16 Kasım 2017

Gemi turu 2. bölüm / Heraklion (Kandiye)


Heraklion'a saat sabahın 6:30 un da varıyoruz... Bugün Pazar...
Kargalar henüz kahvaltısını yapmadı ama biz hazırız...
Gemi limana yanaştı, direkt inebiliyoruz gemiden... Saat 11:30 a kadar vaktimiz var ve gezilecek çok yerimiz var....
Haydi başlayalım o zaman :)


Kandiye şehri yani Heraklion Girit Adasının en büyük şehri ve adanın başkenti...
Aynı zamanda Yunanistan'ın da 4. büyük kenti...

Hiçbir adada tura katılmadığımızı geçen yazıda söylemiştim. Ya metro, otobüs vs kullanarak ulaşımımızı sağlayacağız ya da taksiye bineceğiz. Henüz bilmiyoruz :) Ne şahane değil mi :)))

Limandan çıkar çıkmaz taksi taksi diye gelmeye başlıyorlar başımıza... Pek yüz vermiyoruz ilk önce... Biri geliyor, diğeri gidiyor... 80 Eurodan kapak açıyorlar ve pazarlığa çok yanaşmıyorlar... Tamam o zaman diyoruz teşekkürler :) Burnumuz yere düşse eğilip almayız biz maaile pazarlık konusunda ahahaaaa :)))
Sonra bir başkası, bir başkası... Anlaşmışlar 80'de :))
Limandan uzaklaşmaya başlıyoruz ki biri daha geliyor... Al aşağı vur yukarı 50 de anlaşıyoruz. Sıkı sıkı da tembih ediyoruz. Bu noktalara gideceğiz, birisini dahi eksik kabul etmeyiz vs vs... Bekleyeceksin değil mi? Gemiye geç kalmamamız da lazım... Sorun yok değil mi?  Okeyi verdi adam :))) Sorun yok gibi gözüküyor. Buralı olan o, yolu da bilen o... Ama biz adama işini öğretiriz ahahaaaa :))) Yol planını da yapıyoruz ve işlem tamam... Yaşasııınnn ✌


Gün doğarken limana çok ta uzak olmayan Venedik Kalesindeyiz...
Venediklilerden kalan eski bir liman burası aslında... 16. yüzyılda şehri Osmanlılardan korumak için boydan boya çevrilen duvarların ucuna da bu kaleyi inşa etmişler...


Şimdilerde kalenin içi restore edilmiş, sergi alanı ve kaleye ait eski zamanlardan kalma birkaç eserin sergilendiği müze olarak kullanılıyormuş...
Ancak biz sabahın seyrinde orada olduğumuz için içini gezme şansımız yok.... Dışarıdan etrafında tur atıyoruz....


Kalenin denize bakan kısmına yapılan "Venedik Aslanı" kabartması  selamlıyor bizi :)


Biz de artistik fotoğraflarımızla onu ölümsüzleştiriyoruz anılarımzda ♥
Selam sana yeniden "Venedik Aslanı"...


Burası aynı zamanda insanların sabah sporu yapmak için kullandıkları bir alan haline gelmiş zamanla... Düşünsenize sabah yürüyüşünü tarih ve denizin buluştuğu bir noktada yapıyorsunuz... Hayal ettim de keyifli olsa gerek ♥

Şehre doğru baktığımızda maalesef burası da çok katlı binalara yenik düşmüş...  Kentleşme dedikleri beton yığını :(


İkinci durağımız Agios Minas Katedrali ya da diğer adıyla Aziz Minas Kilisesi....
Aziz Minas'ın Heraklion kentinin koruyucusu olduğuna inanıyorlar. Almanlarla 1941 yılında girdikleri savaşta kilisenin avlusuna iki tane bomba düştüğü halde patlayıp zarar vermemesini Aziz Minas'ın kutsallığına ve koruyuculuğuna bağlamışlar...


Pazar olması sebebiyle Pazar ayinine denk geliyoruz...


Aziz Minas Kilisesi özellikle tavan süslemeleri ile ünlü...


İnce ince işlenmiş...
Büyülü bir atmosfer....


Kilisedeki ayinden dolayı çok fazla önlere doğru giremiyorum insanlara rahatsızlık vermemek için... Ayinle birlikte kenarlarda gezinmek bile keyifli ama...


