14 Ocak 2016
2016 hedefleri hoşgeldin hayatıma :))
Hedef koymak kolay değil arkadaş... Gerçekleştirememe riskin var her zaman...
Kendini kasmak var ki bu beni duble kasar :) (ne biçim cümle oldu bu, neyssseeee !! )
Ödül var mı peki, tabiki yok :)) Kazanılmışlar sana en büyük hediye kızzzııımmm...
Geçen senelerde çok yapmadım ben bu işi, tamamen aklımda belirledim ve işime gelmeyeni unutuverdim :))
Ama bu sene acayip gaza geldim :)
Dedim ki yaz Şebo, korkma...
En kötüsü ne olur kendi kendinle dalga geçersin beceriksiz diye...
Ama bak bu liste seni perçinleyecek, ama işi de abartma istersen de dedim yani...
Ufak ufak başla bakalım bu işe :)
Ahanda yayınlıyorum küçük hedeflerimi :)))
Ahahahaaa sonra silersin işine gelmezse :)))
* Bu sene 35 kitap okunacak, -ki bunu okurum diye düşünüyorum... Gerçi geçen sene sadece 15 lerde gezinmişim ama olsunnn...
* Bu okunacak kitapların içinde geçen sene vurulduğun Mine Söğüt'ün tüm kitapları olsun... 2 tanesini okumuştum zaten. Sanırım 6 tane daha var okunacak
* Film sayısı ile ilgili bir hedefim yok ancak en iyi film dalında Oscar kazanmış tüm filmleri izle... Bildiğim kadarıyla 88 adet... Özellikle 1920-1930 ve 1940 lı senelerdekine ulaşmak zor olacak... Ama azimle dene...
* Sene sonuna kadar mutlaka bir diyet programına kendini hazırla ve kilo vermeye başla... Şşşşttt duydunmu Şebo... En azından bir 15-20 kilo vermeye çalış ve idael kilona yaklaşmadan da bırakma... Yeme alışkanlıklarını düzelt...
* Hani şu video çektin bir kenara attın, fotoğraf çektin bir kenara kaydettin... Onları ciddi bir arşiv haline getir... Yıl / ay / gün sınıflaması yap... Ve en önemlisi yedekle... Yakında kaybedeceksin tüm geçmişini.... Hatta ve hatta sene sene önemli olan bazı anları bastır, eski usül albüm yapmaya devam et... En son ya 2009 da kaldın albümde ya 2010 da... Ayarla şu işi kuzucum ;)
* Yarım yamalak işlerinin tamamını bi taraflarını yırtsan bitiremezsin, ama şu elindeki sepet, battaniye ve boyanacak tabaklarını hallet gözünü seveyim... Evde tıkılacak yer kalmadı, kullanıma aç azıcık...
* Bu sen Oytun'un odasını hallet... Evet mali şartlar da önemli ama para biriktir falan, bişeyler yap.... O çocuğun odasını değiştir... Yoksa o seni değiştirecek....
* 1 tiyatro oyunu mutlaka... (Buna gülmeyin hiç, bizim memlekete adamakıllı oyun gelmiyor çünkü... Bu hedefi gerçekleştirebilmem için İstanbul/İzmir takip edip gitmem lazım günübirlik falan)
* Şehrindeki müzelerin hiçbirini gitmemişsin... Küçümseme kızzzımmm !!! O müzeleri gez, gör, araştır...
* Kapadokya 'ya gitmek için bu sene şartlarını zorla... Hep hayal edip erteliyorsun...
* Çok unutkan bir kadın oldun... Haftalık listeler hazırla... Notlar al... Düzenli bir kadın ol...
* Haftada 1 gece oyun gecesi alışkanlığını kazan, çocuğunu mutlu et...
* Fotoğrafçılıkla ilgili ya bir kursa git, ya internetten araştır, ya da ne biliyim çalış... Otomatik çekimden kurtul artık...
Hadi bana rastgele :)
13 Ocak 2016
bugüne de filmler düştü...
Hedef listesi yapacaktım bugün kendime...
Zihnimdekileri yazılı hale getirecektim aslında ama olmadı...
Film yazmak daha cazip geldi...
Seviyorum izlediğim filmlerdeki duygularımı yazmayı...
İyi ki yazmaya başlamışım...
Son izlediğim filmlere bir göz atın bakalım, hatta içinde izlediğiniz varsa da düşüncelerinizi yazın... Sizler ne düşündünüz izlerken merak ediyorum...
