26 Şubat 2009
doğumgünümüz
Oğluşum tam dolu dolu 4 yaşında artık. Büyüdüğünü bize doğumgününde de ispat etti zira diğer doğumgünlerinin aksine sadece bir kez mumunu üfledi :)) Eskiden en az yarım saat mum üfleme faslımız sürerdi.
Süpermen t-shirt üne kavuşmanın sevincini yaşadı. Ne kadar gaddar bir anneyim değilmi bebişim seni ne kadar uzuuunnn beklettim :)) Hain anne hahaaa:)))
Balık pastasına o ana kadar görmemişti oytun... Sürpriz diye anlattı herkese ağzını doldura doldura... Ama ne yazıkki müzevir göçkemiz (dökkçii den o gece göçkeye terfi etmiş bulunmaktadır teyzemiz) telefonla doğumgününü kutlarken sürpriz balık pasta demiş olsa da ilk gördüğünde çok sevindi oytun. Anneannesinin kışkırtmalarıyla kuyruğundan ağzını burnunu daldıra daldıra yedi pastasını :))) Hediyelerini özenle açtı, baktı, herkesi öptü bol bol...
Aaaaa bu arada teyzemizin hediyelerini de efeye getirttirdik... Kapının önüne koyduk hediyeyi zili çalıp kapattık kapıyı. Oytunum kıyamam koşa koşa açtı kapıyı "tim deldi" diyerek :))) paspasın üstünde iki tane paket kuzu gibi yatıyor. gökçe efeyle göndermiş galiba dedik... Bakındı efeye merakla... hediyeleri bırakıp gökçenin yanına dönmüş dedik :)) Açtı büyük bir keyifle... Gerçekten bayıldı hediyelere... Pazar gününden bu yana üzerinden örümcek adamlı sweeti çıkartmıyor :))) Kartını okuduk, öptük yanaklarından kocaman teyzemizin yerine... Çok mutlu oldu, şımardı...
Bende elimden geldiğince cicili bicili mamalar hazırladım oytuna. Maharetli blogculardan aldım tarifleri ama şu anda neyi nerden aldığımı bilmediğim için teker teker isimlerini yazamıyorum... Ama en kısa zamanda verilecektir emin olabilirsiniz... Hepside çok güzel oldu... Kurabiyelerimizi kalıplarla oytunumla birlikte yaptık, oğluşumunda elleri değdi :))
Benim güzel oğlum, daha nice senelere birlikte sağlıkla, huzurla, kahkahalarla gireriz inşallah...
20 Şubat 2009
biricik oğluma...

Canım oğlum;
Kaç yaşına geldiğinde okuyacaksın bu yazdıklarımı bilmiyorum. Bloğumuzu açmadan önce mektup yazardım her doğum gününde. Bu alışkanlığımı artık buraya taşıyorum. Nede olsa seninle olan hayatımızı anlatıyorum burada...
Minik böceğim benim... Ne kadar kabullenmesemde artık büyüyorsun.... İki gün sonra 5 yaşından gün almaya başlayacaksın...
Eski yaşında neler yaşadık hadi beraber hatırlayalım oğluşum...
İlk kreş deneyimini bu yaşında yaşadın... Hiç sevmedin kreşe gitmeyi; ancak 3 ay dayanabildik... Ama sana çok katkıları oldu.. Konuşmayı öğrendin orda, ufak ufak ifadelerin cümlelere dönüştü... Düzenli olmayı öğrendin... Paylaşmayı öğrendin...
Sevgili teyzeni evlendirdik seninle... İlk önce kabullenemedin, enişteni kıskandın. Benim Dökçim dedin ama sonra alıştın...
İlk tiyatro deneyimini yaşadın. Çok sevdin tiyatroyu... O salonun önünden her geçtiğimizde "triyatoya dötür anni beni" dedin... Ama yaşadığımız şehir itibarı ile çocuk tiyatrosu çok sık gelmediğinden başka bir yaşına ertelemek zorunda kaldık gidişimizi :) Bu yaşında ilk defa sinemaya da gittin. Sevdin sinemada olmayı da... Anneannenle sık sık tekrarladınız seanslarınızı...
