28 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #28 The End


Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim...

Dolu dolu bir ay geçti hepimiz için.
Yazma disiplini olarak son günlerde aksattım sadece. Oytun'un doğumgünü koşturmacası sonra da hastalık vurdu beni. Birkaç gün aksattım ama günlük olarak bir kaç yazıyı birleştirince yetiştim ♥

Okuma disiplinime gelince bak o konuda çok zorlandım. Hatta ve hatta yetişemedim diyebilirim. Bloglar o kadar neşeli ve güzeldi ki... Hepsinin hakkını verebilmek için yarım günümü ayırdım çoğunlukla. Ama bazen de imkan olmadı tabiki...

Çok yeni şeyler öğrendim ♥
Yeni güzel insanlar tanıdım ♥
Çok kahkaha attım ♥
Bazen hüzünlendim ♥
Bir çok ortak noktamızın olduğunu yeniden yeniden keşfettim ♥

Bunlar meydan okumanın en güzel bonuslarıydı :)

Meydan okuma bitti bitmesine de benim için okuma halleri devam edecek bir süre daha. Özellikle son hafta feci dipteydim çünkü... Biraz daha güzel etkileşimi sürdürmek niyetindeyim.

Ve Ezgi'cim blogosferi bu meydan okumayla şenlendirdiğin ve bizi de gaza getirdiğin için çok teşekkürler.
Yorumlarını, güzel düşüncelerini eksik etmeyen sevgili arkadaşlarım size de kocaman öpücüklerimi yolluyorum.

Ben her zaman derim "Biz birlikte güzeliz" diye ya bunu boşu boşuna demiyorum ben ♥




27 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #27


Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli bir kaç önerin?



Bu aralar bu bana o kadar sık olmaya başladı ki... Hoş havalara bahane buluyorum hep ;)

Bizim aile cümbür cuma banyo yapmanın sihirli bir gücü olduğuna inanır.
Hasta mısın? Banyoya...
Yorgun musun? Banyoya...
Sıkkın mısın? Banyoya...
İnandığımız için belki de banyo yaptığımızda rahatlarız...

İkinci sihirli inancımız güzel bir uyku.... Hatta banyo sonrası güzel bir uyku :)) Dertlerimizi, tasamızı uykuya yüklemeyi severiz ;)

Bunlar tutmadı mı? Pozitif enerjili sevdiğin bir arkadaşını ara derim ben. Ya olanı biteni anlat rahatla ya da onun pozitifliğini içine çekene kadar gevezelik yap... Ben susangillerden değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ben anlatmalıyım, konuşmalıyım...

Alışveriş ♥ Bak bu da benim modumu değiştiren şeylerden. Çok büyük bişey olmasına gerek yok çorap alsam mutlu olurum ben :)

Saç baş meselesi de beni rahatlatır bak. Ağır depresyondaysam saçım da radikal değişimlere gidebilirim. Beni tanıyan bir kuaförümün olması müthiş bir şey o sebeple. En son yeşile boyasak teklifimi abla hadi gel ben sana fön çekeyim hem de kahve içip falına bakayım diye geçiştirmişti 😂😂

İlk aklıma gelenler bunlar... Bunlar da çözmüyorsa zaten halim harap demektir ;)


26 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #25 / #26


Son 2 gün kaldı... Hafta sonu yazamama aksaklığımı bugün rutine döndürüyorum artık. O sebeple iki günü birleştirdim :)

Geçelim konulara;

Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.



A - Ailem, arkadaşlarım
B - Baykuş, balon, bal
C - Ceylan Ertem
Ç - Çekirdek, çay, çikolata
D - Deniz
E - Elmalı tart
F - Fal, film, fotoğraf
G -Gezmek ♥
H - Hediye almak/vermek
I - Ihlamur misss miss
İ - İzmir ♥
J - Jelibon şekeri
K - Kestane, kavun, kıvırcık saç, kahkaha
L - Latin dansları, leylek (kendisi değil yalnız görmeyi severim)
M - Meyve, mavi
N - Nakış, not tutmak
O - Oytun ♥
Ö - Özgürlük, öpücük
P - Puding, pasta, piknik
R - Roman, radyo tiyatrosu
S - Sinema, salep
Ş - Şebnem kişisi ♥
T - Tiyatro, tembellik, tahinli çörek
U - Ufuk
Ü - Üzümlü kurabiye
V - Vatan,vicdan
Y - Yaz, yüzmek
Z -  Zevzeklik yapmayı dermişim hahahaaaa :) Bunu bulamadığımdan salladım :)))


Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var?

