25 Ekim 2017

Bitirgen / Figen Şakacı



Figen Şakacı'nın Pala Hayriye kitabını okumak istiyordum aslında ama kitabın bir üçleme olduğunu öğrendikten sonra ilk kitabı Bitirgen'i aldım hemen... İncecik, hepi topu 99 sayfa nasıl olsa hemen bitiririm dedim... Kafamda planladığım şeyleri hayata geçirmek konusunda zayıfım ben işte...

Bu kitaba tam 3 defa başladım, belli bir yerine gelince hop bir şeyler çıktı elime alamadım ve ben ne okuduğumu unuttum. Koptum kitaptan. Şükür ki üçüncü denemede sonuçlandı :)


Çok basit dilli bir kitap aslında Bitirgen... Çabucak okunuyor, yormuyor... Hatta bir kaç bölüm hariç çıtır çerez olduğunu bile söyleyebilirim.

80 'lerde  geçen bir hikaye... Bitirgen çocukluk anılarını daha doğrusu büyüme hikayesini günlüğüne anlatıyor... Sevdiklerini, sevmediklerini, ilk aşkını, kardeş kavgalarını, ölmesini istediklerini... Kısaca her şeyi...

Anlattıkları ile anılar canlanıyor hatta... Güdümlü anne terliğini anımsıyorsunuz bir anda ve içiniz ısınıveriyor :)

Babacı bir kız çocuğu olarak bitirgenin  babasına olan büyük sevgisini okumak keyifliydi mesela...

" Babama bitirgen ne demek diye sordum; meğer küçük ve şeker gibi tatlı kayısıymış. Ben de küçük ve şeker olduğum için onun Bitirgeniymişim." diye anlatıyor babasının kendisine seslenişini...

"Sinir oluyorum, ne zaman sana yazmaya başlasam, babam bağırıyor içerden lambayı kapat, boşa elektrik harcama diye. Zaten o demezse, abim zırlar başımda, kapat şunu ya, yarın erken kalkacağım, gözüme giriyor diye. İyi de ben böyle nasıl yazar olacağım, bak yine bağırıyorlar! Bugünlerde hiç benimle ilgilenmiyorsun Allahım, darılıyorum bak söyleyeyim"  Size de aşina geldi bu sözler değil mi... O gece söndürülmesi gereken lambalar yüzünden kaç çocuğun ilham perisi kaçtı kimbilir :)))

İşte tüm bu sebepler kitabın sevdiğim özellikleriydi...

Bitirgen ergenimizin cinsellikle ilgili olan tavrı ve annenin çokça argo tarzı sevmediklerimdendi... 19 Mayıs törenlerine olan bakış açısı da bana göre lüzumsuz ve olmaması gereken şeyler arasındaydı... Tamam bir şeylerin üzerine parmak basacaksın da bunu keşke o törenlerin üzerinden yapmasaydın dedim içimden okurken.

12 Eylül dönemine ufak bir selam çakışı sevdiklerimdendi yine... Kibarca, tam da bir çocuğun gözünden ancak böyle güzel aktarılabilirdi;
" Bu Evren denilen adam benim Müjde ablama gitmemi de yasaklayacak değil herhalde." 

Ama kitabın en güzel kısmı son bölümüydü..."Tıpkı Kabuk" ve "Ceviz Oynamaya Geldim Yoktun" bölümlerinde annesine ve babasına seslenişi çok duygusal, bağlayıcı, kitabın diğer anlatım dilinden çok farklı ve vurucuydu... Belki de bir sonraki kitabına hazırlanış metinleriydi bilemiyorum. 2. kitabına başlayınca bunu göreceğim...

Bu arada üçlemenin diğer kitapları; Pala Hayriye ve Hayriye Hanım'ı Kim Çaldı...  Okunacaklar listemde misafir olmaya devam ediyorlar kendileri :)

Bu kitapla ilgili hissiyatım bundan ibarettir efenim.  Okuyup okumama kararı tamamen sizin keyfinize bırakılmıştır anlayacağınız üzere. Serinin diğer kitaplarını bitirince belki hissiyatım değişebilir :)

Keyifli okumalarınız olsun ♥


Diğer altı çizililer;

* Günlük tutmak insanın her gününün hesabını kendi kendine vermesi demekmiş. 

* Çünkü eğer sevdiklerimizi yakından tanıyamazsak, sevgimizi tam olarak gösteremeyiz.

* Mağrur duruşundaki kibrin hoşuma gidiyordu, yalan yok. Ama kendini teslim etmeme inadına içerliyordum. Kafana vura vura içindeki o akça pakçalığa ulaşmaya çalışmak hoyratlıktan değil, merakımızdandı sana.




28 yorum:

  1. Nasıl da tanıdık satırlar gördüm ve hemen bende okumalıyım dedim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oldukça tanıdık evet :) Yer yer gülümsetti beni okurken.