İlk defa balık tuttun oğluşum... Balık sevgin çok önceden vardı seviyorsun hayvanların hepsini, hiç korkmadan hemde... İlk önce kepçe aldı sana anneannen denizde oyalan diye, sonra babanla olta ile balık tuttun... Ne hikmet ise sen tutarken baban doğrudüzgün tutamadı bile :))) Acemi şansı dedi sana ama beceriklisin sen minnoşum bu konuda...
Bol bol gezdin bu senede... Ama Aydın dönüşü kuzuları biberonla beslemen şahaneydi... Çok zevk aldın, kahkahalar attın, attırdın hepimize...
Bana daha çok yardım ettin ev işlerinde. Yemek yaparken özellikle... Elinin değdiği yemekleri daha bir iştahla yedin... Hal böyle olunca mutlaka ya karıştırmana izin verdim yada içine birşeyler atmana... Hatta konuyu abartıp hamur bile açtın anneannen börek yaparken... Senin yaptığın börek özenle tepsinin ayrı köşesine konuldu, mutlu oldun sen...
Bu sene bilgisayarla oynamana izin verdik. Sen araba oyunlarını tercih etsende biz genellikle sana eşleştirmece, bulmaca gibi oyunları oynatmaya çalıştık. Ama arada babanla kaçamaklar yaptın, gözümden kaçmadı bunu da bil bebeğim :)))
Bu yaşında daha bir muzur, daha bir hazır cevap, daha bir inatçı ama daha merhametli, daha sevecen oldun. Kızınca ağzının fermuarını çektin, birşey söylemeni isteyince işine gelmediğinde ağzından aldın attın yere, gitti attım dedin. İnadını hiçbir şekilde kıramayacağımızı öğrettin bize :)
Geceleri üstümde uyumak gibi bir adet edindin. Kimi zaman ata biner gibi, kimi zaman göbeğimin üzerinde yattın. Oookk eviyorum böyle dedin... Bende ses çıkarmadım... Hala her gece böyle bir yatış şeklimiz var seninle...
Sebepsiz yere öpücük kondurmaya başladın. Ne oldu annecim dediğimde evdim, evdim dedin... Bazen yanağıma, bazen elime, bazen omzuma, bazende göbeğime kondurdun öpücüklerini beni mest ettin biriciğim...
Bu yaşında seninle daha fazla vakit geçirmek için yatış saatlerini 8,30 lardan 10,30 lara taşıdık. Sen azıttın bazen gece yarısını gördüğümüz oldu.. Sonra sarıldık kocaman birbirimize, yatakta masallar anlattık...
Eeee diyip bez bağlatmalarında sona erdi bu yaşında. Lazımlık ve tuvalet korkunu yendik. Şimdi tuvalete gidiyorsun hiç korkmadan. Hala geceleri bağlatıyorsun, henüz alışamadın gece tuvalete kalkmaya, kaçırıyorsun... Çokda üstüne gitmiyoruz bu konuda... Kısmet 5 yaşına dedik anneannenle :)
Böyle geçti işte seninle 4 yaşımız. Günümüze sevgiyle gün ekledik.. Hergün kokunu çektim içime, hergün özlemle geldim yanına. Kokunu duymadığımda içim ezildi, eksildim sanki ama sana kavuşunca yenilendim her gün...
Canımın içi, bir tanem tüm güzellikler seninle olsun bu yaşında da... Birlikte yeni şeyler öğrenelim yine... Sevgiyle kucaklayalım birbirimizi... Hiç ağlama sen, üzülme hiç... Annen seni herşeyden koruyabilsin...
Seni seviyorum bir tanem, iyi ki doğdun, iyi ki geldin yaşamımın anlamı benim...
Doğum günün kutlu olsun...
Annen...
19 Şubat 2009
piyangodan para çıksa keşke...
Bana gelenler geldi yine :))) Ne zaman gittiler ki hahahaaa :))
Bu zatı muhteşemler geldiğinde bende bir canlılık, bir hayalperestlik, bir isteklilik olur ki sormayın gitsin... Dersinizki dünyayı baştan yaratacak :) Hiç birşey yapamazsam bu dönemde gider saç kestirir otururum yerime kös kös hahaaa:))) Bu sefer kesilecek saçda kalmadı... Sonum hayrolur inşallah diyorum...