Paraya kimseye hayır demez bugün şartlarında sanırım ve ben de hayır demem tabi ki :)
Ama zamanı kısıtlayıp şu ana odaklanırsak ben yatağımı istiyorum. Feci hastayız analı oğullu o sebeple uyuyup dinlenmekten başka bir şeye odaklanamıyorum. Yatağıma yatıp uyuyayım ben, bir de sıcak çorba olsun yeter vallahi...





25 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #24


Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehirle ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var neler yapabilirim orada? Nerede leziz birşeyler yiyebilirim bir düşün bakalım?

Ben Balıkesir'de yaşıyorum biliyorsunuz.
Planım uzun uzun özellikle bizim körfez dediğimiz Akçay-Altınoluk-Kaz Dağları ile ilgili bir yazı yazmaktı bu maddeyi ilk gördüğümde.
Günü gününe yazma temposunu kaçırdığımdan mütevellit yazma işini hızlandırmam lazım. Az önce de okuldan aradılar, hastalığımı Oytun'a geçirdim galiba. Başı ağrıyormuş, kendini iyi hissetmiyormuş. Onu okuldan erken alıp eve geçeceğim. O sebeple size eskiden yazdığım; Altınoluk'a çok yakın ama il haritasına göre Çanakkale'ye bağlı olan Küçükkuyu/ Adatepe Köyüne ait bir gezi yazımı buraya taşıyacağım.
Söz bir ara Balıkesir ile ilgili bir yazı yazıp bu açığımı kapatırım ;)

Eski yazım burada. Aynı yazıyı buraya da kopyalıyorum ;)

...............................

Çanakkale ilçesi olan Küçükkuyu'nun bir köyü Adatepe... Ama Edremit - Altınoluk'a yol olarak daha yakın...
Küçükkuyu merkezden dağlara doğru bir yol göreceksin gidersen, koskocaman Zeus Altarı, Adatepe Köyü yazıyor tabelasında....

İşte o yoldan dön hemen... Kıvrım kıvrım yollardan tırmanmaya başla... Pencereni açmayı unutma ama... Zeytin kokusunu içine çek bol bol...

4-5 km çıktıktan sonra ilk durak yeri Zeus Altarı...


Park et şimdi arabanı...
Hareket zamanı :)
Gözün korkmasın ama...
Hepi topu 790 m. yürüyeceksin...


Keyifli bir yol....
Kozalak toplayabilirsin çıkarken...
Çekirgeler zıplayacak önünde....
Doğaya odaklan istersen...
Sesini dinle...
Tenha bir zamana denk geldiysen çok şanslısın aslında :)


Ağaçların güzelliğini seyret bol bol....


Bak ulaştın Zeus Altar'ına....
Yunan mitolojisine göre en yüce Tanrıları Zeus'a kurban adadıkları yermiş burası...
İlyada destanında Zeus'un burada yaşadığı bile söylenmektedir.....

Bak ben size söylemeyi unuttum, imkanınız varsa termosunuza çay/kahve koyun diyecektim...
Manzara şahane çünkü burada...
Taşların üzerine oturup belki keyif yapmak isterdiniz...
Aklınızda bulunsun mutlaka ama...


Manzara şahane olunca bizim gibi çok çok fotoğraf çektirin hatta :))
Doğa ayrı bir güzel, taşlar ayrı bir güzel...


