2 Şubat 2015

ocak ayı instagram seçmeceleri ♥


Saçlarım lüle lüle, Ocak sana güle güle :))


Bavulları gören de yıllanacağımızı sanır :)))
 Hepi topu 3-5 gün aslında :)
Yolculuk halleri...

Şubat tatilini değerlendirmece 
Şu valiz hazırlamayı bir türlü beceremiyorum :(
Sırt çantasına sığanlara hayranım 
Valizin yarısı hiç kullanılmadan döner ama huylu huyundan vazgeçmez...


Nihayet becerebildim :)))
Pörtlek gözlülerim benim 

Aşk yaşıyorum
Gören de beni Amerikayı yeniden keşfetmiş sanar...


"Oğlumun becerikli ellerinden kendi rekorunu kırdı."

Diyorumki bu paylaşımı ben yapmadım, hatta çekildiğinin bile farkında değilim :))) 
Dün çekmiş ama yayınlayamamış, IG hata vermiş. 
Sıpa birde benim ağzımdan yazmış üstelik :)))) 
Demek kendini çok becerikli gördün paşam :)))))) 
Unutmuyum, unutturmuyum istedim ;)


Bugün çalışıyor olabilirim stop.
Kendimi delirmiş hissedebilirim stop.
Bu demek olmuyorki keyif yapamam stop.

İyi hafta sonları hepinize stop.


Bende insanım...

Öğle molası...
Kapımı kapattım, telefonları susturdum, kitabımla başbaşayım.
Deli kadın hikayeleri / Mine Söğüt 
Güzel yürekli, güzel insan Damlamın hediyesi♥



Yine kar lapa lapa...
Ofis penceremden, tam da şu an 

Bugün boşu boşuna dellenmemişim ben..
Çocuklara kar tatili olur kesin..
Çocuklara olunca anaları ne yapacak düşünen yok :(
Ben de kar tatili istiyorum...


Evde bayat ekmek birikmişse ne yapılır ??
Tabi kiii peynirli ekmek ♥
Bunun üzerine de reçel süren bir oğlum var benim.
Pazar..
Kimler pazartesi sendromuna şimdiden girdi ??????



Teyzoşlarım geldiyse hemen yöresel yemeklere dalınır...
Omaş çorbası için hazırlıklar başlasın ♥  

Tatar yemekleri miss gibi 
Kış günlerinde ilaç gibi
Gördüğünüz üzere 2015'te de boğazıma çalışıyorum :))

Musmutlu Şubatlarınız olsun efemmm :)


28 Ocak 2015

genlerinde var mı bi soy ağacına bakmak lazım aslında...




Bizim oğlanın spor merakı çokca maymun iştahı barındırır aslında...
Bir zamanlar futbola merak sardı. Anneanne koşturdu bi okul buldu... 1-2-3 antreman, sonrası fısssss...
Aslında sebep sevmemesi değil, benim paşanın çokça pofpoflanmak istemesi... Diğer çocukların yanında dalağı şişince paşanın demoralize oldu çokca... Eeee tabi aman paşam, canım paşam türküsünü herkes bilmiyor. Normaldir :)))

Şimdilerde de basket meraklısı...
Anneanne yine koşturdu buldu bir yer....
Dün itibariyle de başladık bakalım...
Pek bi ciddi şimdi, hatta akşam arabada eve dönerken NBA falan diyordu çok güldüm :)) Tabi ki içimden.. Yaparsın kuzu sen dedim bolca gazlı tarafından....

Aslında çok da isterim bir sporla uğraşmasını....

Babam rahmetlik de bizim için çok istemişti bir sporla uğraşalım... En son benden ümidi kestiğinde seni sumocu yapıyım bari diyordu ahahaaaa :))
Hakkaten benden de iyi sumocu olur :)))

Babam spor konusunda becerikli bir adamdı. Ama kıyamam iki kızına da geçmemiş onun merakı ve becerisi...
Hele ben atamama ve tutamama özürlüsüyüm. Ciddiyim... Hiçbişey atamam ben, tutamam da...

