15 Kasım 2019

Uçucu Kül / Monika Maron



Bu kitap bana sevgili Damla'nın hediyesiydi...
Uzun süre okunmayı bekleyen diğer arkadaşlarının arasında göz kırpa kırpa bekledi...

Ülkesinde yayınlandığı yıllarda yasaklı kalmış bir kitap Uçucu Kül...
Kitabı okuduğumda sebebini anlamakta hiç zorlanmadım; sistemsel eleştiri...
Diktatör rejimlerin kaldıramayacağı bir oldu...

Kitaptaki kahramanımız Josefa Nadler... Bir dergide muhabir olarak çalışıyor...
Bir gün B. şehriyle ilgili bir yazı yazması isteniyor ve Josefa'nın kırılma noktası da işte burada başlıyor...

Yazdığı yazıyla kaderine terkedilmiş bu sanayi kenti ve insanlarıyla ilgili duygularını özgürce paylaşmak isteyen Josefa'nın  yaşadığı baskıya karşı direnişini o kadar güzel anlatmış ki kitapta... Yolundan vazgeçmemesi sonucunda yaşadığı yalnızlığı da tabi...

Kitabı okurken elimde olmadan günümüz şartları geldi aklıma... Doğruluktan ve dürüstlükten şaşmamaya çalışan aydınlarımızın başlarına gelenler... Bu açıdan bakınca içim bir kez daha ezildi...

Kitapta beni etkileyen yerlerden birisi de Josefa'nın yalnızlığıydı... Sığınacağı limanların teker teker elinden kayması ve hatta anneliğini ağır bir dille eleştirmesiydi... Çokça üzüldüm...

Kitap çokça içselleştirebileceğimiz özneler barındırıyor içinde aslında... Bu tarz kitapları seviyorsanız güzel bir tercih olabilir sizin için... Bu tarz kitapları sevmeyenler için ise biraz zorlayıcı olabilir... O sebeple herhangi bir tavsiyede bulunamayacağım... Kararı yine size bırakıyorum...

Altıçizililerime geçmeden önce kitap kapağının da beni çok etkilediğini belirtmek istiyorum... Kitabın içine girdikçe o çizim benim için çok daha güzel bir hale geldi... Benim için tam da kitabın ruhunu taşıyan bir kapak tasarımı diyebilirim...

Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum....


Altıçizililerim

* Kaçıklar normal insanlardan çok daha özgür geliyordu bana.

* Kendisinden çoğul olarak söz eden biri, benim ondan çoğul olarak söz etmeme karşı çıkamaz. Biri "biz" ise, "siz" ya da "onlar" da vardır. Ve eğer kendi görüşlerini bana sormadan benim görüşüm haline getirmek istiyorlarsa, beni, benim onayım olmadan kendi "biz"lerinin içinde eritmek istiyorlarsa, ben de kendime "ben" derim, ""onlara da "siz."

* O zamanlar kırk yaşındaki biri, bugün elli beş yaşındaki birinden daha yaşlı geliyordu bana, çünkü benim de yaşlanacağım aklımın ucundan bile geçmiyordu.

* Her gün aynı yoldan giden birinin bazı şeyleri artık görmediğini, bir iki şey üzerinde düşünmesini sağladığımı söyledi.

* Ölüme dair en korkunç düşünce: mutluyken ölmek.

* İnsanlar, birbirinizi sevin! Çocukluğun bir türlü kökü kurutulamayan güdüsü: güven ve sevgi arayışı. Hiçbir şey sevgi ya da dostluk kadar kesin ve acısız bir biçimde yozlaştıramaz bizi.

* Başkalarının yazdıklarımızı kuşa çevireceğine öyle inanmışız ki, onlardan önce davranıp kendimiz kuşa çeviriyoruz. Hep bir kötülük bekliyoruz. Esasında sadece kendi zincirlerine bekçilik eden terbiyeli saray köpekleri gibi davranıyoruz.

* Bütün cadıların gençliklerinde iyi kalpli ve güzel olduklarını biliyor muydun?

* Yaşlanma içerden başlar, çizgiler bunun yansımasıdır sadece.

* İnsanlar hayatlarına bir anlam katmadan yaşayamazlar.

* Yetenekli olduğuna sen kendin inanmazsan, başkası hiç inanmaz.

* Önemli olan, savaştan önce korkuya kapılan ilk kişi olmak, onlar korkmaya başlayana kadar da savaşı geride bırakmaktır.

* Söyleyecek çok şeyiniz varsa, susmak bazen daha akıllıcadır.

* Önemli olan, haklı olmak değil, haklı kalabilmektir.

* En önemli şey, düşünceleri ifade etmek yerine onlarla beslenmek. Bunu başarırsan arkası gelir zaten.

8 yorum:

  1. Anarşik bir yayın demek ;))) Hemen alayım barim ;))

    YanıtlayınSil
  2. Ne güzel alıntılar Şebnemcim, özellikle en sondakini çok tuttum, bırakmıycam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok sevdim o cümleyi... Favorilerimden birisi hatta ;)

      Sil
  3. Bütün cadıların gençliklerinde iyi kalpli ve güzel olduklarını biliyor muydun?
    Yetenekli olduğuna sen kendin inanmazsan, başkası hiç inanmaz.
    Bu iki alıntıya bayıldım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Boşu boşuna tırnaklarımızı çıkartmıyoruz değil mi ama ;)

      Sil
  4. Hepsi çok güzel alıntılar.
    Ancak son üç tanesi tam benlik ,harika bir doğrulama ve içselleştirmeye en iyi örnek.
    emeğine saglık,listeme aldım.

    Yazdığın gibi, kapat tasarımından bende etkilendim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir büyüsü var değil mi kapağın.. Hele okudukça daha da anlamlandı Merih
      Öperim kuzu seni ;)

      Sil

Güzel yorumlarınız için teşekkürler :)