7 Kasım 2017

Kültür Sanat Mevsimi - 2017 / #6


Bu etkinliğin bana bir çok şey kattığı çok kesin... Bunlardan biri de Yusuf Atılgan ile aynı liseden mezun olduğumu öğrenmem gibi mesela ♥ Manisa'da yani yaşadığı kentte lise olmayınca babasını ikna ederek Balıkesir Lisesine yazılarak parasız yatılı olarak okumuş Yusuf Atılgan...

Bunu mutlaka okuduğum dönemde duymuşumdur aslında, her okul başlangıç döneminde yapılan törende bu bilgi kaç kez verilmiştir kim bilir... Tarihi bir lise olmamız sebebiyle böyle bilgiler sürekli tekrarlanırdı zira... Ama gençlik başımda duman olan o yaş hallerinde hiç hafızaya almamışım işte... Bazı bilgiler yaşlandıkça değil yaş aldıkça daha kıymetli oluyor :)))



AYLAK ADAM / YUSUF ATILGAN

Bay C.
Diğer adıyla aylak adam...
Yaşadığı dünyada ruh ikizini belki de elmasının yarısını yani tamamlayanını arıyor...
Bu sebeple aylak olduğuna inanmak zor Bay C.'nin... O çok zor bir iş yapıyor aslında....

Her şeye karşı bu aylak adam... Düzene karşı... Alışkanlıklara karşı... Sıradanlık ve tekdüzeliğe nefret derecesinde karşı... Alışılagelmiş dışında bir adam...

Bu kadar her şeye karşı bir adam aşka ulaşmak için aynı kahvenin aynı sandalyesinde günlerce oturup beklemeye karşı değil ama... Yarısı olduğunu umduğu kadının günlerce aynı portakal suyunu içmesine de karşı değil... Aynı garsonun sözsüz servisine de... Şahsına münhasır bir adam anlayacağınız...

Kitap okumayı seviyor, tabloları seviyor... Kendini de seviyor bence de sevdiğini bilmiyor... Ama en çok aşkı seviyor... Bir gün bulacağı kadına duyacağı aşkı...

Aylak ama paralı bir adam...

Bu hayatta en çok korktuğu babası gibi olmak ama babadan kalan miraslarla geçinmek korkulu rüyası değil, aksine rahatlatanı... Diyorum ya şahsına münhasır bir adam bu Bay C....

Kitabın konusuyla ilgili hissiyatım böyledir işte arkadaşlar...
Aradığı aşkı bulacak mı bilinmez bu aylak adamın ama içinde bulunduğu kitapla benim gönlümü kazandığı kesin bu işine gelene karşı kişiliğin...

İlk başlardaki sıkılmalarım, tam olarak adamın hissiyatını kavrayamadığım için olmuş... Ne istediğini, neler hissettiğini anlayınca su gibi aktı diyebilirim...

Bütün okumalarımız su gibi aksın der mutlu haftalara da bağlarım işte :))) Musmutlu haftalara hatta ♥


Altı Çizililerim;

* Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı.

* Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum: Yalnız kalabilmek için.

* Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak !

* Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor.

Bütün bu “siz”ler, “iz”ler, “uz”lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana. İkinci konuşmamda sen diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin(iz)? - Galiba sizi anlıyorum. - Yanılıyorsun. Siz anlanamaz, sen anlanır. Bazı kitaplarda “sizi seviyorum” u okuyunca gülerim. Sanki siz sevilirmiş! Sen sevilir, değil mi? - Seni anlıyorum. 

* Dayak yiye yiye bu şehirde yaşamayı öğrenecekti. hep tetikte olacaktı. Yasaktı dalgınlık. Daldı mı, büyük şehir kornalar, çanlar, küfürler, gıcırtılar, çarpmalarla kendine geliyordu.

* Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.

* Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?

* Sinemaya girenlerde ortak bir duygu olduğunu düşünüyordum dedi. Film görmeye gelenlerde elbet. Çünkü bu salon başka amaçlar için de kullanılıyor. Yağmur dininceye dek beklemeye, ısınmaya, uyumaya, yanına oturacak tanımadığı bir kadınla ya da erkekle sürtünmeye gelenler çoğu. Localar var, ucuz randevu evi odacıkları. Arka sıralarda öpüşmeye gelenler var. Salt film görmeye gelenler salon tenha olsun isterler. Yanlarındaki koltuğun sahibi olup olmadığını sorana kızarlar. Gürültü olmasın, öksüren, sümküren, konuşan, gülen olmasın isterler. Sinemanın güzel sanatlardan biri olduğuna en büyük kanıt bence bu. Ama olmadığına da bu. Çünkü her zaman gülen, öksüren, sümküren bulunur.

* İnsanlar girdikleri yerden bir iz bırakmadan çıkamazlardı.

* Bakışları duvarda gezinirken Bayan Naciye, "- Fotoğrafları sevmem," demişti. "İnsanın hayalini sınırlarlar; hep kendilerini düşünmeye zorlarlar bizi."

* Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır.





14 yorum:

  1. ayyyy sıkıcı bu kitap yaa sıkıcı yazar işteee :)

    YanıtlayınSil
  2. A ne kadar güzel.. Öyle çok severim ki Yusuf Atılgan kitaplarını. Hele Aylak Adam en sevdiğim.
    Mutlu haftalar ❤️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sevdim aylak adamı, ayrı bir havası var aylaklığının Ezgi..

      Sil
  3. "Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?" çok güzelmiş:)

    YanıtlayınSil
  4. Manisa da lise yok muydu yaa nasıl oluyor şaşırdım Şebom. Vay be lisedaşsınız yani. Yusuf Atılgan çok ilginç bir yazar, okurken psikoanalistliğe soyunduruyor insanı:)
    Bu kültür etkinliği cidden çok faydalıymış
    Seçtiğin sözleri de tek tek okudum veee "Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı." bu alıntıya bittim :)
    Bu üzerinde ciddi ciddi düşünülüp yazılması gereken bir söz gibi geldi.
    Teşekkürler kocaman ne güzel hazırlamışsın öptüm :*

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yokmuş o zamanlarda... Ben de yeni öğrendim... Çok güzel bir etkinlik oldu bu. Paylaşmak güzeldir ♥
      Üstüne bir yazı dizisi çıkar bu cümlenin evet... Alıştığımız nelere uygun yaşamlar sürüyoruz acaba...

      Ben de kocaman öpüyorum seni fıstık. Yorumlarınla şenlendirdin yine blogumu ♥

      Sil
  5. Hiç okumadim kitaplarini. Not aldim hemen 😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim de ilk tanışma kitabım oldu ama güzeldi sevdim ben...

      Sil
  6. Ben de kitabın içine girmekte zorlanmıştım ama bir yerden sonra kitap aktı gitti, çok hoşuma gitti. Yusuf Atılgan özel bir yazar. Keşke daha çok eser verebilseydi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle özel bir yazar Şule.. Diğer kitaplarını da okumak lazım...

      Sil
  7. Bence de insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.
    Ne güzel tespitler.
    Okumak isterim listeme aldım...

    "Ayla" gittim çok etkilendim teşekkür ederim iyi ki hatırlattın-tanıtımından da çok etkilenmişdim.

    Emeğine yüreğine sağlık.
    Güzellik öptüm.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. "Ayla" etkilenilmeyecek gibi değildi.. Hala küçük kız gözlerimin önünde...

      Öpüyorum seni güzellik ♥

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)