Şimdi anne bu konuda genetik bir hata, baba da ondan hallice...
Eeeee oğlum vallahi sana bol şans diliyorum ben :)
Bu genetik mirasıyla senden bir Hidayet çıkmaz ama vallahi bak başarırsın bu işi sen ;)



23 Ocak 2015

şahsına münhasır bir kişilikle şu anda...


Az önce...
Telefonum çaldı...
Nasıl da yoğunum...
Ama açmak zorundayım...
Açmazsam yerim bir zılgıt...

Ben- Efenimmm !!!!
Ş.M.K. (Şahsına Münhasır Kişilik)- Şimdi bişey aklıma geldi...
B - Ne geldi ki...
Ş.M.K. - Bi sene lisedeydin herhalde ilk dönem takdir getirmiştin de ikinci dönem teşekkür gelmişti...
B - Yapmışımdır, hatırlamıyorum. Üstelik ben ya teşekkür, getirirdim ya takdir. Olağanüstülük yok bunda anne.
Ş.M.K. - Ama o sene baban çok kızmıştı da teşekkürünü yırtmıştı senin....
B - Yoooo hiç hatırlamıyorum ????? Travma yaşamamışım demek :)))
Ş.M.K. - Yok o anda ben ne düşünmüştün, ne hissetmiştin onu çok merak ettim ????
B - Anne olayı hatırlamıyorum ben, hatırlamadığım olaydaki hissiyatımı nerden bileyim !!!!
Ş.M.K. - Yok yani sen yine de bi düşün... O anda ne hissettiysen aklına getir de akşam ona göre davran....
B - Anneeeeeeeeeeeee !!!!! Ne yapmaya çalıştığını anladım da çok mu kötü yahuuuu :((((

Hıdıdabıdıhıdıdabıdı şeklinde bu konuşma devam eder.....

Burdan çıkan sonuçlar:

1- Anne ben canavar değilim.
2- Öğretmeni son zamanlardaki düşen notları görmezden gelip takdir vererek benim şubat tatilindeki planlarımı altüst etmiştir.
3- Karneyi görüp bi duygularımı tahlil etmeme izin vereydin be annem :)
4- Şimdi geçmişi deşelemenin ne alemi vardı yahu, bak hala hatırlamıyorum babamın yaptığını... Babam annemin bi rüyasına giriverde şu işin doğrusunu anlat hadi...
5- Anneeeee seni çok seviyorummmmmmm :)))
6- Baba seni de çok seviyoooorummm..
7- Paşammmmmm seni çok çok çokkkk seviyorummmmm...

Nokta :)

Bu arada karne izlenimleri arkası yarın efem ;)

20 Ocak 2015

özgüven patlaması dedikleri...


Kendime 2015 te ufak tefek hedefler koydum.
Bunlardan birisi de evde yarım bıraktığım, sürünen işlerimi halletmek...
Öyle ki bu hedefi tamamlayabilmem için eve geldiğimde ışın hızıyla yemek, bulaşık, evi toparlama işlerini hallediyorum. Ve TV karşısına geçip taaaa şurda başladığım battaniyemi örüyorum. Az kaldı bitecek :) Dürt babam dürt...

Neyse konumuz bu değil...
Dün akşam bi yandan dürterken bir yandan da zappingliyorum. Kafama göre bişey buluyum da sıkılmıyım derdindeyim...

İşte tamda o anda....


Ağzım açık izliyorum...
Gülümsüyorum...
Gülüyorum...
Sonra hadi canım diyorum...

Evet tamam sevimlisin Anıl, şarkıyıda güzel söylüyorsun belki, ama canımcım ya bu hareketleri bir ben yapamam bir de sen...
O gömlek fırlatmaya biraz daha kaslı bir vücut lazım be annem...
Bide valla benimkiler de sallanıyor ordan biliyorum, lombur lombur... Bizdeki göbek kası değil, bildiğin yağ kütlesi... Hani hatırlatıyım dedim...

Ama yine de yolun açık olsun sevimli kardeş :)

19 Ocak 2015

Oylat Mağarasını birlikte gezelim mi ?