UYUYANA KADAR (2014)
Hafıza kaybı filmleri iyi işlendiyse hep güzel gişeler çıkartır... Bu filmi izlerken aklıma 50 İlk Öpücük geldi aslında... Ama türü tamamen farklı... Bu filmde geriliyoruz, üstelik benim için hayli gergin... Çok ödlek bir kadın da değilim aslında ama kalbim kaldırmıyor bazen işte...
Christine (Nicole Kidman) geçirdiği bir kaza sonucu yada biz öyle biliyoruz hafızasını yitirmiştir. Aslında tam bir hafıza kaybı da değil, sadece 24 saatlik bir hafızaya sahip.. Her gün sabah uyandığında kocası Ben (Colin Firth) hayatlarını yeni baştan özetliyor... Her yere notlar, fotoğraflar, bilgiler yapıştırılmış durumda evin... Ve yine her gün yapılacak şeyleri, neyin nerede olduğunu da anlatıyor kocası... Koca evden çıkıyor ve telefonda Dr. Nash (Mark Strong) çıkıyor karşısına... Tedavisi için birlikte çalıştıklarını, kocasının bundan haberdar olamdığını ve isterse bir çekmecede sakladığı kamera kaydını bulup izlemesini istiyor...
Her gün sabah aynı tekrardan ibaret...
Ve her gün ilerliyorlar... Her gün farklı bir atraksiyon çıkıyor karşımıza... Ve her gün yeni bir gerilim... Kim iyi kim kötü kafam karıştı... Bu kadın kime güvenip, kime inanmalıydı...
Bir an şüpheler koca da, diğer gün doktorda... Hem kim kime karşılıksız bu kadar özverili yardım eder ki...
Nicole Kidman oyunculuğunu sevdim yine... Soğuk güzelliği ve bakışları çok iyi uymuş filmdeki kadın karakterine...
Colin Firth'de Ben karakterinin hakkını vermiş ama sanki doktor yerine farklı biri olsaydı daha iyi olabilirdi gibi geldi bana... Biraz eksik kalmış ya da bana öyle geldi...
Filmin sonunu tabi ki anlatmayacağım...
Ama son beni benden aldı... Tüm gerilimi atıp üstümden güzel duygular her yerimi sardı...
Kitabının da olduğunu filmi izledikten sonra öğrendim. Eminim kitapta iyidir...
Şayet izlemediyseniz izleyin diyorum ve bu filmi de SEVDİMMMMM kategorisinde hafızama atıyorum :)
SAMBA / HAYATIMIN ŞANSI (2014)
Samba (Omar Sy) Senegal'den biraz daha iyi şartlarda yaşamak ve para kazanabilmek için Fransa'ya göç etmiştir. Amcasıyla birlikte yaşamaktadır ve sınırdışı edilmemek için oturma izni almaya çalışmaktadır.
Alice (Charlotte Gainsbourg) ise çalışmış olduğu şirkette yaşadığı sorunlardan dolayı aldığı psikolojik tedavinin bir parçası olarak göçmenlik bürosunda gönüllü olarak çalışmaktadır.
İşte Samba ve Alice'in hayatlarının kesişmeleri de bu göçmenlik bürosu sayesinde olmuştur. Birbirlerinden duygusal olarak etkilenmişlerdir ve birbirinden tamamen farklı hayatlara sahip olsalar da birbirlerinin hayatlarına dahil olmayı başarmışlardır....
Peki ben ne hissettim bu filmde... Sıcaklık :)
Oyuncular gerçekten çok iyiydi... Dram diyebileceğimiz filme yine kendisi de göçmen olan Wilson (Tahar Rahim) karakteri farklı bakış açısı ve cingöz umursamazlığıyla komedi unsurunu katmış... Karakterin canlılığını ve güvenilmez biri gibi gözükmesine rağmen sadık dostluğu çok sevdiklerim arasında...
Bir yılbaşı partisiydi sanırım, yeni yılla ilgili dileklerini söylüyorlardı göçmen bürosundaki çalışanlar ve göçmenler... O bölüm özellikle en sevdiğim bölümdü...
Yaşam mücadelelerini ve duygusal bağlarını oldukça güzel işleyen film oldukça samimiydi... Sadece kopuk kopuk verilen sahneler biraz rahatsız etti beni ama yüzümdeki sıcak gülümsemeye tabi ki engel olamadı...