Aslında evimi komple değiştiresim var :)) Tabi piyangodan para çıkması lazım... Duvarları yıktırıp, dolapları yeniden yaptırasım var... Özellikle oğluşun odasını... Ama bunlar şu anda tamamen hayal...
Ufak değişiklikler yapsam dedim ama ipin ucunu kaçırdım yine hahahaaa:)) Liste şöyle;
Bu zatı muhteşemler geldiğinde bende bir canlılık, bir hayalperestlik, bir isteklilik olur ki sormayın gitsin... Dersinizki dünyayı baştan yaratacak :) Hiç birşey yapamazsam bu dönemde gider saç kestirir otururum yerime kös kös hahaaa:))) Bu sefer kesilecek saçda kalmadı... Sonum hayrolur inşallah diyorum...
Aslında evimi komple değiştiresim var :)) Tabi piyangodan para çıkması lazım... Duvarları yıktırıp, dolapları yeniden yaptırasım var... Özellikle oğluşun odasını... Ama bunlar şu anda tamamen hayal...
Ufak değişiklikler yapsam dedim ama ipin ucunu kaçırdım yine hahahaaa:)) Liste şöyle;
- Kapıları değiştirsem fena olmaz (Bundan 4 yıl önce kapılar takıldığında öyle hatalı işlemler yapıldı ki kapılar örtülmüyor, çatlamaya başladı, kırıklar oldu... Burdan tüm saydırmacaları yolluyorum o ustaya..)
- Evi komple yeniden boyatsam...
- Salon perdelerimin değişme zamanı geldi. Çiçekli böcekli pıtırcıklı perde alsam...
- Oturma odası koltuklarıma kılıflar diksem yada diktirsem...
- Duvarlar boyandıktan sonra sticker alsam, yapıştırsam mesela...
Mesela koridorumu böyle çerçeve ve stickerlarla süslesem nasıl hoş olur...
Diğer odalar için de böyle stickerlar kullanabilirim mesela :)
Kelebekli dikiş makinamın üstüne bu kelebeklerde fena durmaz :)) Yok yok çok güzel durur...
- Sonra değişik yerlere resimlerimizi yerleştirmek için raf yapsam...
- Tekrar boyama yapmak istiyorum... Kullanılmayanları tekrar dönüştürmek...
Bu liste daha uzar gider.... Ama ben hepsini yapmak istiyorum... Sonra dolap içlerimdeki fazlalıklarımdan da kurtulmak lazım ama bu sefer kararlı bir şekilde ... Her seferinde buda lazım, bunu belki zayıflar giyerim söylemleriyle hiç birşey ayıramıyorum... Elemem lazım :)
Bu pazar günü oğluşun doğumgününü bir yapalım da en iyisi... Sonra hala bana gelenler gitmediyse ufak ufak başlarım hahahaaa:)))
17 Şubat 2009
çılgın teyzemizin hediyeleri bitmemiş meğerse :)
Oğluşumun çılgın teyzesi iki paket yollamış aslında :) İkincisi bugün geldi... Bu sefer paket değil içindekiler şaşırttı çünkü double paketimizin varlığını dün öğrenmiştim :))
Oğluş bunlara bayılacak ve ben ayıltamayacağım gibi geliyor hahahaaaa:)) t-shırt ümüzün biri sesli... elektrogitarın eşsiz nameleri çalıyor düğmeye basınca hahahaaaa:)) Bu yaştan sonra Oytunla birlikte rock çı oluruz artık... Diğeri ise örümcek adam amblemi hareket ettikçe örümcek adamın gözleri yanıp sönüyor... Takla atacak vallahi aynanın karşısına geçip....
Birde kart iliştirmiş hediyesine teyzemiz. Yazdıklarını ben okuyacağım ama maymunu bayağı sallayacağa benziyor... Benim salıncağımıda kur birlikte sallanalım derse saşırmam hahaaaa:)))
Pazar günü her iki hediyesinide kapıya koyup bak postacı geliyor diyeceğiz... Yeni cicilerimizle fotoğraflarımız haftaya artık :))
Teyzesiiii... ben şimdiden sana kocaman bir öpücük yolluyorum oğluşumun yerine :))) Oğluşum sana pazar günü yollar artık... İyi ki varsın deli kız...
