13 Şubat 2015

The Imitation Game / Yapay Oyun (2014)







Oscar Adaylarına devam ediyorum... Son gaz gidemiyorum maalesef.. Kar / kış /okul / iş derken bazen pelte gibi gidiyorum eve... Değil film izlemek gözümü açmaya mecalim olmuyor... Neyse 9 günüm var daha :) Hallederiz... Top bende anacım :)))))

Filmle ilgili bıdı bıdı yapmadan önce hangi dallarda adaylıkları var bi bakalım...

- En iyi film
- En iyi yönetmen / Morten Tyldum
- En iyi erkek oyuncu / Benedict Cumberbatch
- En iyi yardımcı kadın oyuncu / Keira Knightley
- En iyi uyarlama senaryo
- En iyi kurgu
- En iyi sanat yönetimi
- En iyi özgün müzik

Film 2. Dünya Savaşı döneminde geçiyor. Yine tipik savaş filmi diye düşünerek oturdum filmin başına ama şükür ki savaş görüntüleri sadece arka planda geçiyor. Sadece savaş psikolojisi yansıtılıyor.

Matematik dehası Alan Turing ( Benedict Cumberbatch) 'in hayatını anlatıyor. Andrew Hodges'in Alan Turing: The Enigma kitabından uyarlanmış.

Nazi Almanyası döneminde kullanılan  "Enigma" makinasının şifrelerini kırmak ve alman mesajlarını deşifre etmek Alan ve grup arkadaşlarının tek amacı... Bu konu altında ilerleyen filmde Alan'ın hayatı da anlatılıyor.....
Alan Turing'in farklı hayatı....

Biyografik filmler oldum olası hoşuma gitmiştir. Bu filmde oldukça dikkat çekici olmuş. Alan rolüyle Benedict Cumberbatch gerçekten harikalar yaratmış. Sahip olduğu sıradışı zekanın getirdiği tüm duygular vücut dilinden, bakışlarından içine işliyor filmde... İrkildim zaman zaman o değişik bakış açısından... Ve sonuçlarından...

Filmde en çok etkilendiğim sahnelerden birisi de Enigma'nın şifrelerini kırdıkları sahneydi... Büyük bir başarının sevincini, hazzını duyarken mutluluk sarhoşu olmaz mı bir insan... Haykırmaz mı kendine karşı olanlara BAŞARDIMMMM diye... Bir sonraki senaryoyu planlamak zorunda mıdır.... İşte burada dehanın yanına kahramanlık modu yüklenmiş Alan'a...

"Şimdi söyle bana; ben bir makina mıyım, insan mıyım? 
Bir savaş kahramanı mıyım yoksa bir suçlu muyum?"

Cinsel tercihleri sebebiyle suçlanan Alan'ın yaşamının son devreleri bir alt metinle geçiyor filmin sonunda. Alt metin olarak geçmek yerine filmin finalini ölümüyle yapsalar daha çarpıcı olmaz mıydı acaba diye düşünmeden de edemedim...

Aşk, sevgi, hırs, azim, dostluk kavramları güzel yerlerde güzel mesajlar vermiş filmde...

Birde Turing'in nişanlısı Joan ( Keira Knightley) var ki evlilik beklentilerine bir dikkat edin blogger hanımlar... Gülümsetti cümleleri beni...

Bu filmi izledikten sonra Alan Turing kimdir diye oldukça merak ettim... Merak eden varsa benim gibi buraya ve buraya bakabilirsiniz. Hakikaten ilginç bir hayatı var Turing'in... Özellikle ikinci verdiğim bağlantıyı bi okuyun derim...

Filmden uzaklaştığımın farkındayım... Sadece diyorum ki izleyin... Mutlaka hem de... Hatta izlediyseniz bi tıktık yapın, ne düşündüğünüzü merak ediyorum...

Sonuç olarak ben bu filmi ÇOKKKK SEVDİM diyorum... Oscar adaylarının tamamını izledikten sonra Şebonun Oscarlarını dağıtıcam haberiniz ola :))) Ne büyük olay değil mi ;)

"Biliyor musun, bu sabah sen olmasaydın; şu anda var olmayacak olan, şehrin birinden geçen bir trendeydim. Sen olmasaydın muhtemelen; ölmüş olacak bir adamdan bilet aldım. Tüm konularda bilimsel araştırma yapabiliyorsam, hepsi yalnızca senin sayende. Şimdi normal olabilmeyi istiyorsan ki emin ol ben istemezdim. Öyle olmadığın için dünya son derece iyi bir yer....

-Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Bence; bazen kimsenin hayal edemediği şeyleri, hayal edip yapabilen insanlar vardır."





9 Şubat 2015

Birdman (2014)




Vizyon tarihini görünce (27 Şubat) hayal kırıklığına uğradığım filmlerdendir kendisi...
Allahtan Venedik film festivalinde açılış filmi olarak gösterime girmiş te internetten ulaşabildim. Bana bu konuda her yol mübah demiştim dimi daha önce :)))

Ne adaylıkları var ilk önce ona bakalım...

-En iyi film
-En iyi yönetmen / Alejandro Gonzalez Inarritu
-En iyi erkek oyuncu / Michael Keaton
-En iyi yardımcı erkek oyuncu / Edward Norton
-En iyi yardımcı kadın oyuncu / Emma Stone
-En iyi özgün senaryo
-En iyi görüntü yönetimi
-En iyi ses kurgusu
-En iyi ses miksajı

İlk başta itiraf etmeliyim bu filmi iki defa izledim. Hem de peşpeşe :))
Çok ölüp bayıldığımdan değil vallahi :))
İlk izlediğimde filmin başları hiç sarmadı sona doğru tempoyu yakaladım... O tempoyla tekrar başa döndüm :)) Ve hafiften başlarda da yakaladım bu sefer...

Riggan (Michael Keaton) bir zamanlar birdman rolüyle ün yapmış bir aktör. Artık unutulduğunu, ününü kaybettiğini düşünen Riggan; kendi yönetip oynadığı bir tiyatro oyunuyla yeniden eski günlerini yakalamaya çalışıyor.

Zaman zaman gişe filmleriyle, zaman zaman eleştirmenlerle, zaman zaman da sosyal medyanın gücüyle ince ince de dalga geçmeyi ihmal etmemişler. Hele sosyal medya oyoyoyyyy :))) Popularitenin aslında bir hiçten çıktığını da gözümüze gözümüze sokmuşlar özellikle...

Filmde çok fazla diyalog var. Bazen kafa karıştırırsa da ayrıntılar o diyaloglar da gizli gibi geldi bana. Dış ses kesilse iç ses var zaten sürekli... Hiç susup dinmeyen...

Lesley rolüyle Naomi Watts kenarda köşede kalsa da gözüm daha çok görmek istedi onu :)

Tiyatroda sahneye çıkarken tüm duygulardan nasıl da bir anda sıyrılıp o sahne ışıklarına teslim oluşları içimi ısıttı... Net :)

Filmin çekimleri ile ilgili teknik birçok artıdan bahsedilse de o konuda ııhııhhh ben anlamaz :) Anlamaya da çalıştım ama olmadı... Farkı fark edemedim :)

Ayrıca filmin başlarından alamadığım o enerjiyi filmin sonlarında maksimum seviyeye taşıtan final öncesi ve finali de sevdim. Çok bilgi verip filmi izlemeyenlere haksızlık etmek istemiyorum ama final öncesi sahneyi farklı bir şekilde tahmin etmiştim :) Ama farklılığı şaşırttı beni...

Sonuç olarak biraz tuhaf ilerleyen bu filmi muhteşem gibi bir yorum yapmadan sadece SEVDİM diyorum... Özellikle sakin bir kafayla izlemenizi tavsiye ederim...

Enerjinizin bol olduğu bir hafta olsun...
Bir süre bu filmlerle meşgul edeceğim sizi haberiniz olsun :) Taktım mı takıyorum işte...









7 Şubat 2015

bu sene Oscar benim :)))



Bu sene kendime nedense Oscar aday filmlerini törenden önce izlemek gibi bir hedef koydum :)

Neden olduğunu inanın bilmiyorum... Benim için kolay gerçekleştirilecek bir hedefti (ya da öyle sanıyordum).   Belki de kısa sürede hedefe ulaşarak bir ego tatminine ulaşmaya çalışma olabilir :))) O anki ruh halim feciymiş :)))

Hatta 2015 e başladığımiz dönemlerde böyle ne idüğü belirsiz birkaç hedefimde kenarda beklemekte :)) Sonuçları paylaşacağım başardıkça yada başaramadıkça... Tamam tamam başaramazsam söylemeyebilirim de :))

Her neyse biz dönelim Oscar macerasına... 22 Şubat'ta gerçekleştirilecek olan törenden önce kendimce filmleri izleyecek bir de tahmin de bulunacaktım... Ne güzeeeelll :)) Ohhh yandan yandan :)
Aday listesinin çıktısını aldım... Astım işyerinde bir köşeye... İzlediklerimi çentikleyeceğim... Aneymmmm içinde izlediğim hiç film yok... Tamam canım panik yok... Hepi topu en fazla 10-15 film izleyeceğim... Pehhhh !!! Çocuk oyuncağı...