Altar'ın hemen yanında Çanakkale Savaşlarına katılan bir dedenin yatırı var....
Fotoğrafta güzel göründüğüne bakmayın, kirlilik tamamıyla...
Genelde ıslak mendil ve su şişelerinin etiketleri bağlanmış...
Ben muhtarın yerinde olsam madem bu bizim geleneklerimizde var; çeşit çeşit , renk renk kumaşlar bağlarım buraya... Renk cümbüşüne çeviririm... Kirlilik göze batmaz hiç olmazsa....
Hatta 1 liraya kumaş parçaları bile satarım, köyü güzelleştirmek için :)
Hem insanlar dilek dileyerek umutlarını, hayallerini perçinlerler hem de köye katkıda bulunurlar...


Şimdi Adatepe Köyü'nün sokaklarındayız...
Daracık sokaklar...
Taş binalar....

Köye girişte meydanda hemen bir çay bahçesi var, çınar ağaçlarının altında...
Fotoğrafını çekmeyi unutmuşum... Aslında çektiğimi de hatırlıyorum ama telefonumla çektim galiba. Üzerinden çok zaman geçti... Ağustos'ta gitmiştik biz... Bulursam eklerim meydanı da...

Hemen çay bahçesinin yanında dondurmacı var. Otlu dondurma satıyor...
Kekikli, naneli, zeytinli :)
Kekikliyi sevdim ben, gidersen dene mutlaka...

Sit alanı ilan edilmiş bu köy... O yüzden betonarme bina görmek neredeyse imkansız...
Eski binalar orjinaline sadık kalınarak onarılmış...


Mesela şu sağdaki ev...
Terkedilmiş belli...
Sürtündüm duvarlarına, belki bana verirler diye :))
Ama nerdeeee...

Bu arada burada yeni inşa ev olmadığı için ev fiyatları çok yüksekmiş...
Duyunca hayalini bile kuramadım ahahaaaa :)
Yalanmakla kaldım :)))


Köyün çeşmelerinden bir kaçı...
Bazılarından su akmıyordu...
Kaz dağlarının eteğindeki bir köy için ne üzücü...


Eskiden zeytinyağı çıkartmak için kullandıkları taş düzenekler....
Zeytin ve zeytin yağı satan bir dükkanın önünde rastlıyoruz...
Küçükkuyu'nun içinde Adatepe Zeytinyağı Müzesi açılmış aslında...
Vakit olmadı dönüşte uğramak için..
Bir başka zamana artık...


Ara sokaklarından birinde Sabun Kayfe'ye rastlayacaksınız...
İlk önce kahve içmeye niyetlendik ama taze limonata hazırladığını duyunca limonataya bir dönüş yaptık...
Uzun zamandır içtiğim (kendi yaptıklarım da dahil) en iyi limonatalardan biriydi...
Sıcak, samimi bir ortamı var...
Dikiş makinası ayağından yapılan masalara bayıldım :)
Şahsına münhasır insanlar işletmecileri...
Mutlaka uğrayın dediğim yerlerden...


Taş binaya ben maviyi çok yakıştırıyorum....
Sanki masalsı bir hava katıyor evlere...
Şimdi kim yaşamak istemez ki bu evde :)


Güzelim evlerden bir tanesi daha...


İrili ufaklı konaklar var köyde konaklamak için... Buda o konaklardan biri...
Köyün en üstüne konumlanmış...
Geniş bahçeli, tam dinlenmelik bir yer...


Fotoğraflarda bu kadar boş göründüğüne aldanmayın...
Biz hafta içi gitmiştik...
Hafta sonu akın akın insan seli olabiliyor bu sokaklarda...


İşleme ne kadar da yakışmış değil mi...
Seviyorum ben böyle işleri...
Yeniyle eskiyi bir araya getiren o ruhu...

yine bir gezimizin sonuna geldik...
Size yazdan kalma birkaç yer daha anlatacağım vakit bulduğumda...
Benim iki böcüğümle size kocaman öpücükler gönderiyorum..
Hoşça ve dostça kalın  ♥


28 Gün Meydan Okuması #23 ve Şebonun Gevezelikleri #6


2 günlük bir aksatmam mevcut meydan okumamda. Bugün açığı kapatabilir miyim bilmiyorum ama meydan okumanın son gününe kadar toparlamam lazım.

