17 Mayıs 2017

film arşivime eklenenler...


Ne zamandır film yazmadığımı fark ettim...
Hoş bir süredir de izleyemiyorum gerçi ama en azından geçen ay içerisinde izlediklerimi yazayım dedim...
İzlediğim filmlere ait düşüncelerimle birlikte arşiv oluşturma olayını seviyorum...
Bu sebeple mümkün olduğu kadar filmleri buraya aktarmaya çalışıyorum ama arada unuttuklarım da oluyor tabi... O sebeple izledikten sonra not etmeye başladım artık :)
Geriye dönüp bakmak zevkli oluyor, size de tavsiye ederim ;)




HELLO, MY NAME IS DORIS / BENİM ADIM DORİS (2015)

Doris ( Sally Field) hatıralarına oldukça bağlı hatta oldukça da istifçi bir kadın olarak çıkıyor karşımıza... Sevimli bir orta yaş üstü kadını (dikkatinizi çekerim yaşlı demiyorum) ahahahaaa :)))
Evi, arkadaşları, işi arasında gayet rutin bir hayatı olan Doris işyerine gelen çıtır yönetici John (Max Greenfield) sebebi ile rutinini değiştirmekle kalmayıp hayatını değiştiriyor bir nevi... Aşık olmanın pozitif yansıması...

Eski oyuncuların tadı bir başka, bunu her zaman söylemişimdir. Sally Field 'te bir nevi tek başına götürüyor filmi... Öyle çok bütçeli, çok ince işlenmiş bir film değil ama eğlenceli....

Kadının istifçiliğinde bir an kendimi gördüm yalnız, bu kötüydü :) Uleyn dedim bir gün fazla eşyalarımdan ayrılmak için ya benim de bir psikolojik desteğe ihtiyacım olursa... Eşyalara bakış açım değişti yeminle :))) İstifçilikten kurtulmaya çalışması ve evini boşaltmaya çalışması komik olmakla birlikte eğer kendinizden iz bulursanız şayet, benim gibi soru işaretli bakışlarla izleyebilirsiniz o sahneleri...

Filmden çıkardığım ikinci sonuç; hayatı ertelemeyin anacım... Sonra hayaller/hayatlar ikileminde öyle gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalakalırsınız... Anladınız siz beni ;)

Eğlenceli bir film olmasına rağmen benim için EEEEHHHH İŞTEEEE kategorisindeydi bu film... Ama kendisinden iyi bir ütü filmi olur emin olun...
Demedi demeyin :)



AMY (2015)

Ütü yaparken bir film arıyordum ki ne zamandır izlemek istediğim bu belgesel geldi aklıma... Şarkıları da iyi gelir hem dedim... Tabi ki çok yanlış bir kararmış... Ütü mü beni yaptı, ben mi ütüyü yaptım anlamadığım gibi işimi bitirdikten sonra bir çok yerini kaçırdığım düşüncesiyle sil baştan yapıp yeniden izledim...

Gayet medyatik bir kadın... Paparazzileriyle, kılığı kıyafetiyle, sıradışı yaşantısıyla ve de tabi ki ölümü ile... Bana yansımasını gördüğüm iki dakikalık haberlerle sağladığım... Sesi efsane dediğim amayı hemen eklediğim... Ne büyük bir yanılgı hali... Doygunluk, çokluk dediğimin aslında tamamen yokluk olduğunu bilmeden....

Tam bir trajedi hikayesi bu belgesel... Amy 'nin 13-14 yaş hallerinden ölümüne kadar olan kısmı gerçek kamera kayıtlarıyla ve gerçek dialoglarla sıralanmış, dış sesi olmayan ama çok sesi olan bir belgesel...

"Ünlü olacağıma ölürüm" diyen genç bir kadın... Yeteneğinin keşfedilmesiyle istemsizce bir yükseliş.... Bocalama halleri... Hayatının en büyük şanssızlıklarından biri kocası Blake Fielder... Tabi annesinin ve babasının etkilerini saymazsak...

Hani bir laf vardır ya "kör ölür badem gözlü olur" diye... Bu kadın için "badem gözlüyü zorla kör etmişler" demek en doğrusu olur sanırım...

Bir dönem toparlanmış aslında... Uzun bir inziva dönemi... Enerjik, neşeli hallerini görüyoruz.... Yeniden o kaos ortamına dönmek istemiyor... O son turneye çıkmak istemiyor, savaşıyor hatta... Ama bir gün uykusunda bindiriliyor araca... Sonun başlangıcı... Ölüm denemez tam bir cinayet...

Ruhum kaldırmıyor diye bağıran kadını para uğruna, çıkarlar uğruna sürükledikleri bir son....

İbret verici bir yaşam hikayesi....