Aralık başıydı galiba. Yine gezenti ruhumuz yağmurlu bir günde yollara düşmemize sebep oldu.

İnegöl merkeze 17 km uzaklıkta Oylat Mağarasına vardığımızda şakır şakır yağmur yağmaya başlayınca ne kadar kötü bir zamanlama yaptığımızı düşünsekte mağaranın içine girdiğimizde hiç de hata yapmadığımızı anladık.


Özel bir işletmeye devredilen mağara girişi ücretli. Şu anda ücretini hatırlamıyorum ancak yüksek bir miktar olmadığını hatırlıyorum.

Oytun'un ilk mağara deneyimi oldu bu. İçeri girerken yarasa, ayı göreceğini hayal etti bol bol :) Ne olacak bu çocuğun hayvan merakı bilmem :)


Mağaranın oldukça mistik ve büyüleyici bir atmosferi vardı. Yağan yağmur sebebiyle damlayan suların sesleri içerisinde yürümek daha da keyifliydi.
İçeride ledlerle aydınlatılmış profil yol gezintiyi kolaylaştırmış ama merdivenler oldukça yorucuydu :) Yada merdiven düşmanı bana öyle geldi :)

Mağarayı gezerken bizim insanımızın bulundukları ortama olan saygısızlıkları yine sinir bozucuydu. Mağaranın duvarlarına isimlerini, aşklarını kazımak acaba hangi egolarını tatmin ettı çok merak ettim doğrusu :(




Onbinlerce yılda oluşan bu sarkıt ve dikitler inanılmaz güzellikte...
Bu arada Türkiye'nin en büyük 2. mağarasıymış burası.






Paşam bu yollardan kaç defa geçti hatırlamıyorum bile. Belli bir süre sonra sarkıt ve dikitlerden sıkılıp yarasa avı peşinde koştu zira :) Gördü mü peki tabiki hayır :))


Birkez daha yineliyorum ülkemiz bir cennet.
Sadece ne yazık ki kıymetini bilmiyoruz.

Mağaranın etrafına rahatlıkla yürüyüş yapılabilir aslında. 
Yağışın yoğun olması sebebi ile hiç yeltenmedik bile...

Mağaranın ileri bölgesinde Oylat Kaplıcaları var.
İrili ufaklı bir sürü otel ve günübirlik sıhhi banyolar.
Bana bu konu nedense sıcak gelmediğinden hiç niyetlenmedik.
Suyunun bir çok derde deva olduğu söyleniyor.
Hemen merkezde küçük tezgahları var. 
Mantarından, tarhanasına, peynirinden reçeline birçok ürünü satıyor teyzelerimiz.
Birçok ürünü de tabiki kendileri yapıyorlar.

Manzarası sebebiyle Yeşil Vadi Restaurant'ta alabalık yemeyi tercih ettik biz.
Kaşarlı alabalığının güzel olduğunu söylemişlerdi ancak biz çok memnun kalmadık.
Servis çok yavaş ve ilgisiz personeli var ne yazık ki.
Ancak işletmenin manzara keyfi de başka yerde yok.
Yemek önemli değil manzarayı izleyelim yeter derseniz doğru bir seçenek olabilir.

Oylat Şelalesine de gitmek vardı planlarımız arasında. 
Ancak yaklaşık 1 km patika yolu yağmurda yürümeye cesaret edemedik.
Belki başka bir sefere yine yolumuz düşerse dedik mecburen

Su gibi akıcı, mutlu ve neşeli bir hafta sizinle olsun ♥



16 Ocak 2015

filmlerden bir demet




HADİ İNŞALLAH  (2014);

Böyle bir filmin çekildiğinden bile haberim yokken asıl gitmek istediğimiz filmin seansını kaçırınca bari buna girelim modunda izlediğim bir film olur kendileri. Ama pişmanmıyım, değilim :))

Filmin ilk başlangıcında pucca ismini duyduğumda hadi canım tamamen tesadüf derken filmin sonunda blogger olarak çıkardığı kitaplarla daha bir ün yapmış pucca'nın kitabından uyarlanarak çekildiğini farketmem ayrı bir konu tabi ki... Kitaplarını hiç okumadığımdan kitapla eşdeğer midir tam olarak bilmiyorum ancak okuduğum yorumlarda kitaptan farklı olduğu yazılmış, çizilmiş.