      Sil
  2. "Günlük tutmak insanın her gününün hesabını kendi kendine vermesi demekmiş. " ne kadar da doğru... Sağolasın Oytun'un annesi, ufkumu açıyorsun ;-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ufkumuzu birlikte açıyoruz :) Blogları bu yüzden çok seviyorum, her gün yeni birşey öğreniyoruz ya da hatırlıyoruz ♥
      Öpüyorum seni

      Sil
  3. Hiç duymadığım bir yazar Şebo'cuğum, 19 Mayıs'a en ufak bir tahammülsüzlük vs. (tabii tam olarak ne yazmış bilemiyorum) ise katiyen okumam. Yok bebeğim Atatürk, ulusal bayramlar söz konusu oldu mu heyheylerim tutar:)
    Sevgilerimle:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O konuda benim de tahammülüm yok Müjde. Belki alınacak bir şey yoktu ama alındım işte. Tören için kıyafet almak zorunluluğundan, belki param yok ne olacak gibilerinden bir sitemle yazmış ama yine de hoşuma gitmedi o kısmı benim...

      Sil
  4. Güzel bir kitaba benziyor.İsimleride güzel:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İsimleri farklı evet bu üçleme kitaplarının...

      Sil
  5. Ya ben şimdi bu kitabı da okumak istedim ama bitirecek daha bir sürü kitap var :( Şimdi Ayşe Kulin'in Gizli Anlar Yolcusu serisindeki son kitaba Handan'a başlamayı planlıyorum. O Handan :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben o seriden çok keyif almıştım Gamze. Hala tadı damağımdadır. Keşke yine yazsa böyle bir kitap Ayşe kulin. Son kitaplarına nedense ısınamadım ben :)

      Sil
  6. Üç kez başlayıp, bırakmana rağmen baya bi kararlılıkla inatla bitirmişsin Şeboo ;) Çok etkilenmedim cıkss okumam ben bunu sanırım bi de anneinin ağzı argo dedin ya bi itti beni...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Başına oturduğunda 3-5 saatte bitecek kitap aslında. Tam başlıyorum 20-25 sayfa okuyorum hooop birşey giriyor. Elime aldığım şeyi de bitirmeden bırakmam, tek bıraktığım kitap Kara Kitaptır benim :))

      Sil
  7. Evet bazen bazı kitaplar oluyor ne kadsr elimize alıp okumaya çalışsak da bir yerde tıkanıp kalıyoruz hep sonraya erteliyoruz. İlginç konusu var serinin kitaplarının ismi de ilginç görünüyor sonlarda etkileyici duygusal yerlerde ilgimi çekti 99 sayfa ise okumadı öyle zor olmaz ama yine de okunacak önümde birçok kitap varken buna sora gelir mi hiç bilmiyorum. Yine de yazdım listeye ellerine salık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Koşuşturmacalar daha ağır basıyor bazen evet. Benim de dağ gibi bekleyen bir okunacak listem var ve ben inatla farklı şeyler bulup yaratıyorum işte :) Okuma keyiflerimiz hiç bitmesin inşallah :)

      Sil
  8. Kitap hoşuma gitti.Alıp okunacaklar listeme ekliyorum.
    Sevgiler canım

    YanıtlayınSil
  9. Kitabın adının Bitirgen ve üç kez başladım demen gülümsetti Şebnem. İlk duydum bu yazarı. Keyifli okumalar diliyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bitirgen beni bitirdi evet :)))
      Teşekkür ederim canım ♥

      Sil
  10. Kitabı bilmem ama fotoğraf çok güzel:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Sezercim, yaz günlerinden bir esinti oldu :)

      Sil
  11. O taşı nereden buldun yaa kalp gibi yoksa yonttun mu şebooo cilalı taş devrinden kalma değerli bir yapıt gibi duruyooo vaoow ;)
    kitabı anlatışını çok sevdim, yormayan ama içeriği dolu dolu olan kitapları seviyorum ben de . ilk defa duyuyorum umarım okumak ta nasip olur. Öperim kocamannn :*

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahaa :))) Birisi bize yontmuş bırakmış :)))
      Doğalmıdır bilmiyorum ama ben doğal olduğunu düşünüyorum. Bu yaz Asos'ta denizde bulduk bu taşı ve büyük olmasına rağmen eve getirdik. Hatta işin ilginç tarafı bundan sonra bir tane daha kalp şeklinde taş bulduk, evrenin mesajımı dedik hatta Oytunla :)

      Ben de öpüyorum seni kocaman

      Sil
  12. "Bitirgen"
    Adı da güzelmiş kitabın...
    Fotoğraf çok güzel.
    Ama sen taş kalpli değilsin.
    Öpüldünüz güzel terbiyeli annem.
    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Figen Şakacının "Pala Hayriye" kitabının ismine vurulup almıştım ve Bitirgen mecburi oldu azıcık. İsimleri değişik kitapların evet :)
      Ben de seni öperim yumuşacık kalpli annem ♥

      Sil
  13. Kitabı çok tarzım gibi durmuyor ama fotoğraf çok hoş. Kalpli taş ne tatlı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kalpli taşa ben de bayılıyorum Burcu :) Hatta bulunca aldım eve getirdim ♥

      Sil
  14. Bitirgen ifadesini de sayende öğrenmiş oldum :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ilk defa duymuştum Yurdagül :) Her gün yeni şeyler öğreniyoruz ;)

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)