Sonuç olarak ben bu belgeseli SEEEVDDDİİİMMMMM ve izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Ve yine diyorum ki ilerleyen bir dönemde bu yaşam öyküsünün film olarak yeniden karşımıza çıkacağından eminim...



THE AGE OF ADALINE / ÖLÜMSÜZ AŞK (2015)

Şimdi hayal etmeni istiyorum senden; 29 yaşındasın bir kaza geçiriyorsun ve bu kazanın sonucunda hiç yaşlanmıyorsun... Aynı güzelliğinle, aynı zekanla ama çokça birikmişliğinle yaşamın aynen devam ediyor... Hepimizin zaman zaman hayalini en azından bir kere kurduğu birşey yaşlanmamak... Ne kadar güzel değil mi?
Bu filmi izledikten sonra "sen öyle san" yanıtını verdim ben kendime :))))

Adaline (Blake Lively)  işte bu yaşlanmayan kadın olarak çıkıyor karşımıza... Yıllar geçiyor arkadaşları yaşlanıyor, kızı büyüyor ama kendisi hala yerinde sayıyor... Kırışıklık yok, sarkma yok, beyaz yok... Zamanla sorular artıyor, bakışlar çoğalıyor... Sadece kızının bildiği bu olayı saklamakta zorlanıyor artık ve kaçıyor Adeline... Farklı şehirler, farklı kimlikler, farklı zamanlar...  Sadece ara ara kızıyla buluşuyor...

Fakat çok seneler sonra karşısına çıkan Ellis (Michiel Huisman) ' e aşık olmasıyla hayatını da sorgulamaya başlıyor... Daha ne kadar, ne zamana kadar kaçacaktır ve sevdiklerini arkada bırakacaktır....

Film hoş bir romantiklikte ilerliyor... Kıyafetler şahane, dekorlar yılları çok iyi yansıtmış....

Beni en etkileyen sahnelerden biri kızıyla bir araya geldiği  sahneydi... Bembeyaz saçlı, iyice yaşlanmış kızının aksine hala taş gibi Adeline... Bir nevi anne kızın yer değiştirmesi gibi...  Zamanın sadece kendisi için donduğu ama sevdikleri için acımasızca ilerlediğinin sarsıcı duygusu...

Filmde mantık hatası demiyim ama şu geçirdiği kaza sırasında nasıl bir şey olduğunun açıklaması tabi ki yok... Bilimsel bir açıklama kurgusal da olsa bekledim ama çok da rahatsız etmedi işin gerçek tarafı... Yağmurda mümkünse ağacın altında durup yıldırım düşmesini bekliyoruz ve yaşlanmıyoruz gibi bir formülize geliştirebiliriz belki ahahaaaa :)) Yanma garantili olduğu kesin de zamanı durduracağınızın garantisini veremiyorum :)))

Sonuç olarak çok şey beklemeden izlediğinizde keyif alabileceğiniz ve benim SEEEEVVVVDDİİİMMMM kategorisine yerleştirdiğim bir film oldu kendisi :)




AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR (2016)


Fransız filmlerini severim ben, özellikle romantik filmlerini... Farklı bir kimyası vardır sanki aşklarının... Bana buradan bakınca öyle gözüküyor da diyebilirim :))) Özellikle alt yazılı izliyorsam o genizden gelen konuşmaları kulağımda hoş bir tını yaratır...
Bu filmi seçmemin yegane sebepleridir bu saydıklarım... Ha birde Jean Dujardin etkeni de var tabi :)))

Şimdi gelelim filmimize ;
Diane (Virginie Efira) eşinden yeni boşanmış başarılı bir avukattır. Bir gün telefonunu bir cafede unutur ve bulan kişi Alexandre (Jean Dujardin) dir.... Birbirleriyle irtibata geçtiklerinde Diane'nin karşısındaki ses oldukça kibar hatta çekicidir..  Onunla buluşacak ve telefonunu alacaktır sadece ama Alexandre 'yi gördüğünde ufak bir şok geçirir. Adam çok yakışıklı, çok kibar, oldukça donanımlıdır ama boyu çocuk gibidir. Nasıl diyeyim bir ortaokul çocuğu uzunluğunda...

Tabi ki bu bir aşk yaşamalarına engel olmaz... Yalnız bir sorun vardır, Diane yalnızlarken Alexandre ile çok mutlu olmasına rağmen dışarıda insanların yanında bu farklılıktan rahatsız olmaktadır....

Jean Dujardin filmde oldukça iyiydi... Kısa boyuna rağmen karizmasını iyi konuşturmuş :) Ben bu adamın tek kaşını kaldırarak bakışına hastayım bu arada :))) Filmi tamamen o götürmüş diyebilirim... Bu filmde Virginie Efira çok iyi değildi maalesef, oldukça yapay mimiklerle ısınamadım kadına... Sevemedim...

