasapan bir ruh hali...


Dukansal durumlarda 3 ayı devirdim. Mutluyum, gururluyum... Zira ilk uzun süreli diyetim :)) Vermek istediğim kilomun 1/3 ü gitti... Ödül zamanının geldiğini düşünsemde ödüle karar veremiyorum iyi mi :)))
Dondurma yok pasta yok yok kocaman buz gibi bir keyif birası derken kıyamıyorum verdiğim kilolarıma :)) İnşallah ödülüme karar verdiğimde afiyetle mideye indiricem... Yakında inşallah, maşallah :))

Eeeee tüm bu ruh halleri birleşince bide alışveriş çılgınlığı çıkıyor üstüne... Her gördüğünü almak isteyen, lazım olmasa da zayıflamış olmanın haklı gururuyla girilen mağazalardan boş çıkamama durumu satıcıları pek sevindirse de benim bütçe açığını gören gözlerim pek sevinemiyor... Her seferinde çöp bile almıycam diye çıktığım çarşıdan bi sürü çantayla dönülür mü, dönülüyor işte :)) Biri beni durdursun artık...


Ne film izliyorum nede kitap okuyorum... Bir televizyon canavarı oldum çıktım...
Hiçbir sezon izlememişken survivor hastası oldum çıktım... Kendi kendime söyleniyorum, bağırıyorum... Hatta dün akşam abartıp kendimi ekranın karşısında garip el kol hareketleriyle zıplarken farkettiğimde yuhhh dedim.... İmkansızı başarıyorum galiba :)) Amazon kadınım Bennu'da elendi :(
Favorim Ümit şimdilerde...


Biri bana akıl ve fikir gönderiversin bi zahmet :))) Birazcık da dinginlik tabi...






20 Mayıs 2013

Eskişehir / Beypazarı yolcusu kalmasın - 3


Eveeetttttt....
Sıra geldi Beypazarı'na...
Beypazarı'yla ilgili aklımda kalan ilk şey doğal ve içten insanları... Güleryüzleri... Belki de Beypazarı'nın bu kadar ilgi görmesinin sebeplerinden başlıca sebebi bu....


Çarşıya girdiğinizde sizi dükkanların önünde hanımlar, gençler karşılıyor hep.... Ellerinde tabaklar ikramda bulunmak için yarışıyorlar diyebilirim hatta :))
Misss gibi sarmalar, el açması baklavalar, meyve kuruları....
Yiyiverin gari :))




Kurular hakikaten muhteşem... Tatları, kokuları sarmalıyor dükkanlarda....
Sebze kurusu ve sarımsak kurusunu yemeklerde denedim gayet de hoş bir tat kattı... Tavsiye ederim...


Toprakları kumlu toprak olması sebebi ile başlıca geçim kaynakları pirinç ve havuç.... Heryede taze havuç suyu satan bir teyzeye rastlayabiliyorsunuz....


Ve konaklar.... Hepsi birbirinden güzel....
Pencerelerinin küçük ve çok sayıda olması konak sahibinin zenginliğini gösterirmiş...


Her çarşamba günü sabah camiye gelip dua etmeden dükkan kepenkleri hala açılmıyormuş... Bereket, bolluk getirdiğine inanırlarmış... Bu eski geleneklerini hala sürdürüyor olmaları çok hoş...

Ayrıca üç ayların başlangıcında her evden torpil, maytap ve havai fişek atılırmış... Gece kimse sokağa çıkmaz, evlerinin bahçesinden, balkonundan sokaklarından mutlaka atar heryeri renk cümbüşüne çevirirlermiş... Öyle bir gecede Beypazarı'nda olmak muhteşem olurdu herhalde...





Sokaklarda gezmek inanılmaz huzur veriyor insana....
Paşamla sabahın ilk saatlerinde gezdik bu sokaklarda...


Henüz bazı evler restore edilmemiş... Ama o halleri bile çok güzeldi...




Bir müze oluşturmuşlar... Bu müzede en eski esnafların dükkanlarını birebir yansıttıkları gibi Beypazarının tarihini fotoğraflarla anlatmışlar...
Gezmesi keyifliydi...



Beypazarının diğer ünlüsü Beypazarı sodası....
Manzarayla içimi pek keyifli :))


İçdenizin çekilmesi ile oluşan bu katmanlı tepelere dinazora benzetiyor halk.... Dinazorlar uyuyor diyorlar.... Hakikaten dikkatli baktığınızda benziyor hele benim paşam hiç zor gelmedi benzetmek :))


Sokakta yürürken mis gibi bir koku gelirse bilin ki beypazarı kurusu fırınına yaklaşıyorsunuz... Tereyağı ve tarçının mükemmel uyumu :)) Küçük kesilmiş olanları makbulmüş... Genelde sert olduğu için çaya batırılarak yeniliyor.... Almadan gelmeyin : :)


İnözü vadisinde mağaralı yüksek tepeleri keyifle izlemek mümkün...
Yol boyunca güzel tesisler var... Biz Zindancık ı tercih ettik... Temiz güzel bir tesis...