Efendim niye geciktin diyecek olursanız bizim ergenin hafta sonu malum doğumgünüydü ve ben bir koşuşturma içerisindeydim. Dile kolay 25 kadar ergen geçti bizim evden hahahaa :)) Üstüne de hasta oldum bingoooo 💣

Dün gece Oscarlar dağıtıldı ve ben izleyemedim. Bu sene internetten yayın yapılmadı maalesef ya da yapıldıysa da ben bulamadım. Digitürk üyeliğim de olmadığından resmen kös kös oturdum. Sinirden evde gezinip durdum tüm gece. Evet tüm filmleri izleyemedim, hatta çoğunu izleyemedim de diyebilirim  ama yine de kendimce tahminlerim vardı. Saç baş yoldurdular bana gece gece anlayacağınız :/

Sonuçları öğrendikten sonraki izlenimlerimi yazacak olursam;

Green Book en iyi film ödülüyle zaten fethettiği kalbimi güzelce perçinledi.

Bohemian'ın toplamda 4 ödül alması ve özellikle Rami Malek'in en iyi erkek oyucu heykelciğini kapması yine çokça sevindiklerimden.

BlackKklansman 'ı sevmemiştim, uyarlama senaryo kategorisinde heykelciği kapması kimseyi şaşırtmasa da beni şaşırtan kategoriydi.

Black Panther'i izlememiştim ama aday listesinde olması bir çok kişiyi şaşırtmıştı. Aday listesinde bunun ne işi var dememize rağmen 3 dalda heykelciği kapmış. ( Prodüksiyon tasarımı, kostüm tasarımı ve özgün şarkı)

A Star is Born ile sevdiğim "Shallow" şarkısı özgün şarkı dalında heykelciği kaptı, bence haketti de. Sevgili Gaga üzülmüştür muhtemelen Olivia Colman' a en iyi kadın oyuncu heykelciğini kaptırdığına. Henüz Favoruite filmini izlemedim ama okuduğum yorumlarda iyi olduğu söyleniyordu. Hoş Glenn Close ihtimali daha yüksek gözüküyordu ama son düzlükte Glenn Close geride kalmış demekki...

Ve "Roma"... Sevenleri de çoktu sevmeyenleri de. Ben seven taraftaydım hatta en iyi film dalında Green Book ile savaşacağını düşünsem de gönlüm Green Book'tan yanaydı. Roma filmi de en iyi yabancı film ödülünü kaptı. Bunun haricinde en iyi yönetmen ve görüntü yönetimiyle toplamda 3 heykelciği var ♥

Bu sene hakkını veremediğim Oscar Ödülleri hakkında kendimce düşüncelerim  bunlar. Şimdi gelelim meydan okumada geciken günlerimi tamamlamaya...

Cumartesi günkü konumuz;

Neler Yapıyorum yazısı hazırlıyoruz. Maddeler için benim bir yazıma bakabilirsiniz.

Seviyorum / Loving:
Bu aralar rutinlerimi seviyorum. Rutinlerim aksayınca hırçınlaşabiliyorum.
Evde vakit geçirmeyi seviyorum. Battaniyemi çekip kitap okumayı, Oytunu oturduğum yerden delirtmeyi, dünya yıkılsa bile ben yerimden kıpırdamayayım modumu seviyorum...

Yiyorum / Eating:
Bu aralar sebze yemekleri favorim. Brokoli/balkabağı/karnabahar üçlüsünü her gün yiyebilirim hatta. E hal böyle olunca da çeşit çeşit yeni tarifler deniyorum ♥

İçiyorum / Drinking:
Limonlu sıcak su... Hiç içmezdim eskiden ama son 2-3 haftadır fincan fincan içiyorum. Kokusuna ve ağzımda bıraktığı tada bayılıyorum.

Hissediyorum / Feeling:
Kendimi yorgun hissediyorum. Bunun hasta olmamla alakası da olabilir tabi ama dokunmasalar günlerce yerimden kalkmadan yatabilecek gibi hissediyorum.