Film bildiğimiz zengin yakışıklı oğlan, fakir (çirkin diyemeyeceğim) kız ve kötü huylu sevgili hikayesi. Bildiğimiz romantik komedi tarzının mıhlanmış hikayelerinden yani. Hiç yok diyemiyorum ama çok fazla küfür kullanmamaları da sevindirici bir nokta. Pekmez (Murat Boz) daha arka planda, Pucca (Büşra Tekin) daha etkin. Yardımcı karakterler iyi, hepsi yerli yerinde...

Filmden beklenti içine girmeden izlediğim için oldukça fazla güldüm, eğlendim. Gülerek, hoşça vakit geçirebileceğiniz bir film olmuş. Filmi de öyle bir şekilde bitirmişler ki devamı da gelecek muhtemelen. Bu sıralarda komedi filmlerinde moda oldu zaten bu seri olayı...

Sonuç olarak bu filmi SEVDİM...




KEDİ ÖZLEDİ (2013);

Kadir (İlker Ayrık) ve Kıymet (Algı Eke) 'in aşkını, aldatamadan aldatılma suçlamasıyla savaşmalarını ve bide kedileri Aşk'ı paylaşamadıklarını anlatan bir film... Filmimiz tamamen bundan ibaret. Kadir kıymet bilmiyorlar hiç :)))

Algı Eke'nin oyunculuğunu sevdim. Rolüne yakışmış ama İlker Ayrık için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Pek bir eğreti durmuş sanki. TV de sunduğu yarışma programından farklı bir hali yoktu. Yan karakterler de çok başarılı olmadığından filmi sürükleyecek birşey kalmamış.

Sonuç olarak bu filmi SEVMEDİM !!!





MANDIRA FİLOZOFU (2014);

Çocuklar Duymasın dizisindeki herşeye karşı olan Mustafa Ali (Müfit Can Saçıntı) bu filmde de herşeye karşı. Diziye ilk girişinde "ben çalışmaya karşıyım" felsefesini burda da sürdüren Mustafa Ali, hayatı para ve işten ibaret olan Cavit (Rasim Öztekin) ile uzun felsefik sohbetleri filmin ana temasını oluşturmuş.

Kapitalist düzene karşı olan Mustafa Ali'nin kulübesine bayıldım. Ve o sabah kahvaltıları beni benden aldı :)) Filmde odaklandığım şeye bakarmısınız yine; yemek... :)))
Bodrum'un Çökertme köyünde çekilen filmde doğanın güzelliğine hayran kalmamak da imkansız. Gözüm gönlüm açıldı bu karlı kış günlerinde.

Filmin kategorisi komedi tarzında belirlense de öyle çok komik bir film değil. Evet ince ince espriler, köy ahalisinin Muğla ağzıyla yaptığı konuşmalar ve bol bol küfür filmi komedi tarzına itmeye çalışsa da daha çok "insanoğlu sen ne yapıyorsun bi düşün" alt yapısı daha çok baskın. Güzelim koylarımızın, ormanlarımızın çeşitli rant kavgalarıyla parsellenmesine de iyi örnek olmuş.

Filmden iyi mottolarda çıkmış tabi hal böyle olunca....

Sadece o doğa içindeki minik kulübede yaşamayı hayal etmek için bile izlenir bu film.

Sonuç olarak SEVDİM ben bu filmi.

Yakınlarda 2.si de vizyona girecekmiş hatta. Onuda izlerim ben ;)

Bu sıralarda türk komedilerine dadanmışım ben. Şimdi yazınca farkettim :)
Kışın soğuk havasını atmaya çalıştım galiba :)

Neşeli bir hafta sonu diliyorum hepinize...
Hoşça ve dostça kalın :)