Herkesin hayatında bir şansı mutlaka vardır... Sadece iyi değerlendirmek lazım...
Festival filmlerini seviyorsanız bu filmi de kaçırmamalısınız bence...
Sonuç olarak ben bu filmi SEVDİMMMMMMM :))
MAVİ YASEMİN (2013)
Woody Allen filmlerini genelde severim... İnce ayarları vardır çoğunlukla filmlerinin... Bu filmde de öyle ama burada filmden daha çok öne çıkan tek isim var Cate Blanchett...
Bir ara kadının rol yapmadığını sanki kendisi öyle de doğaçlama yapıyor olduğunu bile düşündüm. Ki bu rolle zaten 2014 Oscarında en iyi kadın oyucu ödülünü kadın göstere göstere almış... Bize de alkışlamak düşer :))
Gelelim filmimizin konusuna...
Çok farklı bir konusu yok aslında... Jasmine (Cate Blanchett) oldukça zengin bir işadamıyla evlidir; Hal (Alec Baldwin). Fakat Hal göründüğü kadar başarılı bir adam değil, dolandırıcı ve üçkağıtçının tekidir... Birgün yakalanır (acaba neden) ve tüm varlıklarını kaybederler...
Jasmine 'in üvey kız kardeşi Ginger ( Sally Hawkins) 'in yanına gitmekten başka çaresi yoktur... Ama yalnız değil tabi ki psikolojik problemleriyle...
Yeniden hayat standartlarını yükseltme çabasına giren Jasmine problemleriyle Ginger'ın hayatını da alt üst etmektedir bu arada tabi... Düşünsenize kendi hayatınızda halinizden şartlarınızdan memnunken sürekli konuşan, sürekli ağlayan, sürekli bağıran, sürekli sizi ve çevrenizi aşağılayan bir abla ile hayat nasıl olur ? Ama kıyamam Ginger o kadar pozitif ki... Bildiğin pollyanna kaçmış içine :)))
Sonu mu ? Onu siz izleyin artık :))
Filmin müziklerini çok sevdim... Ara ara dinliyorum hala :)
Filmde sürekli bir geçmişe dönüş var... Filmin sonundaki detayları zaten bu geri dönüşlerle veriyorlar... Son ucundan azıcık şaşırtıcı :))
Bir konuda uyarmam lazım yalnız... Film çok akıcı bir konuya sahip değil... Daha çok karakter üzerinden ilerleyen bir film... Ama herşeye rağmen sırf Cate Blanchett'in kusursuz oyunculuğu için izlenebilir bir film...
Sonuç olarak ben bu filmi SEVDİMMMMM ♥
SON AŞK (2013)
Duygusal başlayan bir film... İlk sahnesinden çok etkilenerek başladım filme... Ölen eşinin başından ayrılamayan, vedalaşamayan Matthew (Michael Caine) 'ın dramatik duruşu oldukça etkiliydi... Haliyle sonradan hayata küsüyor...
Ve bir gün Pauline (Clemence Poesy) ile karşılaşır... Artık Matthew Morgan hayata yeni bir bakış açısıyla bağlanacaktır... Son aşk :)
İster genç ol, ister yaşlı aşk enerjini yükseltiyor... Bu filmde de bunu görüyoruz... Pauline ve Matthew birbirlerinin hayatlarına dokunmayı başarmışlardır artık...
Matthew açısından hiç de kolay değildir aslında bu aşk... Karşısında kızı kadar bir genç kız vardır... Aslında birbirlerine duydukları ilgi farklıdır... Ve bu da Matthew'i bunalıma sürükleyecektir....
Oğlu ve kızı da klişe olarak bu ilişkiyi öğrendiklerinde rahatsız olmuşlardır...
Ve böylece devam edecektir film... Çok büyük bir sürpriz yok... Sondaki geçişi çok sevdim ama...
Ancak ilişkiler var... Baba-kız / baba-oğul / kız-oğul / anne-kız vs sonsuz çoğaltılabilecek ilişkiler zinciri... Birbirine yansımaları.... Sevgileri... Nefretleri... Dersleri...
Hani Nazım Hikmet der ya Tahir ile Zühre 'de ;
" Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? "
O misal belki...
Sonuç olarak ben filmi SEVDİMMMMM ve size de diyorum ki bu ilişki ve yansıma zincirinin hatırına bu filmi izleyebilirsiniz...