Efektlerden çok anlamam ama filmde kısa boyu oluşturabilmek için sanırım çok zorlanmışlar... Yer yer gerçekçilikten görüntüsel olarak uzaklaştılar...  Adam sanki havada yürüyor ya da tepesinde bir boşluk var hissiyatı geldi ara ara...

Sonuç olarak benim için EEEEEEHHHHH İŞŞŞTTEEEEE kategorisinde yer alan film aslında yer yer güldüren ve sıkmayan bir film ama nedense benim ummamla bulmam arasında bir sorun oluştu :) Siz bana bakmayın o sebeple... Hafif çıtır kategorisiyle sıkıcı zamanınızı doldurabilir... Çok şey beklemeyin ama yine de...




Kendinize iyi bakın, ben şimdi biraz yağmurda yürümeye çıkacağım...
Ufak bir işten kaçış operasyonu da diyebiliriz...






17 yorum:

  1. ben de seviyorum arşivleme işini ve şu ara hiç film izlemiyorum ama kore dizileri tam gaz =))
    Şebocum ütü filmi kategorisine bittim =))
    Sevdiklerini not ettim ;)
    Teşekkürler, öpüyorum çok <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  2. AMY,belgeselini izleyecektim unuttum.Hatırladım şimdi sen önerince :)) Çok teşekkür ederim canım benim :))

    YanıtlaSil
  3. Amy filmini bende izledim çok geç saate sonunda uyuya kalmıştım üstüne o kadar beğenmeme rağmen . nasıl bir uyku varsa bende :P

    Gerçekten çok farklı bir hayatı varmış , göz göre göre öldü ...

    YanıtlaSil
  4. I watched Age of Adaline and I was so touched, love the plot and the meaning of that movie. I haven't watched two others, maybe I should watch them soon :)

    xoxo,

    |CHELSHEAFLO BLOG|
    |FACEBOOK| |INSTAGRAM|

    YanıtlaSil
  5. 2015 senesine ait pek çok önemli filmi, ne yazık ki kaçırdığımı anladım yazınızı okuyunca :)
    İlk fırsatta izleyeceğim, efendim :)

    YanıtlaSil
  6. Great post! I follow you :)

    YanıtlaSil
  7. Sevdim'leri izlemeliyim öyleyse :D Ölümsüz Aşk'da uzun zamandır gözüme çarpıyordu.. :))

    YanıtlaSil
  8. Adaline izlenebilir diye düşünüyorum senin bu paylaşımların keyifle okunuyor canım eline sağlık..

    YanıtlaSil
  9. Aşkın gözü kördür ü seyretmiştim.Eğlenceli bir film arıyodum, Doris'i not aldım.Öpüyorummm...

    YanıtlaSil
  10. Bilet almış ama gidememiştim uçuk kadın AMY konserine. Kaderine çok üzüldüm...

    YanıtlaSil
  11. Biri filmmi didiii :D sen dersinde biz bakmazmiyizz notlar alindi :)

    YanıtlaSil
  12. Ölümsüz Aşkla ve Dorisi mutlaka izlemeliyim gibi geldii. İstifçilik azıcık bende de olabilir. Ahahahah:)

    YanıtlaSil
  13. Ahhh cok güzel tavsiyeler bunlar, sagol Sebom.

    Amy Winehouse'u cok dinleyen seven biri olarak filmini hala izleyememis olmam benim ayibim. Kesinlikle hemen izlemeliyim. Diger filmler de ilgimi cekti, ilk firsatta izleyecegim onlari da:)

    YanıtlaSil
  14. Ölümsüz Aşk filmini izlemeye karar verdim. Benjamin Buttonvari bir film sanki?

    YanıtlaSil
  15. Sally Field'in filmi evdeki fazlalıklardan kurtulmanın anahtarını vermiştir bana. Anısı yoksa ve uzunca bir süre hiç ihtiyaç duymamışsan kov gitsin o eşyayı evden. :)
    Amy filmini henüz izlemedim, ruh halimin uygun olmasını bekliyorum ne zamandır...
    The Age Of Adaline de seyir keyfi veren filmlerdendi.
    Paylaşım için teşekkürler, emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  16. Aralarında Ölümsüz Aşk'ı izledim sadece. Güzel bir filmdi. Kadının güzelliği, adamın yakışıklılığıyla su gibi akan bir filmdi :-)

    YanıtlaSil
  17. Filmler bir kısmını izledim ve diğer kısmını mutlaka yükleyeceğim gönderiler için teşekkürler. İlk izleyeceğim doris

    YanıtlaSil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)