Beypazarının ünlü uruş kapamasını yedik.... Testi içinde pişirilen etle nohutlu pilavın karışımından oluşuyor...
Oldukça lezzetli...


Hepsi karıştırılarak servis ediliyor....
Paşama çok farklı geldi bu pilav... Pişirmesini öğrenip karısına pişirecekmiş :))) Babababaaaa sen :))


Mardinden sonra gümüşü ünlü 2. yer Beypazarı... Fiyatlar çok uçuk değil... Ama çok özellikli bi şeye rastlamadım... Tel kariler çoğunluktaydı... Pazarlık yapın bolca.... Çok zevkli pazarlık yapması :))


Beypazarı hatırasıyla bitirelim bu turu da....
Darısı diğer turların başına :))
İyi haftalar hepinize....

16 Mayıs 2013

Eskişehir / Beypazarı yolcusu kalmasın - 2


Günaydınlar...

Bugünde Eskişehir turumuza devam edelim....


Her kentin manzara izlenecek bir tepesi vardır ya; Eskişehir'de de manzara Şelale Parktan izlenirmiş.


Hemen uç noktasında kafeteryası mevcut. Tabi ki çibörekte yapıyorlar :))


Gece daha hoş olacağını düşünüyorum... Pırıl pırıl ışıklarla kuşbakışı şehir manzarası daha keyifli olacaktır....


Kentin diğer muhteşem parkı Kent Park....
Kanalın içinde Aşk Adasına yaz aylarında gondolla ulaşabiliyorsunuz. Oldukça hoş olsa gerek :))
Parkın içinde ayrıca Birde Manej hazırlanmış. Çocuklar at binme eğitimi alabiliyorlar...


Yine yaz aylarında faaliyete geçen suni denizi...
Bu arada şehirdeki tüm gölet ve tabiki bu suni denizde de yeraltı suları kullanılıyormuş...


Parkın içinde bir sürü heykel olduğu gibi şehrin heryeri heykellerle süslenmiş. Ve bu heykellerin büyük bir kısmını Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in bizzat kendisi tarafından yapılmış. Şimdilerde balmumu heykel müzesi hazırlıyormuş. Yine yaz aylarında açılması bekleniyor müzenin.

Heykellerden en çok bu kadınları çok sevdim.... Kadınlardan biri akşam güneşi ile yıkanıyor, diğeri ise sabah güneşini selamlıyor.... Birebir halleri müzede sergileniyormuş...


Eskişehir'e gidipte kanal gezisi yapmadan dönmek olmazdı....
Ancak çok kısa olduğunu söylemeliyim... 10 dk yetmiyor...
Kanal boyunca 26 adet birbirinden farklı şekil ve renklerde köprü oluşturulmuş. Ancak turla sadece 7 adedinden geçiliyor...


Yağmurun altında kanal turu ayrı bir güzeldi :))

Eskişehir turunuda böylelikle tamamlamış olduk...
Yarın Beypazarı ile görüşmek üzere....

15 Mayıs 2013

Eskişehir / Beypazarı yolcusu kalmasın - 1


Kendim için geziyorsam ne olayım :)) Büyüklerimizin leylek havada enstantenelerini yaşatmak için geziyorum sadece hahahaaaa :) Haklılıkları ispat olsun yeter. Yoksa gezmişim gezmemişim hiç sorun yok yani ;)

Bu gezi benim sultanım annişimin bana anneler günü hediyesiydi. Baktı kızcağızı çok oturdu al sana gezi dedi... Annişim sen bi tanesin...  Kendisi gelmeyecekti normal şartlar altında ama bendenizin gazabına uğradı. İkimizde bu gezide rekordaydık :))
Annem 15 dk da hazırlanıp geziye katılma rekoru kırdı. Bendenizde 21 cevapsız aramaya rağmen uyanamayan uykucu kız rekorunu kırdım :))

Olayımız ise aynen şöyle....

Bendenizin sabah 4 te kalkıp 4:30 da oğluşla beraber grubun yanında olmam gerekiyordu. Alarm erteleme mantığıyla saat 3:30 a alarm itina ile kuruldu. Ama ben duydum mu ? Tabi ki hayır.... Sultanım hadi demiş bende kuruyumda alarmımı kalktılarmı bi kontrol ediyim... Başlamış saat 4 de aramaya... Ben duydum mu ? Tabiki hayır :)) Her ne hikmetse bide becerip telefonu sessize almışım çünkü :)) Büyük bir beceri ;) Bu arada saat 4:30 olurken annem gruba benim gelemeyeceğimi bildirmek için aradığında hadi sen gel demişler. Bekliyoruz biz.... Bakbakbakkkk :)) Annem tam 15 dk da hazırlanıp gruba katılırken ben saat 5 te gözlerimi panikle açmış bulunmaktaydım. Bir panik telefona saldırdığımda hem cevapsız aramalarla şoka girmiş hemde anneme ama ama demekle meşguldüm. Bu arada sevgili tur sahibimize burdan sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Zira kendileri  gezi belgesiz aracı yanlışlıkla yollayıp araç değişimi için grubu gıcık ettiği için :))) Aaaaaa sen ordamısın hemen hazırlanıyorum yettim geldim nidaları eşliğinde oğluşla eşofmanlarımızın bir bacağını kapıda giydik :) Yaka paça sarkık ulaşarak gergin bekleyen gurubun sinirli kahkalarından da nasibimizi aldık tabi :)) Sanki geciken ben değilmişim gibi araç geldiğinde en çok postayı ben koydum ama hahaaaaa :)) Bu kadar da bekletilirmi canım.....