Ruhumuzu doyurabildiğimiz bir gün olsun ♥
Sevgiler...
12 Ocak 2016
Memleketi Ben Kurtaracağım / Gülse Birsel
Güneşli bir Salı'dan günaydın herkese...
Kış ayında taklitçi bir bahar var buralarda...
Tam hasta olunacak hava...
Dikkat edin kendinize aman...
Bu sıralarda bir kitap çılgınlığı var herkeste farkında mısınız... Havaların etkisi herhalde çünkü ben de aynı durumdayım... 2 dakikalık boşlukta kitap okuyorum hemen...
Gördüğüm her kitaba sulanıyorum bunu da okuyum diye :)
Bu sene 35 kitap hedefi koydum kendime... Geçen seneye oranla biraz fazla... Bakalım becerebilecekmiyim....
Bu arada başka hedefler de koydum... Bir ara onu da listeliyim hatta... Burda bulunsun... Hedef koyunca belki hırslanırım da gerçekleştirirm istediklerimi :)
Bu kitap geçen Aralık'ta okuduğum kitaplardan... Okumak isteyenlere bir fikir olur belki...
7 bölümlük bir girizgah bölümüyle başlıyor kitabımız... Kendini yerden yere çarparak başlamış Gülse Birsel :)
Kendiyle geçmiş dalgasını sonra da ben güzelim, ben mükemmelim demiş o ayrı ama kendisinin tekne kazıntısı hallerine pek bi güldüm...
Çatlaklıkta son boyut bu olsa gerek :))
Gülse Birsel'in daha önceki kitaplarını hiç okumadım. Normal şartlarda bu kitabını da alıp okumazdım. Son yıllarda köşesinde yazdığı eleştirisel, ince ince dokunduran yazıları hoşuma gidiyordu... Hah dedim memleketi ben kurtaracağım dediyse ince ince düşündüren yazıları olacak demekki dedim ama yanıldım :)
Evet siyasetle ilgili ironileri var kitabın ortalarında... Hatta çok güldüren ironiler... Yüklenecektim aslında ama yasaklanırım falan diye hafif komediye vuruyum demiş. Okuması zevkli o ayrı konu... Ama ironiyi abartmayıp gerçek düşünceleri ile şaha kalksa daha çok mutlu olurdum okurken... Bu da benim fikrim...
Kitabın son bölümünde zaten modadan, sosyal medyadan, kişisel gelişimden bir komedi çıkartmış...
Kitabın dili akıcı, okurken sıkılmadım...
Hatta çıtır çerez olduğunu bile söyleyebilirim...
Güncel bir kitap...
Bazı yerler biraz tekrar içerse de çok da baymadı içimi...
Kitabın en eğlenceli kısmı kendi çocukluğunu ve gençliğini anlattığı yerlerdi...
Biraz stresten kurtuluyum, kafam da çok dolu zaten biraz boşaltıyım dediğiniz anda rahatça okuyacağınız bir kitap..
Kitabın en etkilendiğim cümlesini de not ediyim hatta buraya...
"Dünya kötülük yapanlar yüzünden değil,seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir"
En etkilendiğim bölümse sevgili Gazanfer Özcan'dan bahsettiği son bölümdür... O kadar içten, o kadar güzel anlatmış ki... Duygu dolu bir yazı...
Kitabı okumaya niyetlenmeseniz bile kitapçıda gördüğünüz anda o son yazıyı mutlaka okuyun mesela... Yüreğiniz hem ısınacak, hem burkulacak eminim...
Bu kitap hakkında da diyeceklerim bundan ibarettir. Darısı yeni kitaplara efenimmm :))
Dostça ve hoşça kalın ♥
11 Ocak 2016
geçen hafta sonundan...
Bu hafta Oytun'un sınavları vardı, o yüzden hiç tepişemedik hafta sonu...
Evde gerilim hattını döşedik ve üzerinde gezindik ana oğul :)))
Gak dedi su guk dedi et misali etrafında gezindim durdum...
Ama o çalışma sayfaları inan yarım saatte falan değişti sanırım, zira pek bi hayalperest gördüm kendisini...
Hayaller neresiydi bilemiycem ama gerçekler anasının keskin ve kızgın bakışları altındaydı :))))
Bu hallerimiz derssiz geçirdiğimiz geçen hafta sonundan :)
Fenerbahçeli kardan adamımızı kendi elleriyle yaptı...