Google amcaya müracatımla birlikte gözlerim pörtledi... Birkaçı vizyona girmiş, birkaçı törenin olduğu hafta vizyona girecek, birkaçı da törenden 1-2 hafta sonra... Ahahahaaa :))) Şahaneeeee dimi...

3 hafta önce vizyona giren Whiplash bile benim nadide kentimde vizyona girme teşebbüsünde bulunmadı. Eeeeeeee ne olacak şimdi !!!!!!!

Bu demek oluyor ki bu yolda bana her yol mübah :)))

Bundan sonra hedef belirleyenin diyorum ve film kovalamacaya kaçıyorummmm...

Mutlu haftasonlarıııı ♥


4 Şubat 2015

filmler... filmler... filmler...



Hani çocukluğumuzda okuduğumuz hikayenin ana fikrini sorarlardı ya, ben her seferinde hönk diye kalırdım... Çünkü o hikayenin ana fikrini bulmak yerine ya tavşanın dişine takılırdım, ya kırmızı ayakkabıya yada kızın hayalimdeki elbisesine... Sonrası malum... Ana fikir de bana "al sana hönk" der detaylara takılma kızım diye dalga geçerdi :)

Film izlerken de genelde böyleyim... Yerine geçecek bir karakter oldu mu, biraz da dram... Offffff Şebo'yu tutana aşk olsun :))) Ergenliğimde hep bi Filiz Akın'dım mesela... Seç kendine neşeli bi karakter, keyfine bak dimi... Yokkkk hep terkedilen olucam, verem olucam, çocuğumu kaybedicem, daha bi hüngür hüngür ağlama modu... Ezzzziiiikkkkkkk !!!!!!
Allahtan eskiden filmlerin sonu hep mutlu son olurdu da ağlamam mutluluk ağlamasına dönüşürdü...

Neyse efem konumuz bu değil... Hikayelerden girdik, Filiz Akın'dan çıktık... Gelelim izlediğim filmlere :)

Ruh halim nasıl dengesizse geçen ay birbirinden farklı filmler izlemişim ben...




İÇİMDEKİ SES (2014)

Bu sıralarda yerli komedi daha çok tutuyor galiba. Peşpeşe girdiler vizyona...
Engin Günaydın'ın "Vavien" filmini sevmiştim. Bu sebepten olsa gerek bu filmini de izlemek istedim.

Filmimiz romantik komedi tarzında başlayıp, bizim evin halleri tarzına nasıl dönüştü anlamasam da ortalamanın üzerine çıkmış hoşça vakit geçirilebilecek bir film olmuş.

Kendine güveni olmayan, nereye çekersen o karaktere bürünebilirim tutarsızlığındaki senarist Selim (Engin Günaydın) ile güzel, sıcakkanlı ve de zengin Ayşıl'ın (Leyla Lydia Tuğutlu) aşk hikayesi... O güzel, çıtıpıtı kız Selim'e nasıl aşık olur yahuuu :) Buna ne Selim inanıyor nede arkadaşları zaten :)

Filmimiz bu dozda ilerlerken birden annemiz (Fisun Demirel) giriyor devreye... Ondan sonra film romantik komediden çıkıp bir kız, oğlan anasına nasıl yaranır belgeseline dönüşse de arada iyi sahneler çıkmış. Ama film sonlara doğru akıcılığını yitiriyor ne yazık ki. Final ise tam toparlanamamış, hadi bitiriyim ben burda artık havasında...