İşte böyle başladı Eskişehir / Beypazarı turumuz...

Bundan sonrası bol fotoludur. Aman sıkılmayın siz ;)

İlk durağımız Eskişehir Bilim Sanat ve Kültür Parkı. Diğer bir adıyla Masal Dünyası...
Çocuklarla birlikte mutlaka gitmelisiniz... Daha önce biz oğluşa gittiğimiz halde yeniden hiç sıkılmadan gezdik..


Bir korsan gemisinin maketini başarıyla yapmışlar... Yattıkları hamaklara, masalarına, yiyeceklerine kadar herşeyi düşünmüşler... Esirleri bile vardı gördüğünüz üzere :) İçinde rahat rahat gezip istediğiniz kadar fotoğraf çekebiliyorsunuz. Giriş ücreti 1,00 TL gibi sadece bakım ve onarım için alınan komik bir ücret....


Yaklaşık 600.000 metrekare alana kurulan parkta ücretsiz olarak küçük bir trenle gezebiliyorsunuz.
Çeşit çeşit oyun alanları var çocukların keyifle zaman geçirebilmeleri için.


Masal şatosunun dış yapımı tamamlanmış. Kuleler çeşitli illerimizdeki kulelerin birebiri olarak tasarlanmış. Yaz ayına kadar iç dizaynıda tamamlanması bekleniyor. Korsan gemisi gibi içide gezilebilecek yaz aylarında.
Bu demek oluyor ki biz bir kere daha gideriz buraya :)))


İnanılmaz güzellikte bir gölet yapmışlar. Yaz aylarında burada su sporlarının da yapılmasına imkan tanınıyor.


Göletin bazı bölümlerinde balık kaynıyor irili ufaklı....

Kompleksin içinde ayrıca açık hava konser alanı, Bilim ve deney merkezi, rahatlıkla keyifle vakit geçirebileceğiniz kafeteryalar mevcut. Normal şartlar altında 1 gün sadece burada geçirilebilir. Gitmediyseniz mutlaka gidin diyebileceğim bir yer....

Türkiye'nin ilk otomobili Devrim 'de Eskişehir'de sergileniyormuş. O kadar gidip geldim inanın bilmiyordum. Turların böyle bir faydası oluyor işte.


Yine Türkiye'nin ilk lokomotif fabrikası TÜLOMSAŞ içinde sergileniyor. Özel izinle giriyorsunuz işletmeye. Aklınızın köşesinde bulunsun bu da...


İkinci durağımız Odun Pazarı...
Girişte Cam sanatları müzesi var. Cam ustalarının eserleri sergileniyor. Oldukça hoş dizayn edilmiş. Eserlere hayran kalmamak elde değil. Müzede benim için en inanılmaz eser o minnacık böcekler ve sineklerdi... İncecik olmakla birlikte her detay vurgulanmıştı....

Cam Sanatlarının hemen üst katında ise Eskişehirin tarihçesi kısa filmlerle anlatılıyor... Eski şehir fotoğrafları sergilenmiş....
 Birde Eskişehir' e yazılan şiirler....


Bir sürü şairin şiirleriyle donatılmış duvarlar.... Oldukça hoştu okumak...


Odun Pazarının ortasında Atlı Han El Sanatları Çarşısı...
Cam ve lüle taşı ürünler satılıyor özellikle... Ancak hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. Lüle taşıyla ilgili daha hoş, farklı ürünler almayı hayal ederken oldukça sıradan ve işin kötüsü işçilikleri kötü ürünlerle karşılaştım... Genelde fabrikasyon malzemeler...

Atlı Han çıkışındaki kapısının tam karşısında bir helvacı var. Oradan geçerken mutlaka Eskişehirin meşhur met helvasının tadına bakın ve alın derim... Pişmaniyeye benzer lifli bir helva.... Ama tadı muhteşem... Demedi demeyin...

Odunpazarını ayrıca minibüs tur araçları ile de gezebiliyorsunuz....


Evlerin yaşanmışlıkları yine büyüleyiciydi... Belediye odun pazarı evlerinin resterasyonunda gerçekten başarılı bir çalışma yapmış...

Bugünlük bu kadar gezi notu yeter...
Eskişehir'in devamı yarına inşallah...