Bende balkondan seyrettim zevkle :)
Öğleden sonra da attık kendimizi bir mesire yerine...
Pamuk pamukdu heryer...
Bu fotoğraf tamamen bir özenti ve kıskançlık damarları çatlamış ruh halinin ürünüdür ama ahahahaaaa :)))
Galiba oraya gitmemin tek nedeni de bu :))))
Yoksa yoğun yıl sonu günlerinin ardından evde sineklenmeyi tercih edebilirdim...
Delimiyim neyim :))))
Kar olur da sucuk ekmek olmaz mı :))
Oğluşun başka derdi var ama...
Çomağını hazırlıyor kendince...
Marshmallow bulamadık yerine eti puf aldık, onunla idare et artık dedik :))
Eti puflarını ateşte pişirdi, ilk önce burun kıvırsamda şahane oldu yalnız...
Hindistan cevizlerinin aromasıyla inanılmaz bir lezzetti...
Pişmiş hallerini çekmeyi unutmuşum... Kesinlikle tavsiye ederim...
Sendromsuz Pazartesiler efem :))
Su gibi geçen bir hafta sonu olsun hepimize...
8 Ocak 2016
güle güle Aralık
Bugün gözümü açamıyorum...
Çocuklara diyoruz ya genelde " akşam yatmak bilmiyorsun, sabah da kalkmak " diye....
Bugün bana söyledi Oytun :)))
Sürünüyorum...
Ayacağım inşallah öğleye doğru...
En iyisi instagram seçmeceleri yapıyım ben ve 2015 devrini kapatıyım artık...
Madem geldik iki dakika da eğlenelim...
Geldik semoş arkadaşının yanına golf oynamaya ♥ ♥ ♥
İstanbul ve golf
Hayal kırıklıklarını onarmaca....
İstanbul ve golf

İşe bir geldim ki bi de ne göreyim elektrikler kesik...
Bi üzüldüm, bi üzüldüm...
Üzüntüden çıkarttım kitabımı, söyledim kahvemi kitap okumaya başladım :)))
Çalışacaktım ben halbuki
Elektrik idaresine teşekkürlerimi sunarım
Kitap keyfi şahane...
Mümkünse öğlene kadar gelmesin elektrikler

Bugün çok yorulduysam şayet yaşasın akşam keyfi...
Bugün ofiste kabul günü düzenledik sanki
Kafam şişmiş :(
Tarçınlı elma çayı ve elveda güzel vatanım şimdi beni dinlendirecekler sonra da hoppidi yatak

Bugün erken bitti koşuşturma halleri yaşasın
O zaman kestane kebap acele cevap :)))
Kestane kebap
Tefal actifry ile kestane bir sahane
Şimdi ayakları uzatma zamanı
Pazartesiye hazırlanalım artık

Hiç boşuna uğraşmayın !!!
Bu sene büyük ikramiye ya oytunumun ya da ardenimin :)))
Baştan söyliyim dedim :))
Çok sene olmuştu bilet almayalı
Bugün görünce dayanamadım..
İki göz ağrımın şansına :)

Kalemim geyik geyik
Kar gelirse bu akşam, kızağa bağlamayı düşünüyorum sabah :))
Kar gelecek mi acaba ?
Yeni yıla 2 kala keyif zamanı şimdi
Oytun çok kıskandı kalemimi
Alırken bana çok cocukça dedi üstelik
Senin anan bir çocuk oğlum
Ha şunu bileydin :))
Mutlu hafta sonları ♥
7 Ocak 2016
bugün :)
2016 gelmiş hoşgelmiş :)
Karlı geçen günlerden sonra şimdi de yağmurlu günlere teslim olduk... Sevindirici :)
Kara çok alışkın bir memleket olmadığımızdan hayat felç oluyor çünkü... Buz pisti gibi kayan kayana :))
Meslek de sigortacılık olunca ohhh kar deyip yatma imkanı da yok... O yüzden yağmur iyidir iyi :))
Postahane de sınıfta kaldı bak... Sevgili Handan'ım taaaa ayın 25 inde kart yollamış bana... Daha yeni geldi :)
Ne mutlu olduğumu anlatamam... Handan'ım sen ne güzel bir kadınsın öyle...
Mutluluk; hayatımıza giren güzel insanlar sayesinde bugün...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