Komedinin ne yazık ki vazgeçilmezi olan küfür filmde çok kullanılmamış tek bir sahne hariç. Orda da tüm filme yetecek kadar kullanılsa da çok batmıyor... Kulaklarınızı tıkıyıverin artık :))

Filmde anne ve arkadaşları grubunun bir termal gezi olayı var ki konuyla ne alaka dedirtsede inanın o tarz gezi kültüründe aynen böyle şeyler yaşanıyor :)) Deneyimle sabittir ahahaaaa :))

Birde anlam veremediğim bir sahne vardı ki anlayan bana da anlatsın. Şimdi asıl kızımız Ayşıl havuza cuppp diye atlıyor ve havuzun dibinden uzun uzuuunnnn kurbağalama yüzüş tarzının inceliklerini öğretiyor... O sahnenin uzunluğunun sebebini keşfedebilmiş değilim. Üstelik o kadar zayıf bir kızın yüzerken etleri bir o yandan bir bu yana dellenebiliyorsa benim deli etlerim yüzerken ne hal alır ?? Bak takılacak bişey daha bulmuşum :)))

Sonuç olarak ben bu filme SEVİLESİ KIVAMDA der gerisini size bırakırım :)




YARGIÇ (2014)

Bu sene Oscar törenlerine kadar tüm aday filmleri izleyeceğim inşallah. Böyle bir hedef edindim kendime. Ne işime yarayacaksa :)) Olsun hedef hedeftir.

Aday filmleri bıraktık bir kenara En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday olan bir filmle başladık izleme seremonimize... Robert Duvall / Yargıç Palmer rolüyle aday listesine girmiş.

Film seneler önce yaşadığı kasabadan ayrılarak yaşamına yeniden başlayan ünlü ve başarılı bir avukat olan Hank ( Robert Downey Jr.) 'ın annesinin ölümüyle yeniden doğup büyüdüğü kasabaya dönüşüyle başlıyor. Baba Yargıç Palmer (Robert Duvall) 'la baba/oğuldan çok iki yabancı gibiler. Annesine olan son görevini tamamladıktan sonra hemen kasabadan ayrılacakken babasının cinayetle suçlandığı haberi gelir ve babasını savunmak için kasabada bir süre daha kalmak zorunda kalır.

Bir aile dramı da diyebiliriz aslında filme. Aile ilişkilerinin bolca irdelendiği filmden etkilenmemek imkansız. Geçmişle yapılan hesaplaşmalarda boğazım düğüm düğüm oldu. En çok küçük kardeş Dale Palmer (Jeremy Strong) ' a bayıldım ben. Çok ara bir karakter olmasına rağmen filmi zenginleştirmiş. Kendinize dönüp bakmanızı sağlayan bu film duyguların öne çıkartıldığı çok güzel bir film olmuş.

Baba yargıç Palmer rolüyle Rober Duvall ödül alır mı bilemem ama gerçekten şahane bir oyunculuk sergilemiş. Filmde çok kısa bir sahne var özellikle; Baba Yargıç Palmer'ın dede kimliğine geçişi... O kadar güzel verilmiş ki o geçiş... Hayran kalmamak elde değil...

Sonuç olarak ben bu filmi ÇOK SEVDİM.... Fırsatını bulursanız da izleyin derim...









ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK (2008)

Bu filmi sevdiğim bikaç blogger arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim ve iyi ki de izlemişim diyorum.

Filmimiz Nazi Almanya'sı döneminde geçiyor. Bu konuyla ilgili hepimiz birçok film izlemişizdir. Farklı bir bakış açısıyla çekilmiş en güzel örneklerinden birisi de "Hayat Güzeldir" filmidir bence. Ama bu film bambaşka olmuş arkadaşlar ve açıkça söyliyim daha can acıtıcı...

Babası Alman üst düzey bir subay olan Bruno (Asa Butterfield) ailesiyle birlikte bir çalışma kampının yakınında yaşamaya başlarlar. 8 yaşındaki bir çocuğun o çalışma kampını bir çiftlik olarak algılaması nasıl da kaçınılmazdır aslında. Çalışma kampında _ne yazık ki_ yaşayan Shmuel (Jack Scanlon) ile Bruno'nun arkadaşlığı nasıl da güzeldir ve de masum...

Bu filmi ne yazık ki Oytun'la beraber izledim. Nedense özellikle Damla'nın anlatımlarından ders çıkartamadıysam artık böyle bir gaflette bulundum bilmeden. Film boyunca gelen sorularına yumuşak yanıtlar vermeye çalışsam da yok olmadı. Hele final onu da en az benim gibi sarstı. Hala dönem dönem aklına yatmayanları kurcalayıp duruyor maalesef :(

Sonuç olarak diyorum ki ben bu filmi ÇOK ÇOK ÇOKKKK SEVDİM ve sarsılmayı göze alarak mutlaka izleyin diyorum.

Aradan biraz zaman geçsin kitabını da okumak istiyorum ben bu filmin. Belki Oytun biraz daha büyüdüğünde birlikte okuruz...