Yapıyorum / Making:
Bu aralar hiçbir şey yapmıyorum :) Bir ara elimdeki yarım işlere odaklanmıştım ama şimdi ondan da vazgeçtim. Geçecek inşallah bu tembellik halim...

Düşünüyorum / Thinking:
24 saati sürekli kafamda döndürüyorum bu aralar. Ölü zamanlarımı biraz da aktifleştirebilir miyim diye planlamalar, listeler geçiyor zihnimden sürekli. Uygulama mı? O işler karışık işte ahahahaaa :))

Hayalini kuruyorum / Dreaming:
Oytun'un iyi bir liseye yerleşmesi hayalindeyim çokça bu aralar. 3 ay kala sanırım sadece buna odaklanabiliyorum.

Okuyorum / Reading:
Misafir/Nermin Yıldırım

Dinliyorum / Listening:


Bu da Geçecek / Göksel
Bu aralar bu şarkıya takıldım ♥

İzliyorum / Watching:
Oscar adaylarını izliyordum ama listeyi tamamlayamadım hâlâ. Ödüller verilmiş olsa da ben izlemeye devam edeceğim...

Mutlu haftalar ♥

23 Şubat 2019

28 Gün Meydan Okuması #22


Ne zaman 22. güne geldik yahu :)
Son düzlük farkında mısınız. Tamam blogları okuma konusunda çok hakkını veremedim ama aralıklı olsa da tüm yazıları okuyup peş peşe yorumlamayı becerdim sanırım. Elimden geldiğince yani :P

Bugünkü konumuz ise;

İnanıyorum bu yazı faydalı olacak, bildiğin şeyler hakkında ipucu verebilirsin. Ne bileyim mutfak ipuçları ya da fotoğrafla ilgili ya da şu an hiç aklıma gelmeyen birşeyle ilgili... İpuçları hayati önem taşırlar, içlerinde deneyim barındırırlar.

Çok öyle her haltı bilen kadınlardan değilim. Yaptığım şeyin hakkını vererek yapmayı severim sadece. O yüzden hep önerilere açığımdır, duyduklarımı denemeyi severim.

Mesela iki seneden beri kavanozlama yöntemi kullanıyorum tüm yemeklerimde. Çalışan kadının hayatını kurtaran yöntem. Akşama ne yiyeceğiz, ay misafirim geldi endişesine çokça kapılmıyorum o sebeple. Yöntem basit, ne pişireceksem çokça pişiriyorum. Taze pişen yemeği sıcak sıcak kavanozlara alıyorum ve ağzını sıkı sıkı kapatıp ters çeviriyorum. Soğumaya bırakıyorum. Buradki püf noktası sadece kavanozu düzgün kapatmak. Soğuyunca dolaba atıyorum. Mis oluyor misss... 20 gün garantili bekleme süresi var ;)


Salata da hazırlıyorum bak ben bu yöntemle. Yeşillikleri kurutup nasıl hazırlayacaksam doğrayıp kavanozluyorum. 1 hafta hiçbir şey olmuyor salatalara buzdolabında ♥


Börülce, bakla gibi sebzeler haşlanırken kararıyor biliyorsunuz. Ben bu sebzeleri soğuk suyla haşlamıyorum. İlk önce suyu kaynatıp içine atıyorum. Birde ikiye bölünmüş domates koyuyorum, rengi hiç bozulmuyor ;)


Bir de karnabahar meselesi var. Haşlayınca genelde sararır. Onu haşlarken de suyun için 1-1,5 yemek kaşığı un atıp unla haşlıyorum ve bembeyaz oluyor karnabahar ;)

Şimdilik aklıma gelen ve sürekli kullandığım ipuçları bunlar efenim :)
Kendinize iyi bakın ♥

...................................

Bu arada hemen kısa bir not düşeyim, hafta sonu meydan okumaları hafta sonu koşturması sebebiyle aksatmak zorunda kalacağım maalesef :/ Önceden hazırlamak gibi bir imkanım olmadı maalesef...