Oytun her zamanki gibi mumların başında...
Dilek dilemeyi seviyor, annesi gibi ♥


Kilisenin etrafını gezerken anlatıdaki bombaya rastlıyoruz...
İnsanların savaşlarda her zaman bir güce ve savaş sonrasında da birlik ve beraberliklerini korumak amacıyla kahramanlık hikayelerine ihtiyaçları vardır diye düşünüyorum ben...  Bu bomba da o günlere ait iyi bir hatırlatıcı olmuş...


Avluda gezinirken yine bir kediye rastlıyor Oytun....
Buranın ev sahibi benim edasıyla kurum kurum kurulan minnoşla uzun uzun bakıştılar... Bana da bu anı kayıt altına almak düştü :)


Ve şimdi de Morosini Çeşmesindeyiz yani Aslanlı Çeşme...


Ne yalan söyleyeyim bu çeşmeyi daha büyük hayal etmiştim ben... Bu konuda biraz hayal kırıklığına uğradım...

1628 yılında Venedik Dükü Francesco Morosini tarafından  yaptırılmış... Yaptırıldığı dönemde çeşmenin tepesinde Poseidon heykeli bulunmaktaymış... Adayı Türklerin ele geçirmesinden sonra heykel kaldırılarak yerine şadırvanla yükseltilmiş ancak Türklerden sonra şadırvan da kaldırılmış ve çeşme bu haliyle kalmış...


Çeşmenin bulunduğu Lions Square yani Aslanlar Meydanı etrafında irili ufaklı bir sürü cafe ve restaurant konumlanmış durumda...  Ve Pazar günü için sabahın kör saati diyebileceğimiz bir zamanda  tıklım tıklım :))) Muhtemelen bizim gibi turist hepsi...


Ve biz sabahın bu saatinde bougatsa  yemeden geçemiyoruz bu meydandan :)))
Bougatsa Girit'in meşhur tatlısı ve burada da bunu en iyi yapan yer Kipkop'muş... Daha önce gelenler öyle demişler biz de onların tecrübesine güveniyor ve burada yemeye karar veriyoruz... Hamuru milföy hamuru gibi yada bizim sokak böreklerimiz gibi diyeyim, içinde irmikli bir muhallebi var. Keçi peyniri de varmış gerçi ama ben çok tadını alamadım peynirin... Tuzlu-tatlı karışımı bir tatlı yani... Hafif ama... Bizim laz böreğini andırıyor sanki.. Pudra şekeri ve tarçınla servis ediyorlar ve genelde kahvaltıda yiyorlar...
 Fikrimi beyan ediyorum, sevdim 😏 Kardeşime göre ise lüzumsuz bir tatlı 😃 Anlayacağınız bu tatlının güzel olup olmadığına ancak siz karar vereceksiniz... Zevkler ve renkler meselesi ;)


Bu kadar mola yeter deyip tekrar yola koyuluyoruz...
Çeşmeden aşağı indiğimizde şimdiki Heraklion  Belediye binasını görüyoruz... Eskilerde kentin yönetiminde ve ticari faaliyetlerinin yönetiminde önemli bir yere sahip Venetian Loggia yani Venedik Loca'sı binası...



Belediye binasının karşısında tanıdık bir isim göz kırpıyor bize :)))
İzmir'in kebabı meşhur değildir gerçi ama bizim taraflara İzmir'le selam göndermişler belli...
Sempatik geliyor orada İzmir yazısı bize ♥



Hemen yukarısında da Aziz Markos Bazilika var. Şimdilerde sergi, konser gibi kültürel faaliyetlerde kullanılan bir sanat galerisi ve belediyeye ait... Yeni adıyla Vasiliki Agios Markos Municipial Art Gallery...

En son okuduğum Sunay Akın'ın "İstanbul'un Nazım Planı" kitabında özellikle Kız Kulesi ile ilgili bir çok atıfta bulunmuştu Turizm ve Kültür Bakanlıklarına... Bilmemkaç metrekare inşaat olanı çıkardıkları ihalelerde tarihi binalarımızın cafe ve restaurant işletmeciliğinde perişan edildiklerine dair güzel tespitleri vardı... Şimdi bu yazıyı hazırlarken o aklıma geldi birden... Biz ihaleyle peşkeş çekiyoruz, elin gavuru dedikleri adamlar sanat galerisi yapıyor tarihi binalarını... Çok kıskanıyorlar bizi çookkkk....

Neyse geziyi siyasete karıştırmayalım ve aşağıya doğru yürümeye devam edelim biz ;)


Şimdi de Agios Titos Kilisesindeyiz...