Şimdilik hoça ve de dotça kalın....




2 Şubat 2015

ocak ayı instagram seçmeceleri ♥


Saçlarım lüle lüle, Ocak sana güle güle :))


Bavulları gören de yıllanacağımızı sanır :)))
 Hepi topu 3-5 gün aslında :)
Yolculuk halleri...

Şubat tatilini değerlendirmece 
Şu valiz hazırlamayı bir türlü beceremiyorum :(
Sırt çantasına sığanlara hayranım 
Valizin yarısı hiç kullanılmadan döner ama huylu huyundan vazgeçmez...


Nihayet becerebildim :)))
Pörtlek gözlülerim benim 

Aşk yaşıyorum
Gören de beni Amerikayı yeniden keşfetmiş sanar...


"Oğlumun becerikli ellerinden kendi rekorunu kırdı."

Diyorumki bu paylaşımı ben yapmadım, hatta çekildiğinin bile farkında değilim :))) 
Dün çekmiş ama yayınlayamamış, IG hata vermiş. 
Sıpa birde benim ağzımdan yazmış üstelik :)))) 
Demek kendini çok becerikli gördün paşam :)))))) 
Unutmuyum, unutturmuyum istedim ;)


Bugün çalışıyor olabilirim stop.
Kendimi delirmiş hissedebilirim stop.
Bu demek olmuyorki keyif yapamam stop.

İyi hafta sonları hepinize stop.


Bende insanım...

Öğle molası...
Kapımı kapattım, telefonları susturdum, kitabımla başbaşayım.
Deli kadın hikayeleri / Mine Söğüt 
Güzel yürekli, güzel insan Damlamın hediyesi♥



Yine kar lapa lapa...
Ofis penceremden, tam da şu an 

Bugün boşu boşuna dellenmemişim ben..
Çocuklara kar tatili olur kesin..
Çocuklara olunca anaları ne yapacak düşünen yok :(
Ben de kar tatili istiyorum...


Evde bayat ekmek birikmişse ne yapılır ??
Tabi kiii peynirli ekmek ♥
Bunun üzerine de reçel süren bir oğlum var benim.
Pazar..
Kimler pazartesi sendromuna şimdiden girdi ??????



Teyzoşlarım geldiyse hemen yöresel yemeklere dalınır...
Omaş çorbası için hazırlıklar başlasın ♥  

Tatar yemekleri miss gibi 
Kış günlerinde ilaç gibi
Gördüğünüz üzere 2015'te de boğazıma çalışıyorum :))

Musmutlu Şubatlarınız olsun efemmm :)


28 Ocak 2015

genlerinde var mı bi soy ağacına bakmak lazım aslında...




Bizim oğlanın spor merakı çokca maymun iştahı barındırır aslında...
Bir zamanlar futbola merak sardı. Anneanne koşturdu bi okul buldu... 1-2-3 antreman, sonrası fısssss...
Aslında sebep sevmemesi değil, benim paşanın çokça pofpoflanmak istemesi... Diğer çocukların yanında dalağı şişince paşanın demoralize oldu çokca... Eeee tabi aman paşam, canım paşam türküsünü herkes bilmiyor. Normaldir :)))

Şimdilerde de basket meraklısı...
Anneanne yine koşturdu buldu bir yer....
Dün itibariyle de başladık bakalım...
Pek bi ciddi şimdi, hatta akşam arabada eve dönerken NBA falan diyordu çok güldüm :)) Tabi ki içimden.. Yaparsın kuzu sen dedim bolca gazlı tarafından....

Aslında çok da isterim bir sporla uğraşmasını....

Babam rahmetlik de bizim için çok istemişti bir sporla uğraşalım... En son benden ümidi kestiğinde seni sumocu yapıyım bari diyordu ahahaaaa :))
Hakkaten benden de iyi sumocu olur :)))

Babam spor konusunda becerikli bir adamdı. Ama kıyamam iki kızına da geçmemiş onun merakı ve becerisi...
Hele ben atamama ve tutamama özürlüsüyüm. Ciddiyim... Hiçbişey atamam ben, tutamam da...

Şimdi anne bu konuda genetik bir hata, baba da ondan hallice...
Eeeee oğlum vallahi sana bol şans diliyorum ben :)
Bu genetik mirasıyla senden bir Hidayet çıkmaz ama vallahi bak başarırsın bu işi sen ;)