PC: Bak şimdi geldi aklıma. Gökçe efenin kanatlarına takıp göndermiş deriz hediyeleri hahahaaaa... Biraz efeyi arar gözleri nereye gitti diye ama olsun daha heyecanlı hahahaaaa:)))
16 Şubat 2009
ankara yollarında...
Ankara'ya her zamanki gibi trenle gideceğiz. Hem çok rahat hemde minnoş çok seviyor trenleri... Treni beklerken babasıyla birden yok oldular :)) İkisinin birlikte ortalıktan kaybolmaları pek hayra alamet değildir ve beklenen minnoş elinde kocaman bir cips paketi ile geldi :) Biliyor annenin suratı düşecek, ortalığı yumuşatmak lazım... Uzattı paketi " al annicim ye de keyfin yerine gelsin" dedi sırıtarak... Reklam çocuğu bunlar reklam dedim içimden gülümseyerek :))
Bu gülümsemenin ardından bir acı haber geldi gar görevlilerinden. İleride heyelan sebebi ile rayların üzeri kapanmış ve yolcular bir sonraki istasyona kadar otobüslerle taşınacakmış ve üç tren yolcusu bir trende birleştirilecekmiş... Haayydaaaa dedik... Acaba otobüsemi yönelsek dedik ama firmaların gece otobüsleri kalkmış bile... Gitmesek desek olmaz... Hadi dedik boşver yapalım bir delilik :)) Bir sonraki istasyon yaklaşık 95 km ötede. Doca bizi oraya kadar yalnız bırakmadı allahtan :)) Bizi trene yerleştirdi güzelce... Otobüsler geldikçe tren kalabalıklaşıyor, ayakta kalanlar var, insanlarda doğal olarak bir gerginlik, görevliler çaresiz ve tren hareket ediyor çözümsüz...
Oytun için değişen bir şey yok tabi :))) Gayet rahat uyuyor...
Sabah çok güzel bir gökkuşağıyla açtım gözümü bende... Oytun uyanmış bile etrafı seyrediyor... Bak annecim dedim gökkuşağı... Birlikte seyrettik... Hayal kurduk... Çocukluğumdaki gibi gökkuşağını yakalayamayı hayal etti o da :)))
Tam 5 saat rötarlı ulaştık Ankara'ya... Sıkılacak dedim ama o kadar güzel vakit geçirdi ki hayvanlarıyla... Bana eziyet gelen şey onun için keyifdi sadece :))
Özlem teyzesine kavuştuğuna sevindi en çok... Doya doya hasret giderdi herkesle...
Pazar günü burda kalalım diye ağıt yaka yaka döndük... Allahtan dönüşümüzde sorun yoktu... Yolun yarısına kadar Mali dayısı da yanımızdaydı... Birlikte müzik dinlediler, uyuya kaldı... Gözlerini açtı evdeydik :))) Kuş misali....
mutluluk bu olsa gerek...

Karındaşım benim...
Ben sana ne diyeyim şimdi...
Paketin geldi oğluşuma, ilk önce açsam mı açmasam mı diye düşündüm... Sonra aynı şekilde tekrar paketlerim nasıl olsa dedim... İçindekine baktım; ah nede yakışacak serserime dedim...
Hem bu kadar uzak, hemde bir o kadar yakın olmayı nasıl becerebiliyorsun... Sana kocaman sarılıp teşekkür edemediğime ağladım, sonra da ya dokunabileceğim kadar yakın hissedemeyeceğim kadar uzak olsaydı diye düşünüp sevindim... Heyecanımı ve oğluşun paketi ilk açışını izleyemeyeceğine ağladım, sonra da uzaklarda bile bizi hissedebiliyor olmana sevindim...
Ahhhh bir tanem nasıl da duygulandırdın, mutlu ettin beni. Eminim Oytun gördüğünde de çok mutlu olacak. Pazar günü doğumgününde bir postacı bırakır eminim hediyeni bizim eve ;) Ve bende buda teyzenden kocaman bir öpücük diye veririm kocaman öpücüğünü...
Teşekkür ederim canımın içi; varlığın için, çok özel bir teyze olduğun için ve en önemlisi benim yarım olduğun için....
............
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