Aziz Minas Kilisesi kadar gösterişli değil bu kilise...
Bu kilise Osmanlı döneminde işgal edildiği dönemde cami olarak kullanılmış ve Vezir Camisi olarak anılmış o dönemde... Türklerin adadan ayrılmasının akabinde minare yıkılarak tekrar kilise olarak ibadete açılmış...



Aslanlı Çeşme, Venedik Locası, Aziz Markos Bazilikası ve Agios Titos Kilisesi aynı cadde üzerinde ve yürüme mesafesi olarak birbirine çok yakın...

Şimdi geldiğimiz yerden yeniden yukarı doğru çıkıyoruz... Caddenin üst tarafında kalan Osmanlı döneminden kalan şadırvan ve Venedik döneminden kalan çeşmeye doğru yol almamız lazım...


Valide Sultan Cami şadırvanındayız şimdi... Büyük depremde cami yıkılmış şadırvanı kalmış sadece maalesef...


Camisi kalmadığı gibi suyu da yok şadırvanın maalesef... Eskiden tepesinde karlık dedikleri yere kar koyarak buz gibi su akmasını sağlarlarmış halbuki...


Ve şadırvanın tam arkasında bulunan Bembo Çeşmesi...
Oytun bilindik heykel pozunu veriyor tabi ki...


Bu arada dükkanlar yeni yeni açılıyor nihayet...
Biraz da ne var ne yok diye dükkanlara da bakmak lazım tabi ki ♥


Açık bulduğumuz dükkanlara dalıyoruz hızlıca... Ne incelesek kâr kârdır :)))
Üst sağdaki bebeklere bayıldım mesela ben... Çok güzel duruyorlardı...


Hehheeeeeeeheee :)) Tabi ki baykuşlarım ♥,
Çok da oyalanmamak lazım ama... Zaman kısıtlı malum...

Şimdi sırada Heraklion'un en önemli yerlerinden biri var.....



Heraklion Arkeoloji Müzesi....

Demir kapılı girişine bakmayın siz, içeride bir tarih var...

1856 yılındaki büyük depremde yıkılan bir manastırın yerine yine manastır planlarına sadık kalarak yeniden yapılmış bina.  Manastırın bazı kalıntıları hala bahçede bulunuyor...


Girit tarihinin her döneminden eserler barındıran bir müze... Neolitik Çağdan Roma dönemine kadar 5500 yılı aşan bir kronolojik dönemi kapsadığı söyleniyor... Özellikle Minoan (Minos) döneminin en önemli eserleri bu müzede yer almaktaymış...


Biz müze gezmeyi de eğlenceli hale getiririz ve uyarıyı da alırız :)))
Yukarıda gördüğünüz boğa figürü Minos dininin temel öğelerinden.... Tabi ki dalga geçmek gibi bir niyetimiz olmasa da Oytun bu figürün önünde parmaklarını kafasında boynuz yaparak fotoğraf çektirmek istedi ve tam çekim aşamasında da görevliler tarafından yapamazsın uyarısını aldı :)
Ve o uyarıdan sonra kulaktan kulağa fısıldayarak bize aralıksız gözetmenlik yaptılar..... Göz hapsi bizim moralimizi tabi ki bozmadı :)) Onlar baktıkça bizi bir gülmedir aldı kardişle :)))

Kesin bize deli demişlerdir :)))

Bu arada aşağı sağda gördüğünüz metal plakalar para... Zenginlerin haline acıdım o paraları görünce ben, taşıması oldukça zor olsa gerek...


Çift taraflı kutsal Minos Baltaları ve Oytun ♥



Müzenin en çok hoşuma giden bölümü bu mozaiklerin olduğu bölümdü...
Görseli yansıtmak adına gerçek mozaiklerden kalan bölümü resimle canlandırma yapmışlar ve bakmaya doyulamayacak eserler bulunmaktaydı bu alanda...

Bu arada fotoğraf çekmek bazı alanlarda serbest olsa da bazı alanlarda yasaktı.... Tabelalarla uyarı yapılmakla birlikte fotoğraf çekilmesi yasak olan bölüme girişte mutlaka uyarıyorlardı...

Ücreti ile ilgili hemen bir dip not düşeyim buraya unutmadan. Kişi başı giriş ücreti 15 €. 18 yaş altı için ise ücretsiz ♥ Ancak hemen bir ayrıntıyı belirtiyim. Taksi şoförü bu konuda bizi uyarmasaydı bilmiyorduk çünkü... Arkeoloji Müzesine aldığınız biletle Knossos Antik Kentini de ücretsiz gezebiliyorsunuz. Dolayısı ile buraya yolunuz düşerse ilk istikametiniz müze olmalı...

Bu müze hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz resmi sitesi burada...


Knossos Sarayı'nın maketini gördükten sonra Antik Kente doğru yol almamız lazım artık...


Knossos Sarayı İngiliz Sir Arthur Evans tarafından 1900 yılı civarında ortaya çıkarılmış...
Minos Uygarlığına başkentlik yapmış bir antik kent...



M.Ö. yıllarda yaşadığı iki büyük depremle tamamen yok olmuş ve kazı çalışmalarıyla yeniden ortaya çıkmış...


Antik Kent çok büyük bir alana sahip... Yönlendirme yollarla kentin her yerini gezme şansına sahip oluyoruz...


Yer yer renklendirilmesi ise tarihi yere ayrı bir güzellik katmış...


Duvarlardaki fresk resimler orjinal halleri değil... Orjinal halleri Arkeoloji Müzesinde sergileniyor...


Burası Taht Odasından bir kesit... Bu şekilde bazı alanlar gerçek haliyle sergilenmeye çalışılmış ve Minos'ların yaşam halleri sergilenmeye çalışılmış...

Saray hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz buraya bakmanızı tavsiye ederim...  Tarihsel mevzuları anlatmak çok bana göre değil çünkü ;)


Artık bu şehre veda etme zamanı geldi....
Hızlı hareket edip gemiye yetişmemiz lazım ama çıkışta taksimizi bir süre aramak zorundayız :))) Kendisi frappe içmeye gitmiş sanırım :))) Keyfine düşkün adamlar ne de olsa... Biz bu arada ne senaryolar yazdık bu konuyla ilgili ama kendisinin bu panik halimizden haberi olmadı :)))

Bu arada antik kent çıkışında küçük küçük hediyelik eşya dükkanları da var ama ben fotoğraflarını çekmeyi unutmuşum.... Bu hariç tabi ki  😅


Devam edecek efenim ♥


34 yorum:

  1. Resimlere hayran hayran bakıyorum çok güzel hepsi, hepinizin dilekleri kabul olsun inşallah, Oytun'un pozlarını çok sevdim, şahane bir gezi olmuş, anlatımı ayrı okuması da bir o kadar keyifli teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Deryacım...
      Oytun bu sene poz vermek konusunda kendini aştı :) Ya böyle poz verecek ya da kaçacak...
      Keyif almana sevindim :)

      Sil
  2. Devam etsin tabiii :) Ne güzel iyi ki gezmişsin harika yerler. Keşke biz de dediğin gibi biraz tarihi değerlerimize sahip çıkabilsek :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşkee.... Adamlar tarihlerini turizm dehası olarak kullanmışlar... Ve kıymetini gerçekten çok iyi biliyorlar.

      Daha anlatılacak 3 adam var :) Ama yazması o kadar uzun sürüyor ki.. Fotoğraflarla birlikte zaman alıyor ama yazıyı yayınlayıp okudukça mutlu oluyorum ♥

      Sil
  3. Wow!..
    Bu yayınları gördüğüme sevindim..içim açıldı yüreğine sağlık nicedir uğrayamadım bir önceki yayına da hemen bakıyorum çok güzel bilgielr çok güzel fotoğraflar..bougatsa da miiis miis!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bougatsa olsa da tekrar yesek ama mümkünse akşam üstü :)))
      Beğenmene sevindim ♥

      Sil
  4. merhhaba blogumu yeni açtım bende beklerım :)

    YanıtlaSil
  5. Beş saate güzel sığdırmışsınız herşeyi. Oytun ne güzel pozlar vermiş :) Sadberk Hanım Müzesi'ndeki görevliler de bizim peşimizden ayrılmadılardı, gıcık kapmıştım.

    Sırada neresi var bakalıım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Programlı davranmaya çalıştık Handan. Bir de taksi kullanınca daha rahat hareket edebildik. Metro- otobüs deseymişiz yetişemezmişiz.

      Adamlar fısır fısır konuşarak resmen bizi müze boyunca takibe aldılar. Biz güldükçe de onlar da sinir oldular aslında :) Hayır ne oluyor kafana boynuz yapınca ben onu anlamadım :))9

      Sil
  6. Ne iyi yapmışsın Şebnem, o tatlıyı canım çekti şu an:) çok teşekkürler fotoğraflar harika.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı yazarken benim de canım çekmişti Müjde :) Evde denesek mi acaba ;)

      Sil
  7. Yoğun bir programla, dolu dolu geçirmişsiniz gezinizi. foto.lar çok güzel.Özenilesi şeyler de çok. Keşke bizde de o tarih bilinci gelişse, kültür miraslarımıza sahip çıkılabilinse!.

    Gezmek güzel şey. Sıcacık fotoğraflara bakarken bir an tatil moduna girdim. Emeğine sağlık. Sevgilerle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok dolu dolu geçen bir gezi oldu evet, ayaklarımıza kara sular indi diyebilirim ama değdi :)

      Her köşemiz tarihle dolu bir memlekette yaşıyoruz aslında ama dediğiniz gibi kıymet bilmiyoruz :/

      Ben teşekkür ederim asıl ♥

      Sil
  8. oleeey girip patmos devamı da gelcek mii. aklımda olsuuun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecek :))) Az sonraaa dermişim :))

      Sil
  9. Ne güzel gezi olmuş, senin anlatım tarzına hastayım...
    Oytun yaa pozlar tam benlikkk :D
    Müze görevlileri de ayrı bi gıcıkmış :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müze görevlileri de bizim gıcık olduğumuzu düşündü muhtemelen Kerime :)))
      Oytunla bir ara seni poz yarışına sokalım en iyisi :)))
      Öperim ♥

      Sil
  10. Ohhh içim ısıdı bir an...
    Ne güzel bir gezi,müzeler gerçekten çok iyisin bu konuda.
    İncelikli-ayrıntılı fotoğraflarla anlatımınla her şey çok güzel görünüyor.
    Senin rehberliğinle çok bilgilendim ve eğlendim yine,
    Devamı gelsin bakalım.
    ( Rehber olsana yakışır sana ) Hem izin verirsin ben gibilere de Oytun gibi azıcık çılgın pozlar versem ne olur ki ?
    Soğuk nevai oluyor bazen bu yabancılar üstelik komşuyuz şurda yani...
    O kadar yemiş-içmiş ülkelerini de azıcık batırmışlığımız var ne olmuş sanki.

    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke tarih bilgim iyi olsa da rehber olsam Merih. Ama bak gezerken ezberleyebilirim :)) Emekliliğimde düşünsemmi ki bu işi ben :P

      Ahahahaaa vallahi biz batırmadık Merih :)))

      Sil
  11. Ne güzel bir gezi olmuş.Fotoğraflar da çok iyi.Benim de sırt çantamı alıp evden çıkasım geldi valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Yurdagülcüm :)
      Bugün hava da çok güzel, keşke sırt çantamızı alıp birlikte kaçsak bir yerlere ♥

      Sil
  12. Ah o gün doğumu ne güzel, bayıldım o fotoğrafa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeldi Gamzecim gerçekten de ♥

      Sil
  13. Senden güzel rehber olur.
    Taksiyi 80 den 50 ye indirmeniz de süper olmuş. helall

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezme olsun da bana :)))
      Pazarlığı severiz feci halde biz :)))

      Sil
  14. Hiç fotojenik olmayan biri olarak Oytun'un verdiği pozlara bayıldım. Çok yaratıcı ve rahat. Bir de bayağı kilo vermiş ya da boyu uzadığı için bana öyle geldi.

    Devamını bekliyoruz :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oytun bana çekmiş bu konuda biraz. Küçükken ben de böyleymişim, sonradan fotojenikliğimi kaybettim o ayrı mesele :)))
      Oytun bu yaz çok boy attı Şule, ama kilo da verdi.. Bu haline devam eder inşallah :)

      Sil
  15. Hafızan mı çok kuvvetli sıkı notlar mı aldın Şebnem doğrusu merak ettim. Dün gitmiş gibi şahane yazıyorsun. Okuması bakması çok keyifli bir paylaşım oldu bu. Bekliyorum devamını:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görsel hafızam eh idare eder işte :) Çok fotoğraf çekiyoruz gezilerde dolayısı ile hatırlamak kolay oluyor. Bir de gezi öncesi nerelere gideceğiz diye çalışmıştık kardeşimle birlikte. O notların da faydası var tabiki ;)

      Gelecek devamı ♥

      Sil
  16. Kiliseye girdiğimde mum yakmadan çıkmam ben de :) 25 aralık doğumluyum acaba İsa'nın reankarnasyonu olabilir miyim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaaahhhaaa :)) Mümkün, olası, kim bilir :)))

      Sil
  17. Zaman kısıtlı da olsa epeyi yer gezmişsiniz, harikasınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanı en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştık Sezercim... Biraz koşturduk ama olsun ;)

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)